İlginç hikâyeleriyle padişah türbeleri

Fotoğraf
Önder Kaya
22 Kasım 2022 - 14:00

Osmanlı padişahlarının ilk altısı bilindiği üzere Bursa’da yatıyor. Bunlardan I. Murad’ın iç organları Kosova sahrasına gömüldüğünden burada ayrıca bir türbesi bulunuyor. Geri kalan 30 Osmanlı padişahından 29’u İstanbul’da gömülü, son padişah Mehmet Vahdettin’in mezarı ise Şam’da Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilen Tekke Süleyman Camii haziresinde... İstanbul’daki padişah türbeleri Yavuz Selim Camii avlusundaki Sultan Abdülmecid ve II. Bayezid türbeleri dışında bugün ziyarete açık. Bahsi geçen türbelere bir göz atalım...

FATİH TÜRBESİ VE HAZİRE

Fatih Türbesi

Fatih Sultan Mehmed hedefi tam olarak bilinmeyen bir seferin arifesinde Gebze yakınlarında, 3 Mayıs 1481 tarihinde vefat eder. Cenazesi İstanbul’a nakledilen Fatih Sultan Mehmed, kendi yaptırdığı caminin kıble tarafında, mihrabın önüne denk gelen bir yere gömülür. Sonradan oğlu II. Bayezid tarafından bu mezarın üzerine türbe yapıldığı biliniyor. Türbe 1766 yılında Kurban Bayramı’nın 3. günü meydana gelen ve İstanbul halkının “küçük kıyamet” diye tanımladığı deprem sonrası Fatih Camii ile birlikte yıkılır. III. Mustafa’nın saltanatı devrinde cami ve türbe yeniden ihya olunur. Türbenin içinde Fatih Sultan Mehmed tek başına yatmaktadır.

II. Bayezid Türbesi

II. Bayezid, kapı kullarının da desteğini alan oğlu Şehzade Selim tarafından 1512’de tahtı terk etmeye zorlanır ve akabinde kalan ömrünü geçirmesi için Dimetoka’ya (Edirne’ye 40 km uzaklıkta, Yunanistan’da bir yerleşim) uğurlanır. Ancak Sultan Çorlu yakınlarında fenalaşarak hayatını kaybeder ve cenazesi İstanbul’a getirilir. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında da kendi adını taşıyan caminin kıble tarafına gömülür. Öldüğünde türbesinin olmadığını oğlu Selim’in, babasının mezarı üzerine bir türbe inşa ettirmesinden anlıyoruz. Türbenin yer aldığı hazirede bir diğer türbede ise Tanzimat Fermanı’nın mimarı olarak da bilinen Sadrazam Mustafa Reşid Paşa gömülüdür.

YAVUZ SULTAN SELİM TÜRBESİ

Yavuz Sultan Selim ve Abdülmecid Türbeleri

Çorlu yakınlarında ölen Yavuz Sultan Selim’in naaşı İstanbul’a getirilir ve cenaze namazı Fatih Camii’nde Zenbilli Ali Efendi tarafından kıldırılır. Sonrasında Çukurbostan taraflarına defnedilir. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman bu mevkide babası adına hem cami hem de türbe inşa ettirecektir. Türbede tek başına yatan Sultan Selim’in sandukasının üzerinde Mısır Seferi sırasında Kemalpaşazade’nin atının ayağından sıçrayan çamur izinin olduğu kaftan sergileniyor. Türbede ayrıca Muhyiddin İbnü’l Arabî’nin kabrinin bulunmasıyla ilgili olan ve yine ona atfedilen sözün kazındığı bir mermer levha da yer alıyor. Avluda Yavuz’un eşi Hafsa Sultan ve şehzadeler için hazırlanan iki türbe daha bulunuyor.

Avludaki tek padişah türbesi Sultan Selim’e ait değil, Tanzimat Dönemi’ni başlatan Sultan Abdülmecid de burada yatıyor. Abdülmecid’in türbesi, Yavuz Selim türbesine göre daha küçük ve mütevazı. 39 yaş gibi genç bir çağında vefat eden Sultan Abdülmecid, türbede üç şehzade ile birlikte yatıyor.

