Tüm yurtta kutlama seferberliği

Fotoğraf
Cengiz Kahraman Arşivi
02 Eylül 2020 - 10:51

29 Ekim’in Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanması önerisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 19 Nisan 1925 tarihli oturumunda kabul edilmişti. Ali Fethi (Okyar) Bey tarafından verilen kanun teklifinde “Her milletin millî bayram olarak tek bir gün kabul ettiği, o günün memleket içinde ve dışındaki elçiliklerde kutlandığı, bu bayramın Amerika’da 4 Temmuz, Fransa’da 14 Temmuz olduğu, Türkiye Cumhuriyeti için de 29 Ekim tarihinin kabul edilmesi gerektiği” belirtiliyordu.1 Böylece Cumhuriyet Bayramı 1925’ten itibaren kutlanmaya başlandı. İlk yıllarda bayram kutlamalarının kapsamı resmî tören ve etkinliklerle sınırlıydı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yılını dolduracağı 1933 yılında ise bayramın hiç olmadığı kadar görkemli ve geniş katılımlı törenlerle kutlanmasına karar verildi. Bu amaçla 29 Ekim’den aylar önce hummalı bir faaliyet başladı. İlk olarak, Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Sekreteri Recep (Peker) Bey, 1 Şubat 1933’te kutlama hazırlıklarının başladığını duyurdu. Bu amaçla bir komisyon kurulacak ve “On sene içinde vatandaşın hayatında uzaktan, yakından birbirini takip eden bütün Cumhuriyet eserlerini memlekete anlatacak tertibat” hazırlanacaktı.2

Bayram kutlamaları için süslenmiş bir kamyonet

11 Haziran 1933 tarihinde 2305 sayılı “Cumhuriyet’in İlanının Onuncu Yıldönümü Kutlama Kanunu” çıkarıldı. Kanunla oluşturulan Kutlama Yüksek Komisyonu öncülüğünde âdeta bir seferberlik başladı ve bayram hazırlıklarına girişildi.3 İlk toplantısı 15 Temmuz 1933’te yapılan komisyon çalışmalarının hedefi, bayramın büyük şehirlerden ücra köylere kadar her yerde kutlanması ve halkın her kesiminden insanın bayram kutlamalarına katılmasıydı. Bütün il ve ilçelerde birer kutlama komitesi oluşturulmasına karar verildi. Kutlamalar üç gün süreceği için 29, 30 ve 31 Ekim tarihleri resmî tatil ilan edildi. Ayrıca 20 Ekim-10 Kasım arasında ulaşım tarifelerinde indirim yapılmasına ve maaşların 1 Kasım yerine 28 Ekim’de ödenmesine karar verildi.

Kutlama Yüksek Komisyonu, onuncu yıl için özel bir marş arayışına da girmişti. “Yeni Türkiye’nin yükselme yolunda on yılda aldığı büyük mesafeleri anlatacak, Türk inkılabının ana vasıflarını ve her şeyden üstün tuttuğu yaşama ve ilerleme aşkını şiirin heyecanları ve musikinin ahengi içinde ifade edecek4 marş için gelen öneriler arasından sözlerini Faruk Nafiz (Çamlıbel) ile Behçet Kemal’in (Çağlar) birlikte yazdığı Onuncu Yıl Marşı seçildi. Cemal Reşit (Rey) tarafından bestelenen ve ilk kez Ankara Türk Ocağı’nın salonunda Gazi Mustafa Kemal’in de bulunduğu törende bestecisinin yönetiminde seslendirilen Onuncu Yıl Marşı, şehir meydanlarında bandolar eşliğinde prova edildi.

Alınan kararlardan biri de şehirlerin merkezî noktalarına zafer takları kurulmasıydı. Bayram süresince meydanları, evleri, dükkânları ve duvarları süslemek üzere bastırılan 20 bin bayrak ve 200 bin afiş tüm yurda dağıtıldı.

Onuncu Yıl kutlamalarının belki de en önemli özelliği köylerde yaşayan yurttaşların bayrama katılımının sağlanmasıydı

Kutlamaların ilk günü Ankara’daki büyük geçit törenine katılacak askerî uçaklar daha sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağılıp, elli milyon adet bastırılan “Cumhuriyet, inkılap ve istiklal gibi büyük ideallere karşı milletin bağlılığını kuvvetlendirecek vecizeleri ihtiva eden küçük kâğıtlar” atacaktı.5 Bütün yerleşim bölgelerinde kutlamaların yapılacağı meydanlara “Cumhuriyet Meydanı” adı verilmesi de kararlaştırıldı. Ayrıca her vilayetin tören yerlerinden alınacak bir avuç toprak, mühürlü paketler halinde birlik ve beraberliğin sembolü olarak Ankara’ya gönderilecekti.

