Cumhuriyet Anıtı'nın hikayesi

Fotoğraf
Cengiz Kahraman Arşivi, Dr. Tuna Yılmaz Arşivi
21 Temmuz 2020 - 18:21

Anıtın önünden mutlaka birçok kez geçmişsinizdir. Peki, gözümüze ilişen heykelleri, kaideyi, üzerinde kadın figürleri olan küçük madalyonları, ilk başta bir çeşme olacak şekilde tasarlanan yalakları ne kadar tanır, bu abide ile Taksim’in dünyanın en önemli meydanlarından biri haline gelmesinin hikâyesini ne kadar bilirsiniz? Buyurun, bir de bizden dinleyin...

İstanbul’un o tarihlerdeki en önemli meydanı Sultanahmet’ti. İnsanlar birbirlerine randevu verirken Sultanahmet Meydanı’nı işaret ederlerdi. Halbuki bir başka meydan daha zaruri idi. Üstelik bu meydana yapılacak ihtişamlı bir abide ile Millî Mücadele ruhu ve genç Cumhuriyet anlatılmalıydı. Taksim bunun için çok uygundu. Çalışmalara başlandı ve 1925’te İstanbul’da bir komisyon toplandı.

Komisyonun başında dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Muhittin Üstündağ vardır... Heykel, İstanbul Belediyesi’nin önderliğinde yapılacaktır. Komisyonun başkanı aslında İstanbul Milletvekili Hakkı Şinasi Paşa’dır ama o tarihte Ankara’da olduğu için komisyonu Muhittin Bey toplar. Karar alınır ve görev 16.500 İngiliz lirası (sterlin) karşılığında ünlü İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya verilir. Aslında daha önce Gazi Mustafa Kemal ile birçok kez bir araya gelen ve Ankara’da heykeller yapan Canonica zaten işi almıştır, toplantıda resmiyet kazanır ve sonrasında sözleşme imzalanır. Buna göre para taksit taksit verilecek ve Canonica heykeli on sekiz ay sonunda tamamlamış ve dikmiş olacaktır.

Heykeltıraş Torino’ya, atölyesine döndükten sonra ilginç gelişmeler oldu. Para o dönem için oldukça yüklü, ödenmesi genç Cumhuriyet için zor sayılabilecek bir rakamdı. Komisyon gerekli izinleri aldıktan sonra bu paranın bağış yolu ile toplanmasını kararlaştırdı. İstanbul Belediyesi’nde çalışan bazı memurlara görev verilerek para toplamak için kimlik kartları bile oluşturuldu. Ve makbuz karşılığında müesseselerden, hali vakti yerinde olan vatandaşlardan, kısaca halktan para toplanmaya başladı. Hemen karşılık bulmuştu. Genç Cumhuriyet’in, Cumhuriyet’i kuranların ve minnettar oldukları Gazi Mustafa Kemal’in heykelinin olduğu gösterişli bir anıt yapılıyordu Taksim Meydanı’na. Meydan o dönem oldukça çıplak sayılabilecek bir arazi üzerine kuruluydu. Belli ki İstanbul yeni ve ihtişamlı bir meydana kavuşacaktı. Sadece anıt değil, onu gösterecek bir çevre düzenlemesi de yapılacaktı. Bu görev de mimar Giulio Mongeri’ye verildi. Anıt için kiminden 1 lira, kiminden 40, kiminden 100 lira toplandı. Büyük müesseselerin para yardımları daha da rahatlatıyordu anıtın hazırlanmasını. O yıllarda İstanbul’da iş hayatının yüzde seksenini gayrimüslimler oluşturuyordu. Dolayısıyla toplanan bu rakamın büyük bir kısmı gayrimüslimlerden çıkıyordu.

Taksim Cumhuriyet Anıtı 8 Ağustos 1928'de açıldı

MAARİF VEKİLİ MUSTAFA NECATİ’NİN HAKKANİYETİ

Pietro Canonica İtalya’da heykelleri hazırlarken, İstanbul’da Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir yarışma yapıldı. Kazanan heykeltıraş stajyer hem durumu gözlemlemek hem de yardımcı olmak adına İtalya’ya gönderilecekti. Yarışmayı 22 yaşındaki Sabiha Ziya Hanım kazandı. İkinciliği ise Hadi Bey. Fakat komisyon Sabiha Hanım’ı İtalya’ya göndermeye çekindi. Genç bir kızın oralarda yalnız başına olması rahatsız ediyordu onları. Maarif Vekili, yani Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati’ye bir mektupla sordular durumu. Kadın erkek eşitliği açısından sorun teşkil ediyordu bu konu.

