Şehir Tiyatroları’nın ilk oyunu: Çürük Temel

Fotoğraf
Emin Nedret İşli Arşivi
30 Ağustos 2020 - 15:06

İstanbul’un günümüze ulaşmış en eski tiyatro topluluğu, geçmişteki adı Darülbedayi olan İstanbul Şehir Tiyatroları’dır. Doktor Cemil Topuzlu Paşa’nın belediye başkanı olduğu zaman, ünlü Fransız tiyatro insanı André Antoine’u İstanbul’a davet edip kurulmasına ön ayak olduğu Darülbedayi-i Osmani, faaliyetine 27 Ekim 1914 tarihinde başladı. İki ana bölümden (Tiyatro ve Müzik) oluşan okulun Tiyatro Bölümü’nü Reşat Rıdvan yönetiyordu. Bölümün öğretmenlerinin bir kısmı tiyatro sanatçısı, bir kısmı oyun yazarıydı. Dünyanın en eski ulusal tiyatrosu olan Paris’teki Comédie-Française örnek alınmış ve yönetimde görev yapan bir de edebî heyet oluşturulmuştu. Kurucu André Antoine, Birinci Dünya Savaşı’nın şiddetlenmesi üzerine Fransa’ya döner.

Darülbedayi kurulduktan bir yıl sonra, 1915’te düzenli temsillere başlar ve “7 Kanunuevvel 1331 (20 Aralık 1915) Perşembe günü öğleden sonra saat bir buçukta hanımefendilere ve akşam saat dokuzda erkeklere Tepebaşı Kışlak Tiyatrosu’nda bir temsil verileceği” ilan olunur. Sahnelenecek oyun, Çürük Temel’dir.

Bu gösterimin Darülbedayi antetli kapağı olan 12 sayfalık tanıtım ve program kitapçığı elimizde bulunuyor. Millî Kütüphane dahil kütüphanelerde kaydına rastlamadığımız bu kitapçığa göre, Darülbedayi’nin oynadığı ilk temsilin oyuncu kadrosu şöyledir:

Felekyan Hanım (Münevver Hanım rolünde) Kınar (Sıvacıyan) Hanım (Pervin Hanım rolünde) Eliza (Binemeciyan) Hanım (İclâl Hanım rolünde) Adriyen (Binemeciyan) Hanım (Şükran Hanım rolünde) Sara Manik Hanım (Hizmetçi rolünde) Ertuğrul Muhsin Bey (Necip Bey rolünde) Nureddin Şefkati Bey (Halim Bey rolünde) Muvahhid Bey (Ferid Bey rolünde).

Muhsin Ertuğrul

Çürük Temel, şair Hüseyin Suat (Yalçın) tarafından Fransız yazar Émile Fabre’ın La Maison D’Argile adlı eserinden Türkçeye uyarlanmıştır. Oyunun dekoru Bernar Rozental Efendi’nin imzasını taşır. Tanıtım kitapçığına göre kadın oyuncuların (mümessileler) kostümleri Kalivurosi ve Şürekası Ticarethanesi, erkek oyuncuların (mümessiller) kostümleri Karlman Ticarethanesi ve sahne dekoru Avusturya-Osmanlı Mefruşat Ticarethanesi tarafından özel olarak yapılır.

Üç perdelik Çürük Temel’in bir kuruşa satılan eski harfli kitapçığının ilk sayfasında “On yaşından aşağı çocukların tiyatroya kabul edilmeyeceği” ve “Gösterimin bütün hasılatının Asker Ailelerine Yardımcı Hanımlar Cemiyeti’ne bağışlanmış olduğu” yazılıdır. İkinci sayfada piyesle ilgili Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey’in iki buçuk sayfalık bir yazısı başlar. O dönemin İstanbul’u için hayli ilerici tonlar içeren ve cesur görüşler savunan yazı; evlilik, aile, kadın erkek ilişkileri, boşanma (talak) gibi toplumsal olaylar üzerinedir. Filozof Rıza Tevfik, “imtizaç edemeyen” (uyuşamayan) çiftlerin boşanmasının doğallığını savunur.

Yine kitapçıktan, oyun sırasında veya sonunda Darülbedayi’nin “Musiki” kısmının da küçük bir konserinin yer alacağını öğreniyoruz. “Rast makamında bazı âsâr-ı eslâf (yeni eserler)” başlıklı bölümde Benli Hasan Ağa, Dede Efendi, Hafız Post ve Hacı Arif Bey’in bestelerinin icra edileceği, bunların makam ve usulleri, hatta bazılarının sözleri de kitapçıkta kayıtlıdır.