Kanuni Türbesi

Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında Zigetvar Seferi sırasında öldü ve bedeni iç organları çıkarılıp mumyalandıktan 82 gün sonra kendi adıyla yaptırdığı abidevi caminin kıble tarafına defnedildi. Öldüğü zaman kendi türbesi hazır olmadığından türbe Mimar Sinan’ın gözetiminde 1568’de tamamlanmış. Kanuni’nin türbedeki yalnızlığı sadece 10 yıl sürüyor. Türbeye önce biricik kızı Mihrimah Sultan, sonrasında II. Ahmed ve II. Süleyman defnediliyorlar. Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan da hemen karşısında yer alan ayrı bir türbede yatıyor.

II. SELİM TÜRBESİ

II. Selim Türbesi

II. Selim türbesi Ayasofya içinde inşa olunan ilk padişah türbesidir. Sultan, 1574 yılının son günlerinde öldükten sonra Ayasofya’nın avlusunda kendisi için belirlenen alana gömülmüş, ancak türbesi oğlu III. Murad zamanında tamamlanmış. Mimar Sinan yapısı olan sekizgen türbede toplam 44 sanduka mevcut. Sultanın sandukası, büyüklüğü ve ihtişamı ile diğerlerinden ayrılıyor. Sandukasının sağında ulu şehzadesi Murad’ı doğuran ve tarihî romanlara da konu olan hanımı Nurbanu Sultan yatıyor. Solundaysa kızları Gevhermülk Sultan’la, Sokollu Mehmed Paşa’nın eşi olan Esmahan Sultan’ın sandukaları bulunuyor. Ayak ucunda yer alan sandukalar, diğer kızları ile bir kısmı III. Murad’ın tahta çıkması nedeniyle boğdurulan şehzadelerinin mezarları. Ayrıca türbede III. Mehmed’in küçük yaşta ölen şehzadeleri de gömülü.

III. MURAD TÜRBESİ

III. Murad Türbesi

Babası II. Selim gibi III. Murad da kendi adını taşıyan camisini İstanbul’da değil Manisa’da yaptırmıştı. O da öldükten sonra gömüleceği mekân olarak Ayasofya’yı seçmişti. Nitekim 1595’te vefat ettiğinde ortada henüz türbesi yoktu. Bu nedenle babası II. Selim’in türbesinin yamacına gömüldü. Bazı kaynaklar, ilk önce babasının türbesine gömüldüğünü daha sonra naaşının inşaatı biten türbesine nakledildiğini söyler. Mimar Sinan türbe inşası öncesinde vefat etmiş olduğundan yapı, öğrencisi Mimar Davut Ağa tarafından ve Sultan’ın ölümünden yaklaşık 4 yıl sonra tamamlanır.

İçinde 54 sanduka barındıran türbe, Ayasofya türbeleri içinde en kalabalık olanıdır. Bunun temel nedenlerinden biri, Sultan’ın Osmanlı padişahları içinde en fazla çocuk sahibi olan kişi olması. Nitekim III. Mehmed tahta çıktığında Fatih Kanunnamesi gereğince 19 kardeşini boğdurtur. Talihsiz şehzadeler babalarının ayak ucuna gömülüler. Solunda ise tıpkı annesi Nurbanu Sultan gibi romanlara konu olan hasekisi Safiye Sultan yatıyor.

III. Mehmed Türbesi

Ayasofya’dan Topkapı Sarayı’na geçiş yolundaki dönemeçte yer alan sebilin hemen yanındaki türbe III. Mehmed’e ait olan ve bu avluda inşa olunan son padişah türbesi... Mimarı Dalgıç Ahmet Ağa olan yapı, III. Mehmed’in oğlu I. Ahmed tarafından inşa olunmuş. 9 yıl saltanat süren III. Mehmed 1603’te ölmüş ve babası III. Murad’ın türbesinin hemen yanındaki bir alana defnedilmiş. Kendi türbesi ise oğlu I. Ahmed’in emriyle 5 yıl içinde tamamlanmış. Türbede I. Ahmed’in annesi Handan Sultan’ın yanı sıra III. Mehmed’in şehzadeleri, kızları ve bir de kız kardeşi gömülü. Toplam sanduka sayısı 14. Türbe II. Selim ve III. Murad türbelerine göre hem daha mütevazı hem de daha tenha.

