"Zengin bir şehirdeyiz"

23 Aralık 2020 - 18:24

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ tarafından yayımlanan İstanbul’un Renkleri kitabının tanıtımı 23 Aralık Çarşamba günü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla Malta Köşkü’nde gerçekleşti. İstanbul’un mozaiğini oluşturan toplulukları anlatan ve önemli pek çok ismin yazılarıyla yer aldığı kitabın tanıtımına Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermeni Cemaati Başrahibi Tatul Anuşyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İsak Haleva, Süryani Kadim Cemaati lideri Metropolit Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Türkiye Ermeni Katolikleri Dinî önderi Kerabaydzar Levon Zekiyan ve İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril gibi isimler de katıldı.

Tanıtımda mikrofonu alan ilk isim, kitabın giriş yazısını da yazan eski CHP genel başkanlarından Altan Öymen oldu. “Hepimiz birlikte Türkiye’yiz” diyen Öymen’den sonra ise Türk Yahudi Toplumu Başkan Yardımcısı, Türk Cemaat Vakıfları Temsilcisi Moris Levi bir konuşma yapmak üzere kürsüye çıktı. “Orhan Veli'nin dediği gibi, İstanbul'u anımsayınca hüzünlenenlerin, İstanbul'u gözleri kapalı dinleyenlerin ve solumak isteyenlerin ülkemizde kalanlarının sürdürdükleri vakıfları temsil ediyorum,” diyen Levi sözlerine şöyle devam etti: “Kitapta da anlatıldığı ve başlıkta da işaret edildiği gibi, bu toplumların renkleri, izleri, nefesleri, ruhları, lezzetleri, aşkları, sesleri, müzikleri anıları olmayan bir İstanbul'da şiirler bile yavan kalırdı. İstanbul, İstanbul olamazdı.

İstanbul'un Renkleri, Kültür AŞ ile yayında

Tanıtımda son konuşmayı yapan Ekrem İmamoğlu ise İstanbul’da hiçbir toplululuğun adının azınlık olmadığının altını çizdi. İmamoğlu, İstanbul’un bayramları bir arada kutlama geleneğine sahip olan bir şehir olduğunu da söyledi: 

Avrupa’daki örneklerin aksine, İstanbul’da bu gruplar, bir getto oluşumu şeklinde de gelişmemiş, kaynaşmışlar, bir arada olmuşlar. Mahalleli olmak, komşuluk duygusu, birbirine katkı sunan unsurlarla bazen ticarette, bazen sosyal yaşamda çok güzel görüntüleri ortaya koymuşlar. Bayramları bir arada kutlama geleneği, bu şehrin geçmişinde var. Çünkü mahallede bayramlarını bir arada kutlar, birbirilerine duygularını ifade eden bir coğrafyadır İstanbul. Onun için, yan yana ibadethaneleri görürsünüz ve burada insanların iyi günlerinde bir arada güldükleri, eğlendikleri; kötü günlerinde de bir arada ağladıklarını üzüldüklerini görürsünüz. İşte bu eser, bir anlamda bunu anlatıyor; bütün duyguları bir araya getiriyor.” 

Rum, Ermeni, Yahudi, Bulgar, Polonyalı, Süryani ve Latin gibi toplulukların ele alındığı İstanbul’un Renkleri kitabında Ali Çokona (İstanbul Rumları), Saro Dadyan (İstanbul’da yaşayan Bulgarlar), Püzant Akbaş (İstanbul Ermenileri), Rinaldo Marmara (İstanbul’un Latin Katolik Cemaati), Nâzım Alpman (İstanbul’da bir Polonya köyü olan Polonezköy), Ivo Vedat Molinas (İstanbul Yahudileri), Sait Süsin (İstanbul Süryanilerinin dünü bugünü) ve Mehmet Yüce gibi yazar ve araştırmacıların yazıları yer alıyor. Kitabın son sözünü proje direktörü Cengiz Özkarabekir ve İST genel yayın yönetmeni Sevecen Tunç birlikte kaleme aldılar. Eserin genel yayın yönetmenliğini Ahmet Bozkurt, editörlüğünü ise Saro Dadyan üstlendi.

Göz atmak ve satın almak için tıklayın

İBB Kültür Sanat platformu tarafından hazırlanan özel videoyu hemen aşağıdan izleyebilirsiniz. 

IBB
Ekrem İmamoğlu
İstanbul'un Renkleri
Kültür AŞ
Altan Öymen
Kültür Sanat
empty-result-block

BENZER

Fatih Sultan Mehmet şehri fethederken, Cumhuriyet kurulurken, Galata Cenevizlileri göçüp giderken, bayramlar kutlanırken, yüzyıllar geçip giderken o hep buradaydı, yanı başımızda. Tarih içinde farklı görevler üstlendi. Yeri geldi zindan; yeri geldi müze, rasathane, yangın kulesi oldu. Gökhan Akçura, kuleye yaraşır bir ayrıntıcılık ve titizlikle “şehrin 1500 yıllık gözcüsü”nü İST okurları için yazdı.
Her çocuk gibi geleceğe dair hayalleri var. Büyüyünce cerrah, piyanist, veteriner, öğretmen, itfaiyeci, oyuncu, YouTuber olmak istiyorlar. Geleceğini burada kurmayı uman da var doğduğu ülkeye döneceği günü bekleyen de. Geride kalan sevdiklerini özlüyorlar. Bu şehri seviyorlar. Onlar İstanbul’un mülteci çocukları...
1922 tarihli bir fotoğraf... Galata Köprüsü ve çevresi muazzam bir kalabalığı ağırlıyor. Askerî konvoy, atlı arabalar, insan selinin içinden bisikletleriyle geçmeye çalışan çocuklar... Peki, sokaklara dökülen, pencere önüne üşüşen, direklere tırmanan, kalabalığa kayıklarıyla eşlik eden tüm bu insanlar neyi bekliyor?