"Baba" şarkılar

20 Temmuz 2020 - 16:51

Cem Karaca’nın 1970 yılında Ferdy Klein Orkestrası eşliğinde söylediği “Baba”, şu sözlerle başlar: 

"Bir dolu şey söylendi analar için / ‘Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar’ dediler / Ama hep, hep analar için..."

Sanatçının serzenişi bir yerde doğru zira babalar için yazılmış şarkılara baktığımızda, anneler için söylenenlerin yanında pek fazla olmadığını görüyoruz. Geçtiğimiz sayıda, anne ve kadın algısı üzerinden yazdığım yazı, bu anlamda kolay bir yazıydı, zira çok şarkı vardı. Zorluğu, şarkıları seçme konusunda yaşadım. Bu kez, şarkıların azlığı yazıyı zorlaştırdı ama neyse ki akla gelen ilk şarkılar diğerlerini çağırdı, kendimce mantıklı bir bütüne ulaşabildim.

Babalardan söz eden şarkılar, ekseriyetle özlem yüklü. Yazıyı açtığım şarkı, bunlardan biri. Cem Karaca’nın, babasının ardından yazdığı erken bir ağıt:

"Uzakta, çok uzakta, bulutların orada / Oradasın babam benim, yukarılarda / Daha dün beraber geçmişten bahseder / Kahvemi içerdin aynı köşende...

Mehmet Karaca, bu şarkıyı dinleyenlerden. Yıllar sonra hayatını kaybetti ancak oğul Cem, “Bir avuç altın öğüt mirasın bana” dizesiyle şükranlarını sunduğu babasının cenazesine, sürgünde olduğu için gelemedi.

Şarkıların tarihini araştırdığımızda altından trajik hikâyeler çıkabiliyor ancak bunlara çok girmeyeyim ve bu yıl 21 Haziran’da kutlayacağımız Babalar Günü vesilesiyle seçtiğim şarkıları alt alta sıralayayım. Ekseriyetle babaların ardından yazılmış ya da babaların çocuklarına öğütlerini aktaran şarkılar bunlar. Elbette eksiksiz bir liste değil ama bu listeden yola çıkarak şarkıları çoğaltmak mümkün. Ben satır aralarında kimi ipuçları verdim, sonrasında bir alternatif liste önerisinde bulundum; onların peşine takılarak yeni şarkılara ulaşmak size kalsın.

"Oğluma"

Cem Karaca

Yine bir öğütler silsilesi, yine babadan oğula söylenmiş... Yazının başında “Baba” şarkısını andığım Cem Karaca, belli ki söylemek istediklerini geç olmadan bu şarkıya aktarmak istemiş. Sürgün döneminde Almanya’da kaydettiği “Oğluma”, vasiyet gibi:

Gam, keder, elem, tasa, gurbet, hasret, dertler geçer gider elbet / Bir merhaba, acı kahve, hatır sorma ve dostluklar yaşar elbet // Sımsıkı sev sen sevmeyi / Bazen almadan da vermeyi / İstanbul şehri malın olsa / Ölümden öteye köy yok ya // Gün olur, devran döner, akar seller, kalır kumlar, kavuşuruz / Eser yeller, yağar karlar, gelir bahar, açar güller, koklaşırız...

Oğul Emrah, bu öğütleri aldı, babasının güzel mirasını Moğollar’la birlikte yarınlara taşıyor:

"İşte ağaç, işte deniz, işte toprak, işte hayat budur oğlum / İşte eller, işte emek, işte ekmek, işte hayat budur oğlum // Başını dik tut hiç eğme sen / Aklına ve yüreğine güven / Çağını bil, çağına yakış / Güzelliklerle yarış..."

“Babalar Küçük Oğullarına Söylesin Diye”

Hardal

Efsane topluluk Hardal’ın 1982 yılında piyasaya çıkan ikinci albümü Nereden Nereye’nin açılış şarkısı. Sözleri ve müziği Şükrü Yüksel’e ait. Bir dönemin muazzam yorumlarından:

"Solgun durma öyle / Ne derdin var söyle / Ağlama, üzülüp dert etme her şeyi kendine” dizeleriyle başlıyor, “Ağlama, bu dünyada her şey gelip geçer / Sen sevgini ver, yeter

dizeleriyle sürüyor. Sonrası, biraz hüzünlü:

"Gün olur sevdiğin terk ederse seni, ağlama / Hatta bir gün biz de ayrı düşsek bile, ağlama / Bil ki öldüremez büyük sevgileri ayrılıklar bile...” Memleket rock tarihinin mücevherlerinden.

