İnkılap Müzesi'nin çileli yolculuğu

18 Ağustos 2022 - 15:51

İstanbul Belediyesi, müzecilik faaliyetlerine 1928 yılında başlar. Türk İnkılabı’nın yeni nesillere anlatılması amacıyla ilk olarak 28 Mayıs 1928 yılında Şişli’de, bir köşk satın alınır. Bu köşk aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nın planlarını hazırladığı ve Samsun’a çıkmadan önce bir müddet ikamet ettiği evdir. Burada sergilenmek üzere Cumhuriyet Dönemi İnkılap hareketleriyle ilgili eserler toplanmaya başlanır. Fakat yenileşmenin Osmanlı’ya Lale Devri’nden itibaren geldiği öne sürülerek Osmanlı’ya ait eşya, vesika ve günlük kullanım objeleri de koleksiyona katılır. Eser sayısının giderek artması ile Şişli’deki bina yetersiz kalır, bu nedenle toplanan eserler Belediye tarafından restore edilen Beyazıt Medresesi’ne taşınır.

Beyazıt Meydanı ve Medresesi’nin restorasyonu İstanbul Belediyesi tarafından yapılır. Medrese’de açılacak müzenin sergileme çalışmaları Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. yılı kutlamalarına yetiştirilir. 10. yıl kutlamaları üç gün sürer, 31 Ekim 1933 tarihinde Beyazıt Medresesi’nde “İnkılap Müze ve Kütüphanesi”nin açılışı Muhittin Üstündağ tarafından gerçekleştirilir. Koleksiyonun inkılapları ne kadar yansıttığı tartışmaları dönemin basını tarafından uzun süre gündeme getirilir. Bu eleştirilerin ardından 10 Temmuz 1939 tarihinde “Şehir ve İnkılâp Vesikaları Müze ve Kütüphanesi” adıyla Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Beyazıt Medresesi’nde yeniden müze açılır. 1 Şubat 1945 tarihinde “Belediye Müzesi” olarak Gazanfer Ağa Medresesi’ne taşınır. 6 Ekim 1988 tarihinde ise Yıldız Sarayı içinde yer alan güzel sanatlar binasına taşınarak “Şehir Müzesi” adıyla 2017 yılına kadar hizmet verir. 2017 yılında kapatılan Şehir Müzesi koleksiyonu Atatürk Kitaplığı eser deposunda muhafaza altına alınır. Bu koleksiyonun Kent Müzesi’nde sergilenmesi için yapılan çalışmalar devam etmektedir.

ATATÜRK’ÜN 1919’DA İKAMET ETTİĞİ ŞİŞLİ’DEKİ EV

İnkılap Müzesi kurma çalışmaları 

İnkılap Müzesi için ilk çalışmalar 1925 yılında Maarif Vekilliği’ni yürüten Mustafa Necati Bey tarafından başlatılır. Henüz temelleri yeni atılan Ankara Etnoğrafya Müzesi’ne bağlı bir şubenin, İnkılap şubesi olarak açılması düşünülür. Bina olarak da Büyük Millet Meclisi’nin eski binası önerilir.1 1927 yılında Ankara Etnoğrafya Müzesi Müdürlüğü’ne Hamit Zübeyir Koşay’ın atanmasıyla İnkılap Müzesi çalışmaları hızlanır. Koşay müzeye konulacak eserler hakkında kısa bir yönetmelik hazırlar. Koşay tarafından başlatılan çalışmalar 20 yıl kadar sürer. Fakat bu çalışmalar başarılı sonuç vermez. Etnoğrafya Müzesi İnkılap Şubesi için toplanan çeşitli vesikalar, Kurtuluş Savaşı Dönemi’yle ilgili müze eserleri Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde 1942 yılında kurulan Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü bünyesindeki Devrim Tarihi Müzesi’ne taşınır.2

İstanbul Belediyesi tarafından 1933 yılında açılan İnkılap Müzesi ve Kütüphanesi için ilk öneriler inkılapların hazırlanmasında ve uygulanmasında katkısı olan kişiler tarafından ortaya atılır. Fuat Köprülü 1927 yılında yayımlanan Hayat dergisindeki “İnkılap Terbiyesi” başlıklı yazısında Maarif Vekâleti ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye’nin birlikte yürütecekleri bir çalışma ile İnkılap Müzesi’nin oluşturulmasını ister. Fuat Köprülü makalesinde Erkan-ı Harbiye binbaşılarından Cevdet Kerim Bey’in, Türk İstiklal Harbi neşriyatıyla ilgili Ankara’da ve Darülfünun Konferans Salonu’nda verdiği konferansları halkın büyük bir alakayla takip ettiğini söyler. Bu konferansların İnkılap Terbiyesi açısından çok önemli olduğuna değinir.

