Bu sonbahar daha özgür olmak umuduyla...

31 Ağustos 2021 - 17:53

Sevgili dostlarım,

Sizleri dergimiz İST’in yedinci sayısıyla selamlıyorum. Sıcak yaz mevsimini geride bıraktığımız bugünlerde güneydeki orman yangınları ve kuzeydeki sel felaketi aklımdan hiç çıkmıyor. Maalesef çok sayıda insanımızı kaybettik. Mal kaybı oldu, çok fazla ağaç, bitki örtüsü ve canlı etkilendi. Doğaya saygı göstermeli ve onu korumalıyız. Geleceğimiz için bu şart. Yine de ülke olarak omuz omuza birlikte çalışmak müthişti. Hiç şüphesiz birlikte başaracağız. İBB olarak biz de hem yangınlarda hem de sel felaketinde oradaydık. Yangınlarda 300’ü aşan personelimiz 50’ye yakın itfaiye aracımızla fedakârca, cesurca görev yaptı. Onlara İstanbul halkı adına en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Sel felaketinde de Karadeniz bölgesine arama kurtarma ekipleri, iş makineleri ve yardım malzemeleri gönderdik. Tüm yurdumuza geçmiş olsun, dilerim ki bir daha bu kötü günleri yaşamayız...

Zor günler geride kalıyor ama henüz bitmiş değil. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar aşılanmayla önemli ölçüde azalmış olsa da rehavete kapılmadan, temkinli davranarak, belirsizliklerle mücadele ederek okullarda, iş yerlerinde, sokaklarda, yeniden sosyal yaşamın içinde olacağız.

İstanbullu okurların, kitapseverlerin, bu şehrin kültürünü, tarihini merak edenlerin dergimize gösterdiği ilgi beni çok memnun ediyor. Özellikle pandeminin sürdüğü şu günlerde yayın hayatının ikinci yılını yaşayan İST’in, şehrin sosyal ve kültürel hayatını özleyenler için de bir sığınak olduğunu görmek mutluluk verici. Dergimizin bu sayısında başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye için çok önemli bir konuyu mercek altına aldık: Marmara Denizi kirliliği. Konunun uzmanlarıyla görüşerek hazırlanan dosya, meseleyi son aylarda kamuoyunu da oldukça meşgul eden müsilaj sorununun ötesine taşıyor. Marmara Denizi’nin dününü, bugünü ve yarınını “derinlere inerek” anlamaya çalıştık...

Dergimizin dikkat çekici konu başlıklarından bir diğeri ise e-spor. Bizden önceki kuşakların yabancısı olduğu bu yeni spor dalını, şahsen genç nesilleri anlamanın da bir yolu olarak görüyorum.

Bu yıl Almanya’ya iş gücü göçünün de 60. yılı. 1-3 Kasım tarihleri arasında uluslararası bazı etkinlikler planladık. O sebeple bu sayıda değerli bir yazıya ver verilmiş. Sakarya Meydan Muharebesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk yıllarına kız çocuklarının eğitimi, vefatının 32. yılında güzel bir Ertem Eğilmez portre yazısı, Türkiye’nin ilk yerli otomobil deneyimi Anadol’un öyküsü, tarihimizin eski İstanbul yadigârı Yeşilköy ve daha birçok lezzetli yazı... Ayrıca dergimiz, İstanbul’un dünyaca ünlü müzelerine kıyasla daha az bilinen, farklı temalarda birbirinden değerli koleksiyonlara ev sahipliği eden müzelerini geziyor; dijital platformların ve televizyonun geleceğini farklı görüşler eşliğinde değerlendiriyor; her sayıda olduğu gibi kültür-sanat camiamızdan değerli sanatçıların röportajlarına yer veriyor. İST, zengin içeriği ve görselleriyle saklanması gerekli bir dergi. Bu açıdan çok önemsiyorum...

İstanbul ve İstanbulluya dair yepyeni keşiflere kapı açan İST’in yeni sayısını keyifle okumanız temennisiyle hepinize güzel bir sonbahar diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla...

İstanbul
IBB
Ekrem İmamoğlu
İST
ist dergi
Tarih
Kültür Sanat
Kent Yaşamı
Sayı 007

BENZER

Edebiyat, doğayı sever. Edebiyatçıların çoğu yazmak için kendine bir tenhalık krallığı kurar; bazen sohbeti seçilmişler arasında, bazen çamlar altında. Adalar semti her daim İstanbul’un tenhalığı olmuş, sanatçıları kendine çekmiştir. Büyükada, Heybeliada, Burgazadası ve Kınalıada’da yaşamış ünlü edebiyatçılarımızın izini sürdük sokaklarda ve satırlarda.
Öyle yaşamlar vardır ki asla kıyıda köşede kalamazlar. Göze batar, hemen dikkatimizi çeker, bir şekilde insana ve yaşama dokunan yanlarıyla bizi kavrar, içlerine alırlar. Yaşamları biriktirilmiş olanın tarihiyle o an yapılması gerekenin gerçek ve somut karşılıklarıdır. İşte bu noktada, onları tanımak, anlamak, kavramak kadar başkalarına anlatmak, aktarmak, paylaşmak gerektiğini de düşündürürler. Zordur... Çünkü düşünce ve uygulamalarıyla belli bir kavramın, olgunun, işin, çabanın, başarının içine sığmazlar. Türk tiyatrosunun tanınmış adı Muhsin Ertuğrul böyle biridir.
İstanbul konulu bilinen ilk harita 1422 senesine tarihlense de Adalar’ın haritalarda arz-ı endam etmesi 16. yüzyılı buluyor. Ancak Adalar, haritacıların gözünde halen müstakil bir konu değil; yalnızca coğrafi bir ayrıntı. “Bakış açısı”nın değişmesi için 20. yüzyılı beklemek gerekiyor. Sanat tarihçisi, gravür ve harita uzmanı Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, Adalar’a işaret eden erken tarihli haritaları incelediği bu yazısında, aynı zamanda İstanbul’un kayıp adası Vordonisi’nin de izini sürüyor.