20 yıldır bu projeyi tartışıyoruz: Galataport

Fotoğraf
Şafak Salman, Arda Ertuğrul
03 Haziran 2021 - 12:26

Doğuya yelken açan 19. yüzyılın Avrupalı seyyahları, sisler içinde bir masal diyarı gibi tarif ediyor İstanbul’u. Bu kadim kent, yüzyıllar boyu onu ilk kez görenleri büyüledi, büyülüyor.

"İstanbul, en çok da Asya kıyısı, sisler içine gömülmüştü. Bu buğu içinden gördüğüm servilerle minareler, yaprakları dökülmüş bir ormanı andırıyordu. Sarayburnu’na yaklaşırken kuzey rüzgârı çıktı, bu tablo üzerindeki sisi birkaç dakikada dağıttı; kendimi birden müminler sultanının sarayı önünde buldum; sanki bir büyücü değneğiyle her yer değişmişti. Karşımda güleç tepeler arasında, şirin bir nehir gibi Karadeniz Boğazı kıvrılıyordu; sağımda Asya toprağı, Üsküdar şehri vardı; Avrupa toprağı solumdaydı; girinti çıkıntılarıyla, demir atmış büyük gemilerle daha geniş bir koy meydana getiriyor, deniz üstünden de sayısız küçük vapurlar gelip geçiyordu (...) İstanbul, dünyanın en güzel yeridir, diyenler hiç de abartmıyorlar.François René de Chateaubriand, 1806

Saat beşte, geminin güvertesinde ayakta idim; kaptan denize bir sandal indirtti, onunla beraber sandala biniyordum; denizin yaladığı İstanbul surları boyunca Boğaziçi’nin ağzına doğru pupa yelken gidiyoruz... Tanrı ve insan, tabiat ve sanat burada, insan gözünün dünya yüzünde görebileceği en harika görünüşünü beraberce oturtmuş ve yaratmışlardır. Kendimi tutamadım, haykırmışım; artık Napoli Körfezi’ni ve sihirlerini sonsuzca unuttum; bu haşmetli ve zarif topluluğu başka bir görünüm ile kıyaslamayı istemek evren yaradılışına küfür etmek olur... Şehrin yedi tepesi denizin bir kolu olan Haliç’e doğru akıyordu; eşsiz, hiçbir yerle kıyaslanamayacak İstanbul, hem şehir, hem kırlık, hem deniz, liman, nehir kıyıları, bahçe, ormanlık dağ, derin vadi, evler ve yapılardan kurulu barınma deryası, gemi ve sokak birikintisi, sessiz göller ve sihirli yalnızlıklar ülkesi idi. Hiçbir ressam fırçası burasını bütünü ile resmedemez, ayrıntılarına takılmak zorunda kalır; her kürek vuruşu da gözü ve ruhu başka bir görünüme, başka bir etkiye götürür.Alphonse de Lamartine, 1833

Karaköy

Haliç’e demirlediğimizde tarih 30 Aralık 1835’ti; uzun müddettir beslediğim ümitler nihayet hakikat olmuştu; kalabalık tepelerin üzerindeki tahtına kurulmuş olan, sahilleri saraylardan bir çelenkle çevrili Boğaziçi’nin gümüşi sularının eklerini yaladığı ‘şehirlerin sultanı’ önümdeydi işte. Marmara Denizi’nde şiddetli ıstırap içinde geçirdiğim gecenin ardından güçlükle kendimi güverteye sürükleyebilmiştim; nihayet bunu yapmaya muvaffak olduğumda, gemi saray bahçesinin surlarının dibinde demir atacağı yere varmıştı bile. Hava kar yüklüydü; İstanbul’u ilk defa mevsimlerin bu en haşininin kürk mantosuna bürünmüş halde gördüm. Öyle dahi olsa, üzerime üşüşen his keşmekeşi içinde öne çıkan biri vardı ki, o da saf bir hazdı. Başka nasıl olabilirdi ki? Sanki bir periler diyarına bakıyor, en çılgın hayallerimin cisimleştiğini görüyor ve böylece yeni dünyanın insanı haline geliyordum... Hayal gücümü böylesine zenginleştiren bu güzel yanılsamaları bu kadar kuru biçimde aktardığım için kendimi affedemiyorum.Miss Julia Pardoe, 1835

İstanbul’un göz kamaştıran limanındayız. Burası muhakkak dünyanın en güzel yeri. Hareketli ve yemyeşil ufukları, boyalı evleri, son derece zarif camileri, kurşun kaplamalı kubbeleri ile İstanbul, insana sadece güzel fikirler ve tatlı hayaller ilham eder.Gérard de Nerval, 1843

Boğaz’a girişi kaçırmamak için tüm yolcular güvertede tetikte durmaktaydı (...) Göklerde, çok yükseklerde, olabildiğince yükseklerde, öncelikle uzakların belirsizliği içinde, dev gibi bir şey, şehrin kıyas götürmez silüeti belirdi (...) Her şeyin belirsiz olduğu, hemen hemen kaybolduğu anda sadece ulu kubbeler, minareler denizin ürperten sisinin üzerinden her zaman görünüyordu. İstanbul’un o muhteşem yüksek sınırları varlığını sürdürüyordu. Ve işte o zaman, deyim yerindeyse asla son bulmayacak o benim sevgili Türk yaşantım acı bir şekilde, pişmanlık dolu arkamda bıraktığım her şey, işte bu bir daha silinmemek üzere gözlerimin derinliklerine nakşoldu. Hiç hatasız ezbere, onun resmini çizebilirim.Pierre Loti, 1890

Artık seyyahların yerini turistler, yelkenli gemilerin yerini dev kruvaziyer gemileri almış olsa da bir sabah güverteye çıktıklarında 200 yıl öncesiyle aynı noktadan bakıyorlar şehre: Limanın sırtlarında Ceneviz yerleşimi Galata ve kulesi, gerisinde Sarayburnu, Ayasofya ve Topkapı Sarayı, onların karşısında efsanelere konu olmuş Kız Kulesi ve Üsküdar, Boğaz girişinde oraya buraya saçılmış, mevsimine göre lüfer, palamut veya istavrit peşindeki pancar motorlu balıkçı tekneleri... Sabah pusunun içinden yükselen minarelerin manzarasına gökdelenler eşlik ediyor şimdi.