SULTAN AHMET TÜRBESİ

Sultan Ahmet Türbesi

Bizans’ın hipodrom meydanı üzerine inşa olunan Sultan Ahmet Camii’nin hemen önünde yer alan türbe 17. yüzyılın üç padişahını içinde barındırır. Sedefçi Mehmet Ağa’nın eseri olan bu türbede caminin banisi I. Ahmed ile çocukları II. Osman namıdiğer II. (Genç) Osman ve IV. Murad yatarlar. II. Osman, babasının mezarı üzerine gayet gösterişli bir türbe inşa ettirmişti. Türbede dönemin en nadide çinileri kullanılmış, sedef işçiliğine yer verilmiş ve bol ışık alması için de tavandan tabana üç sıra pencere yaptırılmıştı. Genç sultan aynı zamanda kendi mezarını da inşa ettirdiğinin farkında mıdır bilinmez ama o da boğulduktan sonra babasının yamacına defnedilecektir. Tahta geçen ve Bağdat ile Revan fatihi olarak bilinen kardeşi 4. Murad da henüz 30’larını sürdüğü çok genç bir çağında ölünce yine babasının türbesine defnedilir. Hemen belirtelim ki türbede Sultan Osman ve Murad’ın boğdurdukları kardeşleri de gömülüdür. Murat ve İbrahim’in anneleri olan Kösem Valide Sultan da İbrahim’in oğlu Sultan Mehmed’e hükmetmeye kalkınca gelini Hatice Turhan Sultan’la giriştiği nüfuz mücadelesinde canından olacak ve kocasının yanı başına defnedilecektir.

Ayasofya'da Sultan I. Mustafa ve İbrahim Türbeleri

Ayasofya Camii’nde bulunan türbeler içinde en ilginç olanı belki de Sultan I. Mustafa ve İbrahim’in gömülü olduğu alandır. Burası Bizans döneminde yetişkinlerin ve çocukların vaftiz edildikleri bir mekândı. Şehir, Osmanlılar tarafından fethedilince söz konusu vaftizhane Ayasofya’nın aydınlatılması için gereken yağların depo edildiği bir yağhane durumuna geldi. 1639 yılına kadar da bu şekilde kullanıldı. Ayasofya vaftizhanesi, bu tarihte I. Mustafa’nın ölmesiyle ilginç bir gelişmeye sahne oldu.

I. Ahmed’e kadar ilk 14 padişah kendilerine ait türbelerde yatıyordu. Ancak I. Ahmed’in oğlu II. Osman öldüğünde onun adına yeni bir türbe yapılmamış, babası I. Ahmet’in Sultanahmet Camii önündeki türbesine defnedilerek bir gelenek bozulmuştu. Gerek tahta geçen bir oğlu olmadığı ve gerekse de saltanat devrinin cinnet hâlinden dolayı tam bir terör devresi olması nedeniyle çevresinde saygın bir etki de yaratamayan Mustafa’nın naaşının nereye gömüleceği mesele oldu. Devrin en önemli görgü tanıklarından Evliya Çelebi “tüm sultan türbelerinin dolu olması nedeniyle” naaşın 17 saat kadar bekletildiğini ifade eder. Ancak bu, bir mazeretten başka bir şey değildi. Babası III. Mehmed’in türbesi defin için gayet uygundu. Kardeşi I. Ahmed’in türbesine de I. Mustafa’dan sonra vefat eden IV. Murad ve Kösem Sultan gibi isimler gömüleceklerdi. Şu hâlde I. Mustafa eski padişah türbelerine “gömülememiş” olmayıp, daha doğrusu gömülmek istenmemiştir.

I. Mustafa’nın gömülü olduğu bu türbeye yaklaşık 10 yıl sonra bir Osmanlı padişahı daha defnedilir. Mustafa’nın yeğeni olan I. İbrahim 1649 tarihinde önce tahttan indirilir, 10 gün kadar sonra da Cellat Kara Ali tarafından boğulur. Sultan İbrahim de boğulduktan sonra kendisi gibi pek makbul sayılmayan I. Mustafa’nın yanı başına defnedilir. Türbede iki padişah dışında I. Ahmed, IV. Murad, Sultan İbrahim, IV. Mehmed ve II. Ahmed’in şehzadeleri ve kızları gömülüdür.

