Boğaz’ın serin sularından Fenerbahçe’ye

27 Kasım 2021 - 15:01

Dünyanın kapitalist ve sosyalist bloklar arasında bölündüğü Soğuk Savaş döneminde çok sayıda kişi sosyalist ülkelerden Türkiye’ye iltica etmişti. En çok tercih edilen yol Bulgaristan sınırından Türkiye’ye geçmekti ama farklı yöntemler deneyenler de vardı.

Gelmiş geçmiş en ilginç iltica vakalarından biri 5 Eylül 1950’de İstanbul’da yaşandı. Boğaz’dan geçen Taras Shivelenco adlı Sovyet gemisinin iki erkek yolcusu, Arnavutköy Akıntıburnu açıklarında denize atlayıp kıyıya kadar yüzmüş ve götürüldükleri karakolda iltica talebinde bulunmuştu. Cumhuriyet gazetesi olayı okuyucularına şöyle aktarıyordu: “Dün saat 14’te Boğazı geçmekte olan Sovyet bayraklı bir şilep Arnavutköy açıklarından geçerken bu gemide bulunan iki şahsın denize atladıkları görülmüştür. Hadiseyi gören zabıta memurları derhal o istikamete doğru gitmişler ve gemiden atlayan bu iki meçhul şahsı denizden çıkarmışlardır. Bu iki şahıs karaya çıkarıldıkları zaman mülteci sıfatıyla ülkemize iltica etmek istediklerini söylemişlerdir.”1

Yeni İstanbul, 16 Eylül 1950

Olayın detayları iltica talebinde bulunan iki kişinin sorgusu tamamlandıktan sonra ortaya çıkmaya başladı. Sovyet gemisinin yolcuları arasında Arnavutluk millî futbol takımı da vardı ve gemiden atlayan 24 yaşındaki Süleyman Vafi ile 26 yaşındaki Bahri Kavaya millî futbolcuydu. Bulundukları gemi Arnavutluk’un Avlonya limanından hareket etmiş ve Romanya’nın Köstence limanına doğru yola çıkmıştı. Arnavutluk takımı bir turnuvaya katılmak üzere Romanya üzerinden Prag’a gidecekti. Yeni İstanbul gazetesi iki Arnavut futbolcunun o kadar yer dururken Arnavutköy’den kıyıya çıkmalarının hoş bir tesadüf olduğunu yazıyordu.2

Süleyman ve Bahri denize atladıktan sonra Sovyet gemisinin sirenleri çalmaya başlamış, kaptan gemiyi Arnavutköy açıklarında demirleyip Sovyetler Birliği Konsolosluğu ile görüşmek istediğini söylemişti. Bu istek kabul edildi ama konsolosluğun iki futbolcunun iadesi talebi reddedildi. Gemi yeniden hareket edene kadar Ankara’dan gelen emirle iltica talepleri kabul edilen futbolcular, Millî Emniyet (eski MİT) tarafından birkaç gün sorgulandılar. Türkiye’de ne iş yapacakları sorusuna, hayatlarını futbol oynayarak kazanmayı düşündükleri yanıtı veren iki genç futbolcu Yeni Sabah gazetesine göre Galatasaray’da oynamak istiyordu.3Cumhuriyet gazetesi ise takım ismi vermemiş, “Türk ırkından ve Arnavut tebaasından” olduklarını belirttiği oyuncuların büyük kulüplerden birine transfer olacağına kesin gözüyle bakıldığını yazmıştı.4

Süleyman ve Bahri’yle ilk söyleşiyi, dönemin genç muhabiri Abdi İpekçi yaptı. Tercüman aracılığıyla konuştuğu futbolcuların siyasi konulara girmek istemediğini ve mecburen “havai sorular” sorduğunu yazan İpekçi, iki oyuncunun dört yıl önce yine Çekoslovakya’ya gitmek için yola çıktıklarında kaçmak istediklerini ama başaramadıklarını yazıyordu. Bu kez kararlı olan futbolcular Beşiktaş önlerindeyken geminin burnuna doğru yürümüş, kendilerinden şüphelenen takım kaptanlarını son anda atlatıp Arnavutköy’de denize atlamıştı.5

