Topkapılı Cambaz Mehmet’in hikâyesi: İstihbarat ondan sorulurdu

Fotoğraf
İBB Atatürk Kitaplığı, Ahmet Güleryüz Arşivi / İllüstrasyon: Selçuk Ören
26 Kasım 2020 - 09:51

Cambazlığı, zeki oluşu, her koşulda iş bitiriciliği, hırlısından hırsızına İstanbul’da binlerce insanı Millî Mücadele için teşkilatlandırdığı içindir. Şeytana külahı ters giydirdiği söylenirdi. Hızlı koşar, iyi silah atardı. Külhanbeyleri bile ona saygı duyar, mertliği karşısında severek isteyerek boyun eğerlerdi. Bilirlerdi ki onun tek düşündüğü şey vatandı. Bu sebeple vatan dara düşünce herkes onun direktifleri altında toplandı ve çalıştı. İşgal altındaki İstanbul’da belki de en doğru istihbaratı onun grubu toplar, Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçırılacağı zaman canı pahasına yine onun grubu yapardı... Mustafa Kemal Paşa’nın çok güvendiği bir adamdı... Peki, filmlere konu olabilecek kadar ilginç bir hikâyeye sahip Topkapılı Cambaz Mehmet kimdi?

1 Temmuz 1874’te İstanbul’da doğdu Topkapılı Mehmet. Haylazdı. Mahalle mektebi üçüncü sınıftan ayrıldı, erken yaşta hayata atıldı. Kimi zaman tulumbacılık yaptı kimi zaman külhanbeylik. En hassas tarafı vatandı. Çanakkale Harbi’ne ilerlemiş yaşına rağmen er olarak katıldı ve Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı. Albay Mustafa Kemal’in ilk anda ilgisini çekti, bizzat Paşa tarafından çavuşluğa yükseltildi. İşte Topkapılı’nın Mustafa Kemal sevdası orada başladı.

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İstanbul 13 Kasım 1918’de fiilen işgal edildi. Bunun üzerine işgale karşı birtakım gizli kuruluşlar ortaya çıktı. Karakol Cemiyeti bunlardan biriydi. Topkapılı Mehmet Bey’in birkaç arkadaşı ile birlikte kurduğu Şehremini Teşkilatı da aslında Karakol Cemiyeti’ne bağlıydı. Bu durum İstanbul’un resmî işgali olan 16 Mart 1920 tarihine kadar devam etti. Fakat Topkapılı, Mustafa Kemal’e gönülden bağlıydı ve onunla Şişli’deki evinde görüşmüştü. Mustafa Kemal Paşa ülkeyi düşmandan kurtarmak için Anadolu’ya geçecekti. İstanbul’da gizli bir örgütlenme istiyordu. Gerekli istihbarat bilgilerini toparlayıp Anadolu’ya iletecek ve resmî olmayan yollardan silah ve mühimmat kaçırarak yine Anadolu’ya ulaştıracak güvenebileceği bir babayiğide ihtiyacı vardı. O isim Topkapılı Cambaz Mehmet’ten başkası değildi. Şişli’deki evinde ona “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” dedi...

Topkapılı Cambaz Mehmet

Gizli örgütlenmeler ve Mim Mim grubu

15 Mayıs 1919’da Galata Rıhtımı’nda olağanüstü bir kalabalık vardı. Rıhtım, seyyar satıcılardan ayakkabıcılara, simitçilerden jandarmaya kadar insan kaynıyordu. İşte o insanlar Topkapılı Cambaz Mehmet’in adamlarıydı. Bir rivayete göre, İstanbul’da her an silahlanabilecek elli bin kadar adamı vardı Topkapılı’nın. Mustafa Kemal Paşa Bandırma vapuruyla Samsun’a giderken de Topkapılı Cambaz Mehmet gemide Paşa’sının güvenliğini bıçkın delikanlılarla tam olarak sağlamıştı. Artık Anadolu’ya, Millî Mücadele’ye tam destek zamanıydı.

Karakol Cemiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anıldığı için Millî Mücadele yolunda pek benimsenmemişti. Sivas Kongresi sırasında Karakol Cemiyeti lağvedildi. Yerine Müdafaa-i Milliye Teşkilatı kuruldu. Bu cemiyetin asıl amacı Müslüman ahaliyi işgalci kuvvetlerden korumak ve Anadolu’ya ihtiyaç duyulan zabitleri kaçırmaktı. Halbuki esasen, istihbaratı toplayacak ve Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçıracak bir teşkilata gerek vardı. Mim Mim Grubu bu amaçla kuruldu. Bu gizli örgütün Ankara’daki lideri Hüsamettin (Ertürk) Bey’di. İstanbul’daki lideri ise Topkapılı Cambaz Mehmet’ti. Örgütün asıl adı “Müsellâh Müdâfaa-i Milliye”ydi. Baş harfleri “M. M.”nin Osmanlıca alfabedeki okunuşu olan “Mim Mim” kısaltmasıyla tanındığı için Mim Mim Grubu ismini aldı. Topkapılı Cambaz Mehmet nihayetinde sivildi. Her ne kadar okul okumamış, eğitim görmemiş ise de arkadaşları tarafından bu grubun lideri olarak tanındı.