III. MUSTAFA TÜRBESİ

Yenicamiii arkasında Hatice Turhan Sultan Türbesi

Turhan Valide Sultan Osmanlı tarihindeki en güçlü kadınlardan biridir. Kayınvalidesi Kösem Sultan’la saray içinde giriştiği nüfuz mücadelesini kazanmış, oğlu IV. Mehmed’in saltanatının en kritik devresinde de Köprülü Mehmet Paşa’yı sadarete getirerek devleti büyük bir bunalımın eşiğinden kurtarmıştır. Hayatta iken avucunda tuttuğu bu iktidar gücü âdeta ölümünden sonra türbesine de yansır. Zira türbe bir validenin adı ile anılmasına rağmen içinde Osmanlı padişahı bulunduran tek türbe konumundadır. Üstelik bu türbe içinde barındırdığı 5 padişahla diğer pek çok hanedan türbesinden de ayrılır.

Turhan Valide 1683’te ölünce bu türbeye gömülür. Onu 5 yıl sonra ölen oğlu IV. Mehmed takip eder. Sonrasında Lale Devri’nin meşhur padişahı III. Ahmed ve iktidarı döneminde Karlofça Anlaşması imza edilen II. Mustafa da buraya defnedilir. Ama herhâlde türbenin en ilginç konukları I. Mahmud ile III. Osman olsa gerek. I. Mahmud sağlığında Nuruosmaniye Camii’nin yapımını başlatmış fakat bitimini göremeden ölmüştür. Caminin arkasında yer alan türbede gömülmeyi arzulayan padişahın bu isteğinin aksine kardeşi III. Osman ağabeyini Turhan Valide Türbesi’ne defnettirir. Muhtemelen buraya kendisi gömülmeyi tasarlıyordu. En azından kendi sağlığında iken vefat eden annesi Şehsuvar Sultan’ı buraya defnettirmişti. Ancak kendisinden sonra tahta çıkan III. Mustafa da talihin garip bir cilvesi olarak III. Osman’ı buraya değil, ağabeyi III. Mustafa’ya uygun gördüğü Turhan Valide Türbesi’ne gömdürecektir.

Turhan Valide Türbesi’ne ek bir bina olarak inşa olunan Cedid Havatin türbesinde ise Jön Türklerin büyük umutlarla tahta çıkardıkları ancak kısa bir süre sonra sinir buhranları geçirdiği için “halletmek” zorunda kaldıkları V. Murad yatmaktadır.

III. Mustafa Türbesi 

Osmanlı padişahları arasında III. Mustafa en talihsiz olanlardan biri kabul edilir. Zira kendi adına inşa ettirdiği camiler başka isimlerle meşhur olmuş. Onun emriyle inşa olunan Kadıköy’deki cami, sahilde olması nedeniyle “İskele”, Üsküdar’a hâkim bir mevkide inşa ettirdiği cami, “Ayazma” ve son olarak Aksaray civarında yaptırdığı cami ise bölgede yaşayan bir velinin adı olan “Laleli” diye anılmış. Nitekim kendisi de bu son abidevi külliyenin ön cephesine, Osmanlı tarihinin en güzide mimarlarından Mehmed Tahir Ağa’ya inşa ettirdiği türbesinde oğlu III. Selim’le birlikte uyuyor. Türbede Sultan’ın Mehmet adındaki bir şehzadesinin yanında beş de kızı yatıyor. İçinde barındırdığı çiniler Üsküdar Sarayı’ndan alınarak bu türbeye nakledilmişler. Türbede tıpkı I. Abdülhamid Türbesi’nde olduğu gibi bir de kadem-i şerif yani Hz. Muhammed’e atfedilen kutsal ayak izi bulunuyor.

SULTAN I. ABDÜLHAMİD TÜRBESİ

Sultan I. Abdülhamid ve Hamidiye Türbesi

Sultan I. Abdülhamid, 1789’da devam etmekte olan Osmanlı-Rus savaşı sırasında kendisine verilen bir haberin etkisi ile fenalaşmış ve kısa bir süre sonra da beyin kanaması veya felçten dolayı hayatını kaybetmiş. Kaynaklara göre ölümüne sebep olan hadise Rusların Özi Kalesi’ne girmesi ve buradaki Müslüman ahaliyi katletmesidir. Sultan’ın 7 Nisan 1789 Salı günü ölmesinin hemen akabinde şehzade Selim’e biat edilmiş ve cenazesi de aynı zamanda yeğeni olan III. Selim’in emriyle vasiyeti üzerine Bahçekapı’daki türbesine defnedilmiş.

