Havacılığın parlak Yıldız'ı

24 Mayıs 2022 - 13:18

14 Mart 1937’de Yeşilköy Hava Meydanı’nda yapılacak “Hava Bayramı” için İstanbullular büyük bir heyecan içerisindedir. Türk Hava Kurumu’nun halka tanıtılması amacıyla planlanan Batı Anadolu gezisine 26 Şubat’ta Ankara’dan başlayan Türkkuşu filosu, Eskişehir, Bursa ve İzmir’de gösteri uçuşları yaptıktan sonra İstanbul’a ulaşmıştır.

Tayyare ve planörlerin filo halinde yapacakları uçuşlarla başlanacak bayramda, akrobasi hareketlerinin yanı sıra kız ve erkek Türkkuşu paraşütçüleri atlayışlar gerçekleştirecektir.

Gösterilerden bir gün önce Türkkuşu tayyareleri şehre bildiriler atarak İstanbul halkını yapılacak hava bayramına davet etmek üzere havalanır. Vecihi Hürkuş’un kullandığı tayyareye bağlı olarak havalanan 2 numaralı planörde Emrullah Âli Yıldız bulunmaktadır. Halk, Ayasofya ile Gülhane Parkı arasında daireler çizen iki tayyarenin manevralarını büyük bir merakla izlemektedir. Bir süre sonra iki tayyareyi birbirine bağlayan çelik halat kopar ve Emrullah Âli Yıldız’ın kullandığı planör tek başına havada kalır. Planörü büyük bir soğukkanlılıkla kullanarak halkın şaşkın bakışları arasında Gülhane Parkı’ndaki ağaca bir kuş gibi kondurur.

Emrullah Âli Yıldız (Fotoğraf: Mustafa Kılıç Arşivi)

Emrullah Âli Yıldız, halkın meraklı bakışları ve alkışlarla ağaçtan yere iner. İki kanadında delikler oluşan planör ise itfaiye tarafından yere indirilir. Emrullah Âli Yıldız inişini şöyle anlatır:

"Bakırköy üzerinden Köprü istikametine uçuyorduk. Yerden yüksekliğimiz 70-100 metre arasında idi. Birdenbire nasıl oldu, bilmiyorum. Planörümü tayyareye bağlayan tel, bir sağanak neticesinde kopuverdi.

Beni, ileriye doğru çeken kuvvetin birdenbire kesildiğini hissettim. Havada tayyaresiz kalmıştım. İşin asıl kötü tarafı, tel tayyarenin aşağı yukarı on santim kadar yakınından kopmuştu. Büyük kısmı bende idi. Bu koca tel, tayyareden ayrılınca büyük bir sarsıntı yaparak planörümün gövdesine geçti ve dolaştı.

Öyle bir yerde idim ki önümde deniz, sağımda Gülhane Parkı, solumda devlet demiryolları Avrupa hattı garı vardı. Evvelâ istasyona inmeği düşündüm. Fakat belki birkaç vatandaşı ezebilirdim. Sonra denize inmeği düşündüm. Kalabalık olan limanda ya bir motora veya bir sandala çarparak batırsaydım? Bu ihtimaller, bir saniye içinde birbirini kovaladı. Nihayet kararımı verdim; Gülhane Parkı’nın üzerindeki ağaçlardan birine inecektim.

Evvelâ havada bir dönüş yaptım. Ve yere iniyormuş gibi yaparak ağaçların üzerine doğru süzüldüm. Daha yere inmeye 20-30 metre mesafe varken tel bir ağaca takılmaz mı? Tabiî bu vaziyet planörü baş aşağı getirdi. Düşmeyi süratlendirmekten başka çare yoktu. Tam ağacın üzerine yerleşirken bir darbe ile teli kurtardım. Ve planörü iki dalın arasına, sanki yerden havalanır gibi, aşağıdan yukarıya doğru yerleştirdim.

Bu benim başıma gelen iş, planörün bir hususiyetini daha meydana koydu: Planörün yalnız şekli kuşa benzemez. O biraz da bir kuş gibidir. Ve eğer başı sıkıya gelirse, bir ağaç dalının üstünde de kendine bir yer bulur. Tıpkı kocaman bir kartal gibi..."1

Emrullah Âli Yıldız

Emrullah Âli, 1909’da Bursa, Orhangazi’de dünyaya gelir. Çocukluğundan beri uçma hayali kuran Âli, 16 yaşına geldiğinde, havacılık adına önemli gelişmeler yaşanmaktadır. 16 Şubat 1925’te Bursa Türk Tayyare Cemiyeti merkezle aynı gün kurulmuş ve faaliyete başlamıştır. Bu haberle havalara uçan genç Emrullah Âli, Yeşilköy Tayyare Makinist Mektebi’ne girmekte gecikmez. Makinist yetiştirmek üzere açılan bu Küçük Zabit (Astsubay) Okulu’nu 1927 yılında birincilikle bitirir.

