Her perşembe "evde" sinema

30 Eylül 2020 - 16:16

SALT’ın 2014’ten bu yana devam eden Perşembe Sineması, 24 Eylül’de saltonline.org adresi üzerinden başladı. Kurgu ve belgesel 10 filmden oluşan çevrimiçi program yalnızca Türkiye’den erişime açık. 

Programda yer alan yapımlar Tahran’dan Lizbon’a, Pekin’den New York’a uzanan bir seçki ile şehirlere, sokak kültürlerine odaklanıyor. Mahallelerdeki değişim rüzgârlarının, bireysel ve toplumsal varoluş çabalarının ve her kesimden insanı buluşturan sokaklardan doğan yeni anlatıların peşinden gidiyor. 

SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner, Perşembe Sineması’nın her yıl olduğu gibi dünyanın farklı coğrafyalarından insan yapımı çevrelere odaklandığını, 2020 seçkisinin de bu doğrultuda şehir sokaklarına yansıyan kültürel çeşitliliği görünür kılacağını söylüyor.

Çevrimiçi programda 1-4 Ekim tarihleri arasında izlenebilecek yapım, 2011 tarihli Uus Maailm (Yeni Dünya). Tüm filmler orijinal dillerinde, Türkçe ve İngilizce altyazı seçenekleriyle sunuluyor.

29 Kasım’a dek sürecek çevrimiçi gösterimin programı şöyle:

8-11 Ekim: Batida de Lisboa (Lizbon’un Ritmi, 2019)

15-18 Ekim: Underground Fragrance (Yeraltı Esansı, 2015)

22-25 Ekim: Symphony of Now (Bugünün Senfonisi, 2018)

29 Ekim-1 Kasım: Martha: A Picture Story (Martha: Bir Fotoğraf Öyküsü, 2019)

5-8 Kasım: This Ain’t California (Burası Kaliforniya Değil, 2012)

12-15 Kasım: Many Undulating Things (İnişli Çıkışlı Birçok Şey, 2019)

19-22 Kasım: I Love Kuduro (Kuduro’yu Seviyorum, 2014)

26-29 Kasım: Cranks (Sersemler, 2019)

SALT
Sinema
Belgesel
empty-result-block

BENZER

Türk sinemasının unutulmaz yönetmeni Ertem Eğilmez, 32 sene evvel bir eylül günü aramızdan ayrılmıştı. Özellikle Hababam Sınıfı serisiyle aradan geçen senelere rağmen genç kuşakların da ismini bellediği usta yönetmen, ölümsüzlüğün sırrına ermiş gözüküyor! Türk sinemasına birbirinden değerli oyuncular kazandıran, Yeşilçam mutfağının her köşesinde çalışan, mizahın, samimiyetin, sıcacık hikâyelerin büyük üstadını saygıyla anıyoruz.
İstanbul’un sokaklarını, vapurlarını şehrin diğer sakinlerinden farklı ruhla hisseden, farklı gözle gören bir müzisyen Evrencan Gündüz. Babası Asım Can Gündüz’ün ona genç yaşındayken hediye ettiği ilk gitarıyla insanların karşısına geçip müzik yaptığı ilk yer de bu sokaklardı.
İsmini, birçoğumuz ilk kez Haluk Levent’in “İzmir Marşı” klibindeki selamlamadan ya da bir TV dizisinden öğrendi. Millî Mücadele’nin adı sanı duyulmamış kahramanlarından biriydi o. İyi bir istihbaratçı, lider ve uygulayıcıydı. İstanbul’da binlerce sivilden oluşan bıçkın bir ekibi vardı. Atatürk’ün “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” dediği Topkapılı Cambaz Mehmet’i takdimimizdir...