İstanbul'un canavarları

24 Kasım 2021 - 15:47

Otuz kırk yıl öncesinin İstanbul’unu bilenler veya daha eskiyi hatırlayıp bir şekilde İstanbul folkloruna temas etmiş okurlar, muhtelif dönemlerde şehir efsanesi mahiyetinde ağızdan ağıza dolaşan “Marmara Denizi Canavarı”na yahut Marmara’dan çıktığı söylenen dev yılana dair söylencelere aşinadır. İnternetin yaygın olduğu dönemde de forum sitelerine konu olan, hatta sahte görsellerle güya eski gazetelerde yer alan bu mitik canavar, halk ağzında bir rivayetten fazlası değildir. İstanbul’un tarihinde ve İstanbul ile alakalı söylencelerde belirli canavarların bahsi geçmekle birlikte, Anadolu halk inanışlarındaki define memoratlarında da (doğaüstü olay veya varlık anlatısı) canavarlara, dev yılanlara dair kabuller söz konusudur. Nitekim Karagöz-Hacivat fasıllarından “Balık/Balıkçılar”da deniz canavarı arzıendam eden tasvirlerdendir.

Doksanlı yılların fenomeni "Van Gölü Canavarı" söylencesi gibi, Osmanlı döneminde de zaman zaman halk ağzındaki rivayetler, söylenceler gündem oldukça gazetelere taşındığından, bazı canavar bahislerine tesadüf edilir. Örneğin, İkdam gazetesinin hicri 13 Rebiülevvel 1318/ rumi 28 Haziran 1316 (11 Temmuz 1900) tarihli 2166 numaralı sayısının üçüncü ve dördüncü sayfalarında yer alan şu haber gibi:

"Dört metro [metre] boyunda bir yılan: İzmir civarında kain Yeniköy Rum ahalisinden bir köylü geçen hafta pazar ertesi [pazartesi] günü bade’z- zuhr [öğleden sonra] bağında oturmakda iken karşusında bulunan çalılardan dört metre tûlunda [uzunluğunda] bacak kalınlığında dehşetli bir yılan başını kaldırub fıslayarak köylünün üzerine hücum etmek istemişdir. Yılan köylüye tekarrüb etdiğinde [yaklaştığında] köylü saltasını [bir tür ceket] yılanın üzerine atub girar etmişdir. Bilahare [daha sonra] köylü yine o mahale avdet etdiğinde [döndüğünde] saltanın altında iki boynuz bulmuşdur!?"

Bu tür yerel söylencelere mercek tuttuğumuzda, karşımıza halk inanışlarındaki büyük, boynuzlu yılan kılığına girdiklerine dair rivayetlerin söz konusu olduğu “cinler” ve onların “defineci folkloru” çerçevesindeki kabulleri, uygulamaları, inanışları çıkmaktadır.

Ejderha avı

Yılan kılığında cinler, define koruyan ejderler!

Folklor çerçevesinden baktığımızda, dev yılan ve canavar efsanelerinin cin inanışıyla iç içe geçtiği görülmektedir. Anadolu halk inanışlarında cinlerin insanlara ak yılan, boynuzlu yılan ve ejderha kılıklarında görünebildiklerinden bahsedilir. Kimi anlatılarda dev yılan kılığına girerek büyük defineleri bekledikleri, sıcak günlerde definenin içinden çıkıp toprak üzerinde dolaştıkları, definecilere yol göstermek isteyen cinleri kovdukları anlatılır. Kimi anlatılarda ise bütün define koruyan cinlerin başı sayılan taçlı yılanlardan bahsedilir. Buna göre, define arayıcılarının bu yılanlardan birinin göründüğü harabelere girerek “yılan şerbetleri”yle onları görevlerinden bir süreliğine azat ettiklerine inanılırmış. Define koruyan dev yılanların kılık değiştirmiş cinler olduğu, defineye yaklaşanlara korku ve ürperti saldıkları, insanları çarptıkları da yine bu söylentiler arasındadır.

Şehrin tarihindeki canavar ve ejderhalar

Roger Crowley’nin Son Büyük Kuşatma 1453 adlı eserinde (Cihat Taşçıoğlu çevirisinden, 224’üncü sayfada) denk gelinen "büyük bir yılan toprağı kasıp kavurarak yaklaşırken görülmüştü" bahsi, ister istemez okuyucuyu şehrin geçmişinde halk ağzında yayılmış canavar, ejderha söylenceleri üzerine düşünmeye sevk etmektedir. Şehrin sayısız efsanelerinin arasında bu mahlûklar da yer almaktadır. İstanbul’un kuruluşuna ilişkin 1491’e kadar gelen olayları kapsayan anonim bir Osmanlı tarihinin de aktarıldığı Stefanos Yerasimos imzalı Türk Metinlerinde Konstantiniye ve Ayasofya Efsaneleri adlı çalışmada, İstanbul’un canavarlarına dair bahisleri yer almaktadır. Şehrin eski devirlerde harap olduğu bir dönemde içinde ejderhaların ve yırtıcı canavarların yaşadığı, sonra Konstantin’in gelip şehri imar ettiği rivayet edilmektedir.

