Bir müzeden fazlası

17 Ağustos 2022 - 15:45

Her şeyden önce, müzenin kuruluşundan başlamak isterim. Ne zaman ve ne hedefle kuruldu Türkiye İş Bankası Müzesi?

İş Bankası’nın kurumsal tarih çalışmaları 1980’lere uzanıyor. Önce 1986 yılında Ankara Ulus’ta bulunan üçüncü genel müdürlük binasının bir katında kurum içine dönük küçük bir müze sergilemesi oluşturuldu. 1990’ların sonunda ise Tarih Vakfı ile iş birliğiyle kapsamlı bir kurum tarihi kitabı hazırlandı, yanı sıra çok sayıda sözlü tarih görüşmesi gerçekleştirilerek arşive alındı. İstanbul’daki Müze’nin açılması için çalışmalar 2005 yılında başladı. Yenicami Şubesi’nin tarihi binası, çağın müzecilik standartlarına uygun olarak restore edildi ve müze 14 Kasım 2007 tarihinde ziyaretçilerini kabul etmeye başladı. Cumhuriyet’le yaşıt bir kurum olan İş Bankası’nın tarihi, sadece kendi kurumsal kimliğine değil, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal gelişimine de ışık tutuyor. Bankanın hikâyesi, aynı zamanda ülkemizin kuruluş ve kalkınma tarihini anlatıyor. Bu noktadan hareketle on yıllardır biriktirdiğimiz kültürel miras unsurlarını toplumla paylaşabilmek ve koruyarak gelecek kuşaklara aktarabilmek hedefiyle müzemizi açtık ve aynı doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

İŞ SANAT GENEL MÜDÜRÜ ZUHAL ÜRETEN

Müze binası olarak İş Bankası’nın tarihî Yenicami Şubesi seçilmesinin sebebi neydi?

Türkiye İş Bankası, İstanbul’daki ilk şubesini 25 Aralık 1924 tarihinde Eminönü-Sirkeci hattında, Büyük Postane’nin karşısındaki Kınacıyan Han’da açıyor. Şube, çok kısa bir süre sonra 1927’nin ikinci yarısında bu binaya geçiyor. 16 Haziran 1928 tarihinde şubeyi, Atatürk de ziyaret ediyor. Başlarda adı İstanbul Şubesi; 1950’lerde şube “Yenicami” adını alıyor.

İstanbul Şubesi, ilk açıldığı andan itibaren Banka’nın en önemli, en kalabalık şubesi. Yıllar içinde hem personel sayısı artıyor hem de binaya fiziki olarak katlar ekleniyor. 1892’de İstanbul Postanesi olarak inşa edilmiş iki katlı bu yapıya, 1928 yılı başında üçüncü kat 1950’lerden sonra ise dördüncü ve beşinci katlar ilave ediliyor. Şube, konumu ve etki alanı itibarıyla İstanbul’un ticaret hayatında çok önemli bir yere sahip olmuş. Banka içinde de pek çok görev üstlenmiş, özellikle kambiyo servisi, dış ilişkiler buradan yönetilmiş. Ayrıca sadece İstanbul’un değil, Marmara, Ege, Karadeniz bölgelerindeki şubelerin de merkezi olarak işlev görmüş. Bina, müşterilerin ve İstanbulluların gözünde “İş Bankası” denince yıllar boyu ilk akla gelen yer olmuş. Dolayısıyla bu yapının Banka tarihi açısından çok büyük bir manevi değeri var. Öte yandan, iç ve dış mimarisi, konumu ile de Müze olmak için çok uygun bir mekân.

BİR ASRIN ARDINDAN SERGİSİ

Müzedeki süreli ve süresiz sergilerden bahsedebilir misiniz? Ziyaretçileri neler bekliyor müzede?

Türkiye İş Bankası Müzesi’nde birinci kat, kurum tarihinin yanı sıra İş Bankası’nın Türkiye’nin ekonomik kalkınmasındaki rolüne ve ayrıca ülkemizde tasarruf alışkanlığının yaygınlaştırılması konusunda Banka’nın katkılarına odaklanıyor. Bu katta Banka’nın kuruluşundan bugüne dek kullanılan, Banka’daki gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası olan üç boyutlu nesnelere ve yine Banka’nın 1924 yılında ilk kurulduğu günlerden itibaren koruma altına aldığı arşiv belgelerinden örneklere yer verilmektedir. Eski hesap makineleri, daktilolar, yazılı ve görsel eski banka reklamları ziyaretçilerimizin ilgiyle incelediği ögeler. Orijinal bankoların yer aldığı giriş katı her yıl yeni bir geçici sergiye misafirlik ediyor. En alt katta yer alan Ana Kasa ve Kiralık Kasa daireleri ise görkemli kapıları ve içlerinde sergilenen kasa dolapları ile Müze’nin en ilgi çekici bölümleridir. Yine bu katta yer alan, etkileyici bir enstalasyonla aydınlatılan “ışıklı koridor”, ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektiği alan olsa gerek.