III. Selim amcasının vasiyetini yerine getirirken, Kabakçı Mustafa İsyanı sonrasında tahtından olduğu vakit yerine geçen kuzeni IV. Mustafa, Alemdar Mustafa Paşa’nın Rusçuk’tan harekete geçerek kendisini halletmek üzere İstanbul önlerine gelmesi üzerine III. Selim’i boğduracak ve talihsiz Sultan az önce bahsettiğimiz babası III. Mustafa’nın Laleli’deki türbesine gömülecektir. Buna rağmen IV. Mustafa iktidarını koruyamayarak tahtı II. Mahmud’a devretmek zorunda kalacaktır. 1808’in sonlarına doğru Alemdar Vakası sonrasında isyancı yeniçerilerin saraya yürümesi üzerine III. Selim’in akıbetine uğrayıp padişah II. Mahmud tarafından boğdurulacaktır ve kuzeni gibi o da babasının yanına gömülecektir.

Türbe bugün de başta kadem-i şerif örneklerinden birini barındırdığı için sıklıkla ziyaret ediliyor.

II. MAHMUD TÜRBESİ

Divanyolu ve II. Mahmud Türbesi

İstanbulluların tramvay yolu üzerinde kalması nedeniyle en çok gördükleri hanedan türbesi II. Mahmud’a ait olandır. Esasen söz konusu türbe aynı zamanda son dönem Osmanlı tarihinin en önemli simalarını da içinde barındırır. Türbenin temelleri II. Mahmud’un 28 Haziran 1839’da ölümüyle atılır. Tahta geçen Sultan Abdülmecit, babasının cenazesini Divanyolu’nda bulunan Esma Sultan Sarayı’nın bahçesine defnettirmiş. Ebniye-i Hâssa Müdürlüğü’nde bulunan Abdülhalim Efendi bu mezarın üzerine bir türbe inşası ile görevlendirilmiş. Bir yıldan biraz daha uzun bir süre sonra türbe 12 Ekim 1840’ta bitirilmiş. Türbede ilerleyen yıllarda tartışmalı ölümü ile tanınan Sultan Abdülaziz ve uzun süre Selanik’te sürgün yaşadıktan sonra Balkan Savaşları sırasında İstanbul’a getirilerek kendisine Beylerbeyi Sarayı tahsis edilen ve burada ölen II. Abdülhamid de yatmakta. Türbenin içinde ayrıca söz konusu padişahların eşleri, şehzadeleri ve kızlarından da bazıları gömülü.

Türbenin dışı da en az içi kadar ilgi çekici. 19. ve 20. yüzyıl Türk siyasi, idari, edebî ve fikrî hayatının pek çok önemli siması burada gömülü. Avluda gömülü olan bazı önemli şahıslar arasında kemikleri Serez’den buraya nakledilen Şeyh Bedreddin, Türk milliyetçiliğinin babası olarak kabul edilen Ziya Gökalp, İttihat Terakki’nin önde gelen yöneticilerinden olup İtalya’da suikasta maruz kalan Sait Halim Paşa, değerli gazetecimiz Agâh Efendi ve kıymetli münevver Muallim Naci yer alıyor. İlk basım şehidi Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey’in mezarı da burada bulunuyor.