Çok yakında bu manzara bir parça daha değişecek. 1892 tarihli İstanbul Limanı, bir özel liman olarak Galataport adıyla yeniden açılacak. İstanbul 2002’den bu yana bu projeyi konuşuyor, tartışıyor. 2016’dan bu yana ise inşaatına şahitlik ediyor. Yıllardır vapurlar, onlarca dev vincin, denize kazıklar çakan makinelerin; eski Paket Postanesi, Yolcu Salonu, İstanbul Modern Sanat Müzesi, antrepolar gibi yıkılan yapıların hüzünlü görüntüsünün önünden geçip Karaköy’e yanaşıyordu. Şimdi yerlerindeki son derece modern görünümlü yapılar son şeklini alıyor.

Galataport dev, pahalı, son teknolojinin kullanıldığı, prestijli ama tartışmalı bir proje

Galataport İstanbul, 1,7 milyar dolarlık yatırımla Karaköy-Tophane arasında 1,2 km sahil şeridini kapsayan dev bir proje. Liman, otel, alışveriş merkezi, restoranlar ve ofisler bir arada... Dünyada ilk kez kullanıldığı söylenen bir yöntem ve özel bir kapak sistemi ile ulaşılan yolcu terminalleri yerin altında yapıldı. Yolcular gemiden yeraltına inecek yani. 52 bin metrekare ayrılan mağaza ve restoranların sayısı yaklaşık 250 olacak. Üç tescilli bina; Merkez Han, Karaköy Yolcu Salonu ve Çinili Han, 177 odalı Peninsula İstanbul oteli olarak hizmet verecek. Ofislerin alanı ise 43 bin metrekare. Yeraltı otoparkının kapasitesi 2 bin 300 araç. Mimar Sinan Üniversitesi’ne bağlı Resim ve Heykel Müzesi ile İstanbul Modern Müzesi de projenin alanında kalıyor.

Galataport dev, pahalı, son teknolojinin kullanıldığı, prestijli ama tartışmalı bir proje. Projenin yöneticileri 200 yıldır halkın erişimine kapalı olan sahil şeridini halka açacaklarını öne sürerken sivil toplum ve bilim insanları “alışveriş merkezinden kamusal alan olmaz” diyor. Bir taraf Paket Postanesi, Yolcu Salonu gibi yapıların restore edildiğini iddia ederken diğer taraf önemli bir tarihin yıkılarak yok edilmesine isyan ediyor.

Tarihçi İlber Ortaylı, Hürriyet gazetesindeki köşesinde bu konuyu defalarca ele almış, kıyıdaki inşaat yoğunluğunun kentin önemli üç sembol yapısını (Tophane Saat Kulesi, Kılıç Ali Paşa ve Nusretiye camileri) ve dolayısıyla silüetini kapattığını ve Ortaköy’e kadar halkın sahile erişimini engellediğini hatırlatarak eleştirmişti. Bir başka yazısında ise Rebii Gorbon eseri Yolcu Salonu’nun halka danışılmadan yıkılmasına isyan etmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kenti bu dev projeye hazırlayacak planlar üzerinde çalışıyor. Turizmciler, Galataport’un cazibe merkezi olacağı konusunda hemfikir ancak COVID-19 pandemisi nedeniyle beklenen kapasiteyi yakalaması zaman alacak.

Saffet Emre Tonguç

Kim ne diyor? 

Saffet Emre Tonguç, Turist Rehberi, Yazar

"Cazibe merkezi olacak"

Galataport’un önemli bir cazibe merkezi olacağına çok inanıyorum. İstanbul’un, koskoca bir metropolün doğru düzgün kruvaziyer limanı yoktu. Bugüne kadar 100’den fazla gemi seyahati yaptım, dünyanın her köşesine gittim. Karayipler’de birkaç bin kişinin yaşadığı adalardaki dev limanları görünce üzülürdüm; bizim şehrimiz hak etmiyor mu diye. Eski hali çok kötüydü. Şehir eski ve yetersiz limanıyla bile her yıl gemiyle gelen birkaç milyon turisti ağırlıyordu. Daha önce onlar tarafından belirlenen “en iyi alışveriş şehri”, “en maceracı şehir”, “en gastronomik şehir” ödüllerini almıştı.

Tabii 2015’te arka arkaya gelen patlamalar, terör olayları nedeniyle çok azalmıştı turist sayısı. Şimdi de pandemi geldi. Ama salgın geçtikten sonra hayatın eskiden olduğu gibi devam edeceğini düşünüyorum. İnsan zihni unutmaya meyilli. Ancak tüm turizm sektörü içerisinde en çok kruvaziyer sistemi zorlanacak toparlanmakta. Çünkü insanlar daha iç içe, ortak alanlar çok fazla, insanlar bir süre böyle bir seyahat modelinden çekinebilir. Pandemi önümüzdeki bir yıl içinde azalıp ortadan kalkarsa kruvaziyer turizminin tekrar ayağa kalkması 4-5 yıl alır. Pandemi sonrası dönemde tıpkı butik otellerin yükselişi gibi gemilerin de küçülmesini, daha az yolcuyla denize açılmasını beklerim. 10 bin kişilik yüzen şehir gibi dev gemilerin eski popülaritesinde olacağını sanmıyorum, o kalabalıklara girmek istemez insanlar. Zaten pek çok gemi pandemi döneminde söküldü, jilet oldu. Öte yandan hayatı o kadar kolaylaştıran bir şey ki kruvaziyer seyahati. Her sabah ayrı bir limanda gözünü açmak, havalimanlarıyla, o güvenlikle uğraşmamak çok konforlu.

"İyi restoranlar şart"

Gemiyle gelen turist sayısının yeniden artmasında Galataport çok büyük bir misyon üstlenecek. Altyapı sayesinde ziyaretçilerin Tarihî Yarımada’ya taşınması çok kolay olacak. Limanın altına çok büyük terminaller yaptılar. Yolcular gemiden inip doğrudan otobüslere binecek, yer üstüne çıkmadan. Eskiden çok büyük kaos yaşanıyordu otobüslere iniş binişlerde. 

