İST iki yaşını doldurdu...

29 Kasım 2021 - 14:14

Sevgili Dostlarım,

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Elimize doğan İST dergisi sekizinci sayısıyla iki yıllık yolculuğunu tamamlamış bulunuyor. Bugüne kadar katettiği değerli yol ve gördüğü alaka ile yayın tarihinde önemli bir yer almaya hazırlandığını düşünüyorum...

İST’in bu sayısında, tarihî ve kültürel hazinelerle dolu şehrin bazısı unutulmaya yüz tutmuş, bazısı ise zamana meydan okuyarak halen ayakta olan değerlerini yine birlikte keşfedecek ve birlikte hatırlayacak olmanın heyecanı içindeyim. Mimariden folklora, müzikten spora farklı konu başlıklarında şehrin yüzlerce yıllık birikiminin peşinde bir dergi İST. Bundan sonra da hem zamanı yakalayıp hem geçmişin örtük perdesini aralayan yazılarla, dosya konularıyla ve birbirinden kıymetli arşiv fotoğraflarıyla İstanbulluluk ruhunu geleceğe taşımaya devam edeceğine inanıyorum.

Bu sayıda dosya konusu olarak İstanbul’un ve tabii ki Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan eğitim sistemi mercek altına alınmış. Güzel ve önemli bir konu seçilmiş. Her sorunun çözümünde şart koştuğumuz eğitim konusu, son yirmi yıllık süreçte âdeta bir yap-boz tahtasına dönmüş durumda. Eğitim sistemi özellikle pandemi süreciyle de ayrıca ağır bir darbe almış vaziyette. Hazırlanan dosyada, eğitim sisteminin güncel sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini paydaş ve uzmanların görüşleriyle değerlendirmiş İST dergi. Anlamlı buluyorum... Bizler akıldan, bilimden yana insanlar yetiştirmeliyiz. Ve bunu yaparken de en doğru yolu kullanmalıyız. Bu anlamda öğretmenlerimizin emeğini çok kıymetli buluyorum. Atatürk’ün de dediği gibi "Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır."

Dikkatimi çeken konulardan biri de İstanbul’un mutfak kültürüyle ilgili makale. İstanbul’un lezzetleri, aynı zamanda şehre mal olmuş farklı kültürlerin, farklı renklerin harmanlandığı büyük bir zenginliğe sahip. Bir “kültür taşıyıcısı” olarak yemek, dergideki muhtelif yazılarda yeniden iştahımızı kabartacak gibi. Geçtiğimiz günlerde İBB Yayınları’ndan çıkan Geçmişten Günümüze İstanbul Lezzetleri’ni hatırlatmak isterim. O da güzel bir kaynak oldu...

İnsan hikâyeleri İST’in olmazsa olmazı. Her zamanki gibi sinema, müzik ve edebiyat dünyasının çok kıymetli isimlerini ağırlamış dergi. Röportajların yanı sıra İstanbul’un basın ve kültür tarihine mal olmuş değerli simaları, usta yazarların kalemlerinden sizlerle buluşuyor.

Dostlarım, kış aylarına girdik. Hiç şüphesiz önümüzdeki günler kolay geçmeyecek. Bununla birlikte pandemi de can almaya, can yakmaya devam ediyor. Dikkatli olmalıyız. Bu zor günler elbette geçecek ama aramızdaki müthiş dayanışma ve verilen mücadele hep kalıcı olacak. Bu zor günleri atlatırken, yaşadığımız bu güzel şehri daha yakından tanımak için hepinizi sayfalarımıza davet ediyor, tüm İstanbullulara sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla...

İST
ist dergi
dergi
IBB
İstanbul
Kent Yaşamı
Tarih
Kültür Sanat
Eğitim
Mimari
Çevre
Mizah
Sayı 008

BENZER

Aramızda okulu kırmayan var mı? Okulu kırmayı gelenekselleştirip de Hababam Sınıfı’nın her kaçışta başına geldiği gibi Mahmut Hoca’sına hiç yakalanmayan? Okul yıllarında dünyayı insanın başına yıkan anlar, sonraları hayatın en güzel, en gülünen anılarına dönüşür. Çocukların bir an önce okullarına dönebilmesi dileğiyle bazı müzisyenlerimizin notaya dökülen okul anılarına bakıyoruz.
İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri, yani bilinen ismiyle İETT 150 yaşında. İstanbul’un kent içi ulaşımının mimarı ve şehrin en köklü kurumlarından biri olan İETT’nin kuruluş hikâyesini ele alan Cengiz Özkarabekir’in yazısına farklı arşivlerden derlediğimiz eşsiz fotoğraflar eşlik ediyor.
Çok yakın zamana kadar Anadolu’dan gelen trenlerin son durağı olan Haydarpaşa Garı, kendini bildi bileli Anadolu’dan göç alan İstanbul’un yüz yılı aşkın süredir yeni sakinleriyle tanıştığı, tutunmayı başaramayan konuklarını ise uğurladığı nokta oldu. Tahta bavullar, sırtta yatak yorganlar... Kâh umutla İstanbul’a kâh düş kırıklığıyla gerisin geri memlekete yol alışlar. Hep biraz yarım kalmış sevdalar. İç göç filmlerine konu eden Yeşilçam’da başrolü kimse Haydarpaşa Garı kadar hak edemez.