İstanbul kendine nasıl yeter?

01 Eylül 2020 - 10:09

16 milyonluk nüfusuyla Türkiye’nin gıda tüketiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştiren İstanbul’a baktığımızda, ülkenin dört bir tarafından ve hatta yurtdışından tarım ve gıda ürünlerinin taşındığı, işlendiği, tüketildiği ve dağıtıldığı bir metropolle karşılaşıyoruz. Hâl böyleyken, İstanbul’un nasıl beslendiği/besleneceği konusunun ekolojik ve toplumsal sürdürülebilirlik başta olmak üzere çok yönlü olarak tartışılması gerekiyor. Greenpeace Türkiye’nin geçtiğimiz ay yayımladığı “İstanbul Nasıl Beslenir?” adlı raporu, yapılabilecekler konusuna ışık tutuyor.

1919’da 1 milyonun biraz üzerindeki nüfusuyla Avrupa’nın en büyük 10’uncu kenti olan İstanbul, bugün Avrupa’nın en kalabalık kenti. 2018’de kendi nüfusuna ilaveten, 16 milyonluk nüfusuna yakın sayıda turist ağırlayan kentte, uluslararası ve geçici koruma statüsü altındaki yabancıların sayısı da 550 binden fazla.

Ev sahipliği yaptığı ve misafir ettiği bu nüfusun beslenme ihtiyacını karşılayacak gıda toplamı, İstanbul’un tarım ve gıda üretim kapasitesinin çok üzerinde. Greenpeace’in raporundaki hesaplamalara göre, İstanbul hiçbir üründe tüketim ihtiyacını kendi üretimiyle karşılayamıyor. 153 bin ton ile Türkiye’de üretilen buğdayın binde 9,3’ünü üretirken, kendi buğday tüketiminin ancak yüzde 5,3’ünü karşılayabiliyor. Başlıca yaş sebze ve meyvelerde bu oran genellikle yüzde 1’in altında. Marmara üretimi ve tüketimi hesaba dahil edildiğinde, ancak mısır, şeftali ve fındıkta İstanbul dışında Marmara’daki diğer illerdeki yerel tüketimden artakalan ürün fazlası İstanbul’un açığını kapatabiliyor. Marul ve ıspanak gibi ürünlerde bu fazla ancak İstanbul’daki açığın yaklaşık yüzde 30’unu karşılayabiliyor. Yani bu gibi ürünlerde İstanbul ihtiyacını diğer bölgelerden ürün tedarik ederek karşılayabiliyor.

Topkapı'da surların içinde bir bostan, 1970

Yanlış tarım politikaları ve kentsel gelişim stratejileri üretimi bitirdi

Çok eskiden de İstanbul’un ihtiyacı olan gıdanın bir bölümü hep dışarıdan temin ediliyordu ama vaktiyle kent içi bostanlarda, çeperdeki tarım arazilerinde ve Marmara Bölgesi genelinde önemli bir üretim de gerçekleştiriliyordu. Uzun yıllar güdülen yanlış tarım politikaları ve kentsel gelişim stratejileri sonucunda bugün bu üretim çok azaldı. Yıllar içinde, İstanbul’da tarım arazileri konut alanlarına ve sanayi bölgelerine dönüştü, kentin içindeki sayılı bostanda üreticiler üretimi sürdürmekte zorlanırken, yeni mega projelerle kalan tarım alanları da yok ediliyor.

Raporda, İstanbul’un gıdada kendine yeterlilik açısından oldukça olumsuz bir tablo çizdiği belirtiliyor: “İstanbul yıllık bitkisel gıda tüketiminin sadece yüzde 19’unu üretecek kapasiteye sahip. İstanbul’un gıda tedariği açısından çevresindeki illere ve diğer bölgelere bağımlı olması, yalnızca İstanbul’un değil, diğer bölgelerin gıda tedarik sistemlerini ve buna bağlı olarak tüm ekolojiyi ve ekonomiyi etkilemekte. Bu açıdan, İstanbul’un gıda tedariğini mümkün olduğunca kent ölçeğinde ve kent çeperinden kısa tedarik sistemiyle sağlayacak bir dönüşüm, İstanbul açısından daha sürdürülebilir bir gıda rejimi anlamına gelecek ve sadece İstanbul ölçeğinde değil; yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde etkileri olacaktır.