Galataport’un yarattığı hareket bütün arkadaki aksa yayılacak. Tophane, Cihangir, Çukurcuma, Beyoğlu... Hepsi çok hareketlenecek, emlak fiyatları artacak, binalar restore edilecek ve yeni hayatlar bulacak, çok şık restoranlar ve kafeler açılacak. Limanın içinde kalan müzeleri de çok önemsiyorum.

İstanbul’a beş günlüğüne gelmiş bir turisti gezdirecek olsam mutlaka Galataport’a götürürüm. Ama şehre sadece üç günlüğüne gelmiş bir turistin gitmesi için bence restoranlarını deneyimlemesi lazım. O yüzden de çok iyi restoranlar açılması gerek. Manzarası süper oranın. Hemen denizin üzerinde, Tarihî Yarımada ve Boğaziçi’ni görüyor. 16 milyonluk İstanbul’da bizim kaliteli turisti götürebileceğimiz restoranların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.

Prof. Dr. Murat Güvenç

Prof. Dr. Murat Güvenç, Kadir Has Üniversitesi İstanbul Çalışmaları Merkezi Müdürü

"Tüm bölgeyi etkileyecek soylulaştırma projesi”

Galataport’un kamusal alan olma potansiyelini pek gerçekçi bulmuyorum. Kamusal alan niteliğini kaybetti bence. AVM’lere yarı kamusal alan deniyor. Özel alan ile kamusal alan arasında bir şey. Gerçek bir kamusal alanda bir insan canı isterse gidip flüt çalabilir mesela. Bir AVM’de kimse kafanıza göre flüt çalmanıza izin vermez. Flüt çalınmasını isterse de kendi düzenler. Fakat projenin içinde iki önemli müzenin bulunması olumlu bir gelişme.

Öte yandan, Paket Postanesi ile eski Liman Lokantası’nın bulunduğu yapının yıkılmasıyla İstanbul çok şey kaybetti. İkonik binalardı, güçlendirip özgünlüğünü korumak çok daha iyi olurdu.

Galataport gibi bir proje, bulunduğu bölgedeki arazi fiyatlarını yükseltir, fakirleri kimsenin ruhu duymadan temizler. Rant o kadar artar ki, kiracılar artık fiyatları karşılayamaz. Yerine karşılayabilenler gelir. Biz buna soylulaştırma diyoruz zaten. Kalan mal sahipleri de Tarlabaşı’nda olduğu gibi kentsel dönüşüm adı altında çıkarılır. Fakat bu proje COVID-19 öncesi planlandı. COVID-19, kruvaziyer turizmini berbat etti. Tüm endüstri çöktü. Gemilerin bir kısmı yepyeni, çalışır durumda olduğu halde hurdaya çıktı. Ne zaman canlanır, nasıl canlanır, canlanır mı bilmiyorum. Bir gün canlanabilir, çok zenginler gelebilir ama uzun yıllar alır. Bu durumda da oradaki AVM, restoranlar ve otel yeni anlamlar kazanıp emlak geliştirme operasyonuna dönüşebilir, şehrin cazibe merkezi haline gelebilir.

İkincisi, 2015’te bombalar patlamadan evvel, Galataport projesi o bölgeyi soylulaştırmaya başlamıştı zaten. Fiyatlar yükselince burada yaşayan sanatçılar, öğrenciler, entelektüeller Kadıköy Yeldeğirmeni’ne kaçtı.

Bundan sonra da çok zenginlere yönelik, manzaralı bir yerleşime dönüşebilir. Bu ölçekte projeler kendi müşterisini kendisi getirir, ondan emin olabilirsiniz. O kadar yatırım yaptıktan sonra bulunduğu bölgeye uyum sağladı mı, sağlamadı mı bakmaz. Temizler etrafını.

Cihangir’e doğru çıkan yokuşlar, Kuledibi, Karaköy, tüm Tophane semti bu projeden etkilenecektir. Karaköy’deki orta sınıf oteller mevcut profilde devam edemez, çok lüks olur.

Melek Gözübüyük

Melek Gözübüyük, Turizm Şirketi Sahibi

"Güzel ama pahalı bir proje”

Karaköy Limanı çok eski, konforsuz ve yetersizdi. Ne alt yapı ne de hizmet kapasitesi olarak İstanbul’a yakışıyordu. Yeterli sayıda gemi giremiyordu limana. Duty free yoktu. Yolcuların karaya çıkışları uzun sürüyordu. İndiklerinde derme çatma bir binadan geçiyorlardı, kalabalıklar yığılıyordu. Şehir turuna vakit kalmıyordu. Limanın yetersizliği gemilerin hizmet kalitesini de düşürdüğünden gelmek istemiyorlardı. Yeni bir liman gerekliydi.

Galataport artık özel bir liman. Benim şahsi fikrim keşke özelleşmese, hepimizin limanı olabilseydi. Ama dünyada da özelleştirme çok yaygın. Artıları ve eksileri var özel limanların. Hizmet kalitesi yükseliyor ve hizmet hızı artıyor ancak daha pahalı. Rekabet ettiğimiz Atina’nın, Hırvatistan’ın iki üç katı pahalı olursak kruvaziyer gemileri İstanbul’u tercih etmeyebilir. Bu durumda devlet desteği gerekebilir. Dünyayla rekabet etmek istiyorsanız fiyat çok önemli. Liman vergisi yüksek olursa bilet fiyatları da artacak çünkü. Gördüğüm kadarıyla güzel fakat pahalı bir proje.

Bu sene sonunda gemi gelmesi bekleniyor Galataport’a. İstanbul’dan çıkıp İstanbul’a varan gemi turlarının sayısı artacaktır. Pandemi olmasa kesin artması bekleniyordu.

Özcan Biçer

Özcan Biçer, (İBB Turizm Platformu) 

"Trafik yükünü denizyolu sistemiyle destekleyeceğiz”

Galataport, İstanbul turizmine önemli katkılar yapması beklenen bir turizm altyapısı projesi. Kentimize yapacağı katkıların yanı sıra işlevleri nedeniyle kentsel sistemlere, özellikle ulaşım sistemine yeni yükler getireceğini de biliyoruz. Yönetime geldiğimiz gün itibariyle başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla projeyi incelemeye başladık ve doğru yönde geliştirilmesine katkıda bulunmak üzere harekete geçtik.

