İstanbul yeni bir yıla girerken

Fotoğraf
Cengiz Kahraman Koleksiyonu, İBB Kültür AŞ Faik Şenol Koleksiyonu
26 Kasım 2020 - 12:38

Tatavla'da yangın felaketi

1929 yılı başından itibaren bütün dünyayı etkisi altına alan soğuk kış koşullarında Tatavla’da büyük bir yangın felaketi yaşandı. 21 Ocak Pazartesi gecesi saat 22.30 sıralarında semti alevler sardı. Cumhuriyet gazetesi 23 Ocak’ta yer verdiği haberde yanan ev sayısının 500’e yakın olduğunu duyurdu:

Yangın tam on saat devam etti. Tevessülün sebepleri şunlardır: 1- Susuzluk, 2- İtfaiyedeki idaresizlik, 3- Kar tipisi ve rüzgâr. İtfaiye cansiparane çalışsa da kargaşa ve düzensizlikten yangın büyüdü. İtfaiye erlerinden yaralananlar oldu. Tatavla, sabaha kadar dehşet-engiz bir manzara arzetti. Karlar üstünde perişan kalanların feryadü figanı, yürekler sızlatıcı bir halde idi. Yangının semaya varan kızıllığı, sabaha kadar bütün şehri uyutmadı.

Basında günlerce süren tartışmalara, Tatavla’da çıkan yangında kasıt olduğunu öne süren Yunanistan’daki gazeteler de dahil olmuştu. Mart ayında bu tartışmaların sonucu olarak tarihî semtin adı “Kurtuluş” olarak değiştirildi. Cumhuriyet gazetesi foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği bu fotoğrafta, Tatavla sokaklarındaki felaketzedeler yangından kurtarabildikleri eşyalarıyla görülüyor.

Foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği bu fotoğrafta Galata Köprüsü üstünde çam ağacı taşıyan hamallar görülüyor

Yine çam ağaçları tartışılıyor

1930 yılı sonlarına doğru İstanbul’da yılbaşı ağacı olarak kullanılmak üzere kesilen çam ağaçları gazetelerde yine tartışma yaratmıştı. Abidin (Daver) Bey, Cumhuriyet’teki “Hem Nalına Hem Mıhına” başlıklı köşesinde 16 Aralık 1930 Salı günü şöyle yazdı:

Çamları kıtalden [savaştan] kurtaralım

Yavaş yavaş Türk’lerin de tes’idine [kutlamaya] alıştıkları Noel ve sene başı münasebetiyle gene zavallı çamlar baltalanmağa başlandı. Sağda, solda merhametsiz ve zalim bir balta darbesi ile başı ya gövdesinden yahut da kökünden ayrılmış çamlar görüyorum. Bu çamların çoğu İstanbul sayfiyelerinden, bilhassa Erenköy ve Göztepe gibi Avrupa çamlarının bol bulunduğu bahçelerden aşırılmış güzel ve nadide ağaçlardır. Bir çocuk gibi bin ihtimamla ve senelerce uğraşmak suretiyle yetiştirilen bu ağaçları kesenler, ağacın ve bilhassa güzel ağacın çok az olduğu bu memlekette, bir insan öldürmüş kadar günah işliyorlar.

20 Aralık 1935 Cuma günkü Cumhuriyet gazetesinin ikinci sayfasındaysa İstanbul’daki çam ağacı katliamı ile ilgili şu haber yayımlandı:

"Noel yortusu yaklaştı; şehir civarında da çam kıtali kendini gösterdi. Fidanlar çala balta kesilip şurada burada satılıyor. İşte üç hamal bunlardan bir kısmını, kim bilir nereye götürüyorlar?" Habere eşlik eden ve foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği
bu fotoğrafta Galata Köprüsü üstünde çam ağacı taşıyan hamallar görülüyor.

"Beş yüz bin liralık büyük ikramiye (29202) numaraya isabet etmiştir"

Talih kuşu itfaiyecilere kondu

Beyazıt’taki Darülfünun Konferans Salonu’nda 31 Aralık 1932 Cumartesi gecesi saat 20.00’de Yılbaşı Tayyare Piyangosu çekilişi yapıldı. 500 bin liralık büyük ikramiye 29202 numaralı bilete çıktı. Talihli biletin sahibi ise Üsküdar’da ortak bilet alan itfaiyecilerdi. Haber, 1 Ocak 1933 Pazar günü Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasından foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği bu fotoğraf kullanılarak duyuruldu: “Bu sene ikramiyelerin daha zengin olması ve bilhassa yılbaşı gecesinin Ramazana tesadüf etmesi yüzünden salon; mutat saatten çok evvel dolmağa başlamış ve biraz geç kalan kesif bir kalabalık dışarıda kalarak neticeyi büyük bir sabırsızlıkla beklemiştir. Bu keşidede altı yüz numara ikramiye ve on bin numara da amorti kazanmıştır. Beş yüz bin liralık büyük ikramiye (29202) numaraya isabet etmiştir."