Süreli sergiler için yoğunlaştığımız iki ana konu var: Biri Banka tarihi içinden, koleksiyon olarak da zengin olduğumuz, ilgi çekici, önemli gördüğümüz konular. Örneğin 2008 yılında açtığımız Bir Kumbara Öyküsü sergisi ya da 2017’de açılan, Banka’nın iletişim öyküsünü reklamlara odaklanarak anlatan İftiharla Sunar sergileri böyleydi. İkinci odak konumuz ise ülkemizin kuruluş tarihindeki önemli dönüm noktaları. İş Bankası, bu anlamda çok özel bir kurum, çünkü Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda Bankamızın da kurucusu. Dolayısıyla onun ve silah arkadaşlarının ülkemizin bağımsızlığına doğru giden yolda attığı kritik adımlar, bizim sergilerimizde ele aldığımız konular oluyor. Bu çerçevede 2015’te Çanakkale Zaferi’ni, 2019’da 19 Mayıs 1919’da başlayan İstiklal Mücadelesi’ni ve en son 2021 yılı sonlarında 30 Ağustos 1922’de kazanılan zaferin 100. yıl dönümünü odağına alan sergiler hazırladık. Hâlen ziyaretçilerimiz İstanbul’da Bir Asrın Ardından başlıklı bu sergiyi ziyaret edebilirler; yıl sonuna dek açık kalacak. Özellikle yüzlerce İstiklal Madalyası’nı bir arada görecekleri salondan çok etkileneceklerini söyleyebilirim.

ÇOCUK ATÖLYELERİ

Müzeyi ziyaret etmek hem ücretsiz hem de çocuklara özel ücretsiz atölyeler var. Bu projeden de bahsedebilir misiniz?

Türkiye İş Bankası Müzesi’nde farklı yaş gruplarına göre değişen bütçe, tasarruf, finansal okuryazarlık konularında atölye çalışmaları düzenleniyor. Müze, çocukların ekonomi alanında bilinçlenmesi için öğretici ve eğlenceli kurguya sahip programlar hazırlıyor. Atölyelerin tamamının ücretsiz olması Banka’nın desteğiyle gerçekleşiyor. Öğretmenler, eğitim dönemleri boyunca Müze ile iletişime geçerek bu atölyelere öğrencilerini getiriyorlar. Ayrıca üniversite öğrencilerine yönelik olarak finansal okuryazarlık eğitimleri düzenlenmekte ve gençlerin ekonomi ve finans konusundaki farkındalığı arttırılmaya çalışılıyor. Bunun için de yine eğitim dönemi içinde yani Eylül-Haziran ayları arasında üniversiteliler Müze ile görüşerek katılım sağlayacakları tarih için rezervasyon yaptırabilirler.

İSTİKLAL MADALYALARI SERGİSİNDEN BİR BÖLÜM

Türkiye İş Bankası Müzesi, 2 milyonuncu ziyaretçisini ağırladı. Müzenin yoğun ilgi görmesinin sebebi nedir sizce?

Müzemiz, Türk ekonomi ve bankacılık tarihi ile ilgili eşsiz bir koleksiyona sahip. Kalıcı koleksiyonun dışında her yıl büyük emek vererek oluşturduğumuz yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyoruz. Hem kalıcı sergimiz hem de geçici sergilerimiz ülkemizin tarihi ile ilgili, merak uyandıran, “bu yönünü bilmiyordum” denilen konuları işliyor. Bu nedenle müzeyi ziyaret eden kişilerin çevrelerine de haber verdiğini, referans usulü bir tanıtımımız olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan, İstanbul’un yaya trafiğinin en yoğun olduğu, Eminönü gibi son derece kalabalık, yerli ve yabancı turistin uğrak yeri olan bir semtte bulunmanın, dışarıdan da çok güzel ve cazip görünen tarihî bir binada ve ücretsiz hizmet vermenin etkisini ziyaretçi trafiğinde olumlu bir biçimde gördüğümüzü de belirtmek gerekir.

İstiklal Madalyaları’nın toplanma sürecini ve ardından oluşturulan sergiyi anlatabilir misiniz?

İstiklal Sergisi sırasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Cumhuriyet’in ilan edildiği oturumu yöneten Meclis Başkanvekili merhum Abdullah İsmet Eker’in kızı Mucizat Eker Divringi, babasının İstiklal Madalyası’nı Türkiye İş Bankası Müzesi’ne bağışlamıştı. Ardından Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda farklı cephelerde mücadele eden, Banka’mızda 20 yılı aşkın süre görev yapan Osman Nuri Oral’ın torunu Rengin Karan da dedesinin İstiklal Madalyası’nı Müze’ye bağışladı.