Projenin kentimize nasıl entegre edileceğine dair konuların kısmen çözüldüğünü, özellikle ulaşım ve altyapı sistemlerine getireceği yüklerin kısmen dikkate alındığını gördük. Projeyi yürüten taraflar ile İBB’nin ilgili birimleri arasında iletişimi sağladık. Yapılan ortak çalışmalarla yağmur suyu, atık su, ziyaretçilerin kent içi ulaşım sistemine entegrasyonu, hedef destinasyonlarda turistlerin dolaşımı için gereken düzenlemeler, Galataport çevresindeki kamusal alanların kullanımının ele alınması dahil birçok konuda çözüm önerileri geliştirildi.

Pandemi döneminde çok yoğun bir ziyaretçi sayısına ulaşacağımızı söylemek mümkün değil, uluslararası dolaşım kısıtlamaları kalkmadan kruvaziyer turizminin gelişmesi kolay olmayacak. Bu sene için İstanbul’a gelecek turist sayısının geçen yıllara oranla yüzde 25 civarında kalacağını öngörüyoruz. Ancak 2022 yılında düzelme olabileceğini umut ederek Galataport’un ancak bu dönemde gerçek kapasitesine erişebileceğini düşünüyoruz.

Bu sene için İstanbul’a gelecek turist sayısının geçen yıllara oranla yüzde 25 civarında kalacağını öngörülüyor

Projenin kent içine yönelik bölümlerine bakıldığında, alışverişle birlikte çalışma alanlarının da geliştirildiği görülüyor. Bu alanların kentsel sistemlere özellikle ulaşım açısından yük getirmemesi için mevcut toplu taşıma sistemlerinin dışında, başkanımızın seçim döneminde de vurguladığı “denizyolu ulaşım sistemlerinin kullanımının arttırılması” hedefine uygun olarak, bölgenin denizyolu sistemleriyle desteklenmesine, bu şekilde bölgedeki mevcut trafik yüklerinin artmamasına yönelik önlemler almaya çalışıyoruz.

"Haliç kıyıları ve İstiklal Caddesi'ne bisiklet yoluyla bağlanacak"

Galataport’un yakın etki alanında bulunan Karaköy Meydanı, Kabataş Meydanı ve Dolmabahçe Sarayı ilişkisini dikkate aldık. Bunun dışında Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi, Galata Köprüsü, Eminönü ve Sultanahmet meydanları, Haliç kıyıları, Boğaz köyleri, Adalar dahil ilişkili kamusal alanlar ve turizm destinasyonlarıyla ilgili olarak da çalıştık. Bu çalışmalar sonucunda yakın çevrede; Karaköy Meydanı’nın yeniden düzenlenmesi, mevcut Karaköy otoparkının yeniden ele alınarak meydanla entegre edilmesi, Galataport’un kuzeyinde bulunan alanlarda yeni meydan düzenlemesi yapılması, bölgedeki yeşil alanların düzenlenmesi, komşu mahalle olan Kemankeş Mahallesi’nin zemin ve cephelerinin düzenlenmesine yönelik Kentsel Tasarım Projelerinin üretilmesi, yaya ve bisikletli olarak Galataport ile Haliç kıyıları ve İstiklal Caddesi entegrasyonunun sağlanması gibi birçok projeyi de hayata geçiriyoruz.

Tolga Engin

Galataport ne diyor? 

Tolga Engin, Galataport İstanbul Genel Müdürü:

"Sahil şehrin kullanımına açılıyor"

[Okura not: Söyleşi, kurumun talebi üzerine yazılı yapılmıştır.]

Sosyal hayat bakımından Galataport’un ziyaretçilerine sunacağı olanaklar neler olacak? Engelliler, çocuklar, çocuklu kadın ve erkekler için düşünülmüş hizmetler var mı?

Galataport İstanbul engelli dostu ve düşük katlı yapılarıyla mahalle konseptinde tasarlandı. Misafirlerine “nefes alan”, sağlıklı ve güvenli bir kültür sanat, çalışma, alışveriş ve yeme içme deneyimi sunacak. Yüzde 40’lık yeme içme oranıyla şehrin yeni gastronomi mahallesi konumuna gelecek. Türk ve dünya mutfaklarından geniş bir yelpaze sunan birçok yerli ve yabancı markaya ev sahipliği yapacak. Planladığımız sertifikasyon ve denetim hizmetleri de ziyaretçilerimize onaylı ve hijyenik sokak lezzetlerini güvenle tatma imkânı verecek. Tarihî Tophane Meydanı, İstanbul’un ilk müze meydanı olacak. Merkezinde yer alan Saat Kulesi, çok özel bir teknikle yerinden kaldırılarak restore ediliyor. Burada itinayla yürütülen çalışmalar sonucunda üzeri zamanla toprakla örtülmüş, varlığı bilinmeyen bir katı daha keşfedildi. Yaklaşık 140 cm’lik kısmı toprağın üzerine çıkarıldı. Galataport İstanbul yıl boyunca çeşitli pek çok kültür sanat ve tasarım etkinliğine ev sahipliği yapacak. Bununla birlikte çevresindeki kültür sanat etkinliklerinde de yüzde 72’lik bir gelişme olacağını öngörüyoruz. Sahamızdaki tescilli binaların restorasyonuyla da İstanbul’un çok değerli tarihî binaları şehre geri kazandırılıyor. Paket Postanesi, özel arduvaz çatıları ve cepheleri ile projenin simgelerinden biri olacak.

Galataport’a gemiyle gelen bir turist olarak beni projede dolaştırabilir misiniz? Yani gemiden nasıl ineceğim, nereye ineceğim, ilk gördüğüm manzara ne olacak? Ne kadar zamanda limandan çıkabileceğim? Bana sunulan ekstra hizmetler olacak mı?

