Şakacı Sokak’ta doğmuşum ben

Fotoğraf
Dilan Bozyel
12 Haziran 2020 - 16:23

Bir bayram sabahı günün erken saatlerinde; bir şaka yaparak beklenenden çok önce doğmaya karar verdiğimde taksi bulamayan babamın Şakacı Sokak’tan geçen tek arabayı durdurmasıyla doğuma otostopla gidişimiz ve annemin doğuma adamcağızın yeni aldığı arabasının arka koltuğunda başlaması sokağımızın küçük bir şakası olsa gerek.

Mesela babaannemin her işine koşan; karşı apartmanın altındaki nalburun oğlu İmdat’a pencereden eğilip “İmdaaaaaat!” diye her bağırışında sokaktan geçenlerin korkuyla donakalması da bu sokağın şakalarından biriydi benim için. 

Otello Kamil Sokağı

Hepimizin İstanbul’da bir yerden bir yere giderken görüp önünde durduğumuz, uzun uzun baktığımız, “Bu ismi neden aldı acaba” dediğimiz sokak tabelaları olmuştur. Duyduğumda beni hayalden hayale sürükleyen sokak isimlerinde birinciliği, Şişli’deki Otello Kamil Sokağı’na veriyorum. William Shakespeare in Othello’sunu Arabın İntikamı adıyla gezici kumpanyalarda defalarca oynayan, oynadığı Othello karakteriyle bütünleşen ve halk arasında Otello Kamil adıyla tanınmaya başlayan tiyatrocu Kamil Rıza Bey’dir bu sokağın kahramanı. Kamil Rıza Bey birçok kaynakta Türkiye’ye Shakespeare ve Othello’yu tanıtan oyuncu olarak anılıyor. 1934 yılında yoksulluk içinde ve iki bacağını kaybetmiş halde hayata veda ediyor. Şimdi Şişli’de bir sokakta hayat verdiği karakterin adıyla birlikte yaşıyor Kamil Rıza Bey.  

Cihangir, Adile Naşit Sokak

Adile Naşit Sokak

Rotanızı Beyoğlu’na çevirip Cihangir’e doğru yürürken bir bakmışsınız Adile Naşit Sokak’tasınız. Çocukluğumuzu, ilk gençliğimizi ister ‘80’lerde, ister ‘90’larda ya da 2000’lerde geçirmiş olalım, bu isim hepimizin kulağına insanı hayata bağlayan kocaman bir kahkaha; kalplerimize hızlıca yayılan bir sıcaklık ve iyi insanların dünyalarına hasret yaşadığımız hayatlarımıza bir umut ışığı yerleştiriveriyor. Bir cumartesi sabahı uyanıp; koşarak televizyonun karşısına kurulmuş ve hayatlarını neşe, iyilik ve birlikte mutlu olmak üzerine kurmuş bu insanların maceralarını izlemiş herkes anlayacaktır bu hissi. 1987 yılında kaybettiğimiz, kimselere benzemeyen şahane oyuncumuz Adile Naşit’in adının yazılı olduğu o kırmızı tabelayı görmek bile insana umut ve neşe hissettiriyor.

Münir Özkul Sokak

Moladan önce biraz daha yürüyebilirseniz Susam Sokak’tan aşağı doğru, ki Susam Sokağı bana hem bayılarak izlediğim Edi ve Büdü’yü hem de çıtır çıtır yeni çıkmış sokak simidini hatırlatıyor; işte Münir Özkul’un sokağındasınız. Oynadığı her karakterle içimizi bambaşka bir notadan titreştiren Münir Özkul kimimiz için tatlı sert eğitim neferi Mahmut Hoca, kimimiz için Neşeli Günler’de turşu limonla yapılır ısrarıyla Kazım Efendi... Benim içinse Bizim Aile filmindeki gururlu ve lafı tam da istediğimiz gediğe oturtan Yaşar Usta. Belki vapurda, belki metroda, belki otobüste okuyorsunuz şu anda bu dergiyi. Yaşar Usta’nın unutulmaz tiradından bir bölümü iliştirmek isterim yazının sonuna. Hepimize umut olsun, örnek olsun güç versin diye:

Bak beyim. Sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmaz? (...) Ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey. Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm. Ben, Yaşar Usta. Sen benim yanımda bir hiçsin anlıyor musun? Bir hiç. Gözümde pul kadar bile değerin yok. (...) Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun?

İstanbul’un güzel sokaklarında mutlu günler dilerim.

Şebnem Bozoklu
İstanbul
Kadıköy
Beyoğlu
Cihangir
Şişli
Sayı 001

BENZER

24. İstanbul Tiyatro Festivali etkileyici bir programla seyircisinin karşısına çıkmaya hazılanıyor. Biletler 23 Ekim Cuma itibariyle satışa çıkacak.
1910'lu yıllardayız. Karışık dünya siyaseti, savaşlar, işgale uğrayan ülke ve işgal günlerini Anadolu’dan farklı yaşayan İstanbul’da emeklemeyi bırakıp ayağa kalkmaya çalışan bir futbol kulübü: Galatasaray. Karanlık günlerde Avrupa’ya turneye gittiği için eleştirilen Galatasaray’ın aldığı farklı mağlubiyetler, yabancı takımlara atılan ilk gol, yurtdışına ilk oyuncu transferi...
Çevrimiçi gerçekleşecek ve 5 Ekim'e kadar sürecek İstanbul Müzik Festivali'nin biletleri satışta.