İstanbul’un işgalden kurtuluşu. General Harrington ve Selahattin Adil Paşa (1923)

Millî Mücadele yıllarında neler yaptı?

Halk adamı Topkapılı Cambaz Mehmet Millî Mücadele yıllarında ilkin Harbiye Nezareti’nden terhis olunan erlerin adreslerini temin etti, ordudan alınan silahların nerede depolandığını öğrendi ve bu bilgilerin tamamını Millî Mücadele hareketine gönderdi. İstanbul’un neredeyse tüm hırsız ve yan kesicilerini topladı, görevlendirdi. Ardından depolardan silah çalma ve Anadolu’ya kaçırma işini organize etti. Öyle ki, özellikle Taksim, Maçka ve Rami Kışlalarından çalınan silah, mühimmat ve cephane on binlerce tondan oluşuyordu. Hepsini deniz ya da kara yoluyla Anadolu’ya ulaştırdı Topkapılı.

Kendini belli etmeden İngiliz casuslarıyla da çalıştı. Sait Molla’nın evinden çalınan evrak Anadolu’daki ayak oyunlarının önünü kesti. Bu sayede Anadolu’daki İngiliz ajanları deşifre oldu, saf dışı bırakıldı. Hilafet Ordusu’nun harekât planının ele geçirilmesi ve Ankara’ya gönderilmesinde yine onun parmağı vardı. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington’un arabasının çalınıp Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilmesini de bizzat Cambaz Mehmet Bey tertip etti. Hatta ünlü istihbaratçı ve işkenceci İngiliz subayı Yüzbaşı Bennett’in arabasının Maslak yolunda taranması ve ardından Bennett’in yaralanıp İngiltere’ye dönmesi işinin arkasında da Topkapılı’nın olduğu söylendi. (Manastırlı Deli Ömer anılarında Bennett’i nasıl taradıklarını anlatmıştır. Fakat gazeteci Nezih Uzel’in 1972 yılında Bennett’le yaptığı röportajda Bennett bu hadiseyi doğrulamamıştır.) Şu bir gerçek ki, Topkapılı hiç durmadı, hep çalıştı. Millî Mücadele sonlandıktan sonra bile üstün hizmetlerine devam etti. O her şeyden önce iyi bir istihbaratçıydı ve Mustafa Kemal Paşa’nın takdirini kazanmıştı. İstihbarat denince şu hadiseyi anlatmadan geçmeyelim...

Esir kumandan Yunanlı General Trikopis anılarında der ki:

"Mustafa Kemal’in odasına girdiğim zaman beni ayakta dostane bir şekilde karşıladı. Rahat bir Fransızcayla şunları söyledi: ‘Unutmayın ki koca Napolyon da esir olmuştu. Siz görevinizi tam olarak ve sonuna kadar yaptınız. Biz de sizi takdir ediyor ve saygı ile karşılıyoruz. Siz burada bizim esirimiz değil misafirimizsiniz.’ Bir an durdu. Çelik gibi gözlerini üzerimde gezdirerek sordu: ‘Küçük Asya Orduları Komutanlığı’na tayin edildiğinizi biliyor musunuz?’ Şaşırdım. Bir an duraladım. ‘Hayır!’ diye cevap verdim."

Topkapılı Mehmet Bey beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na layık görülmüştü

Maaş almayı reddetti

23 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması’nın imzalanması ve 21 Ağustos’ta TBMM tarafından onaylanmasıyla birlikte İstanbul’daki gizli gruplar lağvedildi. Mim Mim Grubu da faaliyetlerine son verdi. Bunun üzerine Topkapılı Cambaz Mehmet Bey görevinden istifa etti. Fakat bu da onu durdurmadı. O bir görev adamıydı. Ondan yardım istendi, zira Topkapılı sivildi ve yıllardır İstanbul’un nabzını tutuyordu. Millî Mücadele’ye destek veren ve vermeyen askerî ya da sivil kesimin hakkaniyetle birbirinden ayrılması gerekiyordu. Bununla ilgili bir kanun çıkartılmıştı. Topkapılı bu konuda en doğru çalışmayı yapan isimlerin başında geliyordu.