Limanımız, aynı anda üç gemi yanaşabilecek ve günlük 15 bin yolcuyu ağırlayabilecek kapasiteye sahip. Terminalimiz, dünyada ilk kez uygulanan özel kapak sistemine bağlı olarak yerin altında toplam 29 bin m2’de kurgulanıyor. Bu özelliğiyle terminal, dünyanın ilk yeraltı kruvaziyer terminali. Limanda gemi olmadığı zamanlarda gümrüklü alanı ve güvenlik (ISPS) alanını ayıran özel kapak sistemi sayesinde geçici gümrüklü saha yaratılarak sahil şeridi erişime açık kalmaya devam ediyor. Bu yenilik sayesinde yaklaşık 200 yıldır erişime kapalı olan Karaköy’ün eşsiz sahil şeridi şehrin en özel yürüyüş rotalarından biri oluyor.
Gemiden inen yolcular, özel rampa alanlarından terminale ulaşarak indi-bindi veya transit yolculukları için gerekli işlemleri maksimum 30 dakika içerisinde tamamlayacak. Limanın iç mimarisi Autoban tarafından İstanbul’un yeraltı sarnıçlarından ilham alınarak tasarlandı. Galataport İstanbul ayrıca güçlü bir ana liman özelliği taşıyor. Bir kruvaziyer limanının “ana liman” olması için öncelikle coğrafi konum olarak gemilerin en çok uğrak yaptığı bölgelerden birinde yer alması gerekir. İstanbul bu kıymetli özelliğe sahip. Ana limanın uluslararası bir havaalanına yakınlığı ve bu havaalanında hizmet veren farklı havayolu şirketlerinin olması da aranan şartlardan birisi. Limanın rıhtım uzunluğu, bavul operasyonuna uygunluğu, gerekli personel ve ekipmanı altyapısında barındırıyor olması da yine olmazsa olmaz şartlar arasında. Kruvaziyer yolcularının konaklama yapmaları gerektiğinden, limanın yer aldığı şehrin çeşitli segmentlerde ve farklı hedef kitlelere yönelik otellere ev sahipliği yapması da gerekiyor. Galataport İstanbul da bu anlamda tüm “ana liman” özelliklerine sahip.

Ancak COVID-19 salgını kruvaziyer turizmine hayli zarar verdi. Kısa sürede toparlanmasını bekliyor musunuz?

COVID-19 salgını makroekonomiyi derinden etkiledi. Salgın, tüm dünyada özellikle turizm sektörünü olumsuz yönde etkilerken kruvaziyer sektörünü de sekteye uğrattı. Geçtiğimiz yıla göre 2021 yılı için yapılan araştırmalar daha umut verici. Dünya çapındaki rezervasyon sayılarından sektöre ilginin yeniden canlandığını söyleyebiliriz. Gemi firmaları da 2021 yılında Avrupa ve Türk limanlarını ziyaret etmek için tüm gayreti gösteriyor. Rezervasyonlar yapılıyor. Biz de büyük markalardan rezervasyonlar aldık. Ancak pandemi koşulları çok hızlı değişkenlik gösteriyor. Türkiye’de olduğu gibi dünyada da tüm ülkelerin yönetimleri günlük verilere göre uygulamalarını değiştirebiliyor, yeni kararlar alabiliyor, kısıtlamaların çerçevesini değiştirebiliyor. Biz kruvaziyer limanımızda COVID-19 salgınına karşı tüm önlemlerimizi alarak hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli kuruluşların yayımladığı sağlık tedbirlerini inceledik ve Galataport İstanbul’a özel COVID-19 Sonrası Liman ve Terminal Prosedürleri & Acil Durum Planı kitabını İngilizce ve Türkçe olarak hazırladık.

Salgın öncesi Galataport’a gelecek yıllık gemi tahmininiz neydi? Bu sayıyı mevcut koşullarda nasıl güncellediniz?

Şu anda 150’ye yakın gemi rezervasyonumuz var. Ülkemizin sunduğu paha biçilemez deneyim sayesinde, Türkiye şüphesiz yolcuların favori destinasyonu olmaya devam edecek. 2021, 2022 ve 2023 yılları için gelen rezervasyon talepleri umut verici. Galataport İstanbul’un hede erinde sadece yabancı kruvaziyer yolcusu ve mürettebatın potansiyelini arttırmak değil, aynı zamanda İstanbul’dan gemiye binecek yerli kruvaziyer yolcularına yeni, konforlu ve kolay bir seyahat başlangıç noktası yaratmak var.

Salgın, belirlenmiş hedef kitlenizi nasıl değiştirdi? Tahmin ediyorum salgından evvel önceliğiniz gemiyle gelecek turistlerdi.

Nefes alabileceğimiz açık alanlara ihtiyacın iyice arttığı bu dönem sonrasında İstanbulluların ve şehrin ziyaretçilerinin Galataport İstanbul’a büyük ilgi göstermesini bekliyoruz. Yıllık ziyaret beklentimiz 25 milyon ve bunun çoğunluğunu İstanbullular ve şehrin yerli ziyaretçileri oluşturuyor. Yıllık öngördüğümüz kruvaziyer ziyaretçi sayısı ise mürettebat dahil 1,5 milyon. Projemizin pandemi öncesi yıllık yabancı misafir beklentisi ise yıllık 7 milyon, yani neredeyse İstanbul’u ziyaret eden yabancı turistlerin yarısı. Bu yıl pandeminin turizme ve seyahate etkileri sebebiyle bu sayıların altında beklentiler mevcut. Pandemi sonrasında hede ediğimiz yabancı misafir sayılarını yakalayacağımıza inanıyoruz.

Galataport, Karaköy-Fındıklı hattının hatta Galata bölgesinin mevcut sosyal dokusuna kıyasla hayli lüks, üst sınıf bir proje. Projeye dönük soylulaştırma eleştirileri var. Proje metinlerinde ise bulunduğu bölgeyle bütünleşeceğinden bahsediliyor. Bu bütünleşme nasıl olacak?

