Rupen Semerciyan’ın peşinde...

30 Ağustos 2020 - 13:18

1943 yılının Ekim ayında,1 başında neredeyse hiç saç kalmamış, uzun boylu, atletik yapılı, gözlüklü, aşağı yukarı kırk yaşlarında gösteren bir adam Haydarpaşa’dan bindiği trenle uzun bir yolculuğa çıktı.

Anadolu-Bağdat demiryolu hattında çalışan trendeki yolculardan bazılarına adamın yüzü hiç de yabancı gelmiyordu. Özellikle sporla alakalı olanlar biraz dikkatli bakınca bu gösterişli adamın kim olduğunu derhal anladılar. Yüzünde ve hareketlerinde yapacağı uzun yolculuğun heyecanı hissedilen bu adam, bir zamanların meşhur basketbolcusu ve antrenörü Rupen Semerciyan’dı.

Tren yaklaşık bir hafta ila on gün sürdüğü düşünülen bir yolculuğun ardından, Konya, Adana, Mardin, Tikrit güzergâhı ile nihayet Bağdat’a vardı. Rupen muhtemelen buradan başka bir trene aktarma yapıp Basra’ya ulaştı.

Semerciyan’ın Basra’dan bindiği vapur, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyini takiben aşağı yukarı bir hafta on gün süren yorucu bir seyahatten sonra Hindistan’ın Bombay Limanı’na demir attı.

Gerek Haydarpaşa’dan gerekse Bağdat’tan trenlere biniş tarihleri ile Basra’dan demir alan vapurun Bombay’a varış tarihi kesin olarak tespit edilemediği için Rupen’in Bombay’da ne kadar kaldığı bilinmiyor. Bununla birlikte, 5 Kasım 1943 tarihinde Basra veya Bombay’daki Amerikan Konsolosluğu’ndan işlemlerini tamamlamış bir şekilde, onu New York’a götürecek olan Amerikan S.S. Uruguay buharlısına bindiğini biliyoruz.

S.S. Uruguay Bombay’dan hareketle Hint ve Pasifik Okyanuslarını aşıp, muhtemelen Singapur’da ikmal yaptıktan ve Panama Kanalı’nda bir veya birkaç gün bekledikten sonra New York’a vardığında, tarih 31 Aralık 1943 Cuma gününü gösteriyordu. Rupen’i New York’a götüren Amerikan buharlısı S.S. Uruguay neredeyse iki ay süren bir yolculuk sonrası New York’a sağ salim ulaşmıştı.

1925 senesi Robert Kolej’in Ermeni öğrenciler edebiyat komitesi (Columbia Üniversitesi Robert Kolej Arşivi)

Rupen Semerciyan, Amerikan pasaport memurlarının doldurduğu “Yolcu Listesi” manifestosuna medeni durumunun bekâr, mesleğinin öğrenci, İngilizce ve Türkçe lisanlarına vâkıf olduğunu, okuma yazma bildiğini, tabiiyetinin Türk, ülkesinin Türkiye, doğum yerinin ise İstanbul olduğunu beyan etmiş. Yine aynı belgeye, 39 yaşında olan Rupen’in 5 Kasım 1943 tarihinde Basra’dan hareketle Amerika Birleşik Devletleri’nin New York Limanı sınır kapısından ülkeye giriş yaptığı not edilmiş.

O senelerde İstanbul’dan kalkan herhangi bir kişi New York’a gitmek istiyorsa aşağı yukarı üç ay süren çileli bir yolculuğu göze almak zorundaydı. Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı’nın seyri özellikle Sovyet cephesinden gelen iyi haberlerle değişmiş olsa da, Atlantik Okyanusu’nu harbin en kızgın döneminde aşıp Yeni Dünya’ya gitmek mümkün değildi. Alman denizaltıları sadece harp veya ticaret gemilerini değil yolcu gemilerini de batırıyordu. Bu sebeple New York’a gitmek için dünyanın ters tarafındaki rotayı takip ederek son derece eziyetli bir yolculuğa katlanmak gerekiyordu.

Rupen’in bu yolculuğa neden çıktığını, doğduğu ve otuz dokuz yaşına kadar yaşadığı şehir olan İstanbul’u ne sebeple terk edip Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ettiğini bilmiyoruz.2 Yolculuğun gerçekleştiği tarihin İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli safhalarının yaşandığı bir zamana denk gelmesi de oldukça enteresan.

İşin bir başka garip tarafı da, Türkiye’yi terk etmesinden sadece yedi-sekiz ay önce, 21 Şubat 1943 Pazar günü Galatasaray-Kurtuluş basketbol müsabakasının hakemliğini yapan, yani spor muhitinde faal bir durumda olan Semerciyan’ın, bu tarihten sonra İstanbul spor basınında adının hiç anılmaması, sanki hiç yokmuş gibi davranılmasıdır. Bu satırların yazarı, Türkçe matbuatta Rupen’in Amerika’ya gidişi veya oradaki yaşamıyla ilgili herhangi bir haberi sabırla aramasına rağmen bulamadı. Yer yarılmış, Rupen de onun içine girmişti sanki...

