Voleybolun en sıcak hali

24 Mayıs 2022 - 16:26

2016 yazında, Rio Olimpiyat Oyunları başlamadan hemen önce bir haber gözüme çarpmıştı. Atletizm de dahil olmak üzere, olimpiyatın temel direği olan bazı sporlarda bilet satış adedinin bir hayli düşük kaldığı, buna karşılık plaj voleybolundaki tüm biletlerin çok kısa sürede tükendiği yazıyordu haberde. Üstelik Rio’da plaj voleybolu biletleri çok pahalıydı, yaklaşık 110 Amerikan doları! Ne futbol ne tenis ne de atletizm, başka hiçbir daldaki giriş ücretleri bu miktarın yanına dahi yaklaşmıyordu. Olimpik programa 1996’da giren ve spor dünyasındaki ağır abilerinin yanında, Hawaii gömlekleri ve renkli güneş gözlükleriyle hep bir parça ciddiye alınma sorunu yaşamış olan plaj voleybolu, gözümüzün önünde bir devrim mi yapıyordu acaba?

Az önce de belirttiğim gibi plaj voleybolu, olimpik bir spor olma hüviyetini 1996’da kazandı. Bu da aslında sistematik bir plan dahilinde olmadı. O zamanki Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Juan Antonio Samaranch, Brezilya’nın ünlü plajı Copacabana’da gerçekleşen bir şampiyonayı yerinde takip ettikten sonra oyuna, daha doğrusu oyunun sağladığı atmosfer ve eğlenceye hayran kalmış. Orada serinlemek için yüzdüğü denizden “Evreka!” diyerek mi çıktı, bunu bilmiyoruz ancak gördüklerinden çok etkilenmiş olduğu kesin. Samaranch’ın dönemdeki çıkış noktası, bu sporun olimpiyatı yeni çağa adapte etmede öne çıkabileceği, gençleri olimpiyat seyircisine dönüştürmede fevkalade yararlı olabileceği tezleriydi. Bu öngörünün başarısını irdelemeden önce, arkasında yatan gerekçeleri, plaj voleybolunun tarihinde ve hamurunda aramaya çıkmakta yarar var.

Şile, İstanbul

Adından, soyadından, cisminden ve her şeyinden anlaşılacağı üzere plaj voleybolu, salon voleybolunun yakın akrabası. Bu akrabalığa kimileri kuzen kimileri kardeş dese de bana en doğru gelen sınıflandırma anne-yavru ilişkisi. Zira salon voleybolu, kurallarıyla tanımlanıp resmen bir spor olarak 1895’te icat edildi. Plaj voleybolunun doğuşuysa bundan yirmi yıl sonrasına tekabül ediyor. İlk olarak 1915 yılında Hawaii’nin ünlü Waikiki plajında oynanmış olduğu kabul ediliyor. Yaygınlaşması, 1920’de California-Santa Monica’da halk için kumluk bir eğlence alanının inşasıyla olmuş. Evvela salon voleybolu gibi altışarlı takımlarla oynanırmış. Ancak 1930 yazında, Santa Monica Atletizm Kulübü üyelerinden Paul Johnson, bir maçın başlaması için takım arkadaşlarından bazılarının geç kalmasına daha fazla sabredemeyip mevcut bulunan dört oyuncuyla başlamayı önerdiğinde “kazara” modern plaj voleybolunun ortaya çıkmasını sağlamış. Kısa zamanda bu versiyonun çok daha dinamik ve heyecanlı olduğu fark edilmiş ve ikişerli takımların standart hale geldiği bu düzen günümüze kadar ulaşmış.

Geçmişten günümüze turnuvalar

İlk profesyonel turnuva 1976 yılnda California’da düzenlendiğinden bu yana, oyuna olan ilginin sürekli artan bir ivmeyle seyrettiğini görüyoruz. Daha önce hep rekreatif amaçlarla tatbik edilen plaj voleybolu, o tarihten sonra giderek daha farklı bir vizyona erişiyor. 1980’ler ve özellikle 1990’lar, salon voleybolunun önemli isimlerinden bazılarının kendilerini kızgın kumlara atmaya başladığı yıllar. Bu da tesadüf ya da D vitamini ihtiyacını gidermek temelli değil. Örneğin, ABD Millî Takımı’yla salonda iki olimpiyat altın madalyası kazanmış Karch Kiraly gibi bir yıldızı kumsala getirmek için elbette yanık ten motivasyonundan fazlasına ihtiyaç var. 1989 yılında Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) bünyesinde bir plaj voleybolu turunun kurulması ve oyuncuların gelir ve sponsor kazanmaya başlaması, şüphesiz en önemli gerekçelerden bazıları. Voleybolun kuzeni tenis sporunda, yaş alan tekler oyuncularının kariyerlerine çiftlerde devam etmeleri gibi, salonda emekliye ayrılan voleybolcuların, gönül verdikleri sporu çok daha relaks bir ortamda, vücutlarını daha az zorlayarak devam ettirebileceklerini ve bunu yaparken ciddi paralar kazanabileceklerini görmeleri şeklinde genişletebiliriz meseleyi.