Galataport İstanbul herkesi kucaklayan, 7/24 yaşam sunan, herkesi bir arada tutan bir İstanbul deneyimi yaşatacak. Eski deneyimlerin yenileriyle zenginleştiği, yeni deneyimlerin ise keşfedildiği bir destinasyon olacak. Çocuklarınızla güvenle tüm gününüzü geçirebileceğiniz, onlarla eğlenebileceğiniz, yaşam kalitesine önem veren herkes için ilk akla gelen alan olacak. Burada yer alacak markalar, tüm hedef kitlelere ve farklı zevklere ve ihtiyaçlara hitap edebilecek, temelinde deneyim olan bir konseptle hizmet verecek. Hedefimiz, çok yönlü bir çekim noktası olmak. Tabii İstanbullular bu hedef kitledeki en büyük paydaş olacak. Birkaç günlüğüne hatta birkaç saatliğine dahi olsa İstanbul’u ziyaret edecek ve âdeta birer İstanbullu gibi şehri keşfetmek isteyen yerli ve yabancı turistler de bunun bir parçası. Bunun yanı sıra; tarih ve sanat tutkunları, gençler, yerli turistler, aileler ve gastronomi meraklıları başta olmak üzere toplumun her kesimi Galataport İstanbul’un hedef kitlesini oluşturuyor.

Malum, Galataport’a yönelik bir de kamusal alan eleştirileri var. Sivil toplum örgütleri ve akademisyenler, kentlinin denize ulaşmasını engelleyeceğini, bağını koparacağını dile getiriyor. Bu eleştirilere bir cevabınız var mı? Örneğin Renzo Piano’nun İstanbul Modern projesinin görsellerinde, müzenin önünde balık tutan insanlar görülüyor. Bu mümkün olacak mı? Proje İstanbullu’yla teklifsiz bir ilişki kuracak mı?

Galataport İstanbul, İstanbul ve Karaköy bölgesinin mahalle dokusuyla uyumlu bir yerleşim planına sahip. Liman sahasında yer alan ve kent kimliğinin önemli birer öğesi olan kültür varlığı yapılarıyla ilgili koruma ve restorasyon çalışmaları, ilgili tüm resmî kurum ve mercilerden gerekli izinlerin tamamlanmasıyla başladı ve devam ediyor. İlk günden beri ifade ettiğimiz gibi, projemiz hayata geçtiğinde Tophane, Saat Kulesi’nin yer aldığı İstanbul’un en güzel tarihî meydanlarından biri, tarihî dokuya uygun olarak İstanbulluların ve yerli-yabancı tüm turistlerin kullanımına sunulacak. Ayrıca projemiz kapsamında geliştirilen yeni binalar, ihaleyi aldığımız dönem sahada yer alan antrepoların yüksekliğiyle uyumlu ve çoğu noktada verilen izinlerin de altında kalacak şekilde tasarlandı. Galataport İstanbul, Karaköy ile Kabataş arasında uzun zaman önce bağlantısı kopmuş bir uzantıyı tamamlıyor. İki asırdır çeşitli sebeplerle halka kapalı kalan 1,2 kilometrelik bir sahil şeridi, tekrar şehrin kullanımına sunulacak.

Esin Köymen

Mimarlar Odası ne diyor?

Esin Köymen, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı:

"Alışveriş merkezleri kamusal alan değildir"

Mimarlar Odası’nın Galataport projesine yönelik açtığı pek çok dava var. Odanın itirazları hangi başlıklarda toplanıyor?

Öncelikle Beyoğlu Kentsel Sit Alanı, bölgenin tamamını kapsayacak şekilde planlanmalı, hatta Tarihî Yarımadayla etkileşimi de bu bütünlük kapsamında değerlendirilmeli. Söz konusu planla ilgili olarak İBB’de plan yapım çalışmaları devam ederken, böyle bir çalışma hiç yokmuş gibi yapılan araştırma, analiz ve sentezlerin hiç dikkate alınmadığı bir süreç izlendi. Salı Pazarı’nın ve bir bütün olarak bölgenin yoğunluk artışları ve getirilen trafik yükü çözümlenmedi. Plan, Kıyı Kanunu’na ve özellikle anayasal bir ilke de olan kıyıların kamu yararına tahsisi ve kıyılardan herkesin eşit ve serbestçe yararlanması ilkesine açıkça aykırı. Söz konusu plan “kruvaziyer liman” iddiasıyla yapıldı ancak dünyanın hiçbir yerinde böylesi bir limanda bu kadar amaç dışı kullanım öngörülmemiş, bu kadar çok metrekare liman fonksiyonu dışına özgülenmemiştir. Salı Pazarı’nda yapılan inşaatın hem kendi bulunduğu alandaki silüete zararı (en üzücü örnek Nusretiye Camisi’nin düşürüldüğü durumdur) hem de Tarihî Yarımada ve Haydarpaşa etkileşimi şehircilik ve koruma ilkelerine aykırı. Usulüne uygun bir ÇED toplantısı gerçekleştirilmeden prosedür tamamlanmış gibi yapıldı. Davalara, itirazlara ve sürdürülen kent mücadelesine rağmen antrepolar ve Karaköy Yolcu Salonu yıkıldı, alandaki diğer tescilli eserler ise geri dönüşü olmayan zararlar gördü. Yargımızın düşürüldüğü durum nedeniyle kruvaziyer limanı dışında oteller, alışveriş merkezleri, restoranlar gibi fonksiyonları da kapsayan Galataport projesinin inşaatı hâlâ devam ediyor.

Hem görev alanınız gereği hem de komşusu olduğunuzdan dolayı Galataport’a itiraz ediyorsunuz. Tazminat davası açmanıza neden olan sorunlardan bahsedebilir misiniz?

Tazminat davamızın iki nedeni var. Birincisi; inşaat, alınması gereken tedbirler alınmadan sürdürüldü ve bölgedeki binaların zarar görüp görmedikleri takip edilmedi. Yapılan dolgular, zemin iyileştirmeleri ve ilave bodrum katlar hem alanın içindeki tescilli yapılarda hem de çevre yapılarda ve yollarda yıkımlara ve bozulmalara neden oldu. İkincisi; inşaat nedeniyle TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi binasının zarar gördüğüne ilişkin bilirkişilerce yapılan tespit sonucu hazırlanmış rapor var elimizde. Bu rapora dayanarak tazminat davası açtık.

