Halit Kıvanç gerçek bir yıldızdır

Fotoğraf
Cem Talu
18 Kasım 2022 - 14:58

Ben Halit Abi’yi (Kıvanç) onu hiç görmediğim yıllardan beri tanıyordum, köyümüzde lambalı radyonun cızırtılı yayınından duymuştum ilk kez sesini... Hatırladığım ilk maç Galatasaray-Milan Şampiyon Kulüpler Kupası maçıydı. Turgay, Metin, Candemir, Suat, Tarık ve diğerleri sahadaydı. Milan’da Rivera, Alta ni, Maldini Dünya yıldızlarıydı. Uğur, 4. dakikada ilk golü atmıştı ancak 3-1 kaybetmiştik. O ilk 4 dakika hâlâ kulaklarımdadır.

O yıllarda Halit Kıvanç, Orhan Ayhan ve Necati Karakaya anlatırdı maçları, ancak Halit Kıvanç bir başka anlatırdı. Orada olduğunuzu hissederdiniz, tıpkı 1966 Dünya Kupası nalini onun sesinden “Londra’da izlemiş” olduğum gibi... Sonrasında daha pek çok Dünya Kupası izledik Halit Kıvanç’ın sesinden.

HALİT KIVANÇ (1925-2022)

1973 yılında İstanbul Üniversitesi’ne geldim, 1975’te Nuruosmaniye Caddesi’ndeki Milliyet gazetesinde staja başladım. Kimler yoktu ki... Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, Yazı İşleri Müdürü Hasan Pulur, Turhan Aytul, Doğan Heper, Tufan Türenç, Sami Kohen, Ali Gevgilili, Ergin Konuksever, Erhan Akyıldız, Vasfiye Özkoçak ve daha pek çok değerli isim oradaydı. Okulu bitirmeden mesleki kariyerim başlamıştı. Galatasaray’ı tutuyordum ama doğduğum şehrin takımı Eskişehirspor da Türkiye Ligi’nde fırtına gibi esiyordu.

Milliyet’in spor sayfaları da bir efsaneydi, Hüseyin Kırcalı ve Yılmaz Canel’in fotoğrafları, İsmet Tongo’nun sayfaları, Nezih Alkış, Nurhan Aydın, Şansal Büyüka, Oğuz Tongsir, Teoman Güray, Ergun Emek, Pertev Tunaseli, Necati Karakaya, Altan Erbulak, Şükrü Gülesin ve Turgay Şeren, Ziya Şengül...

Harikalar ülkesindeydim. Onlarla birlikte maçlara gidiyor, basın tribününde, Eskişehir Atatürk Stadı’nın duvarından atlayıp kaçak maç seyrettiğimiz günleri hatırlayıp gülümsüyordum. Arada arkaya yayın kulübesine doğru baktığımda Halit Kıvanç’ın heyecanla maç anlatmasını izliyordum. Halit Abi sadece futbol maçını ve pozisyonları anlatmakla yetinmez; futbolcuların birbirleriyle olan diyaloglarını da radyosu başındakilere aktarırdı:

"Metin yerden kalkıp kendisini düşüren Ahmet’e ‘Neden öyle sert giriyorsun ki, biz seninle hafta içinde milli takımda birlikte oynamayacak mıyız?’ diye sitem etti."

Tabii ki bunları tahmini olarak, kendisi düşünüp söylerdi ama maçın anlatımına da ayrı bir renk katardı.

Milliyet’ten sonra Güneş gazetesine geçtiğimde Metin Oktay da oradaydı. Birlikte maçlara gittik. Eskişehir’de izlediğim ve Galatasaray’ın 2-0 galip geldiği maçta golleri Metin Oktay atmıştı. O maçta tribünde olduğumu, maçtan sonra Galatasaraylı oyuncuların kendisini omuzlarına alarak sahadan çıkardıklarını anlattığımda çok duygulanmıştı. Gazeteciler Cemiyeti Lokali’ne İslam Çupi’yle gelirdi, çok kez sohbetlerine katılma şansım oldu.

Halit Kıvanç

Halit Kıvanç o yıllarda Tercüman gazetesinde yazıyordu. İlk kez Vasfiye Özkoçak’ın yanında gördüm onu. Öğrenci olaylarının tırmandığı günlerdi, sokaklarda gencecik insanlar öldürülüyordu. Bir gün Halit Kıvanç heyecanla kapıdan içeri girdi, hızlı adımlarla Vasfiye Abla’nın yanına gelip, “Vasfiye, Ümit’i gözaltına almışlar, üzerinde tabanca varmış” dedi. Halit Abi, oğlu Ümit Kıvanç’tan söz ediyordu.

