Boğaz'a taze bir bakış açısı

14 Eylül 2021 - 13:14

Sonbaharın yüzünü göstermesiyle şehre dönüş başladı, kültür sanat dünyası ise pandemi rehavetini üzerinden atarak etkileyici etkinlikler, sergiler, gösterilerle yeniden ayağa kalkma çabasında. Yeni sezonun takviminde her yaşa, zevke göre bir aktivite mutlaka var. İstanbul'da yeniden sosyal hayata karışmak için -elbette tedbirler dahilinde- en güzel zaman...

Ahmet Afif Paşa Yalısı

 

İstanbul'a taze bir bakış açısından bakmayı bir kazanım olarak gören sanatseverler için şahane bir önerimiz var: Ayşe Türemiş’in "Suya Dökülen Renkler" sergisi, 25 Eylül'de Şule Gazioğlu Art & Design'da açılıyor. Sergi, Emirgan'da yer alan mekanın açılış sergisi olma özelliğini de taşıyor. 

Ayşe Türemiş, şehir hayatının mimari ve kültürel mirasına olan özel ilgisini suluboya tekniğini kullanarak kağıda döken bir sanatçı. "Suya Dökülen Renkler", onun bu özelliğini tam anlamıyla yansıttığı bir sergi. Şehrin en can alıcı noktalarından biri olan "Boğaz"ı ve Boğaz'la özdeşleşen ayrıntıları (yalı, vapur, iskele) kendi perspektifinden, dingin fakat etkileyici bir teknikle sunuyor "Suya Dökülen Renkler" seçkisinde. 

Şule Gazioğlu Art & Design'da 25 Eylül'de açılacak sergi, 16 Ekim 2021 tarihine kadar 11:00 – 18:00 saatleri arasında ziyarete edilebilecek. 

 

Ayşe Türemiş
Resim
Sanat
Suluboya
Şule Gazioğlu Art & Design
Emirgan
İstanbul
Sergi
Mimari
İST
empty-result-block

BENZER

Dans disiplini, pandeminin zorunlu kapanma evresinde özellikle sosyal medyanın gücüyle ilgi odağı oldu, kıdemli eğitmenlerin pek de hoşlanmadığı tabirle yükselen “trend” sayıldı. İster kariyer hedefi, ister sıradan insanın egzersiz yapmak için seçtiği bir yöntem olsun, dansın bedenle zihin arasında sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağladığı bir gerçek.
Oyun ve konser performanslarına bir süre ara veren DasDas'ta yaz hareketliliği başladı.
1856’da Dolmabahçe Sarayı’nın açılmasıyla Osmanlı Devleti’nin merkezi, tarihî yarımadadan Beşiktaş’a taşınmıştı. Sarayın üst kısmında kalan birçok ev bu süreçte istimlak edilip yıkıldı, boşaltılan alanın bir bölümüne 1875’te Aziziye Camii’nin temeli atıldı. Hemen ardından camiye kira geliri getirmesi için sıra evlerden oluşan Akaretler’in yapımına başlandı. 19. yüzyılda Avrupa’nın büyük şehirlerinde örnekleri görülen sıra ev konut sisteminin ülkemizdeki ilk anıtsal örneği olan bu evler hem camiye gelir getirecek hem de âdeta bir duvar örüp ahşap yapılarla dolu Beşiktaş semtinde çıkacak bir yangının Dolmabahçe Sarayı’na sıçramasının önünü kesecekti...