Darülfünun binası 3 Aralık 1933 akşamı yanarak tarih sahnesinden silindi

Darülfünun binası alev alev

Darülfünun binası, Ayasofya yakınında Antik Senato’nun yerindeki Defterdar arsası üzerindeydi. 130 bin kuruşa mal olacağı ve iki yılda tamamlanacağı öngörülen yapının mimarı Gaspare T. Fossati’dir. İnşaat yıllarca sürünce ilk ders ancak 1862 yılında yapılabildi. Darülfünun binası ilk olarak Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında İstanbul’a gelen Fransız askerleri için hastane olarak kullanılmıştı. 1864 yılında Maliye Nezareti’ne ve daha sonraki yıllarda da Adliye ve Evkaf nezaretlerinin kullanımına tahsis edildi. Tarihî bina 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Meclis-i Mebusan olarak hizmet verdi. Cumhuriyet yıllarında Adliye Sarayı olarak birçok önemli duruşmaya da tanıklık eden Darülfünun binası 3 Aralık 1933 akşamı yanarak tarih sahnesinden silindi.

Haber, Akşam gazetesinde 4 Aralık 1933’te foto muhabiri Faik Şenol’un çektiği bu fotoğrafla duyuruldu. Gazeteler günlerce yangını, alınmayan önlemleri, binanın kasten yakılma ihtimallerini tartıştı. Soğuk bir pazar akşamı başlayan yangının, yapılan tahkikat neticesinde vestiyerde söndürülmeden bırakılan bir mangal nedeniyle çıktığı anlaşıldı. Darülfünun binası yangının ardından uzun yıllar metruk kaldıktan sonra arsası İstanbul Belediyesi tarafından park haline getirildi.

Beyoğlu’nda bir hediyelik eşya dükkânının vitrini

Yeni yıl oyuncakları vitrinlerde

İstanbul’da 1930’larda geleneksel Eyüp oyuncaklarına alternatif olarak yurt dışından oyuncak ithal ediliyordu. Aynı yıllarda Türkiye’de de fabrikasyon oyuncak üretimi başladı ve böylece yeni bir iş kolu doğdu. Oyuncak fabrikalarının ürünleri Beyoğlu’nda büyük mağazaların reyonlarında sergileniyor, şehirde çocukların ilgisini çekecek yeni oyuncak dükkânları açılıyordu. Yeni yıl yaklaşırken gazetelerde yılbaşı hazırlıkları hakkında çok sayıda haber yayımlanırdı. Akşam gazetesinde 16 Aralık 1932 Cuma günü yer alan haberde foto muhabiri Faik Şenol’un çektiği bu fotoğraf yer aldı: Beyoğlu’nda bir hediyelik eşya dükkânının vitrinindeki oyuncaklar, çam ağacı ve Noel Baba görülüyor.

1933 yılına giriş

Beyoğlu’nda yılbaşı eğlencesi

İstanbul’da yeni yıl, Beyoğlu’ndaki Mulen Ruj, Novotni; Tepebaşı’ndaki Garden Bar, Turkuvaz; Taksim’deki Maksim gibi eğlence yerlerinde düzenlenen balolarla kutlanırdı. Bu mekânlar özel gösteriler düzenler, yurt dışından bu geceye özel revüler getirirdi. En şık kıyafetlerini giyerek şehrin gözde eğlence yerlerinde yeni yılın gelişini kutlayanlar da fotoğraflarıyla gazetelere konu olurdu. Cumhuriyet gazetesi 2 Ocak 1933 Pazartesi günü yer verdiği haberde yeni yılın nasıl karşılandığını şu sözlerle tasvir ediyordu:

Yılbaşı münasebetiyle Beyoğlu’ndaki bütün büyük oteller, barlar, dansing ve gazinolar tarafından eğlenceler tertip edilmişti. Mağazalar da eski sene ile yeni senenin birleştiği bu gece şerefine tenvirat [ışıklandırma] yapmışlardı. Beyoğlu’ndaki sokaklar, her köşeyi dolduran çiçek sergileri ile âdeta birer bahçe halini almıştı. Saat ondan itibaren eğlence yerleri dolmağa başlamış ve halk şafak sökünceye kadar buralarda eğlenerek yeni seneyi tes’it etmiştir [kutlamıştır].”

İstanbul
Yılbaşı
Tarih
Cengiz Kahraman
Tatavla
Yangın
Sayı 004

BENZER

Aleyna Tilki, Cornetto ile birlikte alışılmışın dışında bir masal dünyasının kapılarını aralıyor.
Mehmet Çağçağ'ın hedefinde bu kez AVM'ler var...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “İstanbul Meydanlarına Kavuşuyor” sloganıyla başlattığı ve meydanları yeniden toplum hayatına kazandırmayı amaçlayan girişimlerine bir de tasarım yarışması eklendi. Sonuçları 26 Eylül’de açıklanacak Taksim Kentsel Tasarım Yarışması ile tarihî meydan yepyeni bir başlangıç yapacak.