Bahanur Şahin Gökalp

Sahiden de FIVB Plaj Voleybolu Dünya Turu’nun kurulmasından günümüze kadar geçen görece kısa sürede ulaşılan çıta etkileyici. Öyle ki artık sadece dizliklerini asmışlar değil, aktif oyuncuların bazıları da yoğun takvimlerine rağmen, çeşitli nedenlerle bu şovun bir parçası olmak istiyorlar. Hatta artık yeni trend, uzmanlaşmanın başlamasıyla, salonda temel tekniği almış oyuncuların çok erkenden plaja geçiş yapması. Kiraly ve çağdaşlarının dönemine “çocukluk” diyecek olursak, halihazırdaki evreyi “gençlik” şeklinde tanımlamak herhalde yanlış olmayacaktır. Türk Millî Plaj Voleybolu oyuncusu Bahanur Şahin Gökalp, bu konuyu şöyle anlatıyor:

"Plaj voleybolu, artık neredeyse salon voleybolundan tamamen ayrıldı. İki farklı branş gibi oldular. Hatta bence salonla plajın aynı olan hiçbir şeyi yok. Plaja geçtiğinizde her şeyi yeniden öğreniyorsunuz. Hava koşulları büyük etken. Sıcakta, yağmurda hatta bazen fırtınada oynamak durumunda kalıyorsunuz. Teknik de kendine has. Dolayısıyla artık çocuk yaşlarda oyuncuların sırf plaj için yetiştirilmesi gerekiyor. Salondan geçen Margarita Kozuch gibi en üst düzey voleybolcuların dahi plajda var olabilmek adına üç dört yılı bulan sürelere ihtiyaçları olabiliyor."

Koronavirus salgınının en fazla darbe vurduğu sporların başında ne yazık ki plaj voleybolu var. Pandemi öncesi FIVB Dünya Turu Şampiyonası finallerinde verilen ikramiye 400 bin doları buluyordu keza. Dahası, tüm sene dünyanın farklı farklı ülkelerine seyahat edip hatırı sayılır meblağları sürekli kumbaraya atmak da mümkündü oyuncular için. Ancak geride kalan 2,5 yıllık süre zarfında işleyen tekere âdeta çomak sokuldu. FIVB Beach Volley Dünya Turu’nun uzun yıllardır sponsorluğunu yapan ünlü bir saat markası desteğini zaten daha evvelden çekmişti. Belki seyahat kısıtlamaları sebebiyle sıcak istikametlere ulaşmanın zorlaşması, belki uluslararası organizasyonun gelen krizle baş edebilecek kadar köklü olmaması yahut başka mücbir sebepler, gelişme çağında olduğunu anlattığımız bu güzel sporun canını fena halde yakmışa benziyor. Nitekim, çatı yapılanma FIVB Dünya Turu, ilgili sıkıntılara ve bir müddettir devam eden sponsor eksiğine daha fazla dayanamayarak pandemi sürecinde kepenk indirme raddesine kadar geldi. 2020 yılında birçok turnuva oynanamadı. 2021’de de işleri tam manasıyla yoluna koymak mümkün olmadı. Nihayetinde voleybolun dünya genelindeki idarecisi olan FIVB, Plaj Voleybolu Dünya Turu’nu lağvetti.

Bereket, hikâye burada acı sonla bitmiyor. Farklı hissedarlarla yapılan görüşmeler sonrası FIVB’nin onayladığı ve arkasında olduğu yeni bir tur, geride bıraktığımız senenin ekim ayında hayata merhaba dedi. Şampiyonanın resmî yeni adı Volleyball World Beach Pro Tour. Çiçeği burnunda şampiyona, mart ayında ilk turnuva etaplarıyla siftahı yaptı. Müjdelerden biri de bu sene içerisinde ülkemize, Kuşadası’na uğranacak olması.

