Bayramı da acıyı da unutmuyoruz

Fotoğraf
Cengiz Kahraman Arşivi
26 Şubat 2021 - 10:09
Şeker Bayramı haberi, 3 Mart 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesi

2 Mart 1930 Pazar
Ramazan davulcusu

Ramazan ayının bitimiyle İstanbullular pazar gününe denk gelen Şeker Bayramı’nın ilk gününü büyük bir neşeyle kutladılar. Ramazan davulcuları ev ev gezerek mâniler söyledi ve bayram bahşişlerini aldı. Apukurya eğlenceleri de aynı günlere denk gelince eğlence daha da arttı. Cumhuriyet gazetesi 3 Mart’ta usta foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği fotoğrafı kullanarak bayramın ilk gününü okurlarına şöyle duyurdu:

Dünkü bayram gününün intibaları

Dün şeker bayramının birinci günü, güzel bir havanın ilave ettiği letafetle neş’e içinde geçti.
[...]
Namazdan sonra davullar mahalleri inletirken başta çocuklar olmak üzere bütün İstanbul sokaklara dökülmüştü. El öpenler, musafahalar, tebrikler başladı. Bahşışlar, hediyeler dağıtıldı, çocuklar sevindirildi.

Bayram büyük bir masraf kapısıdır. Fakat halk bu yıl daha ziyade tasarrufa meyyal bulunuyor, bayramı daha az masrafla atlatmak ister gibi görünüyordu. Mamafih dün gene eğlence yerleri, sinemalar, tiyatrolar, birahane ve barlar dopdolu idi. Bayram çocukların derler amma her halde en fazla eğlenen büyükler oluyor. Çünkü dün eğlence yerleri bayram yerlerinden daha kalabalıktı. Havanın öğleden sonra açması, güneşin ılık bir hararetle görünmesi günün iyi geçmesine sebep oldu. Sokaklar aşağı ve yukarı akan coşkun bir insan nehri halinde idi. Hristiyanların karnavalı bizim bayrama rasgeldi. Yollarda maskaralardan geçilmiyor. [...] Çift çift, grup grup, rengârenk kıyafetleriyle gezenler pek çok. İstanbul tarafını bile bu değişik kıyafetli zümre istila etmişti. Bayramın bir hususiyeti de davul zurna ile bahşiş toplayanlardı. Otuz gün ibadullah sahura kaldıran bu tokmaklı musiki dün de dan dan dan diye bütün şehri dolaştı.

16 Mart şehitleri haberi Cumhuriyet ve Yeni Gün gazetelerinde bu kareyle yer aldı

16 Mart 1931
Şehzadebaşı şehitleri hüznü

İstanbul Şehzadebaşı’nda 15 Mart gecesi sabaha karşı Letafet Apartmanı’nın karşısında bulunan ve Onuncu Kafkas Fırkası ve Mızıka Takımı erlerinin koğuş olarak kullandığı binaya iki kamyonla gelen 60 İngiliz askeri tarafından saldırı düzenlendi. Koğuşlarda uyuyan 61 askerin üzerine rastgele ateş açıldı. Karşı koyma fırsatı bulamayan erlerden ikisi şehit oldu, beşi ağır yaralandı.

Bir başka araçtaki İngiliz askerleri Saraçhanebaşı’nda güvenlik önlemi almış, diğer bir araç da Süleymaniye Camii yönünde güvenlik gerekçesiyle konuşlandırılmıştı. Böylelikle bina çembere alınarak yardım gelmesinin önü kesilmişti. Yaklaşık bir saat süren çatışmalarda dört asker şehit oldu, dokuzu yaralandı.

16 Mart şehitleri Eyüp’te Bahariye Yolu üzerindeki mezarlığa törensiz ve gösterişsiz biçimde defnedildi. İstanbul işgalden kurtulup özgürlüğüne kavuştuktan sonra bu acı olay her sene 16 Mart’ta anıldı. Eyüp’teki şehitlerin kabri başında 16 Mart 1931 Pazar günü yapılan anma töreninin haberi, 17 Mart’ta Cumhuriyet ve Yeni Gün gazetelerinde foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği bu fotoğraf eşliğinde yayımlandı:

On sene evvel yataklarında uyurken şehit edilen Aziz Mehmetçiklerin hatırası dün büyük merasimle tebcil edildi. Resimlerimizde görüldüğü üzere binlerce halk şehitliğin etrafını doldurmuştu. Merasime müftü efendinin beliğ bir duasile başlandı, Cumhuriyet Halk Fırkası idare heyeti reisi Cevdet Kerim, Darülfünun’dan Ekrem, gençlik namına Ahmet, Şehir meclisinden Avni Beyler tarafından heyecanlı nutuklar söylendi.