Görüldüğü gibi 29 Ekim 1933’teki kutlamalar birçok bakımdan ilk olma özelliğini taşıyordu. Bu ilklerden biri de kutlamaların köyleri ve köylü vatandaşları kapsamasıydı. O yıla kadar Cumhuriyet Bayramı hep merkezlerde kutlanırken bu kez köylerde de kutlanacak olması bütün yurdu saran bir coşku ve heyecan dalgası yaratmıştı. Öncelikle hazırlanan “Köy Kutlama Programı” çerçevesinde üç gün boyunca muhtar odası, okul, fırka ocağı ve köy odalarının süslenmesi, köylerdeki genişçe alanların kutlamalar için düzenlenmesi kararlaştırıldı. 29 Ekim sabahı başlayan kutlamalar akşam da devam edecek, Cumhuriyet’in ilan edildiği saat olan 20.30’da köylüler ellerinde meşalelerle meydanda yakılacak ateşin etrafında toplanacak ve köy öğretmeninin Cumhuriyet’in faydalarını anlatacağı konuşmasını dinleyecekti. Konuşmanın ardından davul zurna eşliğindeki eğlence başlayacaktı. Bayramın ikinci ve üçüncü günü ise pehlivan güreşi ve cirit müsabakaları sergilenecek, Milli Mücadele’ye dair yaşanmış hikâyeler anlatılacak ve köylüler için özel olarak yazılmış Yarım Osman adlı tiyatro oyunu sahnelenecekti.6

Törenler tüm yurtta 29 Ekim 1933 sabahı erken saatlerde başladı. Elbette herkesin gözü öncelikle devlet erkânının da katılacağı Ankara’daki törendeydi. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, sabah saat 10.00’da Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa ile geldiği Ankara Cumhuriyet Meydanı’nda “Türk Milleti! Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyet’imizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır, kutlu olsun” diye başladığı ünlü konuşmasını yaptı. Bu konuşma radyodan canlı yayımlandı, şehir ve ilçe meydanlarındaki törenlere katılanlar hoparlörler aracılığıyla dinlediler.

Saat 14.30’a kadar süren resmigeçitten sonra Mustafa Kemal Paşa meydandan ayrılarak, yolları dolduran halkın coşkulu bağlılık tezahüratı arasında Çankaya’ya döndü. Hakimiyeti Milliye gazetesi, Ankara’daki kutlamaların “ecnebi heyetlerin dahi gözlerini yaşartacak kadar muhteşem bir manzara teşkil ettiğini” yazıyordu.

Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok kentte açılan sergiler, Türkiye Cumhuriyet'inin on yılda katettiği mesafeyi göstermeyi hedeflemişti

Yurdun dört bir yanında evler, sokaklar, binalar, caddeler ve meydanlar günlerce bayraklarla, afişlerle ve taklarla süslenmiş, geceleri evler ve binalar ışıl ışıl aydınlatılmıştı. Geçit törenlerinde askerler, öğrenciler, memurlar, esnaf ve köylüler birlikte yürüyordu. Topçu kıtası bulunan yerlerde ve donanmanın belirli gemilerinden saat 20.30’da 101 adet top atışı yapıldı.

Bayram süresince, köy komiteleri tarafından seçilen çok sayıda köylü vatandaş, kentlerde konuk edilip ağırlandı. Bunlardan bazıları törenlerde katılımcı olarak yer aldılar. Örneğin, 600 yaya ve 1000 atlı olmak üzere 1600 köylünün Ankara’da konuk edilmesi için kentteki bütün ilkokullar 17 Ekim 1933 tarihinden itibaren 20 gün süreyle tatil edilmişti. Bu durum o zamana kadar varlığını koruyan köylü-kentli arasındaki uçurumu kapatmaya yönelik bir davranış olduğu gibi, Cumhuriyet’in onlara verdiği “efendi”liğin sözde kalmadığını göstermeyi amaçlıyordu.7

Tüm yurtta büyük şenliklerle kutlanan onuncu yılda yapılan konuşmalarda, Kurtuluş Savaşı’ndan itibaren Türk milletinin kazandığı başarılar, Cumhuriyet Türkiye’sinin ekonomi, siyaset, kültür ve uygarlık alanlarında yaptığı aşamalar dile getirildi. Sayfa sayılarını arttıran gazeteler, Cumhuriyetin on yılının bilançosunu çıkaran değerlendirme yazılarına geniş yer verdiler. Örneğin normalde sekiz sayfa olarak çıkan Cumhuriyet gazetesi 29 Ekim’de 64 sayfa olarak yayımlandı.