Milliyet’in emektar adliye muhabiri Vasfiye Abla, “Halit heyecanlanma, tabanca bir olayda kullanılmamışsa tutuklama olmaz” diyerek yatıştırmaya çalıştı onu. Ardından apar topar çıkıp adliyeye gittiler, öğleye doğru döndüler. Tabanca temiz çıkmış, Ümit tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Halit Abi rahatlamış kahvesini içerken Vasfiye Abla, “Namık yeni stajyerimiz” diye bizi tanıştırdı. Sonraları Ümit de gazeteciliğe başladı ve arkadaş olduk, pek çok haberi birlikte izleyip yazdık...

Halit Kıvanç maç anlatmanın ötesinde, konuşmayı çok seven bir gazeteciydi. Dünyayı görmüş, neredeyse tüm Dünya Kupası finallerini yerinde izlemiş, Pele, Eusebio gibi pek çok futbol yıldızını tanımıştı, anılarını anlattığında onu dinlemek çok keyi i olurdu.

Sonraları maç anlatmanın dışında da pek çok organizasyonda sunuculuk yaptı, konuşmak onun işi olmanın ötesinde yaşam biçimiydi.

Halit Kıvanç’la son buluşmamız gazeteciliğe başladığım Nuruosmaniye Caddesi’ndeki Milliyet binasında oldu. Turistik alışveriş merkezine dönüştürülmüştü bina, üçüncü katında bir lokanta açılmıştı. Orada eski Milliyet çalışanları bir araya geldik, Halit Abi, Hasan Pulur, Sami Kohen, Tufan Türenç, Selahattin Gökhan, Savaş Ay, Sinan Toros oradaydılar, artık aramızda değiller. O akşam Milliyet‘in eski sahibi Aydın Doğan, Ergin Konuksever, Zeki Sözer,
Pınar Türenç, Tümer Argın, Abdullah Öğülmüş, Turgay Gözdereliler, Yunus Şen gibi pek çok arkadaş Milliyet binasındaydık, ancak son geçtiğimde gördüm ki, alışveriş merkezi de kapanmış, binanın kepenkleri indirilmişti.

Ardından Halit Kıvanç’ın ölüm haberi paylaşıldı sosyal medyada. Bir Babıali efsanesi daha ebediyete göç etmişti. Sadece bir gazeteci değil çok yönlü bir yıldızdı. Mikrofonu da sevmişti. Milliyet’in bütün büyük organizasyonlarının değişmez sunucusuydu. O yıllarda (1950 ve 1960’lar) büyük gazetelerin eğlence kervanları olurdu. Bu kervanlar Anadolu şehirlerini dolaşırdı. Televizyon yayını başlayınca eğlence kervanları da sona erdi. Televizyonun ilk transferleri arasında Halit Abi de vardı. Sunucu denildiğinde akla ilk önce Halit Abi gelirdi. Onun için pek çok şey yazılıp söylenebilir. Hepsi şu tespiti mutlaka yapar:

"Halit Kıvanç arkasında parıltılı bir geçmiş bırakan gerçek bir yıldızdır!"

Halit Kıvanç
Spor
Futbol
Milliyet
İstanbul
Namık Koçak
Sayı 012

BENZER

Eyüp, yüzyıllar boyunca bir oyuncak üretim merkezi oldu. Yalnızca İstanbul’un değil Anadolu’nun oyuncak ihtiyacı da buradan karşılandığı için “Eyüp oyuncakları” kavramı geleneksel Osmanlı oyuncakçılığını tanımlamak için de kullanılıyordu. Oyuncakların 20. yüzyıl başından itibaren makinelerle üretilmeye başlandığı Batı ülkelerinde, oyuncakçılık kendini sürekli geliştirip önemli sanayi kolları arasında yerini alırken, bizim geleneksel oyuncakçılığımız ne yazık ki teknolojiye yenik düştü.
Yeni yıla girişi yeni, “tam istediğim gibi” bir ben yaratmaya vesile etme eğilimi vardır çoğumuzda. Her yıl neler yapılacak, neler yapılmayacak diye listeler hazırlamak ne de zevklidir! Herhalde her yıl yenisini yapabilmek için listelerimize hiç uymayız... Sonbaharda bebek kedisini kaybettikten sonra iki ay boyunca günlük yürüyüşlerine çıkmayı, hatta evinden çıkmayı bırakan ama böyle durumlarda her defasında küllerinden doğan Sezyum’dan öneriler istedik. Sabredin dedi Sezyum, kararlarınıza tutunun, şöbiyet sizi gömmesin!
Müzisyen Aylin Aslım, yakın dost olmasalar da “Balkan kökenli İstanbullu” iki genç kadın olarak kalabalıklarda birbirlerini çektiklerine inandığı, kendini yakın hissettiği, çalışmalarını hayranlıkla takip ettiği gazeteci Sevim Gözay’ı anıyor. 14 Ocak 2021’de 49 yaşındayken kaybettiğimiz Gözay’ın ani ölüm haberini almasıyla başlayan iç muhasebesini aktarıyor: Sevdiğimiz insanların ve beğendiğimiz işlerin hakkını veriyor muyuz?