20 Mayıs 1939 tarihli Gençlik Bayramı haberi

19 Mayıs 1939
Gençlik bayramı coşkusu

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı gün olan 19 Mayıs 1919, 1928 yılından itibaren 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlamıştı. Gençlik ve Spor Bayramı’nın 12’ncisi 19 Mayıs 1939 Cuma günü bütün yurtta coşkuyla kutlandı. İstanbul’daki şenlikler beş binden fazla öğrencinin katılımıyla Fenerbahçe Stadı’nda yapıldı. O sırada statta bulunan bir seyyar fotoğrafçı sahadaki öğrencilerin coşkusu ve gururunu görüntüledi. Yeni Sabah gazetesi 20 Mayıs’ta birinci sayfadan verdiği haberde stadın sabahın erken saatlerinden itibaren dolduğunu yazdı:

19 Mayıs Bayramı Bütün Yurtta Kutlandı Gürbüz ve Kudretli Gençliğin Beden Hareketleri Takdirle Seyredildi

19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı, dün Kadıköyü’nde Fenerbahçe stadında muazzam tezahüratla çok parlak bir şekilde tesit edildi [kutlandı]. Günün çok erken saatinden başlayarak Kadıköy’e akan kalabalık saat 9’a doğru, Fenerbahçe stadına giden yollara bir izdiham manzarası vermişti. Binlerce insan, müteaddit [birçok] yerlerde inzibati kontrollerden geçerek stadyuma giriyordu. Saat 9’da, stad tamamen dolmuştu. 15000’den fazla bir kalabalık tribünleri, ayakta duracak yerleri, kenardaki çimen sahayı doldurmuştu. Kalabalık arasında Vali ve Belediye Reisi Lütfi Kırdar, Orgenaral Fahrettin Altay, İstanbul Komutanı Korgeneral Halis Bıyıktay, birçok mebuslar, vilayet ve belediye erkanı göze çarpıyordu. Tören saat 10.05’te vali ve komutanın gençleri teftiş etmesiyle başladı. Bu sırada 5000’den fazla kız ve erkek mektepli, 500 kadar sporcu sahada yer almıştı. Muntazam ve yeknesak kıyafetli bu gürbüz gençlik seyircilerin göğsünü iftiharla kabartan heybetli bir manzara teşkil ediyordu.

Eminönü, 1929

12 Mart 1929
Üç bayram bir arada

İstanbul halkı için 1929 yılı çok zor geçti. Ocak ayı başında başlayan soğuk hava ve kar yağışı şehrin gündelik hayatını felce uğrattı. Mart ayı başında Tuna Nehri’nden gelen büyük buz kütleleri Haliç ve Boğaziçi’nin yer yer buzlarla kaplanmasına neden oldu. Kışın sona ermesi ve Ramazan Bayramı’nın gelmesiyle halk iki bayramı bir arada kutlamaya başladı.

13 Mart günü Akşam gazetesi birinci sayfasında bayram münasebetiyle kurulan şeker sergilerinden birinin fotoğrafını kullanarak “Mübarek bayram geldi. Bugün her tarafta büyük hazırlık vardı” başlığını attı. Haberde Taksim Stadı’nda üç aydır maç yapılmadığı, bayramın birinci günü tekrar futbol maçlarının başlayacağı da duyuruluyordu. Bu, futbolseverler için bir başka bayram anlamına geliyordu.

12 Mart günü Akşam gazetesi foto muhabiri Faik Şenol tarafından çekilen bu fotoğraf için haberde mekân bilgisi verilmiyor. Eminönü civarında, muhtemelen Mısır Çarşısı çıkışında kurulan şeker tezgâhı bayraklar, konfetilerle süslenmiş. Duvarda sinemaların o günkü filmlerinin afişleri göze çarpıyor. Ünlü İtalyan ressam Fausto Zonaro tarafından yapılan ve Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethini resmeden tablosunun çerçevelenmiş reprodüksiyonu tezgâhta dikkat çeken detaylardan biri.

Çocuklar, "Çocuk Haftası"nda Cumhuriyet ve Yeni Gün gazetelerinin basıldığı matbaada

26 Nisan 1931
Çocuklar iş başında

Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarih olan 23 Nisan 1920’den dokuz yıl sonra, 23 Nisan 1929’da Atatürk bu günü bayram olarak çocuklara armağan etmişti. İlk defa 1929 yılında kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmî bayramlarından biridir. Bu bayramın ilk yıllarında 23-30 Nisan tarihleri arası Çocuk Haftası olarak da kutlanır, etkinlikler hafta boyunca sürerdi. Etkinliklerden biri çocukların çeşitli kamu görevlerini sembolik olarak devralmasıydı. 26 Nisan 1931 Pazar günü çeşitli okullardan çocuklar Cumhuriyet ve Yeni Gün gazetelerinin basıldığı Cağaloğlu’ndaki matbaayı ziyaret ettiler. Yeni Gün gazetesinde 27 Nisan’da foto muhabiri Namık Görgüç’ün çektiği bu fotoğrafla yayımlanan haber şöyleydi:

