Röportaj

Latife Tekin kuşkusuz çağımızın en etkileyici yazarlarından biri. Onunla röportaj yapmak kelimelerin yüzdüğü bir nehrin kenarında yürümek gibi... Peşimizde de sanki tüm o Latife Tekin karakterleri, fabrika işçileri, çaresiz kadınlar, hayalci çocuklar...
Hikâyesi Hatay’dan Amsterdam’a uzanan, son yılların gözde müzisyenlerinden biri Karsu. Büyüdüğü ve yaşadığı Amsterdam’da müziği keşfedildikten sonra çıktığı yolculuk onu dünyanın dört bir tarafına götürdü. Bu yolculukta, müziğini de benzettiği İstanbul onun için önemli ve sıklıkla uğradığı duraklardan biri. Müzisyenle yeniden yollara düşmenin heyecanını, bir kariyere dönüştürdüğü yemek yapma tutkusunu, elliyi aşkın ülkeyi ziyaret etmesine rağmen neden Konya’ya ve Diyarbakır’a geri dönmek istediğini konuştuk...
Fotoğrafını göstermeden Selvi Boylum Al Yazmalım’ın Cemşit’i deseydim hemen tanırdınız. Yeşilçam devlerinden Ahmet Mekin, her rolünü hakkıyla oynadı, her bakışı kalplere ok gibi saplandı, emeğin kıymetini bildi, kimseye eyvallahı olmadı... O, dimdik ayakta bir tarih.
Şehrimizdeki en güzel konser salonlarından birine adı verilen müzik insanı Cemal Reşit Rey’in öğrencisi olarak yetişen Ertuğrul Sevsay, aynı anda hem tıp hem de müzik eğitimi almış bir gastroenterolog, tango tutkunu, besteci ve orkestra şefi; en kısa haliyle böyle özetleyebiliyoruz kendisini. Çocukluğunun İstanbul’undan AKM’nin yeniden açılışına müzik eğitiminden Cemal Reşit Rey’le tanışmasına merak uyandırıcı pek çok detayı Osmantan Erkır’a anlattı.
Farklı türlerde üreten sanatçılar olup fark yaratmayı başaran üç kadınla, Melike Şahin, Lil Zey ve Nova Norda'yla yuvarlak masa usulü muhabbet ettik. Türkiye’de kadın müzisyen olmaktan dijital müzik piyasasına ve konserlerin geleceğine, pandemi ve iklim felaketine, oradan İstanbul’a uzandık.
Can Bonomo, sonradan İstanbullulardan. İzmir’de doğup üniversite zamanında İstanbul’a taşınmış. Ama üretiminin ham maddesinin İstanbul olduğunu söylüyor. Şimdi 35 yaşına basarken hayatı, zamanın akışını, değişimi sorguluyor. Zamanın hızını korkutucu, ruhunu biraz can sıkıcı bulsa da her değişimin içinde bir yerlerde bulunduğuna inandığı iyi yönleri keşfetmeye çalışıyor. Ve her güne oyuncu eşi Öykü Karayel ve minik oğlu Roman’la kendi küçük ailesini oluşturmanın heyecanıyla uyanıyor.
Neşeli, dinamik, çalışmayı seven, içinden geldiği gibi konuşan bir oyuncu Ecem. Sahne ışığını iyi alan ama o ışığın göz kamaştıran büyüsüne aldanmayanlardan biri. Doğal, neyse o...
Ahmet Ümit’in yeni romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde heyecanlı bir polisiyenin içinde buluyoruz kendimizi; Berlin-Bergama hattında detaylı bir cinayetin mitolojik ipuçlarını takip ediyor, arkeoloji ve yakın tarihe dair bilgilerin ışığında dev bir yapbozu çözüyoruz... Pandemide Büyükada’ya taşınan usta yazarla son kitabını, polisiyenin inceliklerini ve İstanbul’u konuştuk.
İstanbul’da doğan ama büyüyene kadar babasının mesleği nedeniyle, daha sonra da huyu diye sürekli şehir, hatta ülke değiştirerek yaşayan oyuncu ve çevirmen Ece Dizdar, daha önceleri verdiği söyleşilerde kendisini köksüz hissettiğini anlatırdı. Şimdi, dikkat kesilmiş halde günümüz şartları dolayısıyla hayatında vuku bulan büyük değişimi izliyor: Seyahat planı olmadan yaşamak! 39. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü Selen Uçer’le paylaşan Dizdar ile Yekta Kopan söyleşti.
İstanbul’un sokaklarını, vapurlarını şehrin diğer sakinlerinden farklı ruhla hisseden, farklı gözle gören bir müzisyen Evrencan Gündüz. Babası Asım Can Gündüz’ün ona genç yaşındayken hediye ettiği ilk gitarıyla insanların karşısına geçip müzik yaptığı ilk yer de bu sokaklardı.
İsveç’in İstanbul Başkonsolosu Peter Ericson, diplomat, siyasetçi gibi unvanlarla yan yana telaffuzuna pek alışık olmadığımız özelliklere sahip biri. Doğallığı, teklifsizliği ve enerjisiyle ışıldayan başkonsolosu Beyoğlu’nda bulunan ve 150. yılını kutlama hazırlığı yapan İsveç Sarayı’nda ziyaret ettik.
Yükselişteki rap'çi Zen-G, ilk solo albümünü geçtiğimiz mart ayında yayınladı ve şarkılarının dijital mecralardaki dinlenme rakamları dudak ısırtıyor. Onu Sulukule’nin kentsel dönüşümüne bir başkaldırı olarak hayat bulan grubu Tahribad-ı İsyan’dan tanıyanlar içinse hâlâ aynı Zen-G. Şimdilerde İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yaşıyor ama Sulukule ve doğup büyüdüğü Suriçi’ndeki “kardeşleriyle” bağını koparmamış. Dönüşüm mağduru Sulukule’nin son haline göz atmak için Zen-G ile birlikte yola çıktık, ondan dönüşümün başladığı zamanları dinledik; değişim olgusuna genel bakışını, müziğini, başardıklarını ve İstanbul’la ilişkisini konuştuk.