Eyüp'te Sultan Reşad Türbesi

Sultan Reşat devri demek bir yerde İttihat Terakki idaresinin dizginleri ele aldığı devir demektir. 1909’daki ihtilalin hemen ardından tahta çıkan Padişah, tüm saltanatı boyunca İttihatçıların kontrolünde hareket etmek durumunda kalmış. Esasen II. Abdülhamid gibi aktif bir padişahın ardından İttihatçıların Mevlevi tarikatına mensup, nezaket ve halim selimliği ile tanınan, bir anlamda bu dünya için değil de daha çok ahiret için yaşayan bir şehzadeyi padişahlık makamına getirmelerinde şaşılası bir durum yok. Sultan Reşad, I. Dünya Savaşı’nın son demlerinde vefat etmiş. Kendisinden önceki Osmanlı sultanlarının türbeleri suriçinde yer almasına rağmen, İstanbul’a gömülen son padişah Sultan Reşad bu açıdan bir istisna teşkil eder. Atalarının tercihinin tersine, derviş meşrep yapısına da uygun olarak Eyüp Sultan’ı ebedî istirahatgahı olarak tercih edecektir. Başmabeyincisi Lütfi Bey anılarında Sultan’ın çocuk ve su sesinden pek hazzettiğini, bundan dolayı da mezarının Eyüp Sultan kıyısında ve çocuk cıvıltıları arasında olması yönünde direktifler verdiğini kaydeder. Nitekim bugün de sultanın türbesinin hemen yanında Reşadiye Numune Mektebi’nin binası yer alır. Türbe, Türk mimarisinde ulusalcı akımın en önemli simalarından biri olan Mimar Kemaleddin Bey’in eseridir. Nitekim yapının kubbesi daha çok Orta Asya Türk mimarisini hatırlatır niteliktedir. Kemaleddin Bey aynı zamanda Fatih Camii haziresindeki Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa ve Hürriyet Tepesi’ndeki Mahmut Şevket Paşa türbelerinin de mimarıdır. Türbede üç sanduka olup kendisi başkadınefendisi Kamres Hanım ve 1913’te ölen oğlu Necmeddin Efendi ile birlikte uyumakta. Eyüp kıyısından da görülebilen türbenin avlusunda ise Sultan Reşad’ın soyundan gelen bazı hanedan üyeleriyle birlikte sağlığında kendisine hizmet eden bazı görevliler yatmakta.

KAYNAKÇA

Akçay, İlhan (1968): Ayasofya Câmii, Ankara: Hakses Neşriyat.

Ayvansarayî Hüseyin Efendi (2001): Hadîkatü’l Cevami (haz.) Ahmed Nezih Galitekin, İstanbul: İşaret Yayınları.

Bayrak, Orhan (tarihsiz) İstanbul Tarihi, İstanbul: İnkılap Kitabevi.

Baysun, Cavid (1953): “Fatih Türbesindeki Eski ve Yeni Tamirlere Dair”, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, Mart 1953, S. 34, s. 3-4.

Boyar, Ali Sami (1943): “Ayasofya türbelerinden Üçüncü Mehmed Türbesi”, Rövü Rewiev dergisi, S. 24, 25 Eylül 1943, s. 2-4.

Cantay, Tanju (1989): XVI. ve XVIII. Yüzyıllarda Süleymaniye Camii, ve Bağlı Yapıları, İstanbul: Eren Yayıncılık.

Çobanoğlu, Ahmet Vefa (2003): “Lâleli Külliyesi”, DİA, İstanbul, s. 86-89.

Dirimtekin, Feridun (1963): “Ayasofya Baptisteri”, Türk Arkeoloji dergisi, XII, S. 2, s. 65-87.

Doğanay, Aziz (2007): “Türbeler”, Bir Şaheser: Süleymaniye Külliyesi içinde, (ed.) Selçuk Mülayim, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Eyice, Semavi (1983): “Ayasofya Vaftizhanesi (Sultan I. Mustafa ve Sultan İbrahim’in türbesi olan yapı), VIII. Atatürk Konferansları (1975-1976), Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 139-162.

Eyice, Semavi (1990): “İstanbul’da Sultan II. Bayezid Külliyesi”, Sanat Tarihi Araştırmaları dergisi, cilt 3, S. 8, s. 11-25.

Günüç, Fevzi (2007): Türk Kültür ve Medeniyeti Tarihinde Fatih Külliyesi, I. Cilt, İstanbul: Kültür A.Ş. Yayınları.

Gökbilgin, Tayyib (1950): “Kanunî Sultan Süleyman’ın Szigetvar’daki Türbesi”, Tarih Dünyası dergisi, I. Cilt, S. 4, s. 144- 145 ve 174.

Konyalı, İbrahim Hakkı (1969): “Sultan Ahmed, Sultan Ahmed Türbesi ve Kıymetli Sorguçları”, Önasya, IV. Cilt, S. 47, s. 11-12.