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti tarafından 10 Mart 1922 tarihinde Takdirname ile ödüllendirilen Topkapılı Mehmet Bey’e TBMM, aylık bin 500 lira maaş bağlanmasını kararlaştırdı. Fakat Mehmet Bey, “Ben bir şey yapmadım. Vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlardır” diyerek bu maaşı Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti’ne bağışladı. TBMM’nin 15 Şubat 1926 tarihli kararıyla beyaz şeritli İstiklal Madalyası’na layık görülen Topkapılı Mehmet Bey, ölümüne kadar hep siyasetin içinde oldu. Fakat bazı kaynaklar Mustafa Kemal Paşa tarafından teklif edilen İstanbul milletvekilliğini “Bendenizi yakından tanırsınız. Koşum tutmaz bir insanım. Müsaade buyurun serbest kalayım” diyerek kabul etmediğini yazar.

Topkapılı Cambaz Mehmet Bey'in ölüm ilanı

Biri kız biri erkek iki çocuğu vardı, ikisini de henüz çocuk yaşlardayken kaybetti. Uzun yıllar İstanbul’da şehir meclisi üyeliği yaptı. 1932 yılının Mayıs ayı sonunda oturduğu apartmanda çıkan yangında ağır yaralanan Topkapılı, komşuları tarafından hastaneye kaldırılmasına rağmen ancak dört gün dayanabildi. Kahramanımız Topkapılı Cambaz Mehmet Bey, 1 Haziran 1932 tarihinde yaşama veda etti. 4 Haziran 1932 tarihli Milliyet gazetesinde ölüm haberi şöyle duyuruldu:

Müessif Bir Ölüm
Umumî şehir meclisi azasından Hâkim zade Mehmet Bey vefat etti.
...Millî mücadeledeki hizmetlerine mükâfaten İstiklâl madalyasile taltif edilmiş olan merhum vatan aşkını, memlekete hizmet rabıtasile mezcetmiş ve felâket günlerimizde şehrimizin mürşit ve rehberliğini bihakkin ve tam bir muvaffakıyetle başarmış ve ikmal eylemiştir. Mehmet Bey hayrihahlığı, vatanperverliği ve temiz yürekliliği ile kendisini yalnız muhitine değil, herkese sevdirmişti. Büyük teessür uyandıran vefatından dolayı ailesine, dostlarına ve topkapılılara beyanı taziyet eyleriz.

Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in cenazesi Topkapı Gazi Ahmet Paşa Camii’nde kılınan namazdan sonra Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildi. Millî Mücadele tarihimizin adı sanı pek duyulmayan en önemli kahramanlarından biri olan Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in hayatındaki en ilgi çeken özellik, belki de, sıradan insanların milletlerin kaderinde oynayabilecekleri üstün rolü göstermesidir. Ruhu şad olsun...

KAYNAKÇA

Selahattin Salışık, Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Örgütü; M.M. Grubu, 2. Basım, Kaynak Yayınları, 1999.

Asaf Özkan, “Arkadaşlarının Kaleminden Mim Mim Grubu Reisi Topkapılı Mehmet Bey”, Tarihin Peşinde, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 2013, Sayı: 10, Sayfa: 29-62.

Mesut Aydın, Millî Mücadele Dönemi’nde TBMM Hükümeti Tarafından İstanbul’da Kurulan Gizli Gruplar ve Faaliyetleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1992, s. 78-80.

Topkapılı Cambaz Mehmet
Tarih
İstihbarat
Milli Mücadele
Cengiz Özkarabekir
Sayı 004

BENZER

Seyfi Dursunoğlu, sahne ismiyle “Huysuz Virjin” 17 Temmuz 2020 günü yaşama veda etti. On yıl önce ilk ve son Huysuz Virjin belgeselini çeken yönetmen Cengiz Özkarabekir, belgesele sığmayan ve bazıları Seyfi Dursunoğlu’nun “Bunları anlatmamalıyım ama senin insafına bırakıyorum, belki ileride yayımlarsın” notuyla kaydedilen bölümleri İST okuyucularıyla paylaşıyor.
26 adet kısa ve uzun metrajlı belgesel, 1 - 6 Aralık tarihleri arasında siz neredeyseniz orada, elinizin altında olacak. Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, çevre, iklim, tarım, sürdürülebilirlik gibi konulara kafa yoranlar için zihin açıcı bir program sunuyor.
Foto muhabiri Faik Şenol’un (1912-1981) İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatına, günümüzde varlığını sürdürmeyen mekânlarına, toplumsal ve siyasal olaylarına tanıklık eden ve binlerce fotoğraftan oluşan koleksiyonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2020’de koruma altına alındı. İST’in her sayısında usta fotoğrafçının bir karesiyle İstanbul’un geçmişine yolculuk yapıyoruz.