Bu şehre cumhuriyet ve demokrasi çok yakışıyor...

31 Ağustos 2020 - 19:20

Bugünlerde koronavirüs salgınının tekrar yükselme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Maalesef rakamlar artıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak en başından beri gerekli önlemlerimizi aldık, alıyoruz. O yüzden, bu süreci sağlıklı atlatabilmek için lütfen herkes üzerine düşeni yapsın. Yetkililerin uyarılarına uymak ve gerekli tedbirleri mutlaka sıkı sıkıya uygulamak önceliğimiz olmalı. Hepiniz benim için çok değerlisiniz. Biliniz ki, bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi görevini layıkıyla yapıyor ve daima sizin destekçiniz. Fakat bizler de çok dikkatli hareket etmek durumundayız. Örneğin kültür sanat etkinliklerimizde, salgından dolayı insanları mağdur etmemek ve riskli ortamlara sokmamak üzere sıkı tedbirlerimizi uyguluyoruz. Tabii ki bu süreçte özellikle kültür sanat camiasının maddi manevi ne tür sıkıntılar çektiğinin farkındayız. Sanatçı dostlarımızı seviyoruz ve onlarsız bir İstanbul’un olamayacağını da biliyoruz. Ama güzel günler uzak değil, herkes umutlu olsun, kimse umudunu yitirmesin. Yine İstanbul’u kültür sanatla donatacağız ve yine kültür sanatın en güzel eserlerini bu şehir için vereceğiz. Atatürk’ün o muhteşem sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata sahip olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve hastalıklı kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

Bu şehrin sanatı, sanatçısı, tarihi, tarihçisi, aydını, gezgini, kısaca insanı kadar yıllara omuz vermiş tarihî yapıları da önemli bizim için. Geçtiğimiz günlerde Galata Kulesi’nde restorasyon adı altında yaşanan o tuhaf görüntüler sanırım sadece İstanbulluları değil tüm Türkiye’yi ve hatta yabancı ülkelerde yaşayan ilgili insanları da rahatsız etmiştir. Maalesef, İBB mülkiyetinde bulunan Galata Kulesi geçtiğimiz yıl bir oldubittiyle mazbut bir vakıf üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tescil edildi. İtiraz ettik, mücadelemiz sürüyor.

Aynı mücadeleyi Haydarpaşa ve Sirkeci Garları ile ilgili de veriyoruz. Bilmeyenler olabilir; Sirkeci ve Haydarpaşa Garları ile ilgili ihaleye itiraz etmiştik. Ardından mahkeme bu itirazımızı reddetmişti. Biz de kararı Danıştay’a taşıdık. İstanbullular adına, şehrin tarihî, kültürel ve doğal varlıklarını korumaya devam edeceğiz.

Dergimiz, yayın hayatına başladığı günden bu yana önemli bir boşluğu dolduruyor, yaşam kültürü adına nefis bilgiler, haberler ve tarihsel detaylar veriyor. Bu sayıda yer alan Sirkeci ve Haydarpaşa Garları’nın tarihçeleri eminim ki sizi bilgilendirdiği kadar etkileyecek de. Ayrıca yeni vizyonumuzu farklı açılardan destekleyen yazılar, röportajlar ve haberler de oldukça ilgi çekiyor. Bu anlamda dergimiz, geniş perspektifi ve kapsayıcı anlayışıyla önümüzdeki süreçte daha da ilgi çekecek kanısındayım.

İyi okumalar, sağlıklı günler diliyorum.

Ekrem İmamoğlu
İstanbul
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
İST
Sayı 003

BENZER

Dört teker bedenini, iki teker ruhunu taşır, derler. Pedal çevirenler iyi bilirler ki bisikletin özgürlükle gerçekten yakın bir ilişkisi var. Ruhu sağaltan bu eylem, insana sonsuz bir keşif imkânı sunar. İstanbul’un bisiklet rotalarını çıkartarak şehir ve spor kültürümüze eşsiz bir katkı sunan yazar ve tasarımcı Aydan Çelik ile birlikte İstanbul’un “derin”lerine doğru pedalladık. Büyükçekmece’den Terkos’a uzanan tarihî savunma hattı Çakmak boyunca, dura kalka, gezerek, düşünerek ve görerek hem mekânda hem zamanda keyifli bir yolculuk yaptık.
Her çocuk gibi geleceğe dair hayalleri var. Büyüyünce cerrah, piyanist, veteriner, öğretmen, itfaiyeci, oyuncu, YouTuber olmak istiyorlar. Geleceğini burada kurmayı uman da var doğduğu ülkeye döneceği günü bekleyen de. Geride kalan sevdiklerini özlüyorlar. Bu şehri seviyorlar. Onlar İstanbul’un mülteci çocukları...
Türk basınına habercilikte ilkeden sayfa tasarımında dengeye kadar yepyeni kapılar açan efsane gazeteci Abdi İpekçi, 1979’da, henüz elli yaşındayken öldürüldü. Oysa lise yıllığında 2000 senesini görmeyi çok istediği yazılı. Bizlere katabileceği daha çok şey vardı. Onu bir suikaste hedef yapan da bu değil miydi?