 

Yeni Türkü

“Bana Bir Masal Anlat Baba”

Yeni Türkü

Şevket Altuğ’un unutulmaz karakter Fiko’ya can verdiği Süper Baba dizisinin jenerik şarkısı, baba bahsinde akla ilk gelen şarkı:

Bana bir masal anlat baba

dizesiyle başlayan şarkı,

"Anlatırken tut elimi / Uykuya dalıp gitsem bile / Bırakıp gitme sakın beni

sözleriyle sürüyor; sonunda,

"Bana bir masal anlat baba / İçinde tüm sevdiklerim / İçinde İstanbul olsun

dizelerine bağlanıyor. İzleyenler hatırlar: Fiko, ilk sezonu 1993 yılında yayımlanan dizide, üç çocuğunu, babası ve dedesiyle birlikte büyütüyor; bunu yaparken hayatın bütün zorluklarıyla savaşıyordu. Jenerikte Oya Küçümen’in sesinden dinlediğimiz şarkı, Yeni Türkü repertuvarının vazgeçilmezlerinden. Yanına, topluluğun Yeşilmişik albümünde karşımıza çıkan “Açelya”yı da iliştirelim. Meral Özbek’in “Babam’a” ithafıyla yazdığı sözler, şarkıyı sessiz ve etkileyici bir ağıta dönüştürüyor:

"Denizin dibinde karanlıklar gibisin / Işığın içinde saklıdır, bilmezsin / Hayat artık sensiz akıp gidiyor / Senden habersiz, sessiz..."

“Ama Babacığım”

Fikret Kızılok

Babanın oğula verdiği öğütlerden müteşekkil bir Fikret Kızılok şarkısı. Sanatçı, arkadaş ilişkilerinden aşka her türlü noktaya temas ediyor, öğütlerini art arda sıralıyor. Oğluna sözlerini dizerken, hayatın karşısına çıkartabileceği olası “sürpriz”leri de unutmuyor:

"Sendeki sen sana soru sorunca / Ortaçağı Galile’yi bilince / Okuduğun İnce Memed olunca / Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum / Böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil / Zaman değirmenini durdurmak kolay değil"

Şarkı, Kızılok’un Bülent Ortaçgil’le birlikte Çekirdek Sanatevi’nde verdiği resitalde seslendirildi. Sonrasında bir demo kaydı da yayımlandı ama repertuvarın kayıp şarkılarından olduğu söylenebilir.

“Sürsün Bahar”

Can Kazaz

Babaya ithaf edilmiş en güzel şarkılardan. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, sözü Can Kazaz’a bırakmak en iyisi. Sanatçı, kendisi için duygusal olarak çok yoğun ve değerli olduğunu söylediği şarkıyı şöyle anlatıyor: “Bu şarkının melodisi vardı başta. Yoldaydım bir gün, otobüsteydim. Biraz heceler şeklinde geliyor melodiler, ‘sürgün, sürsün, sürgün bana, sürsün bahar’ gibi. Böyle anlatınca tam oluyor mu bilmiyorum ama bu heceler kafamda bir uyum yaratıyordu. Şarkıdaki gelincik çiçeği, babamın annem için kullandığı bir metafordu. Şarkıda bir sürü imge var, hepsi de yaşanmış anılardan alıntı. Bir insan bir yakınını kaybettiği zaman, geçmişe dönük bütün anılarını hatırlamak istiyor. Bu kaybın hasarını, yaşadığınız güzel anıları yaşatarak aşabileceğinize inanıyorum. O yüzden de bütün güzel anılarımı bu şarkıya koymaya çalıştım.

"Baba"

Atiye

Atiye’nin 2011 yılında yayımlanan Budur albümünde seslendirdiği bu şarkı, bu kez bir kız çocuğunun hislerini dinleyiciyle buluşturuyor:

"Baba özledim seni / Çok özledim / Olmaz mı olmasan uzaklarda? / Hani anlatırdın ya / Dağda bir odada / Yedi kardeş paylaşırdınız / Acı, tatlı ama ortaklaşa / Yalınayaklarla yağmurda, karda / Çalışırdınız bir arada...

Kızımız, babasını öyle özlemiş ki, sağlığında yapmadıklarını da yapmaya hazır:

"Biliyor musun baba / Razıyım hatta / Yalınayaklarımla işe koşmaya / Güneşin altında pamuk toplamaya / Yeter ki sen ol yanımda..."

Sevginin, özlemin yalınlıkla dile getirildiği şarkılardan...

Müslüm Gürses

"Ah Oğlum"

Müslüm Gürses

Bu kez giden bir oğul ve baba onun ardından bu şarkıyı söylüyor. Aşk Tesadüfleri Sever albümünde Gürses, kalbini şarkıya katıyor ve böylesi bir acıyı yaşayanın hislerine tercüman oluyor:

"Fotoğraflar yerini tutmuyor oğlum // Yıkanmadı gömleklerin kokun gitmesin diye / Montun asılı duruyor duvarda hâlâ / Dönersen bir gün, giyersin diye..."