"Bu proje; Boğaz silüetini değiştiren bir projedir" diyor Esin Köymen

Projenin ÇED raporunda Beyoğlu ile bütünleşmekten bahsediliyor. Ta Kulaksız ve Okmeydanı’na kadar genişleyen bir alandan bahsedilmiş. Bu projenin etki alanı bu kadar geniş olabilir mi? İstanbul ve Beyoğlu’nda nasıl bir dönüşüme neden olur?

Beyoğlu’nun bütün olarak planlanması yapılmış olsaydı, projenin etkileri planlama sürecinde çok daha açık bir biçimde ele alınabilirdi. Proje neredeyse tamamlanmak üzere ve şimdi yapılaşmalar ortaya çıktıkça hem silüet açısından hem de getirdiği fonksiyon yoğunluğu açısından etkileri gözle görünür hale geldi. Bu büyüklükteki bir projenin çevresine getireceği baskı kaçınılmazdır. Dolayısıyla çevresinde ve özellikle Okmeydanı’nda kentsel dokunun hızla değişmesi için baskı oluşturacaktır.

İlber Ortaylı birkaç ha a evvel denizden bakınca görülen silüete itiraz eden bir yazı yayımladı. Camilerin önünün kapanmasından bahsediyordu. Siz bu itirazı ve genel olarak projenin kente mimari katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu proje; Boğaz silüetini değiştiren bir projedir. Özellikle de Tophane silüetini... İlber Hoca’nın da vurguladığı konu özellikle Kriko Amira Balyan’ın eseri olan 19. yüzyıla ait Nusretiye Camisi ve Mimar Sinan’ın eseri olan Kılıç Ali Paşa Camisi önlerine yapılan yapılar nedeniyle kapanmaları. Tarihî dokuya ve kültürel mirasa zarar veren bu yapılaşmanın kentin mimari dokusuna katkı sağladığını söylemek de mümkün değil.

Galataport’un içinde alışveriş, yeme içme alanları, iki müze, otel ve liman olacak. Bunların hepsi kamuya açık alanlar ancak Galataport’un kamusal alan potansiyeli nedir?

Proje kapsamında bu kıyılar tamamen özelleştirilmiş durumda. Ticaret fonksiyonları bunun açık göstergesi. Ticari alanların kamusal alana ikame edilmesinin yanlışlığını daha önce görmemiş olanların yaşadığımız pandemi sürecinde bunu gördüklerini umuyoruz. Son söz olarak da şunu vurgulamak isterim; alışveriş merkezleri kamusal alan değildir; kıyılar müştereğimizdir ve halkın erişimine kapatılamaz.

1892 tarihli İstanbul Limanı, bir özel liman olarak Galataport adıyla yeniden açılacak

2002'den 2021'e Galataport

Mart 2002

Galataport’un Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından yap-işlet- devret modeliyle inşa ettirileceği haberleri basında çıkmaya başladı.

Ekim 2002

İhaleye çıkarılacak projenin yatırım bedeli 148 milyon dolar olarak açıklandı. Arsanın 13 bin 221 metrekaresi fuar ve kongre merkezi, 11 bin metrekaresi ise sanat müzesi için ayrıldı.

Nisan 2005

Salı Pazarı Projesi’ne (Galataport) İstanbul 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onay çıktı.

Eylül 2005

Yap-işlet-devret modeli çerçevesinde açılan ve Galataport’un 49 yıl süreyle işletilmesine yönelik ihale gerçekleştirildi. En yüksek teklifi 3 milyar 538 milyon avro ile Sami Ofer’in ortağı olduğu Royal Caribbean Cruises önderliğindeki konsorsiyum verdi.

Ocak 2006

Danıştay 6. Dairesi, İstanbul’da Salı Pazarı bölgesinde kruvaziyer yat limanı yapımına ilişkin imar planındaki değişikliği onaylayan Kültür ve Turizm Bakanlığı işleminin yürütmesini durdurdu. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, iptal kararına üst mahkemede itiraz edileceğini, Galataport ihalesiyle ilgili sürecin devam ettiğini açıkladı.

Şubat 2006

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Galataport ihalesiyle ilgili iptal kararını onayladığını açıkladı.

Temmuz 2006

Üç etaptan oluşması öngörülen yeni Galataport ihalesinde, sürecin ilk ayağı olan imar planlarının hazırlanması konusunda çalışmalar büyük oranda tamamlandı.

Kasım 2006

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Galataport’la ilgili imar çalışmalarını bitirerek Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na başvuruda bulundu.

Şubat 2007

İkinci kez ihaleye çıkarılması planlanan Galataport’un imar planı Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan döndü.

Mart 2008

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin 1/100000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nın iptali için açtığı davada İstanbul 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı aldı.

Mayıs 2008

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İl Çevre Düzeni Planı’nın iptal kararını temyize götüreceklerini açıkladı.

Şubat 2009

Yeni İl Çevre Düzeni Planı, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi.

Kasım 2009

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Galataport’la ilgili imar ve hukuki sorunların aşıldığını belirterek, 2010’da yeniden ihale yapılabileceğini açıkladı.

Kasım 2010

Galataport olarak bilinen projenin, İstanbulport olarak yeniden ihaleye çıkacağı açıklandı.

Aralık 2010

Galataport’u da ilgilendiren kıyı kanununda değişiklik öngören taslak ortaya çıktı. Buna göre dolgu alanlarında kültür ve tabiat varlıklarını koruyan hükümlerin uygulanmamasına karar verildi.

Şubat 2012

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait alanın özelleştirilmesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ihale ilanı yayınlandı.

Nisan 2012

Hazırlatılan yeni projenin imar planları Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan geçti. Kurul Başkanı Mete Tapan, İstanbul Modern’in yıkılacağıyla ilgili iddiaların asılsız olduğunu söyledi. Kurul 1/1000 ölçekli planın teknik olarak sorunlu olduğuna karar vererek daha detaylı bir planlama yapılmasını istedi. Koruma Kurulu üyeleri planı bu haliyle kabul etmezken müzakerelerin devamı yönünde karar alındı.

Ekim 2012

Galataport projesi için hazırlanan yeni imar planı, Özelleştirme İdaresi’nin onayından geçti.