Bu bağışların verdiği ilhamla bir sonraki sergimiz olan Bir Asrın Ardından’ın hazırlık çalışmaları sırasında, bir bölümün Millî Mücadele’nin kahramanlarına bir saygı duruşu olarak ayrılmasına karar verildi. Yapılan çağrı sonucunda müzemize, ülkemizin dört bir yanından İstiklal Madalyası, madalya beratları, fotoğraflar, kimlik kartları, anı defterleri ve kılıç, kama gibi muharebe eşyaları sergilenmek üzere emanet edildi. Anadolu’nun isimsiz kahramanlarına özel bir yer ayrılan sergimiz Bir Asrın Ardından/Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer, 28 Ekim 2021’de ziyaretçilerle buluştu. Sergide silah, kılıç, sıhhi malzeme, pusula, dürbün, telgraf, harita, film, fotoğraf benzeri obje ve belgeden oluşan bini aşkın malzeme yer alıyor. Ayrıca savaş dönemi anılarını içeren 11 adet istasyon, askeri haberleşmede önemli işlevi olan telgraf makinesinin deneyim noktası, askerî harita okumayı öğreten interaktif kiosk ve Yunanların Sakarya Nehri’ni geçmek için sal köprü yapımında kullandıkları bir kano bulunuyor. Sergilenen madalyalar arasında ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile bankamızın Kurucu Genel Müdürü ve üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın İstiklal Madalyaları da yer alıyor.

Diğer taraftan, bu serginin hazırlıkları tamamlandıktan sonra görüp, sergimizde yer verdiğimiz ve bizleri çok duygulandıran özel bir fotoğraftan da bu vesileyle söz etmek isterim. 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe Sarayı’nda sonsuzluğa intikal eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz naaşı, 19 Kasım 1938 sabahı 12 generalin omuzlarında top arabası üzerine konarak Sarayburnu’na doğru yola çıktı. Oradan gemiyle Haydarpaşa Tren İstasyonu’na götürülecekti. Cenaze alayının en önünde atlıların çektiği naaş, arkasındaysa Atatürk’ün İstiklal Madalyası, siyah kadife bir yastık üzerinde, Tuğgeneral İlyas Aydemir tarafından taşınıyordu. Madalyanın ardında Riyaseti Cumhur Umumi Katibi Hasan Rıza Soyak, arkasında Atatürk’ün yaverleri ve onların ardında Başbakan Celal Bayar, mahşeri bir kalabalık içinde yürüyorlardı. Bugün İstiklal Madalyaları’nın yer aldığı bir sergiye müze olarak ev sahipliği yapan İş Bankası İstanbul Şubesi önünden saat 11.30 sularında geçen korteji görmek için insanlar Yeni Cami’nin kubbelerine ve çevredeki binalara tırmanmışlardı.

Bu vesileyle, başta Atatürk olmak üzere, ülkemiz ve Bankamızın kurucularını saygı ve minnetle anıyorum.

MÜZEDE SERGİLENEN İSTİKLAL MADALYALARI'NDAN BİR BÖLÜM

Son olarak, kişisel bir soru sormak isterim. Türkiye’nin en değerli sanat kurumlarından İş Sanat’ın Genel Müdürü olarak, sanat, tarih, arkeoloji ve müzecilik çalışmalarının başındasınız. Türkiye İş Bankası Müzesi çerçevesinde, müzeciliğe bakış açınızı dinlemek isterim. Müzecilik kariyerinizde ne gibi farklılıklara yol açtı?

Sanat, İş Bankası’nın kültür-sanat ve müzecilik faaliyetlerini yürütüyor. Bankamızın üst yönetiminin büyük desteği ve İş Bankası’nın ilgili ekiplerinin işbirliğinden benzersiz bir güç alıyoruz. Bankamızın ve ülkemizin büyük kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İş Bankası için belirlediği misyon bizlere her zaman büyük sorumluluğumuzu hatırlatırken, diğer tara an ilham da veriyor.

Neredeyse 100 yıllık tarihi içerisinde kültürel çalışmalara hep destek olagelmiş köklü bir kurumun, bu alandaki birikimine yakışır işlere imza atabilmek için de ekip arkadaşlarımla birlikte özel bir özen gösteriyoruz.

İş Bankası’nın hâlihazırda iki kurum tarihi müzesi var, bunlardan biri yukarıda uzun uzun hakkında konuştuğumuz İstanbul’daki Türkiye İş Bankası Müzesi. Diğeri ise Ankara’da, Ulus’ta bulunan Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi. 2 Mayıs 2019 tarihinde açılan Müze’de, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren ülkemizin iktisadi bağımsızlık yolunda attığı büyük adımlar, Banka’nın tarihi ile birlikte ele alınıyor. Tarihî bina, dönemin ünlü mimarlarından Giulio Mongeri tarafından 1929 yılında İş Bankası’nın 3. Genel Müdürlük Binası olarak inşa edildi. Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki çalışma odasını da tasarlayan Selahattin Refik Sırmalı tarafından dekorasyonu yapılan 90 yıllık tarihî bina, hizmete açıldığı ilk günlerden itibaren Ankara’nın simge yapıları arasında yer aldı.

