Röportaj

İstanbul’da doğan ama büyüyene kadar babasının mesleği nedeniyle, daha sonra da huyu diye sürekli şehir, hatta ülke değiştirerek yaşayan oyuncu ve çevirmen Ece Dizdar, daha önceleri verdiği söyleşilerde kendisini köksüz hissettiğini anlatırdı. Şimdi, dikkat kesilmiş halde günümüz şartları dolayısıyla hayatında vuku bulan büyük değişimi izliyor: Seyahat planı olmadan yaşamak! 39. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü Selen Uçer’le paylaşan Dizdar ile Yekta Kopan söyleşti.
İstanbul’un sokaklarını, vapurlarını şehrin diğer sakinlerinden farklı ruhla hisseden, farklı gözle gören bir müzisyen Evrencan Gündüz. Babası Asım Can Gündüz’ün ona genç yaşındayken hediye ettiği ilk gitarıyla insanların karşısına geçip müzik yaptığı ilk yer de bu sokaklardı.
İsveç’in İstanbul Başkonsolosu Peter Ericson, diplomat, siyasetçi gibi unvanlarla yan yana telaffuzuna pek alışık olmadığımız özelliklere sahip biri. Doğallığı, teklifsizliği ve enerjisiyle ışıldayan başkonsolosu Beyoğlu’nda bulunan ve 150. yılını kutlama hazırlığı yapan İsveç Sarayı’nda ziyaret ettik.
Yükselişteki rap'çi Zen-G, ilk solo albümünü geçtiğimiz mart ayında yayınladı ve şarkılarının dijital mecralardaki dinlenme rakamları dudak ısırtıyor. Onu Sulukule’nin kentsel dönüşümüne bir başkaldırı olarak hayat bulan grubu Tahribad-ı İsyan’dan tanıyanlar içinse hâlâ aynı Zen-G. Şimdilerde İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yaşıyor ama Sulukule ve doğup büyüdüğü Suriçi’ndeki “kardeşleriyle” bağını koparmamış. Dönüşüm mağduru Sulukule’nin son haline göz atmak için Zen-G ile birlikte yola çıktık, ondan dönüşümün başladığı zamanları dinledik; değişim olgusuna genel bakışını, müziğini, başardıklarını ve İstanbul’la ilişkisini konuştuk.
Hezârfen “bin ilimli insan” demektir. Necip Sarıcı bu sıfatın yaşayan bir timsali: Ses mühendisi; sinema, belgesel film ve müzik yapımcısı; yönetmen, araştırmacı, fotoğrafçı, yazar, sergi küratörü, uzman koleksiyoner ve vakanüvis. Ayrıca birçok müzenin kurulmasına büyük katkıları olmuş bir kültür insanı. Meslek hayatında sayısız ödüle layık görülmüş başarılı bir iş insanı, harika bir aile babası ve tanımın hakkını tam olarak veren bir İstanbul beyefendisi, bir anıt insan.
Orhan Pamuk 1901’deki veba salgını sırasında Osmanlı’ya bağlı hayali Minger adasında geçen olayları anlattığı romanı Veba Geceleri’yle yeniden okuma köşemizin en güzel konuklarından biri oldu. Kitabı okuduktan sonra usta yazarın kapısını çaldık, Veba Geceleri’nin şifrelerini çözmek için sorularımızı yönelttik.
Çocukluğu ve gençliği Beyoğlu’nda geçmiş, sanat yaşamının büyük bölümü burada şekillenmiş, pek çok kitabının ve oyununun içinden İstanbul geçen üstat Ferhan Şensoy, geçen yıldan beri, aslında emekliliğini geçirmeyi planladığı Bodrum’da, söylediğine göre artık kendilerini görmekten bıkan dört köpeğinin yanında eşiyle birlikte “mülteci” vaziyetinde. Halini ve “halimizi” Tolga Akyıldız’a anlattı.
Şiirimizin çığır açan ustası Orhan Veli, 1914 yılının bir nisan günü Beykoz’da dünyaya gelmişti. Biricik kız kardeşi Füruzan Yolyapan ise büyük ustadan on yıl sonra... Osmantan Erkır, 97 yaşındaki Füruzan Hanım’la dergimiz için uzun uzun sohbet etti, Orhan Veli’nin yaşamının daha önce gün yüzüne çıkmamış ayrıntılarını şairin kız kardeşinden dinledi. Yetmedi, Füruzan Hanım’ı alıp çok uzun yıllardır görmediği Beykoz’a götürdü. Geride Erkır ve Yolyapan için unutulmaz birer anı ve İST okurları için bu hoş sohbetin yanında anılara tanıklık etmenin sevinci kaldı.
Oyuncu Serkan Keskin, hepimizin aşina olduğu bir yüz. Başrolünden yardımcı rolüne sevdiği her rolü gocunmadan kabul eden ve büründüğü her karakterin altından başarıyla kalkan bir sanatçı. Serkan Keskin pandemi günlerinde İstanbul’dan uzaklaşmak yerine evinde kalmayı tercih etti. Burada olmak ona göre üretmek için bir fırsattı. Bu fırsatı kâh çevrimiçi konserler vererek, kâh evini sete dönüştürüp film çekerek değerlendirdi. Mart ayında başrolünü üstlendiği ve yönetmen Reha Erdem’in imzasını taşıyan Seni Buldum Ya! adlı “online” film ile karşımıza çıkıyor.
Kadın hareketi, göçmen sorunu, kentsel dönüşüm, sınıf farkı... Azra Deniz Okyay, ilk uzun metrajlı filmi Hayaletler’de her biri ayrı bir filmin konusu olabilecek tüm bu meseleleri iç içe geçirerek sunuyor ve bu zor işin altından kalkmayı ustalıkla başarıyor. Pandemi nedeniyle henüz geleneksel anlamda gösterim şansı elde edememiş olsa da, Hayaletler’in yurt içi ve yurt dışında hayranı çok. Okyay’la 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Film ve En İyi Yönetmen başta olmak üzere beş ödülle dönen filmini konuşurken, “Kenti beşinci bir karakter gibi ele aldım” dediği İstanbul’un hayaletlerini takip ettik.
Neşeli, sosyal medyada gençlerle muhabbet etmeyi seven, kendini fazla ciddiye almayan ve alanlardan da fazla hoşlanmayan, her gününü “bir günü daha hoş geçirirsem ne âlâ” yaklaşımıyla yaşamayı seçen ama bir gecede on iki sahne alacak kadar da çalışkan bir sanatçı Nükhet Duru. Onlarca yıldır gözümüzün önünde ve bu tavrını, doğallığını hep koruyor. Bir de gülen gözlerini. Yekta Kopan söyleşti.
4 Aralık’ta Türkiye’de vizyona giren Şans Tanrıçası filmi; çok ses getiren son kitabı Bir Nefes Gibi, eylül ayında aldığı FICE Ödülü, yönettiği Madama Butterfly operası... İz bırakan filmlerin yönetmeni, kalbe dokunan kitapların yazarı Ferzan Özpetek’le konuşulacak çok konu var. İstanbul’dan Roma’ya bağlanmanın tam zamanı!