İstanbul’da bayram coşkusu

Fotoğraf
Cengiz Kahraman Arşivi
02 Eylül 2020 - 11:27
İstanbul’daki Onuncu Yıl kutlamalarının en önemli adresi elbette Taksim Meydanı'ydı

Taksim’deki kutlamalar

İstanbul’daki Onuncu Yıl kutlamalarının en önemli adresi elbette Taksim Meydanı oldu. İstanbul Belediyesi, Cumhuriyet Anıtı’nın önünde iki büyük tak kurmuş, anıtın etrafını ışıklandırmış ve bayraklarla süslemişti. Su makseminin üzerinde bulunan tesisattaki renkli ampullerden Taksim Meydanı’na kızıl, mavi, yeşil, sarı, pembe ve eflatun renkler aksediyordu. Kutlamalar anıtın önündeki büyük direğe bayrak çekilerek başladı. Ardından meydanı dolduranlar hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nı söyledi. Daha sonra anıta çelenkler konuldu ve halk kürsüsünde konuşmalar yapıldı. Resmî etkinlikler öğlen saatlerinde bittikten sonra mahşerî kalabalık dağılsa da, tören sırasında meydana sığmayanlar fotoğrafta görüldüğü gibi akşama kadar Cumhuriyet Anıtı’nı ziyaret etmeyi sürdürdü.

“Durmayalım Düşeriz”

Kutlamalara en kalabalık katılımın olduğu yerlerden biri de Tünel’den Taksim’e kadar bütün bina ve mağazaların süslendiği İstiklal Caddesi’ydi. Cadde boyunca dokuz tane tak kurulmuştu. Atatürk resimleri, defne dalları, bayraklar ve renkli ampullerle süslenen taklarda “Durmayalım Düşeriz”, “En Büyük Kuvvet Millî Birliktir” gibi vecizeler yazılıydı. Kutlamalarla ilgili bir yazı kaleme alan Cumhuriyet gazetesi yazarı Peyami Safa bunlardan en çok “Durmayalım Düşeriz”i sevmişti: “Bu cümle, bir bakışta hareketsizlik ve tehlike arasındaki münasebeti ilkmektep çocuğuna, hatta küfeciye bile telkin ediyor. Bu vecizeyi bulan arkadaş kimse, kendisini tebrik etmek iştiyakı (arzusu) ile elini sıkmak isterdim. Çünkü inkılabın tılsımını bulmuş ve iki kelimeye koymuş demektir.

Sultanahmet Meydanı’ndaki halk kürsüsü

Halk kürsüleri

Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Sekreteri Recep Peker, Onuncu Yıl kutlamalarında meydanlara konulacak halk kürsülerinde isteyen vatandaşların “önceden belirlenen konularla ilgili” konuşmalar yapabileceğini duyurmuştu. Halk kürsülerinin kurulmasını 22 Ekim 1933 tarihli haberinde “çok isabetli bir karar” olarak değerlendiren Cumhuriyet gazetesi şunları yazıyordu: “Bu kürsüler, yurttaşlardan isteyenlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk inkılabının feyiz ve eserleri arasında gördüklerini, bildiklerini, duyduklarını halka anlatmaları maksadıyla kuruluyor. Şehirlerde, kasabalarda, hatta köylerde Cumhuriyetin ve inkılabın sayısız eserlerini ve faydalarını anlatmak için yazmaktan ziyade söylemek fırsatını arayan sayısız ülkülü yurttaşlar vardır.” Fotoğrafta görülen, Sultanahmet Meydanı’ndaki halk kürsüsü Cumhuriyet Halk Fırkası Alemdar Ocağı’nın yaptırdığı zafer takı ve Atatürk büstünün önünde bulunuyordu.

Yavuz zırhlısı denizdeki kutlamaların adreslerindendi

Yavuz zırhlısındaki eğlence

İstanbul’da Onuncu Yıl denizde de kutlandı. 1950 yılında hizmetten çekilene kadar Türk Donanması’nın amiral gemisi olma özelliğini koruyan Yavuz zırhlısı denizdeki kutlamaların adreslerinden birisiydi. Cumhuriyet gazetesi 1 Kasım 1933 tarihli haberinde, çok sayıda davetlinin katıldığı gemideki eğlenceyi okurlarına şöyle aktardı: “Dün Yavuz dretnotumuzda (zırhlımızda) bir danslı çay verilmiştir. Vali beyle kolordu kumandanı, Vali Muavini Ali Rıza Bey, Cevdet Kerim Bey ve daha birçok zevat bulunmuşlardır. Donanma Kumandanı Şükrü Bey’le Yavuz Süvarisi Hüsnü Bey, davetlileri karşılamış ve hazırlanan büfede izaz (ağırlama) ve ikram etmişlerdir.

Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen Onuncu Yıl Balosu

Dolmabahçe'deki balo

29 Ekim akşamı İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Muhittin Bey (Üstündağ) tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda Onuncu Yıl Balosu düzenlenmişti. 30 Ekim 1933 tarihli Akşam gazetesi balo izlenimlerini şöyle aktarıyordu: “Saat ondan itibaren davetliler otomobillerle gelmeye başlamışlardı. Vali Bey ve refikaları (eşi) hanımefendi davetlileri karşılıyordu. Muayede (kutlama) salonundaki büyük avize ve etraftaki avizeler yanmış, koca salon gündüz gibi aydınlık olmuştu. Konsoloslar, vilayet erkânı, askerî yetkililer, İstanbul’un tanınmış bütün yerli ve ecnebi simaları baloda bulunuyordu. Davetlilerin sayısı binden fazla idi. İki cazbant nöbetle çalıyor, salon geniş olduğu için davetliler serbestçe dans ediyordu. Baloda gayet zengin bir büfe vardı. Danstan yorulanlar büfeye rağbet ediyorlardı. Balo sabaha kadar sürmüş, çok kibar ve güzel olmuştur.

Beyazıt Camii’ne kurulan mahya

“Dünyanın en ışıklı şehri”

İstanbulluların bayram coşkusu hava karardıktan sonra da devam etti. Akşam gazetesi kentin gece manzarasını şöyle tasvir ediyordu: “Gece olunca şehrin en ufak sokaklarına kadar süsleyen milyonlarca ampul İstanbul’u nura gark etti. Hiçbir bina yoktu ki cephesi parıl parıl parlamasın. Büyük caddeler gündüz gibi idi. Muhakkak ki İstanbul dün gece dünyanın en ışıklı şehri idi. Beyazıt, Taksim, Şemsipaşa, Belediye önü ve Kızkulesi’nden havai fişekler atılıyordu. Haliç sahillerinde fener alayları yapıldı.” Gece kutlamaları sırasında Ayasofya, Sultanahmet, Yeni Cami, Süleymaniye, Fatih ve Beyazıt camilerinde “Varolsun Gazi”, “Yaşasın Cumhuriyet” ve “Cumhuriyet fazilettir” yazılı mahyalar kuruldu. Fotoğrafta Beyazıt Camii’ne kurulan mahya görülüyor.

Cumhuriyet'in Onuncu Yıl Kutlamaları
Onuncu Yıl Kutlamaları
Taksim Meydanı
Cumhuriyet Anıtı
Tarih
İST Dergi 003
Sayı 003

BENZER

Eyüp, yüzyıllar boyunca bir oyuncak üretim merkezi oldu. Yalnızca İstanbul’un değil Anadolu’nun oyuncak ihtiyacı da buradan karşılandığı için “Eyüp oyuncakları” kavramı geleneksel Osmanlı oyuncakçılığını tanımlamak için de kullanılıyordu. Oyuncakların 20. yüzyıl başından itibaren makinelerle üretilmeye başlandığı Batı ülkelerinde, oyuncakçılık kendini sürekli geliştirip önemli sanayi kolları arasında yerini alırken, bizim geleneksel oyuncakçılığımız ne yazık ki teknolojiye yenik düştü.
İstanbul, şarkılarla yaşıyor. Ağır alaturkalardan en sert rock dokunuşlara, “hafif” pop şarkılardan türkülere her türden örnekte karşımıza çıkan tek şehir belki de... Üstelik izini “ecnebi” şarkılarda sürmek de mümkün. Sadece şehir üzerine yazılan şarkılar bile hatırı sayılır bir külliyata sahip: Üzerine kitaplar yazılacak kadar çok! Semtler, mahalleler derseniz, iş hepten dallanıp budaklanıyor. Neresinden tutarsak tutalım eksik kalacak, şarkıların adını saymaya bile yerimiz yetmeyecek. Yine de adım atmak şart.
COVID-19 hastalığının hayatımıza girmesiyle birçok alışkanlığımızın değişmek zorunda kaldığı bir gerçek. Küresel salgının en çok etkilediği alanların başında ulaşım geliyor. İstanbul’da da kent içi ulaşımın yeniden ele alınması, eski alışkanlıkların gözden geçirilmesi ve yeni yolların denenmesi kaçınılmaz.