İstanbul’un ünlü anıtlarından Yılanlı Sütun ile ilgili efsaneleri Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesi’nde aktarmaktadır. Atmeydanı’nda Pozantin (Byzantin, Bizans) Kral’ın zamanında Surende adlı bir filozofun (âlim) şehrin yılan, çıyan, akrep gibi zehirli hayvanlarını kovmak için tunçtan üç başlı bir ejderha heykeli yaptığını söyleyen Evliya Çelebi bunun, boyu on arşın burma ejder sureti olduğunu, on arşınlık kısmının yerde, Sultan Ahmed Camii yapıldığında toprak içinde kaldığını söylemektedir. Evliya Çelebi, Sultan II. Selim’in (1524-1574) at üzerinde geçerken topuzla bu ejder suretinin batı tarafına bakan başına vurduğunu, topuzun alt çenesine isabet ettiğini, İstanbul’a o tarihlerden itibaren yılan yayıldığı rivayetinin çıktığını, öbür başının zarar görmesi halinde İstanbul’un yılan çıyan istilasıyla berbat olacağını söyler. Yine İstanbul tılsımlarından bahisle Sarayburnu’nda tunçtan üç başlı bir ejderhanın bulunduğunu, Akdeniz’den, Karadeniz’den ve Üsküdar’dan gelen düşman gemilerine bu ejderin ateş saçıp bütün gemileri askerleriyle yaktığını aktarır. Mimarbaşı ile Fatih Sultan Mehmed’in (1432-1481) rivayetinde, İstanbul mollasının postunun altındaki ateş saçan ejderhanın bahsi de yine seyahatnamede geçmektedir.

KAYNAKÇA

Crowley, Roger, Son Büyük Kuşatma 1453, çev. Cihat Taşçıoğlu, April Yayıncılık, Ankara 2006.

“Dört metro [metre] boyunda bir yılan(!)”, İkdam, sayı 2166, 11 Temmuz 1900 (Hicri: 13 Rebiülevvel 1318-Rumi 28 Haziran 1316), s. 3-4. (Alındığı yer: Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistemi, https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12575/13246).

Duvarcı, Ayşe, “Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar”, Bilig, sayı 32, Kış/2005.

Eyüboğlu, İsmet Zeki, Anadolu İnançları, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul 1998.

____, Cinci Büyüleri-Yıldızname, Der Yayınları, İstanbul 2001.

____, Anadolu Büyüleri, Der Yayınları, İstanbul 1987.

Kudret, Cevdet, Karagöz, Cilt 1, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2013.

Şahin, M. Süreyya, “Cin”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 8, İstanbul 1993.

Yerasimos, Stefanos, Türk Metinlerinde Konstantiniye ve Ayasofya Efsaneleri, İletişim Yayınları, İstanbul 1993.

GÖRSEL KAYNAKÇA

Wikimedia Commons
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
The Metropolitan Museum of Art
Türk Tarih Kurumu (TTK) Kütüphanesi
İkdam gazetesi

Canavar
Ejderha
Efsane
Evliya Çelebi
Seyahatname
Marmara Denizi Canavarı
İstanbul
Tarih
Mehmet Berk Yaltırık
Sayı 008

BENZER

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, foto muhabiri Faik Şenol’un (1912-1981) şehrin sosyal ve kültürel hayatına, günümüzde varlığını sürdürmeyen mekânlarına, toplumsal ve siyasal olaylarına tanıklık eden ve binlerce fotoğraftan oluşan koleksiyonunu koruma altına aldı. Bundan böyle İST’in her sayısında usta fotoğrafçının bir karesiyle İstanbul’un geçmişine bir yolculuk yapacağız.
28 Eylül'de Zorlu PSM'nin YouTube kanalında başlayacak Hakan Tamar ile Mod Sessions, ana akımda yer bulamayan müzisyen ve gruplara pandemi sürecinde nefes alma fırsatı verirken, müzikseverler için de heyecan verici bir deneyim olmaya aday.
Yetmişli yılların ortaları. Marmara’nın kuzeydoğusunda, denizin ortasında bir tekne. Teknede bir adam ve bir ıstakoz. Adamın sudan çıkarırken akşam yemeği hayallerini süsleyen ıstakoz, şimdi kalkmış adama tehditler savuruyor... Bu "aile" hikâyesinin devamını Kaan Sezyum’dan dinleyelim.