Oysa Rupen Semerciyan Türkiye spor tarihi, özellikle basketbol tarihi açısından son derece önemli, hatırlanması ve katiyen unutulmaması gereken bir figürdü. Böyle bir ismin spor dergilerinde, gazetelerin spor sütunlarında en ufak bir surette anılmaması, Türkiye gazetecilik tarihi açısından da son derece talihsiz bir durum.

1926 senesi Robert Kolej basketbol takımı kaptanı Rupen Semerciyan

Rupen Semerciyan, 1904 senesinde İstanbul’da doğdu. Nasıl bir çocukluk geçirdiği, hangi semtte büyüdüğü maalesef bilinmiyor. Onunla ilgili ilk ize 1919 senesinde dâhil olduğu Robert Kolej’de rastlandı. Bu seçkin okulda okuması varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu izlenimini veriyor.

Okul yıllıklarından Rupen’in son derece faal bir öğrencilik hayatı geçirdiği anlaşılıyor. 1924-1926 seneleri arasında Robert Kolej’in tiyatro ve münazara etkinliklerine iştirak etti ve başarılı olarak ödüller kazandı. Örneğin, 1924 Şubat ayında “Ruhr Sorunu” konulu mülakatta sınıf arkadaşları Mehmed Azmi ve Ahmed Kasım ile birlikte en iyi münazara ekibi seçildiler. 1925 senesinde Robert Kolej Öğrenci Komitesi’nde gözetmenlik görevi yanında Ermeni Öğrenciler Edebiyat Komitesi’nde yer aldı. 1926’da mektebin tiyatro kulübünde yer alan Semerciyan, James Matthew Barrie’nin What Every Woman Knows adlı oyununda sahne müdürü oldu.

Tiyatro ve edebiyat faaliyetleri yanında, uzun boyu, atletik yapısı, spora olan yatkınlığı ve dürüst kişiliği sebebiyle Robert Kolej Atletik Birliği’ne katıldı ve komite tarafından kasadarlık görevine seçildi. 1924 senesinden mezun olduğu 1926 senesine kadar üç sene bu vazifesini sürdürdü.

Rupen Semerciyan, özellikle top oyunlarında son derece başarılıydı. 1924’ten başlayarak basketbol, futbol ve beyzbol sınıf takımları kaptanlığına seçildi.

Yine aynı senelerde üniversite basketbol takımının İstanbul Beyoğlu YMCA3 Ligi şampiyonu olan kadrolarında yer aldı. Robert Kolej’in 1926 senesi İstanbul şampiyonluğunda takımın kaptanıydı. Aynı yıl voleybola da merak salan Rupen, kolaylıkla okul takımının değişmez oyuncusu olmayı başardı.

Robert Kolej Voleybol Takımı, 1926 (Columbia Üniversitesi Robert Kolej Arşivi)

Okul yıllıklarında onun spora olan düşkünlüğü ve aşinalığı arkadaşları tarafından bir şiirle betimlenmiş:

Bütün top oyunlarında,
Devasa bir duvardı
.
Lâkin Cupid’in4yayından çıkan bir ok,
Onu tam kalbinden yaraladı.
5

1926 senesinde Robert Kolej’den mezun olan Rupen Semerciyan’ın otuzlu senelere kadar Robert Kolej Mezunlar Basketbol Takımı’nda (Robert Kolej Alumni Basketball Team) oynadığı, askerlik vazifesini tamamladığı ve daha sonra, yani 1930’lu senelerin başından itibaren YMCA Beyoğlu şubesinde hakemlik yaptığı kuvvetle muhtemeldir.

1933 senesinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı İstanbul Mıntıkası’nda basketbol hakemi olarak görev yapan Semerciyan, 5 Mayıs 1933 tarihinde oynanması gereken Makabi (İstanbulspor)-Hilâl müsabakasına başhakem olarak atandı.

Bu tarihten itibaren İstanbul Ligi, Beyoğlu Halkevi Basketbol Turnuvası ve Galatasaray Turnuvası gibi elit lig ve turnuvalarda, Dionis Sakalak, Naili Moran, Jak Habib, Ali Rıdvan (Arsever), M. Nick Fernandez, Feridun Vasfi (Koray) ve Ali İlhami (Pulater) Beylerle birlikte hakemlik yapmaya devam eden Rupen Semerciyan, Naili Moran’ın bir yazısında, heybetli, dev gibi fiziğine nazire yapılırcasına “Basketbol’un King-Kong’u” şeklinde tanımlanıyordu.

Basketbol Millî Takımı’nın 24 Haziran 1936 tarihinde Beyoğlu Halkevi salonunda Yunanistan ile oynadığı ilk millî maçta takımın koçluğunu Semerciyan yaptı. Bu galibiyet sonrası 1936 senesi baharında Türk Spor Kurumu tarafından Basketbol Millî Takımı’nı Berlin Olimpiyat Oyunları’na hazırlamakla vazifelendirildi. Açık havada yaptıkları yorucu antrenmanların yanında, Amerika Birleşik Devletleri’nden getirttiği kitaplarla talebelerine teorik basketbol öğretti.