Kadıköy’de tarihî Salı Pazarı’nda faaliyete geçen üretici kooperatifi pazarı

İBB'den tarımsal üretim ve hayvancılık veri tabanı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu yolda adımlar atıyor. Tarımın geleceğine yön verecek projeler için 211 kırsal mahallede yaptırdığı analiz çalışmasını şubat ayının sonunda tamamlayan İBB, İstanbul’da tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetlerinin mevcut durumunu ve potansiyelini ortaya koyan veri tabanı oluşturdu. Elde edilen sonuçlar, yeni projeler için kaynak özelliği taşıyacak. Pendik Göçbeyli Mahallesi’nden başlayarak üç ay süresince 14 ilçede gerçekleştirilen saha çalışması kapsamında araştırmacılar; muhtarlar, ziraat odaları, tarım kooperatifleri, çiftçiler ve paydaş kamu kurumları ile birebir görüştü, tarımsal nitelikli alanları ve hayvancılık faaliyetlerini yerinde inceledi.

Oluşturulan veri tabanı içinde, mevcut tarım alanları, ürün desenleri, üretim türü, seracılık ve hayvancılık faaliyetlerinin durumu, kapasitesi, pazarlama imkânları, sulama kaynakları, uydu görüntüleri ve saha fotoğrafları yer alıyor.

İBB aynı zamanda, tarımsal üretim ile ilgili fide desteği, Halksüt projesi kapsamında Silivri ve Çatalca’daki köylülerden süt tedariki gibi projeleri hayata geçirdi. Çiftçiye destek olmak amacıyla bir üretim seferberliği başlatarak, tohum, fide, gübre ve damla sulama gibi çiftçiye maliyet yükü yaratan ürün ve malzemeler hibe edildi. İstanbul’un Silivri, Çatalca, Arnavutköy, Şile, Beykoz, Sarıyer, Pendik, Başakşehir ve Büyükçekmece olmak üzere 9 ilçesinde, 82 köy/ mahallede domates, salatalık, biber, patlıcan ve karpuz olmak üzere toplam 3 milyon 591 bin fide dağıtımı yapıldı. Çiftçilerin, üretimin her aşamasında ziraat mühendislerinden destek alabilmesi sağlandı. Çiftçinin ürününü istediği gibi satabilmesi desteklendi, satamayanlardan da İBB, hal fiyatı üzerinden alım yaptı. Alınan ürünler, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı.

İBB, 11 Temmuz’da Pendik Göçbeyli köyünde, tarihinde ilk kez Hasat Bayramı yaptı. Özellikle kadın üreticilerin yoğun ilgi gösterdiği bayramla İstanbul’da kurulmak istenen yeni tarım ve gıda düzenine yönelik farkındalık yaratıldı. Ertesi gün, Kadıköy’de bulunan tarihî Salı Pazarı’nda üretici ve kooperatifler pazarı kuruldu. Pazara, İstanbul’da üretim yapan üretici köylülerin yanı sıra, Türkiye’nin dört bir yanından gelen üretici kooperatifleri ve birlikleri de katıldı. Böylece, sağlıklı ürünlerin üreticiden halka aracısız sunulması yolunda önemli bir kanal oluşturuldu.

İBB, İstanbul’da tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetlerinin mevcut durumunu ve potansiyelini ortaya koyan veri tabanı oluşturdu

Beylükdüzü'nde kentsel tarım hareketi

Kendine yeten bir kent yaratma yolunda ilçe belediyelerinin de yapabilecekleri var. Örneğin Beylikdüzü Belediyesi, COVID-19 salgınından aldığı dersle “Uzun süreli bir sağlık krizinde veya afet durumunda tedarik zincirinde bir aksama
olması halinde kentimizde neler yaşanabileceğini de düşünmek zorundayız” diyerek bir kentsel tarım hareketi başlattı. İlk etapta toplam 40 dönümlük alanda ‘Yaşam Bahçesi’ adı altında iki ayrı bostan kuran belediye, doğal yöntemlerle yetiştirip hasadını gerçekleştirdiği sebze ve meyveleri gıda bankası üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Belediyenin hedefi, tarımsal kalkınma kooperatifleri kurarak Yaşam Bahçeleri’ni kadınlara emanet etmek. Böylece, bir hareketle birden fazla toplumsal soruna derman olmak amaçlanıyor.

Bu örneklerin çoğalması gerekiyor ki gıda tedariği açısından İstanbul’un dışarıya bağımlılığı azalsın ve bir kriz halinde kendine yetebilme yolunda ilerleme kaydetsin.

İstanbul
Tarım
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Melis Alphan
Sayı 003

BENZER

SALT’ın Perşembe Sineması “Evde” konseptiyle başladı. 29 Kasım’a kadar devam edecek programa dair ayrıntıları derledik.
Burası farklı kentlerden, köklerden gelen insanların “İstanbullu” potasında dönüştüğü, kaynaştığı bir kent olmalı. Bizler bunun için çalışıyoruz. Aslında İstanbullulara, bu konuda ne kadar şanslı olduklarını yeniden hatırlatmaya çalışıyoruz.
Şehir Tiyatroları yeni sezona 16 yeni oyunla merhaba diyor, sahnesini özel tiyatrolara da açıyor.