Mustafa Necati hakkaniyetli davranmak gerektiğini düşünüyordu ve Sabiha Ziya’nın İtalya’ya gönderilmesini istedi. Komisyon, çözümü Sabiha Hanım’la Hadi Bey’i birlikte göndermekte buldu. Ne tuhaftır ki, Pietro Canonica da kendisine sorulduğunda erkek öğrencinin gelmesinin doğru olacağını söylemişti. Bu durum Mustafa Necati’nin dönemin şartlarında ne kadar da ileriyi gören ve vizyon sahibi bir eğitmen olduğunu gösteriyordu.

Fakat Mustafa Necati’nin daha önce komisyona gönderdiği bir istek kabul görmemişti, onu da belirtmek gerekir. Zira Mustafa Necati, Canonica’nın yapacağı heykelde Gazi Mustafa Kemal ve askerlerin hiçbirinin kalpaklı olmaması gerektiğini söyleyerek buna önemle uyulmasını istemişti. Fakat komisyon kalpak ve giyim tarzının Millî Mücadele döneminin bir realitesi olduğunu söyleyerek Maarif Vekili’nin isteğini kabul etmemiştir. Anıtın günümüzde pek az bilinen bir gerçeğidir bu durum...

Pietro Canonica kısa bir süre içinde Torino’daki atölyesinde heykelin yapımına başladı. Ünlü heykeltıraş klasik Türk sanatından ilham aldığını söylüyordu fakat tarzı daha önce yaptıklarından çok da farklı değildi. Yine de genç Cumhuriyet’in değerlerini kendi tarzı ve Türk sanatı ile birleştiriyordu. Buna göre yuvarlak bir meydanın tam ortasında yükselecekti anıt. Bir meydan çeşmesi olacak şekilde tasarlamıştı. Fakat Canonica sonrasında belki de bir hata yaparak heykellerin yerleşeceği ana kitle olan kaideyi, hava şartlarına dayanıksız pembe bir taştan seçti. Bu konu ileride herkesin başını ağrıtacaktı. Zira ünlü heykeltıraş eleştirilere bakmadan ve garanti vererek bu taşın heykeli uzun yıllar zarar görmeden taşıyacağını söyledi. Maalesef henüz bir yıl dolmadan durum gösterdi ki yanılmıştı... Taksim Anıtı’nın kuzeye bakan tarafında Mustafa Kemal Paşa askerlerinin başında, Büyük Taarruz’un komutasını yapmaktaydı. Millî Mücadele’yi yansıtıyordu bu kısım. Güneye bakan tarafta ise sivil giyimli Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet’in kuruluşunda omuz omuza çalıştığı arkadaşları ve halkla birlikte görülüyordu. Bu kısım da Cumhuriyet’in ilanını resmediyordu. Bir yanında İsmet İnönü, diğer yanında ise Mareşal Fevzi Çakmak vardı. Hemen arkalarındaki iki Rus General de dikkat çekiyordu. Sivil giyimli Mihail Vasiliyeviç Frunze ve askerî kıyafette Kliment Voroşilov. Onlar da Millî Mücadele’ye Sovyetler tarafından verilen desteği yansıtıyordu.

Pietro Canonica, İsmet Paşa’yı prova sohbetlerinde zeki, samimi ve merhametli olarak niteliyor ve hatıralarında, “Hayatımda tanıdığım kişiler arasında belki beni en çok etkileyenidir, ne yazık ki sağırlığı konuşmayı zorlaştırıyor” diyordu... Anıtın dar yüzlerinde ise elinde sancak tutan birer Türk askeri bulunmaktaydı. Tasarıma göre bu heykellerin altında mermerden su yalaklarında su birikecek ve çeşmeden akan sular anıtın etrafını saracaktı. Fakat bu hiçbir zaman hayata geçemedi. Asker heykellerinin üzerinde bulunan iki madalyonda ise doğuda peçeli bir kadın yüzü yer alırken, batıda yüzü açık genç bir kız portresi yer alıyordu. Pietro Canonica heykelleri hazırladı ve Roma’dan kalkan bir gemiyle anıtı oluşturacak tüm parçalar İstanbul’a getirildi.