Öz Fenerbahçe, 2 Ekim 1950

Dönemin bir başka genç muhabiri Halit Kıvanç da iki futbolcuyla konuşmuştu. Kıvanç’ın yazdığına göre orta sahada oynayan Süleyman, Sport Club Tirana formasını giyiyordu. 16 kez millî olmuştu ve teknik okul mezunu bir elektrik teknisyeniydi. İşkodra Gençlik takımında oynayan ve makine ustası olan Bahri ise forvet oyuncusuydu ve o da 16 kez millî olmuştu. Gemiden Çanakkale Boğazı’nda atlamayı planlamışlar ama İstanbul limanında durduklarında daha kolay kaçabileceklerini düşünüp vazgeçmişlerdi. Gemi limanda durmayınca mecburen denize atladıklarını söylüyorlardı. İki futbolcunun da ikinci sporu yüzmeydi. Halit Kıvanç’a göre Boğaz’ın akıntısı en güçlü yerlerinden birinde kıyıya yüzebilmeleri de bunun kanıtıydı.6

En çok merak edilen, iki futbolcunun hangi takıma transfer olacağıydı. Galatasaray, Fenerbahçe ve dönemin büyük takımlarından Vefa’nın devrede olduğu söyleniyordu. İlk adımı Galatasaray attı ve iki oyuncuyla anlaştıklarını duyurdu. Galatasaray camiasının önemli isimlerinden olan, bir önceki dönemin kulüp başkanı Muslihittin Peykoğlu iki futbolcuyla bizzat ilgileniyor ve resmî işlemler tamamlanıp transfer kesinleşene kadar kimseyle görüşmelerine izin vermiyordu.7

Herkes iki futbolcunun sarı kırmızılı formayı giyeceğini düşünürken beklenmedik bir gelişme oldu ve Fenerbahçe yöneticisi Müslim Bağcılar devreye girince Galatasaray’ın transfer girişimi sonuçsuz kaldı. Kendisi de Arnavutluk göçmeni olan Bağcılar’ın ikna ettiği iki futbolcu tercihlerini Fenerbahçe’den yana kullanmıştı.8 Böylece Süleyman ve Bahri, 1933-1934 sezonunda sarı lacivertli formayı giyen İranlı Hüseyin Sadakyani’den sonra Fenerbahçe’nin Cumhuriyet dönemindeki ikinci ve üçüncü yabancı futbolcusu olacaktı.

Ligin başlamasına iki hafta vardı ve takımlar hazırlık maçları yapıyordu. Arnavut oyuncular ilk kez Fenerbahçe’nin 15 Eylül 1950’de İstanbulspor’la oynayıp 2-1 kazandığı hazırlık maçında forma giydi. Fenerbahçe’nin galibiyet golünü, Lefter’in yaptığı ortayı iyi değerlendiren Bahri atmış, Fenerbahçeli taraftarlar maçtan sonra iki yeni transferi omuzlarda taşımıştı. Milliyet gazetesi Arnavut futbolcuların performansını “İyi birer oyuncu olmakla birlikte ağır oyunlarıyla takıma intibak etmekte güçlük çekmişlerdir” diye değerlendirirken,9 Halit Kıvanç Öz Fenerbahçe dergisinde şunları yazıyordu: “Arnavut futbolcular hakkında tek maçla hüküm vermenin güç olduğunu kabul etmekle beraber bu iki gencin dünkü oyunlarından futbolu bildiklerini anladık. Süleyman ve Bahri top tutmadan, isabetli paslarla oynayarak haklı olarak bir ümit topladılar. İnşallah kendilerinden faydalanmak mümkün olur.”10 Bahri ve Süleyman, ertesi hafta Vefa’yla oynanan hazırlık maçında da forma giydi.

Cumhuriyet, 25 Eylül 1950

Ligin başladığı 1 Ekim’deki İstanbulspor maçında ise iki oyuncu da kadroda yoktu. İkinci hafta oynanan ve Fenerbahçe’nin 2-0 kazandığı Vefa maçında Bahri ilk 11’de sahaya çıktı ve güzel bir de kafa golü attı. Bahri bundan sonraki Beykoz ve Kasımpaşa maçlarında oynarken, Süleyman yedek kulübesindeydi.11

O yıllarda İstanbul Futbol Ligi’nde az maç olduğu için (1950-1951 sezonunda sekiz takım toplam 14 maç oynamıştı örneğin) lige uzun aralar veriliyor, takımlar bu aralarda özel maçlar yapıyordu. Bahri, ekim ve kasım ayında Fenerbahçe’nin oynadığı altı özel maçtan dördünde oynayıp bir de gol atarken, 26 Kasım’da İzmir’de Göztepe’yle oynanan özel maçta son kez Fenerbahçe forması giydi. Süleyman artık yedek kulübesinde de değildi, kadro dışı kalmıştı.

