Röportaj

Oyuncu Serkan Keskin, hepimizin aşina olduğu bir yüz. Başrolünden yardımcı rolüne sevdiği her rolü gocunmadan kabul eden ve büründüğü her karakterin altından başarıyla kalkan bir sanatçı. Serkan Keskin pandemi günlerinde İstanbul’dan uzaklaşmak yerine evinde kalmayı tercih etti. Burada olmak ona göre üretmek için bir fırsattı. Bu fırsatı kâh çevrimiçi konserler vererek, kâh evini sete dönüştürüp film çekerek değerlendirdi. Mart ayında başrolünü üstlendiği ve yönetmen Reha Erdem’in imzasını taşıyan Seni Buldum Ya! adlı “online” film ile karşımıza çıkıyor.
Kadın hareketi, göçmen sorunu, kentsel dönüşüm, sınıf farkı... Azra Deniz Okyay, ilk uzun metrajlı filmi Hayaletler’de her biri ayrı bir filmin konusu olabilecek tüm bu meseleleri iç içe geçirerek sunuyor ve bu zor işin altından kalkmayı ustalıkla başarıyor. Pandemi nedeniyle henüz geleneksel anlamda gösterim şansı elde edememiş olsa da, Hayaletler’in yurt içi ve yurt dışında hayranı çok. Okyay’la 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Film ve En İyi Yönetmen başta olmak üzere beş ödülle dönen filmini konuşurken, “Kenti beşinci bir karakter gibi ele aldım” dediği İstanbul’un hayaletlerini takip ettik.
Neşeli, sosyal medyada gençlerle muhabbet etmeyi seven, kendini fazla ciddiye almayan ve alanlardan da fazla hoşlanmayan, her gününü “bir günü daha hoş geçirirsem ne âlâ” yaklaşımıyla yaşamayı seçen ama bir gecede on iki sahne alacak kadar da çalışkan bir sanatçı Nükhet Duru. Onlarca yıldır gözümüzün önünde ve bu tavrını, doğallığını hep koruyor. Bir de gülen gözlerini. Yekta Kopan söyleşti.
4 Aralık’ta Türkiye’de vizyona giren Şans Tanrıçası filmi; çok ses getiren son kitabı Bir Nefes Gibi, eylül ayında aldığı FICE Ödülü, yönettiği Madama Butterfly operası... İz bırakan filmlerin yönetmeni, kalbe dokunan kitapların yazarı Ferzan Özpetek’le konuşulacak çok konu var. İstanbul’dan Roma’ya bağlanmanın tam zamanı!
Tamamen güvende olmanın sadece tek başınayken mümkün olduğu günlerden geçiyoruz. Pandemi, duygusal olgunluğumuza bakmaksızın bizi kendimizle baş başa bırakıyor. Oysa “tek başınalık” ile “yalnızlık” aynı şey değil. Hepimiz her zaman tek başınayız aslında; esas mesele dara düştüğümüzde yönelebileceğimiz insanlar, kurumlar olup olmadığı. Bunlar yoksa, işte o zaman yalnızız. Psikoterapist ve psikiyatrist Agâh Aydın, küresel salgın sürecinin bir yalnızlaşma müsebbibi olmadığını, buna karşılık pek çok insana “yalnız olduğunu fark ettirdiğini” söylüyor ve anlatıyor: “Tanık yoksa hikâye, hikâye yoksa insan yok. Sosyal medya, kentlerde yapayalnız kalmış insanların iyileşme girişimidir.”
Mart ayından beri İstanbul’dan uzakta, Göcek’te yaşıyor Göksel. Şehri terk etmiş değil, dönecek. Ama şimdilik hayvanlar âlemiyle tanışmaya ve müziğini özgürleştirdiğini düşündüğü doğanın kucağında üretmeye devam ediyor. Yeni maceralarını Yekta Kopan’a anlattı.
Bir “yakından tanıma” ve analiz yöntemi olarak pek çok mecrada kullanılan meşhur Proust anketini eğdik, büktük, içine İstanbul’u kattık ve ilk konuğumuz Serdar Kuzuloğlu’nun önüne koyduk. İSTanket, her sayıda farklı alanlardan isimleri tetkike devam edecek.
Gazeteci ve yazar Umur Talu’nun, COVID-19’un ilk günlerinden itibaren sosyal medya hesabı üzerinden her gün paylaştığı kısa insan öyküleri, kitap olarak yayımlandı (Literatür Yayınları). İnsan yazgılarının asırları ve sınırları aşıp nasıl birbirine bağlandığını anlatan öykülerin her biri kendi içinde bir öyküler yumağı, bir matruşka. Talu, “Kaderlerimiz birbirini etkiliyor. Yalnız yürümek zorunda değiliz” diyor.
Eğlence dünyasında bir kadın olarak var olabilmenin zorluklarını babasından yadigâr genetik ve kültürel miras ile aşmayı başaran Altan Karındaş'ı tarih Türkiye’nin ilk kadın şov sanatçılarından biri olarak anacak. Karındaş, şov dünyasına nasıl girdiğini, neler yaptığını, neler yaşadığını Osmantan Erkır’a anlattı.
Sara La Fountain, televizyonda İstanbul’un lezzetlerini keşfe çıktığı yemek programlarıyla radarımıza girdi. "En meşgul İstanbullular bile iyi yemek yemekte kararlı, sokak yemekleriniz de o yüzden bu kadar lezzetli" diyen gezgin aşçı, gül reçelini ilk kez tattığında ağlamıştı.
İdris Pehlivan, tek başına geldiği İstanbul’da komilikten başladı işe ve o kadar severek yaptı ki, zarafetiyle dillere destan gece hayatı döneminde İstanbul’un en önemli restoran ve gece kulüplerini kurdu, yönetti. İdris Pehlivan’ın hayatını, hem bir başarı öyküsü hem de şehrimizin hikâyesi olarak okumak mümkün. Osmantan Erkır’ın kaleminden.
Ercan Kesal’ın 2000 yılında aday adayı olarak katıldığı Beyoğlu Belediye Başkanlığı seçim tecrübesini hikâyeleştirdiği Nasipse Adayız filmi, 39. İstanbul Film Festivali’nde üç önemli ödül kazandı. Filmin –bir aksilik olmazsa– sonbaharda gösterime girecek olmasını fırsat bildik, Ercan Kesal ile Nasipse Adayız’ı ve İstanbul’un filmdeki rolünü konuştuk.