Anıtın 1930'lu yıllardaki durumu

ABİDENİN GÖRKEMLİ AÇILIŞINDA KALABALIKTAN YOLLAR TIKANDI

Anıt 8 Ağustos 1928 tarihinde görkemli bir törenle Meclis Başkanı Kâzım (Özalp) Paşa tarafından açıldı. O gün mahşerî bir kalabalık vardı. Vatandaşlar bu anı yaşamak üzere akın akın geliyordu alana. Eminönü’nden kalkan araçlar yolu öyle bir tıkamıştı ki, İstanbul Belediyesi sonunda yolları trafiğe kapamak zorunda kaldı. Taksim ilk defa böyle bir meydan hüviyetine bürünüyordu. Yaklaşık 40 bin kişi katılmıştı törene. Kâzım Paşa kurdeleyi kestiğinde yer gök “Yaşa!” nidalarıyla inledi. O gün oraya gelenler arasında siyah silindir şapkaları, jaketatay giysileri (siyah uzun ceketli kıyafet) ile bürokrat ve siyasilerden de birçok önemli isim vardı. Açılış konuşmalarını sırası ile Hakkı Şinasi Paşa (İstanbul Milletvekili, Abide Komisyonu Başkanı), Muhittin Üstündağ (İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı), Mehmet Emin Yurdakul (Şair, İstanbul Milletvekili) ve Mustafa Necati (Millî Eğitim Bakanı) yaptı. Tüm isimler çok hararetli, alkış tufanı içinde konuşmalarını tamamladılar. Mustafa Necati’nin konuşmasının ardından Hakkı Şinasi Paşa kürsüye çıkarak törenin bittiğini söyledi. O akşam sabaha kadar insan kalabalıkları anıtı görmeye geldi. Taksim Meydanı adına layık bir anıt ve unutulmaz bir törenle tarihteki önemli meydanlar listesine böylelikle girmiş oldu...

Taksim Cumhuriyet Anıtı, 2020

Sonrasında yaşananlar da ilginçti. Heykeltıraş Pietro Canonica, parasının son taksiti olan 1950 İngiliz lirasını hiçbir zaman alamadı. Bazı yazarlar çizerler, araştırmacılar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu parayı ödeyemediğini söylese de işin aslı öyle değildir. Canonica ile komisyonun yaptığı sözleşmede kaidenin sert mermerden imal edileceği yazarken heykeltıraş, pembe renkli kalker taşını tercih etmiş ve kırk yıllık tecrübesini de ortaya koyarak anıtı o şekilde hazırlamıştır. Fakat hemen arkasından anıt taşında oluşan küçük delikler ve bozulmalar sebebiyle yetkililer bu işe bir hayli kızmış ve belediyenin cebinden yaptığı harcamalarla anıtı onarmışlardır. Sonrasında da bu parayı Canonica’nın alacağına sayarak ödememişlerdir. İşin aslı budur...

Pietro Canonica

MUSTAFA KEMAL PAŞA VE TAKSİM CUMHURİYET ABİDESİ

Açılış törenine Mustafa Kemal Paşa katılmamıştır. Bazı isimler onun bu anıtı beğenmediğini ve bu yüzden katılmadığını düşünmüşlerdir. Fakat işin aslı bu değildir. Genç Cumhuriyet'te çok az sayıda sanatçı anıtı beğenmemiştir. Abidenin meseleyi pek de iyi anlatamadığını ifade etmişlerdir. Ancak genel olarak anıt çok beğenilmiş ve sahiplenilmiştir. Üstelik Pietro Canonica dünyaca ünlü bir heykeltıraştır. Ona sipariş vermek üzere pek çok lider ve ülke sıraya girmiştir âdeta. Heykeltıraş buna rağmen Türkiye’yi ve insanlarını çok sıcak bulmuş, tercihini Türkiye lehine kullanarak birçok anıt yapmış, şehir şehir gezmiş ve Mustafa Kemal Paşa’ya derin saygı duymuş, hayran kalmıştır.

Sohbetlerinde ona “Kemal” diyen İtalyan heykeltıraş Canonica, hatıralarında, Ankara’daki heykelin provalarını yaparken Gazi ile yaşadığı olaylardan bir tanesini şöyle aktarır: “At üzerindeki heykelini yapabilmem için, Kemal’in, hiç değilse bir defa, milletini sevmesine ve elindeki bütün imkânlarla onu yönetmesine rağmen tüm vahşetiyle savaştan nefret ettiği için Yunan savaşından sonra bir daha giymek istemediği üniforması ile ata binmesi gerekiyordu. Kendisinden, at üzerindeki duruşu hakkında kesin fikir edinebilmem için hiç değilse bir kez üniformayı giymesini rica ettim. Bir sabah, onun üniformasını giymiş, aynı yapıda, yakışıklı bir subayı atın önünde buldum. Subayın yanında duran Paşa gülerek: ‘Kafaya bakmayın, gerisi aynı’ dedi...