Bahri üçü resmi, altısı özel dokuz maçta forma giyerken Süleyman yalnızca iki hazırlık maçında oynadı. Beklentilerin aksine, iki oyuncunun performansı da Lefterli Halitli Fenerbahçe için yeterli değildi. Önce yedeğe çekildiler, daha sonra kadro dışı kaldılar.

O yıllarda Türkiye’de futbolcular henüz profesyonel değildi ve futbol oynayarak geçimlerini sağlayamıyordu. Mesleği olanlar kendi işlerini yaparken birçok futbolcu da kulüp yöneticilerinin şirketlerinde çalışıyordu. Elektrik teknisyeni Süleyman ve makine ustası Bahri Türkiye günlerinde kendi mesleklerini mi yaptılar, İstanbul’un meşhur zenginlerinden olan Müslim Bağcılar’ın ya da başka bir Fenerbahçe yöneticisinin yanında mı çalıştılar, ne yazık ki bilmiyoruz. Kesin olan şu ki, iki futbolcu da Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra Türkiye’de başka takımda oynamadı ve 1951 yılında Avustralya’ya yerleşti.12

DİPNOTLAR

1 “Boğaziçi’nde Sovyet gemisinden denize atlayan iki meçhul şahıs”, Cumhuriyet, 6 Eylül 1950.

2 “Arnavutköyünde hürriyeti seçen Arnavut futbolcular”, Yeni İstanbul, 8 Eylül 1950.

3 “Boğaziçi’nde heyecanlı bir firar ve iltica hadisesi”, Yeni Sabah, 7 Eylül 1950.

4 “Türkiye’ye iltica eden Arnavut futbolcuları”, Cumhuriyet, 7 Eylül 1950

5 Abdi İpekçi, “Hürriyeti seçen iki Arnavut genci”, Yeni İstanbul, 16 Eylül 1950.

6 Halit Kıvanç, “Hürriyeti seçen Arnavut futbolcuları Süleyman Vafi ve Bahri Kavaya”, Öz Fenerbahçe, 2 Ekim 1950 ve “Hürriyeti seçen Arnavut futbolcuları ile konuşma”, Milliyet, 3 Ekim 1950.

7 Abdi İpekçi, age.

8 Abdülkadir Yücelman, “İlk yabancı futbolcu yüzerek geldi”, Cumhuriyet, 7 Temmuz 2004.

9 “Fenerbahçe İstanbulspor’u 2-1 mağlup etti”, Milliyet, 16 Eylül 1950.

10 Halit Kıvanç, “Fenerbahçe- İstanbulspor”, Öz Fenerbahçe, 18 Eylül 1950.

11 Maç bilgileri, günlük gazetelerdeki takım kadrolarından derlenmiştir.

12 Abdülkadir Yücelman, age.

Süleyman Vafi
Bahri Kavaya
Mülteciler
Mülteci futbolcular
Fenerbahçe
Galatasaray
Futbol
Tarih
Murat Toklucu
Sayı 008

BENZER

Daha fazla para kazanma hırsına yenik düşmeden dokusunu koruyan Yeniköy Kahvesi’nin müdavimlerinin aklına getirdikleri: huzur, sessizlik, rahatsız edilmeden bilgisayarla çalışma ve gazete/kitap okuma ortamı.
Kaderin garip bir cilvesi! İşgalciler ve onları beş yıl sonra geldikleri gibi gönderecek olan kurtarıcı, aynı gün aynı saatlerde İstanbul’a geldi. İstanbul, ‘işgalcilerini’ ve ‘kurtarıcısını’ aynı gün aynı saatlerde karşıladı.
Erzurumlu Necmettin’in Çatalca’nın Dağyenice Köyü’ndeki bir garip mezara varan hikâyesi; 22 bin 663 şehidin hikâyesinden farklı değil. Bu şehitlerin hikâyesini bilen pek az insan vardır memlekette. Çünkü girmediğimiz İkinci Dünya Savaşı’nın siroz, zatürre, bronşit, çiçek, verem, tüberküloz, sıtma, böbrek yetersizliği, karın zarı iltihabı, kan zehirlenmesi, menenjit, üremi, kalp sektesi, aşırı kilo kaybı, enfeksiyon, organ yetmezliği, apandisit, felç, umumî zayiat; eşkıya ile çatışma; gemi batması ve hatta uçak düşmesi sebebiyle kaybettiğimiz şehitleridir onlar.