Röportaj

"Artık sabahları erkenden kalkıyorum. Eskiden yattığım saatlerde uyanıyorum yani" diyor ve gülüyor Teoman. Rock’n roll felsefesinin ona neden korkutucu geldiğini, artık neden “arıza adam” gibi görünmek istemediğini, “yarı emekliyim” derken neyi kastettiğini, neden asla bir sahil kasabasına yerleşemeyeceğini ve çok daha fazlasını Tolga Akyıldız’a anlatıyor.
Onu Bir Demet Tiyatro’nun Zabıta İrfan’ı olarak tanıdık. Sonra Zaga’daki skeçlerde tedirgin adam olarak karşımıza çıktı. Derken Avrupa Yakası’ndaki Burhan Altıntop ile devleşti âdeta. O zamandan beri de Türkiye’nin en sevilen, en çok kahkaha attıran aktörlerinden biri oldu Engin Günaydın. Şimdi de Andropoz isimli dizisiyle hem senarist hem oyuncu olarak bir kez daha evlerimize konuk oluyor. Onunla önce çok sevdiği Gezi Pastanesi’nde buluştuk, daha sonra evine konuk olup merak ettiğimiz soruları yönelttik. Yanıtlarını onun kendine has sesiyle okuyacağınızdan ve bol bol güleceğinizden eminiz!
Mücevher tasarımcısı Avedis Kendir, dokuz yaşında kapısından adım attığı Kapalıçarşı’da çıraklıkla başlayan kariyerinde II. Elizabeth için mücevher de tasarlamış, çocukken hayranı olduğu Kristof Kolomb’dan esinlenerek yaptığı Santa Maria’sıyla İspanya’da, Kolomb’un naaşının bulunduğu Sevilla Katedrali’nde de yer almış. Hayallerini gerçekleştirmiş olsa da her sabah Cağaloğlu’ndaki atölyesinde aynı heves ve heyecanla geçiyor masasının başına. Çok sevdiği ülkesinden ve İstanbul’dan ilham almayı sürdürdüğünü söylemeden de geçemiyor.
Beyoğlu’nun simge yapılarından biri olan Mısır Apartmanı’nda geçen yıllar, ailenin kültürel çeşitliliğinin yansıdığı sofralar ve tüm bunların kâğıda dökülmesiyle doğan kitaplar... Sema Temizkan çocukluk anılarından yola çıkarak İstanbul ve Beyoğlu’na dair hafızasını tazelerken bizi de nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü 1948 yılından bu yana bütün dünyada hatırlanıyor. Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni 10 Aralık 1948’de Paris’te yaptığı genel kurulda kabul etmişti. İmzacı ülkeler arasında Türkiye de vardı. Ama o atılan imzalara pek fazla riayet edilmedi. Ülkemiz dünyada bu alanda en kötüler arasında yer alıyor. 10 Aralık İnsan Hakları Günü münasebetiyle siyasetin 90 yaşındaki çınarı Hüsamettin Cindoruk İST’in sorularını yanıtladı.
Cilalı İbo Perili Köşkte filminde küçük bir rolle sinemaya adım attı. Daha sonra yapımcılığa soyundu. Kapıcılar Kralı’ndan Selvi Boylum Al Yazmalım’a pek çok filmin yapımcılığını üstlendi. Beyoğlu, Arif Keskiner denince akla gelen bir başka şey. Kurucusu olduğu Sinema Sevenler Derneği Lokali, namıdiğer Çiçek Bar, sadece Yeşilçam’ın değil edebiyat ve sanat dünyasının da nabzını tuttu bir dönem. Osmantan Erkır, akademisyen ve yazar Haluk Oral ile İST Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci Nazım Alpman’ı da yanına alarak Arif Keskiner’i evinde ziyaret etti, tavla eşliğinde dönen muhabbete ortak oldu, eşsiz hikâyeler dinledi...
İlk albümü Sakin Olmam Lazım’ı yayınladığı dönemde (2005) özellikle sahnede yarattığı alışılmadık mizansenle çok konuşulan Hayko Cepkin, oldukça kısa bir sürede kendi deyişiyle "ailenizin uzaktan akrabası" mertebesine ulaşmayı başardı. Müzikal üretimleri ve sahne performansları devam ededursun, yaşamını sürdürdüğü Kuşadası’nda çiftlik işlerine ya da "tüplü araç" projesine yoğunlaştığı da oluyor Cepkin’in.
Hep söylenen bir cümledir: "Avrupai anlamda tiyatroyu Ermeniler başlattı." Boğos Çalgıcıoğlu, "Eyvallah, doğru" diyor ama sonra soruyor, "E peki sonra ne oldu?"
Zuhal Olcay, tiyatrodan sinemaya, televizyona ve en nihayetinde sahnelere uzanan kariyerinde eleştirel anlamda alkışlanan, saygı gören işlere imza attı hep. Onun adını bir projede gördüğümüzde “o zaman iyidir” demek gibi bir refleksimiz var. Kendisi de yolundan memnun, "Keşke diyebileceğim bir şey neredeyse yok" diyor. Sonbaharda yeni bir diziyle karşımızda olacağını müjdeliyor, hayatına ve kariyerine dair sorularımızı açık sözlülükle yanıtlıyor.
Türkiye müzik sahnesinin şüphesiz en özel seslerinden biri Cem Adrian. Onu özel kılan sadece eşsiz ses rengi değil; üretkenliğiyle ve dinleyicisiyle kurduğu samimi bağla da sektörde kendine sarsılmaz bir yer edinmiş durumda. Bir süre önce Gökyüzümün Yıldızları isimli bir albüm yayınlayan müzisyenle sanatını, şöhret olgusunu, ikamet ettiği Ankara’yı ve bir dönem yolunun düştüğü İstanbul’a dair şimdiki hislerini konuştuk.
Ediz Hun, büyük sanatçı. Sadece sanatçı değil bir bilim insanı aynı zamanda... Okan Üniversitesi’nin akademik kadrosunda yer alıyor ve bir süredir Agatha Christie’nin On Küçük Zenci kitabından uyarlanan On Kişiydiler adlı oyunda sahneye çıkıyor. 81 yaşında ışıldamaya devam eden Hun’la çocukluğunun İstanbul’unu, yurt dışı macerasını, tiyatro deneyimini ve biraz da siyasi kariyerini konuştuk.
Komedi oyuncusu Perran Kutman, gündemi her an değişen toplumumuzun ortak belleğinde sosyolojik değerini koruyan karakterlerle milyonlarca insanı etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Çünkü hayatlarımıza dokundu; dokunmakla kalmayıp sevgi baharatları serpti cömertçe. Bir güldürdü bir ağlattı. Her daim en yakınımızdan biri oldu. Kimi zaman öğretmenimiz, kapı komşumuz, kimi zaman annemiz...