Ayrıca Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından basketbol turnuvası için hakem olarak seçildi ve resmî bir yazıyla Berlin’e davet edildi. Turnuvada Millî Takım’ın antrenörlüğü yanında 13 Ağustos 1936 tarihinde Filipin Adaları-İtalya arasında oynanan beşincilik-altıncılık müsabakasını başhakem sıfatıyla yönetti.

Millî basketbolcularımızdan Jak Habib, seksenli yılların sonunda kaleme aldığı hatıralarında Semerciyan’dan şöyle bahsediyor:

"O zamanlar Kolej’den mezun, eski basketbolcu, 1,90 boyunda, bizlere antrenör tayin edildi. İsmi Rupen Semerciyan idi. Hemen antrenmanlara başladık ve iki ay müddetimiz vardı. (...)

Olimpiyatlarda basketbolun açık hava sahalarda yapıldığını öğrendik. Biz de aynı takım, Sultanahmet’te bulunan Amerikan Dershanesi’nde açık bir saha vardı ve orada antrenmanlara başladık. Antrenörümüz bizleri sıkı çalıştırıp özellikle kondisyon, nefes [üzerinde duruyor] ve antrenman bittikten hemen sonra hepimiz şut yüzdelerimizi arttırıyorduk.”6

"Class of 1926" öğrencileri (Columbia Üniversitesi Robert Kolej Arşivi)

Yurda döndükten sonra Spor Postası mecmuası yazım kuruluna seçilen Semerciyan, 1943’e kadar basketbol ve atletizm hakemliği görevlerinde bulundu. En son 21 Şubat 1943 tarihinde oynanan Galatasaray-Tatavla (Kurtuluş) maçını idare etti.

Rupen’in izini Amerika Birleşik Devletleri’nde sürmek kolay olmadı. Amerika kaynaklı belgelerden 1 Ocak 1904 doğumlu olduğu, 30 Ocak 1944 tarihinde göçmenlik başvurusunun kabul edildiği biliniyor. Ayrıca 1946 Haziran ayında bu sefer Ermeni kimliği ile Meksika’ya bir seyahat yaptığı anlaşılıyor. Yine aynı belgede New York’ta oturmaya devam ettiği ve adresinde Isabelle Semerciyan adında bir akrabası olduğu belirtiliyor. Bu belgede Rupen mesleğini “executive”, yani idareci, yönetici olarak beyan etmiş.

Rupen Semerciyan, 1943-1965 seneleri arasında –pek muhtemel ve enteresan bir surette– Türkiye’de basketbolun muallimi olarak bilinen Ahmed Robenson ile aynı şehirde, New York’ta yaşadı. İstanbul’da gayet iyi tanışan bu iki adam memleketlerinden binlerce kilometre uzakta, bambaşka şehirde ve âlemde bir araya geldiler mi bilmiyoruz.

1946’dan sonra Rupen’in izi yine kayboluyor. Bu tarihten sonraki akıbeti, ne iş yaptığı ve ne zaman vefat ettiği –şimdilik kaydıyla– bilinmiyor. Kim bilir, belki bu yazıyı okuyan birisi çıkar, bizim bıraktığımız yerden başlayarak memleketin bu büyük sporcusunun, Rupen Semerciyan’ın izini sürmeye devam eder.

Dipnotlar

1 Rupen Semerciyan’ın İstanbul’dan başlayıp New York’ta sona eren seyahati, gerek güzergâhı gerekse 1943 yılı seyahat hızları ve beklemeler göze alındığında muhtemelen üç ay sürdü. Bu durumda seyahatine ekim ayının ilk günleri başladığı varsayılabilir.

2 Rupen Semerciyan’ı bu akıl almaz yolculuğa çıkaran sebeplerden en güçlüsü, kesin olmamakla birlikte, yeniden askerliğe çağrılması, ikinci akla gelen sebep ise varlık vergisini ödemeyen gayrimüslimlerin Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde çalıştırılmaları ve çektikleri eziyetten kurtulmak olabilir.

3 Genç Erkekler Hristiyan Birliği.

4 Cupid, Aşk Tanrısı. Anlaşılan Rupen, okulu bitireceği sıralarda âşık olmuş.

5 Şiirin orijinali İngilizce yazılmıştır: In alI the games of-ball / He is a massive wall. But look that from Cupid’s bow / Has wounded his heart an arrow.

6 Jak Habib, Benim Biyogram 1914- 1989.

Rupen Semerciyan
Robert Kolej
Basketbol
Mehmet Yüce
Sayı 003

BENZER

Çevrimiçi gerçekleşecek ve 5 Ekim'e kadar sürecek İstanbul Müzik Festivali'nin biletleri satışta.
Bilgi birikimiyle büyük hayranlık uyandıran ve İstanbul Ansiklopedisi gibi bir kaynağı ülkemize armağan eden değerli tarihçi ve yazar Reşad Ekrem Koçu'yu, kendisi de bir yazar olan eski öğrencisi Erdem Yücel İST için kaleme aldı...
Oyun ve konser performanslarına bir süre ara veren DasDas'ta yaz hareketliliği başladı.