Mezuniyetinin ardından Eskişehir Askerî Hava Okulu’nda Tayyare Makinisti olarak göreve başlar. Dört yıllık mecburi görevinin son yıllarında Ağrı İsyanı’nı bastırmak için görevlendirilen tayyare bölüğünde yer alır ve 1931’de Eskişehir’e döndüğünde mecburi hizmeti biter bitmez Hava Kuvvetleri’nden istifa eder.

Bursa’ya, döner ama tutkunu olduğu havacılıktan uzak kalamaz. Aralık 1933’te Emrullah Âli Yıldız’ın girişimleriyle Yelkenli Uçuş Kulübü (Motorsuz Tayyare Kulübü) kurulur. Kulübün kaptanlığını da yapan Emrullah Âli, bir yandan ağabeyi Neşet Yıldız’ın “Foto Yıldız” adlı fotoğrafhanesinde çalışmakta bir yandan da motorsuz tayyaresini yapmak üzere geceli gündüzlü çalışmaktadır. Tamamıyla kendi tasarladığı ve emeğiyle meydana getirdiği motorsuz tayyaresine, “Bursa Yelkenlisi” ismini verir.

Bursa Yelkenlisi, Temmuz 1934 tarihinde iskeleti ve kanatlarıyla neredeyse hazırdır. Emrullah Âli, Şubat 1935’te tayyarenin gövdesine bez gererek uçuşa hazır hale getirir ve uçuş denemeleri yapmaya başlar. Basına yansıyan haberlerden sonra Türk Tayyare Cemiyeti Başkanı Fuat Bulca’dan gelen bir mektupla Türkkuşu’na davet edilen Emrullah Âli için yeni bir dönem başlar. Bursa’da yaptığı planörü yeterince test edemeden kendisini Türkkuşu’nda bulacak, proje yarım kalacaktır.

Emrullah Âli Yıldız, Sabiha Gökçen (Fotoğraf: Mustafa Kılıç Arşivi)

10 Temmuz 1935’te aralarında Sabiha Gökçen’in de bulunduğu grupla Rusya’ya havacılık eğitimine gönderilir. Koktabel’de yedi ay planör eğitimi, Moskova’da paraşüt ve motorlu uçuş eğitimi aldıktan sonra yurda döner. Eskişehir Askerî Hava Okulu’nda 6 aylık eğitimin ardından İnönü Planör Okulu’nda öğretmenliğe başlar.

Emrullah Âli Yıldız, 1936-1941 yılları arasında Türkkuşu’nda uçak ve planör pilotluğu ile paraşütçülük/model uçak eğitimleri verir. Burada tanıştığı Sıdıka Hanım’la evlenir. Sıdıka Yıldız, Türkkuşu’nda öğrencidir ve evlenme teklifini bir kontrol uçuşu sırasında havada almıştır. Emrullah Âli, bu yıllar arasında iki de dünya rekoru kıracaktır.

29 Ağustos 1936’da planörüyle Eskişehir/ İnönü’den sabah saat 08.20’de tek başına havalanır ve gece 02.55’te yere iner. Havada daha fazla kalmak isteyen ama rüzgârın durmasıyla inmeye mecbur kalan Emrullah Âli, 18 saat 35 dakika havada kalmıştır ve bu bir dünya rekorudur. Diğer dünya rekorunu ise iki kişilik planörle, öğretmen adayı 18 yaşındaki Sezai Göksu ile birlikte 12 Haziran 1938’de 14 saat 20 dakika havada kalarak kırar.

1950’li yılların başında dikey kalkış yapan Harrier’e benzer bir patent çalışması da olur (Fotoğraf: Mustafa Kılıç Arşivi)

Rekorlarının yanında birçok proje ve icada da imza atar. Günümüzde paraşütçüler tarafından kullanılan modern otomatik açma aletinin ilk örneğini 1940’lı yıllarda yapmıştır. Bu buluşunu gerçekleştirdiği yıllarda İnönü Yüksek Planör Kampı müdürlüğünü yapmaktadır. Müdürlüğü ile birlikte Kasım 1942’den itibaren Etimesgut Tayyare Fabrikası’nda 11 yıl tecrübe pilotluğu yapar. Etimesgut Uçak Fabrikası’nda üretilen birçok uçağın ilk test uçuşunu yapmıştır.

Pervaneler üzerine de çalışmalar yapmıştır. 1950’li yılların başında dikey kalkış yapan Harrier’e benzer bir patent çalışması da olur. 1952 yılında Amerikalı bir şirketin dikkatini çekecek olan bu pervane çalışmasının patentini satmak zorunda kalacaktır.