Çocuklar, dün muhtelif makamları ve müessesleri işgal ettiler. Bu arada gazetemizin minimini Tahrir Müdürü de matbaamıza gelerek bize kıymetli yardımlarda bulundu. Genç yavruların çocuk haftası münasebetiyle resmi makamlara getirilerek devlet ve millet işleriyle yakından alakadar edilmeleri onların ruhunda daha şimdiden memleket umuruna [işlerine] karşı bir incizap [ilgi] uyandırmaktadır. İstikbalde memleket işlerini ellerine tevdi edeceğimiz bu genç yavrular bu bir haftalık çocuk saltanatında sadece bayram yapmış olmuyorlar, devlet işleriyle de çok yakından temasta bulunuyorlar.

Büyükdere yolunda bayramı kutlayan bir aile

1 Mayıs 1935
1 Mayıs nasıl kutlandı?

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı resmî olarak yasaklanmamış olsa da 1935 yılında kutlanmadı. Gazeteler konuyla ilgili çeşitli haberler yapıp İstanbul’da bahar bayramının kutlandığını yazdı. Cumhuriyet ve Kurun gazeteleri aynı fotoğrafı kullanarak iki farklı haber yaptı. Kullanılan fotoğraf Büyükdere yolunda çekilmişti. Cumhuriyet gazetesi, 2 Mayıs’ta 1 Mayıs’ın “Amele Bayramı” olduğuna vurgu yaptı:

Bizde 1 mayıs

Dün 1 mayıs amele bayramı idi. Mamafih şehrimizdeki amele teşekküllerinden hiçbiri bayram yapmamıştır. Yalnız bazı kimseler ailece kırlara giderek yiyip eğlenmişlerdir. İstanbul Rus Konsoloshanesi memurin ve müstahdemini de ağaç yapraklarıyla süslenmiş 7-8 otomobille Tarabya’ya giderek oradaki sefaret binasında 1 mayısı tes’it etmişlerdir [kutlamışlardır]. 1 mayıs dolayısıyla şüpheli vaziyetleri kendilerinin nezaret altında bulundurulmasını icap eden birkaç kişi de dün akşam serbest bırakılmışlardır. 1 mayıs şehrimizde hadisesiz geçmiştir.

Kurun gazetesi ise 1 Mayıs’ın Bahar Bayramı olarak Türkiye’de ve dünyada kutlandığını yazdı:

Bir mayıs dünyanın her tarafında bir bahar bayramı olmak üzere kutlanıyor: Eskiden Mayısın birinci günü, süt içmek, hemen hemen umumi bir adet gibiydi. İstanbul’da bu ananenin hala bırakılmadığını görüyoruz. Dün sabah şehrin dış tarafını, Mecidiyeköyü ve Edirnekapı tarafını dolduran halk, sabahleyin kırda süt içmişler, akşam üstü ellerinde çiçeklerle caddelerde dolaşmışlardır.

Resimde Büyükdere yolunda bayramı kutlayan bir aileyi görüyorsunuz.

Geçen Yüzyılda İstanbul
İstanbul
Tarih
Bayram
Ramazan
1 Mayıs
19 Mayıs
23 Nisan
16 Mart
Sayı 005

BENZER

Dört teker bedenini, iki teker ruhunu taşır, derler. Pedal çevirenler iyi bilirler ki bisikletin özgürlükle gerçekten yakın bir ilişkisi var. Ruhu sağaltan bu eylem, insana sonsuz bir keşif imkânı sunar. İstanbul’un bisiklet rotalarını çıkartarak şehir ve spor kültürümüze eşsiz bir katkı sunan yazar ve tasarımcı Aydan Çelik ile birlikte İstanbul’un “derin”lerine doğru pedalladık. Büyükçekmece’den Terkos’a uzanan tarihî savunma hattı Çakmak boyunca, dura kalka, gezerek, düşünerek ve görerek hem mekânda hem zamanda keyifli bir yolculuk yaptık.
Karantina günlerinin yalnızlığında Kalben, korkularıyla yüzleşmesini, kendisiyle hesaplaşmasını ve fiziki olarak hapis hayatı yaşamasına rağmen zihinsel olarak özgürlüğü yakalayışını içtenlikle kaleme döktü: "Ben zaten senelerdir dört milyar kadınla birlikte karantinadaydım."
Kentleri sular altında bırakan seller, şiddetli fırtınalar, hortumlar yeni normalimiz. Evet, Türkiye’de bile. Bu nedenle iklim krizi, artık yerel yönetimlerin gündemine giriyor.