Kalamış, Caddebostan gibi bölgeler plaj voleybolu etkinliklerine ev sahipliği ediyor

Türkiye'de plaj voleybolu

Aslında plaj voleybolu Türkiye’ye hiç de yabancı değil. “Üç tarafı denizlerle çevrili...” klişesinin belki de en çok anlam kazandığı bahislerden biri burada karşımıza çıkıyor. Geçmişten bugüne, yurdun tüm denizlerinde yerel ve beynelmilel birçok plaj voleybolu turnuvası oynanageldi. Karadeniz’de Hopa, Sinop, Samsun; Marmara’da Kalamış; Ege’de Ayvalık, Altınoluk, Dikili, Çeşme ve Akdeniz’de Manavgat ve Alanya’nın sahilleri fileye ev sahipliği yaptı. Millî sporcu Bahanur Şahin Gökalp, Artvin/Hopa’da gerçekleştirilen müsabakaların, müthiş bir seyirci katılımıyla çok keyifli olduğunu özellikle vurguluyor. 

Son olarak, güzel İstanbul’umuzun an itibarıyla bu işin neresinde durduğu merakını gidermeye çalışalım. Şehrin Karadeniz’e açılan iki tarafında bulunan Şile ve Kilyos sahilleri, daha önce pek çok defa resmî etkinliklere sahne oldu plaj voleybolunda. Bundan sonra da gerekli desteğin sağlanması halinde uğrak noktalar olmamaları için herhangi bir sebep yok. İstanbul özelinde daha merkezi bölgelerden söz edecek olursak, Kadıköy ilçesi ön plana çıkıyor.

Kalamış’ta, yine uluslararası etkinlikleri ağırlayacak düzeyde, benim de daha önce bizzat yerinden karşılaşma anlatıcılığı yaptığım gayet iyi seviyede bir tesis bulunuyor. Ek olarak Caddebostan’da, daha ziyade halka hitap eden sahalar bulunuyor. Yazları bu lokasyonun müdavimlerinden spor editörü Burcu Biçer şöyle diyor:

"Bir İstanbullu rekreatif plaj voleybolu tutkunu olarak, Caddebostan’da arkadaşlarımla oynadığım maçlar benim için çok değerli. Kentin tam kalbinde, hem eğlenmek hem de açık havada spor yapabilmek için daha iyi bir alternatif olduğunu düşünmüyorum."

Plaj voleybolu, çok pahalı ve karmaşık ekipmanlara ihtiyaç duyulmaması, kum üzerinde zıplamak ve hareket etmek için bedenin her yerini çalıştırmaya sevk etmesi ve mayasında olan eğlence ve özgürlükle gelecekte adından çok daha fazla söz ettireceğe benziyor. Maçların 21 sayılık 2 set ve final setinde 15 sayı üzerinden oynanması da televizyon yayınları için ideal bir zemine oturuyor. Müziğin, güneşin, estetiğin ve yüksek atletik performansın sanatsal biçimde harmanladığı bu özel dalın istikbali, kuşkusuz ki çok parlak.

Belki yakında bir gün halk, voleybol oynamak için plaja indiğinden denize giremeyen vatandaşlardan bile bahsedeceğiz, kim bilir.

Plaj voleybolu
Voleybol
Uluslararası Voleybol Federasyonu
Bahanur Şahin Gökalp
Olimpiyat
İstanbul
Şile
Caddebostan
Spor
Emre Yazıcıol
Sayı 010

BENZER

Gökhan Akçura’nın yeni kitabı Zaman Ötesi İstanbul çıktı. Oğlak Yayınları etiketini taşıyan kitap, Bu Şehr-i İstanbul ki ve İstanbul Şarkıları ile başlayan serisinin en yeni halkası. Günlük yaşam tarihi ve İstanbul meraklılarına duyurulur!
Şekerci, tatlıcı dururken bir “ekşici” dükkânı açmak kaç çocuğun hayali olabilir? Soru böyle gelince, hiç şans vermiyor insan. Halbuki söz konusu “ekşi”nin turşu olduğu bilinince, işin rengi hemen değişiyor: Onlarca çeşit sebze ve meyve, kavanozlar dolusu yumuşacık renk, beraber büyüyüp tansiyonu oynatmak pahasına beraber yaşlandığımız geleneksel tat... Sonbahar, turşucuların yeniden canlanma zamanı.
Uluslararası Caz Günü’nü fırsat bildik ve ülkemizin en yetenekli ve özel caz solistlerinden besteci/söz yazarı Elif Çağlar’a olmazsa olmaz caz albümlerini sorduk. Nereden başlasak diyorsanız, buyrun keşfe.