İstanbul'da bir fotoğraf stüdyosu: Görçek

Emrullah Âli’nin icatları havacılık alanıyla sınırlı kalmaz. Aktif havacılıktan ayrıldıktan sonra bir fotoğraf stüdyosu açar. Beyoğlu’nda Sait Paşa Hanı’nda (Çiçek Pasajı) 1950’lerin başında açtığı fotoğraf stüdyosu Fikret Kaftanoğlu’nun icat ettiği bir sistemi geliştirerek kurduğu bir stüdyodur. Fotoğraf çektirmek isteyenler kabine girdiklerinde arkasında objektif olan bir aynayla karşılaşırlar. İstedikleri pozu verip kordonun ucundaki düğmeye basarak kendi fotoğraflarını çekerler.

"Görçek” Fotoğraf Stüdyosu’nu Bursalı gazeteci arkadaşı Rıza Ruşen’e şöyle anlatır:

— Bu makinanın bir eşi Türkiye’de –hatta belki de dünyada– benden başka hiçbir kimsede yoktur... Çünkü bu makina bir Türk zekâsının buluşudur ve ihtira patentası bana devredilmiştir.

Dört beş ayrı hücrede hep aynı otomatik tertibat. Meydanda hiçbir fevkalâdelik göze çarpmıyor. Duvarlar, enine boyuna, endam aynalariyle kaplı.

— Nedir bu delikler? diye soruyorum.
Gerçekten de her aynanın tam orta yerinde, fındık iriliğinde birer delik var.

— Bunlar makinenin gözleri! diye gülerek izah etti. Yani makinelerde gördüğümüz objektifler.

— Peki, resim nasıl alınacak?

— Şimdi görürsün. Meselâ şu üç numaralı kabineye gireceksin? Kapının açılması için lütfen şu düğmeye basıver!..
Bastık, kapı açıldı, elektrikler de yandı. Belden yukarı kısmı gösteren büyük bir ayna karşısındayım. Tabii, aynanın ortası yine delik.

— Burada resim çektirmek istiyen müşteri kendisine en münasip bir pozu aynaya bakarak verir. Sonra, şu kordonun ucundaki düğmeye basar. Artık resmi çekmiştir.

— Evet, görecek ve çekeceksin!..2

Doğuşu ve Gelişimi: Türk Havacılık Tarihi, İBB Yayınları

Doğuşu ve Gelişimi: Türk Havacılık Tarihi İBB Yayınları’ndan çıktı

Eser, Türk havacılığının sancılı doğuşunu ve art arda yaşanan savaşların külleri arasından çıkarak gelişme ve yükseliş yıllarını yaşayan havacılık tarihimize odaklanıyor. Emrullah Âli Yıldız’ın da ilgi çeken hikâyesinin yer aldığı çalışmaya havacılık alanında araştırmalar yapan değerli isimler katkıda bulundu. Ortak emeğin ürünü olan çalışma bu özelliğiyle özgün bir nitelik taşıyor. Havacılık araştırmalarına yeni ufuklar açan ve yeni bilgiler kazandıran kitap, aynı zamanda okuyucuya görsel bir şölen sunuyor. Kitap tüm İstanbul Kitapçısı mağazalarında ve istanbulkitapcisi.com üzerinden satışta.

DİPNOTLAR

1 Ulus, 17 Mart 1937.

2 En Son Dakika, 05 Ocak 1952.

Emrullah Âli Yıldız
Planör
Türk Havacılık Tarihi
Doğuşu ve Gelişimi: Türk Havacılık Tarihi
İBB Yayınları
Tarih
Belge
Havacılık
IBB
Sayı 010

BENZER

Orhan Pamuk 1901’deki veba salgını sırasında Osmanlı’ya bağlı hayali Minger adasında geçen olayları anlattığı romanı Veba Geceleri’yle yeniden okuma köşemizin en güzel konuklarından biri oldu. Kitabı okuduktan sonra usta yazarın kapısını çaldık, Veba Geceleri’nin şifrelerini çözmek için sorularımızı yönelttik.
Yaz, deniz demek. Kışın soğuğundan bunalanların denize koştuğu, sıcaktan muzdarip olanların serinlemek için kendini sulara attığı aylar bunlar. Aynı zamanda uğruna şarkılar yazılan aylar. Sadece adı “Yaz Aşkı” olan şarkıları anlatsak sayfalar dolar ama konumuz sahiller,
plajlar, denize girilen yerler...
5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü’nde köpüklü bir kahve içmeyi unutmayın! 2013’te UNESCO’nun kültürel miras kabul ettiği gelenekler arasına katılan Türk kahvesi, dünyada telvesiyle birlikte ikram edilen tek kahve.