Lütfi Efendi (Vak’anüvis) (1988): Vak’a- nüvis Lûtfî Efendi Tarihi (haz.) M. Münir Aktepe, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Molnar, Josef (1971): “Sigetvar’da Sultan Süleyman Türbesi”, (çev.) Hamit Zübeyr Koşay, Önasya, S. 69, Mayıs 1971, s. 18-19 ve 22.

Oktay, Emin; Artuk, İbrahim (1965): “Ayasofya’daki II. Selim’in Türbesi ve İçindekiler”, Ayasofya Müzesi Yıllığı, No: 6, s. 47-53.

Öner, Alev (1969): Sultan I. Ahmet Türbesi”, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, S. 65, s. 24-29.

Önkal, Hakkı (1992): Osmanlı Hanedan Türbeleri, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

Önkal, Hakkı (1999): “Türbeleriyle de Dışlanan Üç Osmanlı Sultanı”, Geçmişten Günümüze Mezarlık kültürü ve İnsan Hayatına Etkileri Sempozyumu, İstanbul: Mezarlıklar Vakfı Yayınları, s. 83-87.

Öz, Tahsin (1950): “Türbeler Açılırken”, Tarih Dünyası dergisi, I, S. 1, s. 47-48.

Özgüven, H. Burcu (2003): “Mahmud II Türbesi, Sebili, Çeşmesi ve Hazîresi”, DİA, C. 27, s. 357-358.

Sarıcaoğlu, Fikret (2001): Kendi Kaleminden Bir Padişahın Portresi: Sultan I. Abdülhamid (1174-1789), İstanbul: TATAV-Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları. 2001.

Sarıöz, Perihan (1996): Bir Zamanlar İstanbul, İstanbul: İdea.

Şehsuvaroğlu, Bedi N. (1956): “Osmanlı Padişahlarını akıbetleri ve ölüm sebepleri hakkında tıp tarihi bakımından bir inceleme”, V. Türk Tarih Kongresi, Ankara 1956, s. 392-410.

Şehsuvaroğlu, Hal k Y. (1953): “Fatih’in Türbesine Dair”, Türkiye Turing ve Otomobil kurumu Belleteni, Ağustos 1953, S. 139, s. 3-4

Tekindağ, Şehabeddin (1975): “XVII. Yüzyıl Türk Sanat Eserlerinden Bir Abide: Yenicâmi Külliyesi”, İÜ. Tarih Dergisi, S. 28-29, s. 167-191.

Teksarı, Serhat (2005): Büyük İstanbul Türbeleri ve İstanbul’da Tüm Ziyaret Yerleri Rehberi, İstanbul: Gün Neşriyat.

Türkgeldi, Ali Fuat (1984): Görüp İşittiklerim, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Unan, Fahri (2003): Kuruluşundan Günümüze Fatih Külliyesi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Türbe
Türbeler
Fatih Türbesi
Kanuni Türbesi
Yavuz Sultan Selim Türbesi
II. Bayezid Türbesi
Osmanlı
Osmanlı padişahları
İstanbul
Önder Kaya
Sayı 012

BENZER

Uğruna yüzlerce, belki binlerce şarkı bestelenmiştir İstanbul’un ve fakat bu kadim şehrin kendine ait bir müziği de var. Osmanlı’dan günümüze, İstanbul Müziği’nin yolculuğu...
İstanbul kenti, işçi eylemleri açısından tarihin her döneminde merkez olma özelliğini korudu. Kentin önemli bir ekonomik merkez olması ve sanayileşmenin bu havzada yoğunlaşması, işçi sayısının ağırlığı, bu özelliğine önemli katkıda bulundu. Siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın canlılığı da işçi hareketinin yüz yıllık geleneğinde ciddi bir rol oynadı. Bu kentteki işçi örgütlenmesi ve eylemleri, Türkiye işçi hareketinin gelişim çizgisinin anlaşılması açısından önemli ipuçları verir.
Bu yıl saltanatın kaldırılmasının, yani kişi egemenliğinden millet egemenliğine geçişimizin 100. yılını kutluyoruz. Bir asır evvel yaşadığımız bu tarihsel olaya iki cepheden bakacağız: Ankara ve İstanbul.