Erken Cumhuriyet dönemi mimarisinin günümüze ulaşmış en önemli örneklerinden biri olan tarihî binada, Batı ve Osmanlı mimarisi ile Art Nouveau ve Neo Rönesans akımlarının izleri dikkat çekiyor. Oval biçimde tasarlanan ana holün üstünde yer alan vitray hem holün hem de üst katın daha aydınlık olmasını sağlıyor. Vitrayda, elinde gücü temsil eden yılanlı asası,
başında ve ayaklarında hızına gönderme yapan kanatlarıyla mitolojide para ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes tasviri yer alırken, vitrayda, İtalyan sanatçılar Salvatore Corvaya ve Carlo Bazzi’nin ortak şirketi olan “Corvaya e Bazzi” imzası yer alıyor. Müzenin mekânsal kurgusu, çağdaş müzeciliğin gerekleriyle örtüşecek biçimde, birbirinden farklı içerikleri belirli bir bağlam bütünlüğüne ulaştırmayı amaçlıyor. Diğer yandan, tarihî olanın modern olanla kaynaşma biçimi ziyaretçiyi uzun soluklu bir geçmiş deneyiminden bugüne ve geleceğe taşıyor.

Bir üçüncü müzemizin hazırlık çalışmaları ise İş Bankası Beyoğlu Şubesi’nin tarihi binasında sürüyor. Müze olarak restore edilen bu bina ise Banka’nın 1940’lardan bu yana biriktirdiği sanat eserleri koleksiyonuna ev sahipliği yapacak. Ülkemizin en büyük resim koleksiyonlarından biri olan İş Bankası koleksiyonu 2.500’ü aşkın eserden oluşuyor. Yeni müzemizin, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023 yılı sonbaharında kapılarını sanatseverlere açabilmesi için hummalı bir çalışma yürütülüyor.

Üç ayrı müzenin kuruluş çalışmalarına ve faaliyetlerinin yürütülmesi süreçlerine dahil olabildiğim için çok mutluyum, çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Müzeler, sadece sergi mekânları değiller, yaşayan, üreten dinamik varlıklar. Koleksiyon ve arşivleri koruyor, zenginleştiriyor, sergi ve yayınlarla toplumla paylaşıyor, atölyeler başta olmak üzere etkinliklerle kültürel gelişime katkı sağlıyor. Bu çok değerli bir toplumsal katkı yöntemi, geçmişten geleceğe uzanan kıymetli bir köprü kuruyorsunuz. Bu alanda çalışmak bana bu köprülerin önemini ve bu çabaların kıymetini öğretti.

Türkiye İş Bankası Müzesi
İstanbul
Müze
Millî Mücadele
İstiklal Sergisi
Kültür Sanat
Zuhal Üreten
İş Sanat
Sayı 011

BENZER

Mutlu sona ulaşan aşklar, kavuşamayan âşıklar, rakipleri ortadan kaldırmaya kalkışanlar, kıymeti geç anlayıp ağlaşanlar... Ne olursa olsun, aşkın merkezde olduğu hikâyeleri dinlemeyi, izlemeyi, okumayı seviyoruz. Öte yandan İstanbul, sadece romanlarda, filmlerde değil gerçek hayatta da büyük aşklara fon olmuş bir şehir. 14 Şubat Sevgililer Günü vesilesiyle şehre bir de bu gözle bakalım istedik ve başrolünde şehrin kültür-sanat hayatına damgasını vurmuş öncü kadınlarının yer aldığı hikâyeleri anlattık.
Çağının en özel sanatçıları arasında gösterilen Gian Maria Tosatti'nin Kalbim Ayna Gibi Boş - İstanbul Bölümü isimli enstalasyon sergisi 25 Haziran'a kadar ziyarete açık.
Tevfik Fikret’in ünlü dizelerinde Doğu’nun Batı’ya açılan ilk pencerelerinden biri olarak nitelendirilen Galatasaray Lisesi, 1907 senesinde çıkan bir yangında neredeyse tamamen kül oldu. 1907 yangını, bu köklü eğitim kurumunun tarihindeki önemli dönemeçlerden biri olmakla birlikte şimdiye dek hakkında çok az şey yazıldı, çizildi. Araştırmacı tarihçi Mehmet Yüce, dönem gazetelerinin ışığında bu çarpıcı vakayı mercek altına alıyor.