Röportaj

Farklı türlerde üreten sanatçılar olup fark yaratmayı başaran üç kadınla, Melike Şahin, Lil Zey ve Nova Norda'yla yuvarlak masa usulü muhabbet ettik. Türkiye’de kadın müzisyen olmaktan dijital müzik piyasasına ve konserlerin geleceğine, pandemi ve iklim felaketine, oradan İstanbul’a uzandık.
Can Bonomo, sonradan İstanbullulardan. İzmir’de doğup üniversite zamanında İstanbul’a taşınmış. Ama üretiminin ham maddesinin İstanbul olduğunu söylüyor. Şimdi 35 yaşına basarken hayatı, zamanın akışını, değişimi sorguluyor. Zamanın hızını korkutucu, ruhunu biraz can sıkıcı bulsa da her değişimin içinde bir yerlerde bulunduğuna inandığı iyi yönleri keşfetmeye çalışıyor. Ve her güne oyuncu eşi Öykü Karayel ve minik oğlu Roman’la kendi küçük ailesini oluşturmanın heyecanıyla uyanıyor.
Neşeli, dinamik, çalışmayı seven, içinden geldiği gibi konuşan bir oyuncu Ecem. Sahne ışığını iyi alan ama o ışığın göz kamaştıran büyüsüne aldanmayanlardan biri. Doğal, neyse o...
Ahmet Ümit’in yeni romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde heyecanlı bir polisiyenin içinde buluyoruz kendimizi; Berlin-Bergama hattında detaylı bir cinayetin mitolojik ipuçlarını takip ediyor, arkeoloji ve yakın tarihe dair bilgilerin ışığında dev bir yapbozu çözüyoruz... Pandemide Büyükada’ya taşınan usta yazarla son kitabını, polisiyenin inceliklerini ve İstanbul’u konuştuk.
İstanbul’da doğan ama büyüyene kadar babasının mesleği nedeniyle, daha sonra da huyu diye sürekli şehir, hatta ülke değiştirerek yaşayan oyuncu ve çevirmen Ece Dizdar, daha önceleri verdiği söyleşilerde kendisini köksüz hissettiğini anlatırdı. Şimdi, dikkat kesilmiş halde günümüz şartları dolayısıyla hayatında vuku bulan büyük değişimi izliyor: Seyahat planı olmadan yaşamak! 39. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü Selen Uçer’le paylaşan Dizdar ile Yekta Kopan söyleşti.
İstanbul’un sokaklarını, vapurlarını şehrin diğer sakinlerinden farklı ruhla hisseden, farklı gözle gören bir müzisyen Evrencan Gündüz. Babası Asım Can Gündüz’ün ona genç yaşındayken hediye ettiği ilk gitarıyla insanların karşısına geçip müzik yaptığı ilk yer de bu sokaklardı.
İsveç’in İstanbul Başkonsolosu Peter Ericson, diplomat, siyasetçi gibi unvanlarla yan yana telaffuzuna pek alışık olmadığımız özelliklere sahip biri. Doğallığı, teklifsizliği ve enerjisiyle ışıldayan başkonsolosu Beyoğlu’nda bulunan ve 150. yılını kutlama hazırlığı yapan İsveç Sarayı’nda ziyaret ettik.
Yükselişteki rap'çi Zen-G, ilk solo albümünü geçtiğimiz mart ayında yayınladı ve şarkılarının dijital mecralardaki dinlenme rakamları dudak ısırtıyor. Onu Sulukule’nin kentsel dönüşümüne bir başkaldırı olarak hayat bulan grubu Tahribad-ı İsyan’dan tanıyanlar içinse hâlâ aynı Zen-G. Şimdilerde İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yaşıyor ama Sulukule ve doğup büyüdüğü Suriçi’ndeki “kardeşleriyle” bağını koparmamış. Dönüşüm mağduru Sulukule’nin son haline göz atmak için Zen-G ile birlikte yola çıktık, ondan dönüşümün başladığı zamanları dinledik; değişim olgusuna genel bakışını, müziğini, başardıklarını ve İstanbul’la ilişkisini konuştuk.
Hezârfen “bin ilimli insan” demektir. Necip Sarıcı bu sıfatın yaşayan bir timsali: Ses mühendisi; sinema, belgesel film ve müzik yapımcısı; yönetmen, araştırmacı, fotoğrafçı, yazar, sergi küratörü, uzman koleksiyoner ve vakanüvis. Ayrıca birçok müzenin kurulmasına büyük katkıları olmuş bir kültür insanı. Meslek hayatında sayısız ödüle layık görülmüş başarılı bir iş insanı, harika bir aile babası ve tanımın hakkını tam olarak veren bir İstanbul beyefendisi, bir anıt insan.
Orhan Pamuk 1901’deki veba salgını sırasında Osmanlı’ya bağlı hayali Minger adasında geçen olayları anlattığı romanı Veba Geceleri’yle yeniden okuma köşemizin en güzel konuklarından biri oldu. Kitabı okuduktan sonra usta yazarın kapısını çaldık, Veba Geceleri’nin şifrelerini çözmek için sorularımızı yönelttik.
Çocukluğu ve gençliği Beyoğlu’nda geçmiş, sanat yaşamının büyük bölümü burada şekillenmiş, pek çok kitabının ve oyununun içinden İstanbul geçen üstat Ferhan Şensoy, geçen yıldan beri, aslında emekliliğini geçirmeyi planladığı Bodrum’da, söylediğine göre artık kendilerini görmekten bıkan dört köpeğinin yanında eşiyle birlikte “mülteci” vaziyetinde. Halini ve “halimizi” Tolga Akyıldız’a anlattı.
Şiirimizin çığır açan ustası Orhan Veli, 1914 yılının bir nisan günü Beykoz’da dünyaya gelmişti. Biricik kız kardeşi Füruzan Yolyapan ise büyük ustadan on yıl sonra... Osmantan Erkır, 97 yaşındaki Füruzan Hanım’la dergimiz için uzun uzun sohbet etti, Orhan Veli’nin yaşamının daha önce gün yüzüne çıkmamış ayrıntılarını şairin kız kardeşinden dinledi. Yetmedi, Füruzan Hanım’ı alıp çok uzun yıllardır görmediği Beykoz’a götürdü. Geride Erkır ve Yolyapan için unutulmaz birer anı ve İST okurları için bu hoş sohbetin yanında anılara tanıklık etmenin sevinci kaldı.