Ocak 2013

Yeni imar planının ayrıntıları belli oldu. Planda 1200 metrelik sahil boyunca 10 metre eninde denize dolgu, rekreasyon alanlarının altına da 2 katlı otopark yapılmasına izin verildi.

Şubat 2013

Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul şubeleri tarafından Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na Salı Pazarı Kruvaziyer Limanı alanına imar planlarının yürütmesinin durdurulmasını takiben iptaline karar verilmesi talebiyle dava açıldı.

Mayıs 2013

Galataport ihalesi yapıldı. Gelen beş tekliften en yükseğini 702 milyon dolarla Doğuş Holding verdi.

Ekim 2013

Özelleştirme Yüksek Kurulu, Salı Pazarı Liman Sahası’nın 30 yıl süreyle işletme hakkının devredilmesini onayladı, konuya ilişkin karar Resmî Gazete’de yayımlandı.

Aralık 2013

İstanbul 10. İdare Mahkemesi, Beyoğlu Koruma Uygulama ve Beyoğlu Nâzım İmar Planlarını iptal etti. Fakat iptal kararı Galataport gibi projelerin imar planı kapsamına alınmadan, proje bazında planlanması sebebiyle Galataport’un geleceğini etkilemedi.

Nisan 2014

Salı Pazarı’nda bulunan ve Galataport ihalesi kapsamında yıkılacak olan nargile kafelere dükkânları boşaltmaları için uyarı metinleri gönderildi. İşletme sahipleri verilen 24 günlük sürenin az olduğunu, yeni bir yer bulmaları için en az 90 gün gerektiğini belirterek süreye itiraz etmeye başladı.

Ağustos 2014

Galataport projesinin ÇED raporu yayınlandı. İstanbul Kent Savunması, Galataport projesi için mevzuat gereği yapılması zorunlu ÇED toplantısını protesto etti; toplantının Karaköy esnafı ve halkına duyurulmadan “göstermelik” bir şekilde yapıldığı gerekçesiyle toplantıyı yaptırmadı.

Limanın Mayıs 2020'de açılacağı ilan edilmişti

Ekim 2014

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 702 milyon dolara Doğuş Holding’in kazandığı Galataport projesi için durdurma kararı verdi. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Danıştay’ın kararının Galataport projesinin imar planlarının yürütmesinin durdurulması anlamına gelmediğini öne sürdü.

Kasım 2014

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı Pazarı Kruvaziyer Limanı Projesi’nin durdurulması üzerine “Yargıç hıyaneti vataniye içinde olursa nedir?” diye sordu.

Nisan 2015

Projenin ikinci ÇED raporu yayınlandı.

Mayıs 2015

Galataport projesine ait imar planlarına üç meslek odasının Danıştay’da açtığı davada bilirkişi raporu geldi. Raporda imar planlarında Karaköy Sahili’nin kentsel sit alanı içinde kaldığını anlatan bir gösterime yer verilmediği belirtilirken, sahilin özelleştirme sonucu kamuya kapatılacağının altı çizildi.

Ağustos 2015

Galataport projesiyle ilgili ÇED raporu kabul edildi.

Eylül 2015

Nihai Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu için “olumlu” karar verildi. Karar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sitesinde askıya çıktı.

Ekim 2015

Salı Pazarı Kruvaziyer Limanı Projesi’nin iptali istemiyle açılan davada, bilirkişi raporuyla aynı doğrultuda görüş bildiren savcılık, projenin “kamu yararı”na aykırı olduğunu savundu.

Şubat 2016

Proje kapsamında Salı Pazarı antrepolarının yıkılmasına başlandı.

Şubat 2017

Cumhuriyet tarihinin önemli mimari eserlerinden Karaköy Yolcu Salonu’nun denize bakan tarafı yıkıldı.

Mart 2018

Daha önce ÇED Olumlu belgesi verilen proje için ÇED süreci yeniden başladı. Bunun sebebi, projede dip tarama projesinin yapılmasının şart koşulması fakat bu uygulamanın ÇED Olumlu kararı alınan raporda yer almamasıydı.

Mayıs 2018

İstanbul Modern Sanat Müzesi, Galataport çalışmaları kapsamında 14 yıldır bulunduğu 4 No’lu antrepodan Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi’ndeki eski Union Française binasına taşındı.

Temmuz 2018

İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin bulunduğu 4 No’lu antrepo yıkıldı.

Ağustos 2019

Projenin tanıtım toplantısı, Doğuş Grubu CEO’su Ferit Şahenk ve Bilgili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda limanın Mayıs 2020’de açılacağı belirtildi.

Kaynak: http://megaprojeleristanbul.com
Galataport
İstanbul
Liman
Karaköy
Beyoğlu
Sayı 006

BENZER

Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, duygusal şiddetten başlayıp cinayete varabilen kadına yönelik şiddet döngüsünü ancak kadınları bilinçlendirerek kırabileceğimizi söylüyor. Bilinçlenmenin yolu duygusal şiddeti tanımak, nereye varabileceğini görmek ve önlem almaktan geçiyor.
Baharın bir güzelliği de içinde İşçi Bayramı’nı barındırmasıdır. 1 Mayıs, kendi mesleğinden, statüsünden bağımsız olarak herkesin hakkaniyetli bir yaşam için haklarını savunması gereken işçilerin bayramı olarak kutlanır. Bir ilkbahar çocuğu olan müzik yazarımız Murat Meriç, baharı emeği ön plana çıkaran şarkılarla karşılıyor.
Çok yakın zamana kadar Anadolu’dan gelen trenlerin son durağı olan Haydarpaşa Garı, kendini bildi bileli Anadolu’dan göç alan İstanbul’un yüz yılı aşkın süredir yeni sakinleriyle tanıştığı, tutunmayı başaramayan konuklarını ise uğurladığı nokta oldu. Tahta bavullar, sırtta yatak yorganlar... Kâh umutla İstanbul’a kâh düş kırıklığıyla gerisin geri memlekete yol alışlar. Hep biraz yarım kalmış sevdalar. İç göç filmlerine konu eden Yeşilçam’da başrolü kimse Haydarpaşa Garı kadar hak edemez.