Darülbedayi’nin gazete ilanı

Yukarıda değindiğimiz gibi, tanıtım kitapçığında Çürük Temel’in ilk temsil tarihi 20 Aralık 1915 olarak yazılıdır. Halbuki Vasfi Rıza Zobu, Halit Fahri Ozansoy gibi uzun yıllar Darülbedayi’nin içinde bulunmuş tiyatro insanları, oyunun ilk
kez 1916’nın Ocak ayında sergilendiği bilgisini vermektedir. Bu iki kaynağın aktardıklarından yola çıkan tiyatro tarihi araştırmacısı Metin And da, Tarih Vakfı’nın hazırladığı Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’nde Darülbedayi’nin bu ilk temsilinin tarihini Ocak 1916 olarak aktarıyor. Ancak elimizdeki belge niteliğindeki kitapçıkta tarih kesin olarak 1915 yılının Aralık ayıdır. Ermenice tiyatro dergisi Kulis’i yaratan ve 1946-1996 yılları arasında tam yarım asır boyunca kesintisiz olarak yaşatan Agop Ayvaz da “Darülbedayi’nin İlk Temsili Çürük Temel’de Kimler Rol Almıştı?” başlıklı yazısında oyunun gösterim tarihinin 1331 yılı yani 1915 olduğunu yazar.1

Seyircilerin büyük ilgisiyle karşılanan Çürük Temel, birçok yerde de övgüyle anılmıştır. Örneğin, bu oyundan sonra sahnelenen ve Darülbedayi’nin yine büyük ilgi gören oyunlarından biri olan Baykuş’un yazarı Halit Fahri Ozansoy anılarında şunları söylüyor: “Fransız müelliflerinden Émile Fabre’ın bir piyesinden Hüseyin Suat’ın adapte etmiş olduğu esere gelince, gerek lisanın sahneye uygunluğu, gerek temsilin tabiilik içindeki mükemmelliği ile o zamana göre hemen hemen her türlü tenkidin üstündedir. Bilhassa, Ertuğrul Muhsin’in rolündeki muvaffakiyeti halkı heyecan içinde sürüklüyor ve sahnede safha safha açılan bir aile faciasının en derin psikolojik hareketlerine alakayı gittikçe çoğaltıyor. (...) Çürük Temel’in temsilinden sonra çürüklük başladı. Ortada bu yeni temaşa cereyanını devam ettirecek piyes yoktu.”2

İstanbul Şehir Tiyatroları, 1915’te ilk oyun olan Çürük Temel’den 1970 yılında Harbiye’deki modern binaya taşınana kadar Tepebaşı’ndaki “kışlık tiyatro”da faaliyet gösterdi

Tepebaşı’nda 55 yılda 368 oyun sahnelendi

İstanbul Şehir Tiyatroları, 1915’te ilk oyun olan Çürük Temel’den 1970 yılında Harbiye’deki modern binaya taşınana kadar Tepebaşı’ndaki “kışlık tiyatro”da faaliyet gösterdi. Bu 55 yıl boyunca 368 oyun sahneye konuldu, toplam 13 bin 273 gösterim yapıldı. Ne yazık ki kentin kültür hafızasının önemli parçaları olan Tepebaşı’ndaki Darülbedayi yapıları bakımsızlık, yangın, yıkım gibi felaketler sonucunda yok oldu. Tepebaşı Meydanı ve buradaki binalar hakkında Tepebaşı – Bir Meydan Savaşı (İBB Kültür İşleri Daire Başkanlığı, 1993) adlı muhteşem bir eser kaleme alan üstadım Çelik Gülersoy, sahip çıkılamayan Darülbedayi yapıları için şunları yazar: “Kışlık Tiyatro’da ilk Türkçe oyun 20 Ocak 1916 (Gülersoy da genel kanaate uymuş ve yıl konusunda yanılmış -yn.) tarihini taşıyordu, adı da Çürük Temel’di. Son oyun Mayıs 1969’da sahneye konmuştu. Onun ismi ise Sonbahar Fırtınası’ydı. İsimlerde bile, demek ki, gizemli bir anlam, yani bir ‘keramet ve bir işaret’ var. Çürük bir temel üstüne oturtulan tahta bina üstüne bir sonbahar fırtınasının esmesi mukaddermiş.”

Dipnotlar

1 Tiyatro Dergisi, Nisan 1993, Sayı: 25, s. 25.

2 Halit Fahri Ozansoy, Şehir Tiyatrosunun 50. Yılı / Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde, Ak Kitap, 1964, İstanbul, s. 54.

Şehir Tiyatroları
Çürük Temel
Kınar Sıvacıyan
Muhsin Ertuğrul
Emin Nedret İşli
İST Dergi 003
Sayı 003

BENZER

Sara La Fountain, televizyonda İstanbul’un lezzetlerini keşfe çıktığı yemek programlarıyla radarımıza girdi. "En meşgul İstanbullular bile iyi yemek yemekte kararlı, sokak yemekleriniz de o yüzden bu kadar lezzetli" diyen gezgin aşçı, gül reçelini ilk kez tattığında ağlamıştı.
Şehrimiz, iki kıtanın birbirine kavuştuğu dar bir boğaz. Bu sayede, dünyadaki kuş hareketlerinde çok önemli bir konuma sahip. Avrupa, Asya ve Afrika arasında yer değiştirirken kara üzerinden uçmayı tercih eden veya üremek için civarımızı seçen yüzlerce türden yüz binlerce kuş, her ilkbahar ve sonbahar İstanbul semalarında kuş resmigeçitleri yaşanmasına vesile oluyor. Sonbahar göçü ağustos ayında başlayıp ekim sonuna kadar yoğun biçimde sürüyor.
Kalben, kendi müzik yolculuğunu, küçücük bir çocukken müzikle kurmaya başladığı ilişkiyi, yedi yaşında blok flütle Fikret Kızılok’tan “Bu Kalp Seni Unutur mu?”yu çaldığı günleri, yaşadığı sıkıntılarda nasıl müziğe sığındığını kaleme aldı.