Ankara’da bir apartman, 29 Ekim 1933

Onuncu yıl kutlamalarında sergiler ve temel atma törenleri de önemli bir yer tutuyordu. Ankara’da İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün hazırladığı eğitim alanındaki atılımları gösteren sergi ile Millî İktisat Cemiyeti’nin düzenlediği On Yıl İktisat Sergisi büyük ilgi gördü. Temel atma törenleri ve açılışların amacı ise Cumhuriyet’in onuncu yılına yeni ekonomik hamlelerle girildiğini herkese göstermekti.

Bu bayramın bir özelliği de yurtdışı temsilciliklerinde kutlanmış ilk bayram olmasıdır. Ekim ayı başından itibaren başarılı bir halkla ilişkiler faaliyeti yürütülmüş ve Avrupa gazetelerinde Cumhuriyet’in başarılarına dair çok sayıda haberin yayımlanması sağlanmıştı. Elçiliklerde, çok sayıda yabancı konuğun katılımıyla yapılan törenler büyük ilgi gördü.

Gerçekten de hedeflendiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yılı çok anlamlı, görkemli ve geniş katılımlı törenlerle ve coşkuyla kutlandı. Türk halkı ilk gününden itibaren gerek katılımcı gerek izleyici olarak bu bayramı içten gelen bir sevinç ve gururla kutlarken Cumhuriyet’e olan inancını ve güvenini göstermiş oluyordu.

Dipnotlar

1 TBMM Zabıt Ceridesi, TBMM Matbaası, 1976, Ankara, s.164-167.

2 “Recep Bey hars işlerimize dair kıymetli izahat verdi”, Cumhuriyet, 2 Şubat 1933.

3 Mahmut Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi II / Tek Partili Cumhuriyet, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009, İstanbul, s.125.

4 “Ankara Yolcuları Arttı”, Cumhuriyet, 23 Ekim 1933.

5 “Tayyarelerimiz memleketin her tarafına elli milyon kâğıt atacaklar”, Hakimiyeti Milliye, 28 Ekim 1933.

6 “Büyük bayram köylerde nasıl kutlulanacak?”, Cumhuriyet, 16 Ekim 1933.

7 Enver Benhan, Cumhuriyetin Onuncu Yıldönümü Ankara’da Nasıl Kutlandı, Hakimiyeti Milliye Matbaası, 1934, Ankara, s.7.

Cumhuriyet
Cumhuriyet'in Onuncu Yılı
Cumhuriyet'in Onuncu Yıl Kutlamaları
Sinan Yücel
İST Dergi 003
Sayı 003

BENZER

İşgal dönemi İstanbul’una spor üzerinden bakan Mehmet Yüce imzalı Esir Şehirde Spor, okuyucuyla buluşuyor.
Haritacıların yaşadıkları çağın tekniğine ve estetik beğenisine bağlı olarak tasarladığı haritalar dünyayı anlaşılabilir bir yapı haline sokar, ülkelerin ve kentlerin doğasını ve sınırlarını anlatır. Yüzyıllarca bir imparatorluklar kenti olarak hüküm sürmüş “şehirlerin kraliçesi” İstanbul da haritacıların her daim ilgisini çeken bir yer olmuştur. 1422 yılında Floransalı din adamı Christoforo Buondelmonte’nin çizdiği perspektif planı ile başlayan, 20. yüzyıla kadar tamamı Batılılar tarafından çizilen İstanbul haritalarını sanat tarihçisi, gravür ve harita uzmanı Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay yazdı.
İdris Pehlivan, tek başına geldiği İstanbul’da komilikten başladı işe ve o kadar severek yaptı ki, zarafetiyle dillere destan gece hayatı döneminde İstanbul’un en önemli restoran ve gece kulüplerini kurdu, yönetti. İdris Pehlivan’ın hayatını, hem bir başarı öyküsü hem de şehrimizin hikâyesi olarak okumak mümkün. Osmantan Erkır’ın kaleminden.