Şarkının sözlerini Murathan Mungan yazmış, her dem Müslüm Gürses’in yanında olan Burhan Bayar bestelemiş.

Barış Manço

“Güle Güle Oğlum”

Barış Manço

Bir babanın evlilik öncesinde oğluna verdiği öğüt:

"Güle güle oğlum / Ne kadar da çabuk geçmiş meğer yıllar / Kendi kanatlarınla uçacak kadar büyüdün ha / O kadar oldun mu sen oğlum? / O kadar büyüdün mü? /.../ Güle güle oğlum / Gözlerimin nemlendiğine aldırma / Sen de anlarsın bir gün baba olunca..."

Şarkının sonunda “Hadi artık gidelim, davetlileri bekletmeyelim” dediğine göre, nikâhın hemen öncesinde söylenmiş sözler bunlar. Barış Manço, iki oğlan büyüttü: Doğukan Hazar ve Batıkan Zorbey. Şarkı onlara söylenmiş gibi görünüyor ama aslında bütün babalar, oğullarına söyleyebilir. Elbette kızlarına da...

 

"Canım Oğlum"

Hasret Gültekin

Hasret Gültekin, genç ölenlerden. Ölmedi, seyirci kalınan bir katliamda öldürüldü. 1993 yılının 2 Temmuz günü, Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yakıldığında henüz 22 yaşındaydı. Şarkı, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in bir şiirinden uyarlanmış:

"Canım oğlum, güzel yavrum, gözümün ışıltısı / Ölümden, ölmekten değil korkumuz..."

Oğlu Roni, bu şarkıyı da yanına aldı, babasının mirasını bugüne taşıdı, yoluna devam ediyor. Babaların oğullarına söylediği şarkılar arasında belki de en can yakanı...

 

"Baba"

Erkut Taçkın

Etkileyici baba şarkılarından. Tolga Karaçelik’in 2018 yılında gösterime giren filmi Kelebekler’i izleyenler bu şarkıyı hatırlar. Film, babalarının çağrısına uyan üç kardeşin, onun yaşadığı yere yaptığı yolculuğu ve sonrasını anlatıyor. Bir noktada çalan bu şarkı, filmin özeti gibi:

"Bir baba evlatlarını aramış son gün / Seslenmiş her yere çaresiz kalmış o gün..."

Mehmet Teoman’ın muazzam sözleriyle Türkçeleştirilen şarkı, Paul Anka’nın 1974 yılında çıkan Anka albümüne aldığı “Papa”. Erkut Taçkın, ertesi yıl, tek albümünde bu şarkıyı yorumlamış, memleket müzik tarihinde muazzam bir iz bırakmıştı. Altın öğütlerle dolu şarkılardan biri:

"Affedin onu / Bir baba olmadıysa bile sizlerle / Yalnızlık ona / Çok geç öğretti bu gerçeği /.../ Hepiniz toplanın artık onun yanında / Öpüp okşamalı titreyen elleri..."

Şebnem Ferah

Diger bazı "baba"lar

  • “Babamgil” – Barış Demirel

  • “Babamı Beklerken” – Mabel Matiz

  • “Baba Evi” – Sezen Aksu

  • “Babamın Evinde” – Yüksek Sadakat

  • “Babam Oğlum” – Şebnem Ferah

  • “Babamı Anarken” – Ezginin Günlüğü

  • “Babasız Kızlar Balosu” – BaBa ZuLa

  • “Babama N’olmuş?” – Nil Karaibrahimgil

  • “Ben Babayım” – Azer Bülbül

  • “Biz Babadan Böyle Gördük” – Müslüm Gürses
Cem Karaca
Yeni Türkü
Barış Manço
Şebnem Ferah
Müslüm Gürses
Can Kazaz
Hardal
Sayı 002

BENZER

Çok yönlü sanatçı ve akademisyen Cevdet Erek’in Arter’deki Bergama Stereotip sunumu, İstanbul’un bahar ve yaz aylarındaki en dikkat çekici işlerinden biri olmaya aday.
Su özgürlük, pandemi fırsat olabilir mi? Peki ya bedensel engel insana kendini gerçekleştirme imkânı sunabilir mi? Anlatacağımız hikâyenin başrolünde, birbirinden büyük başarılara kulaç atan gençler var.
Daha fazla para kazanma hırsına yenik düşmeden dokusunu koruyan Yeniköy Kahvesi’nin müdavimlerinin aklına getirdikleri: huzur, sessizlik, rahatsız edilmeden bilgisayarla çalışma ve gazete/kitap okuma ortamı.