Evet, Mustafa Kemal Paşa her ne kadar asker kökenli olsa da savaştan nefret ederdi. Bu sebeple askerî üniformayı sonraki yıllarda hiç giymedi. Yapılacak tüm heykellerle ilgili olarak Canonica’ya gerçek boyutlarında heykel yapmasını söylemiştir. Heykeltıraş da ona uyarak bire bir ölçülerde heykeller yapmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Taksim Cumhuriyet Abidesi’ni beğenip beğenmediği konusuna tekrar dönersek; Paşa aslında anıtı merak etmektedir. Açılıştan iki gün sonra, yani 10 Ağustos 1928 günü saat 18.00 sıralarında Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrılarak Taksim’e gelir. Otomobili durdurur fakat araçtan inmeden abideyi seyreder. Daha sonra Şişli’ye doğru yoluna devam eder. Mustafa Kemal Paşa heykellerin boyutlarının bire bir olduğunu zaten biliyordu, Canonica ise beğendiği bir heykeltıraştı. Üstelik bu anıtın Cumhuriyet’i ve modern Türkiye’yi temsil eden bir kompozisyon olduğunu da biliyordu. İki yıl önce yapılan sözleşmede tüm detaylar vardı. Dolayısıyla Paşa’nın Taksim Cumhuriyet Anıtı’nı beğenmediği söylenemez. Törene katılmayışının sebebi sadece “gösteriş” olarak algılanmasına yol açmamak idi. Paşa bu hassasiyetlere çok dikkat ederdi. Onun için önemli olan gelecek kuşaklara armağan ettiği fikirleri, devrimleri ve Cumhuriyet’ti... Taksim Meydanı ve Taksim Cumhuriyet Abidesi de işte bu fikirleri destekleyen nadide bir değerdi...

Anıt için halktan toplanan bağışların makbuzu

Anıt için halktan toplanan bağışların makbuzu

Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin rekz olunacak (dikilecek) heykeli için hisse-i iştirak biletidir

Numro: 011632

İstanbul’un kıymetşinas halkı nâmına Büyük Gazi’nin Taksim’de rekzi mukarrer (dikilmesi kararlaştırılmış) heykeli masârıf-ı i’mâliyesine

1 / Bir Türk lirası i’tâsıyla (vererek) iştirak etmiştir.

Mühür: Şehremâneti Beyoğlu Şube-i İdâriyesi Encümeni

011632

Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Taksim’de rekz olunacak heykeli için hisse-i iştirak biletidir

1 Türk lirası i’tâ ile masârıf-ı i’mâliyeye iştirak etmiştir.

Parayı ahz eden (kabul eden) zâtın imzâsı

Alâeddin Matbaası

(Transkripsiyon: İrfan Dağdelen)

Kaynakça

Prof. Dr. Semavi Eyice, Atatürk ve Pietro Canonica/Eserleri ve Türkiye Seyahatnamesi ile Atatürk’e Dair Hatıraları, Eren Yayıncılık.

Niyazi Ahmet Banoğlu, Taksim Cumhuriyet Abidesi-Şeref Defteri, Büyük İstanbul Derneği Yayını: 4.

Niyazi Ahmet Banoğlu, 1899-1919/1927- 1938 Atatürk’ün İstanbul’daki Günleri, Alfa Yayınları.

Necdet Sakaoğlu, Güle Güle Çocuklar / Atatürk’ün Beşiktaş Günleri, Beşiktaş Belediyesi.

Taksim Meydanı
Taksim
Cumhuriyet Anıtı
İstanbul
Sayı 002

BENZER

1851.studio fotoğraf stüdyosunun ve lebriz.com web sitesinin kurucusu, bilgisayar mühendisi Kerim Suner, yüreğinin peşinden gidip artık hemen hemen hiç kullanılmayan bir fotoğraf tekniğini Türkiye’de uygulamaya başladı. Tarihî bir teknik bu; fotoğrafı 19. yüzyılda çekmişsiniz gibi bir sonuç veriyor.
Ediz Hun, büyük sanatçı. Sadece sanatçı değil bir bilim insanı aynı zamanda... Okan Üniversitesi’nin akademik kadrosunda yer alıyor ve bir süredir Agatha Christie’nin On Küçük Zenci kitabından uyarlanan On Kişiydiler adlı oyunda sahneye çıkıyor. 81 yaşında ışıldamaya devam eden Hun’la çocukluğunun İstanbul’unu, yurt dışı macerasını, tiyatro deneyimini ve biraz da siyasi kariyerini konuştuk.
28 Eylül'de Zorlu PSM'nin YouTube kanalında başlayacak Hakan Tamar ile Mod Sessions, ana akımda yer bulamayan müzisyen ve gruplara pandemi sürecinde nefes alma fırsatı verirken, müzikseverler için de heyecan verici bir deneyim olmaya aday.