Nejat Yavaşoğulları: "Uçabilmek isterdim"

23 Mayıs 2022 - 16:02

Tam şu an nasıl bir ruh hâli içindesiniz?

Sıkıntılı ve tatminsiz bir ruh hali içindeyim.

Sizce en karakteristik özelliğiniz ne?

Sakin, akıllı ve yetenekliyim...

Peki, en büyük korkunuz?

A) Başkasının bakımına muhtaç kalmak, kötürüm olmak.
B) Ülke olarak Orta Doğu bataklığına saplanmak ve çıkamamak.

Bugüne dek yaptığınız en büyük delilik ne oldu?

Riske girerek yaptığım cesaret isteyen bazı işler delilik olarak mı kabul edilir bilmiyorum...

Peki en büyük pişmanlığınız?

O anki yaşanan koşullara göre verdiğim kararlar nedeniyle pişmanlık duyduğum bir durum yok.

Hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

Uçabilmek isterdim.

Favori kurmaca kahramanınız kim?

Last Kingdom dizisindeki Uhtred.

Sizi en çok üzen veya rahatsız eden özelliğiniz ne?

Her şeye hâkim olamamak.

Başkalarında sizi en çok rahatsız eden özellik ne?

Laubalilik, yalan.

Bir mottonuz; hayat sloganınız var mı?

Yapacağın işi yapabildiğin en iyi şekilde yapacaksın.

İstanbul’da hangi semtte yaşıyorsunuz?

Anadoluhisarı.

Semte dair en sevdiğiniz şey ne, neden?

Çocukluğum burada geçti, hayatım da burada geçiyor. Yaşadığım anılar, alışkanlıklar; aileden kalan, istediğim gibi gürültü yapabildiğimiz bir evde oluşum. Havası, suyu, sakinliği. İstanbul kültürü de iyi kötü devam ediyor burada.

Sizce nasıl İstanbullu olunur, İstanbullu olmak ne demek?

Kentin nüfusu çok artınca dışarıdan gelenleri kendi hamurunda absorbe etmesi ve İstanbullu yapması kolay değil İstanbul’un... İstanbul’da uzun süre yaşadıysan buna adım atarsın ama bu da yetmeyebilir. Çingene palamudu nedir bilmezsen, orkos nedir bilmezsen, lakerdayı bilmezsen olmaz.

Şehrin yürümeyi en sevdiğiniz muhiti neresi?

Emirgan-Ortaköy arası kış günü kıyıda yürümek çok hoşuma gider.

Yemek yemeyi en sevdiğiniz mekânı?

En sevdiğim diye bir yer yok. Bazı eski lokantaları severim çizgisini bozmadan devam eden. Üsküdar Kanaat Lokantası gibi.

İstanbul’da kaçıp gittiğiniz gizli bir mabediniz var mı, biraz ipucu?

Bizim iskelenin yanındaki küçük çay ocağında oturmak, rüzgârın nereden estiğini, havanın nasıl olacağını kontrol etmek, birisini bulursam biraz çene çalmak hoşuma gidiyor.

Sizin için İstanbul’un en vazgeçilmez tarafı nedir?

Birçok tarafı var çocukluğumdan beri bilip yaşadığım. Anadoluhisarı gibi bir yerde büyürken yaşadıklarım Fellini’nin filmleri gibi. Şöyle de diyebiliriz; Ertem Eğilmez ustamızın filmleri gibi. Çınar altındaki kahvehaneleri, çeşmeleri, iskele meydanları, kıyıya sıfır çay içilen balıkçı kahveleri... İstanbul’un gerçek insanları arasındaki ilişkiler de güzeldir, sınıf ayrımı yoktur ve kibardırlar. Haylazları da efendidir aslında. İstanbul’u İstanbul yapan ana etken denizdir, diye düşünüyorum. İstanbul Orhan Veli’dir, Yahya Kemal’dir, Nâzım Hikmet’tir aynı zamanda benim için.

Peki ya, İstanbul’u en iyi anlatan şarkı?

Tek bir şarkı yok çok şarkı var. Benim en az üç şarkım var. “Kütürdet Beni Rutubet”, “Kaybolan Şehir”, “İstanblues” güzel anlatıyor İstanbul’u benim için. Ancak bunların dışında da çok şarkı var. Örneğin “Sana Bir Gün Tepeden Baktım”, “Gidelim Göksu’ya Gidelim”, “Yeşil Köşkün Lambası”, “Biz Heybeli’de Her Gece”, “Küçüksu’da Gördüm Seni”... İlginç olan şu ki benim şarkıların dışında beğendiklerim Türk Sanat Müziği çıktı...

Nejat Yavaşoğulları
Bulutsuzluk Özlemi
Müzik
İstanbul
ist dergi
İSTanket
Anket
Sayı 010

BENZER

1962’de Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi temsil eden eski millî yelkencimiz, İstanbul Yelken Kulübü’nün eski başkanı ve komodoru Seyhun Binzet, su şehri İstanbul’un esas sporlarının ta Bizans’tan bu yana su sporları olduğunu hatırlatıyor ve ülkemizin bu konuda en önemli noktalarından biri olan Moda-Kurbağalıdere-Kalamış üçgeninde yüz yıldan fazladır yapılan spor şölenlerini anlatıyor.
1920 kışında İstanbul Rus sığınmacılara kucak açmış, Karadeniz’den gelen insan yüklü onlarca geminin Boğaz’a girişi bütün kenti ayağa kaldırmıştı. Sahil kıyısındaki evlere, gazinolara, kır kahvelerine toplanan insanlar gemileri seyrediyor, dostça mendil sallıyordu... Ruslar bir süre sonra İstanbul’u terk etmiş olsalar da şehrin kültürel yaşamına etkileri uzun yıllar devam etti.
Mimar Sinan’ın az bilinen eseri İvaz Efendi Camii, sadece demirden inşa edilmiş Sveti Stefan Kilisesi, görkeminden hiçbir şey kaybetmeyen Yerebatan Sarnıcı, şehre nefes veren Atatürk Arboretumu... İstanbul’da gündelik hayatın hengâmesinde kaybolup etrafımızdaki güzellikleri keşfetmeye vakit ayıramamaktan şikâyet ediyoruz ama bir yerden başlamalı. Sonbahar, harekete geçmek için belki de en ideal zaman. Tarihçi ve seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç “Sonbahar hüznün ve içe kapanmanın mevsimi değil, aksine tazelenmenin vaktidir” diyor ve rotayı çiziyor.