Köprülü 1926’da düzenlenen Bakû Türkoloji Kongresi’ne katılır. Bu sırada Sovyetler Birliği’nde kurulan Devrim Müzelerini de ziyaret eder. Müzelerde sergilemede kullanılan görsel malzemeden çok etkilenir. İncelediği Devrim Müzeleri’nin halk tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edildiğini, bu müzelerde kullanılan sergileme ve sunum tekniklerinin kurulacak İnkılap Müzesi’nde örnek alınması gerektiğini söyler.3

Fuat Köprülü Rusya’da gördüğü Devrim Müzelerinin etkisini taşımakla birlikte aynı zamanda ülkemizde kurulacak İnkılap Müzesi’nin daha önce Almanlar tarafından kurulan Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Merkezi’nden de feyz almasını ister. İnkılap Müzesi’nin, her türlü evrakın koleksiyona katılımı sonucunda devrim tarihi çalışmalarında önemli rol oynayacağını savunur.4

1 MART 1929 TARİHLİ MİLLİYET GAZETESİ KUPÜRÜ

İnkılap Müzesi için somut adımlar İstanbul Belediyesi tarafından atılır. Belediye, İnkılap Müzesi için Mustafa Kemal Atatürk’ün Şişli’deki evinde karar kılar. 14 Kasım 1925’te törenle dış cepheye “Gazi Mustafa Kemal Paşa Vatanın Kurtuluşunu 1335 senesinde bu evde hazırladı” yazılı levha konulur.5 Bina, Belediye tarafından satın alınır. 1929 yılında ise müze için kurucu bir heyet oluşturulur. Heyette İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Muhittin Üstündağ başkanlığında, müzeler müdürü Halil Ethem, Darülfünun Müderrisi Köprülüzade Mehmet Fuat, Doktor Ahmet Süheyl, Hayreddin Nedim ve Vilayet Mektupçusu Osman Nuri Bey ile Askeri Müze müdür muavini Derviş Bey yer alır.6 İlk toplantı 28 Şubat 1929 günü yapılır. Bu toplantılarda alınan kararlar dönemin basını tarafından takip edilir, ayrıntılı olarak halka duyurulur.

Milliyet gazetesi ilk toplantıyı ertesi gün manşetten “İnkılap Müzesi İnkılabın Güzel Bir Eseri Olacaktır” diye haberleştirir. Müzede askerî, içtimai, siyasi ve iktisadi inkılaba ait paviyonların tahsis edileceği belirtilir.7

Müze komisyonu ilk yıllarda yoğun bir faaliyet içerisindedir. Yurt dışındaki müzelerde incelemeler yapılır. Müzeye konulacak belge ve eserlerin seçimi için Millî Mücadele’de görev alan kişi ve kuruluşlara başvurulur. Müze komisyon toplantılarının ayrıntıları günü gününe basına duyurulur. Halk çalışmalarla ilgili bilgilendirilir. Bu şekilde; kurulacak müzeye ilginin artması sağlanır, ayrıca gazeteler vasıtasıyla halkın elinde bulunan tarihî değere sahip eserlerin satın alınarak müzede sergileneceği duyuruları yayımlanır.

Müze kuruluş çalışmalarının erken evrelerinde İnkılap hareketlerinin ön plana çıkarılarak Tanzimat Devri’nden başlanacağı bilgisi paylaşılır.8 Daha sonra yapılan toplantılarda alınan kararda ise İbrahim Müteferrika’nın ilk matbaa tesisinden itibaren gerçekleşen İnkılaplara ait eşyanın müzeye konulacağı duyurulur. Ayrıca bu türden eşyaya sahip kişilere, komisyona müracaat ettikleri takdirde eser karşılığında ödeme yapılacağı duyurulur.9 Müzeye İstanbul’un eski hayatını tasvir eden; resim, tablo, albüm ve mecmua konulacağı da belirtilir.10

Cumhuriyet gazetesinin 14 Haziran 1929 tarihli ikinci sayfasında “İnkılap Müzesi için eser toplanıyor” başlığı altında verilen haberde; müze komisyonunun 13 Haziran’da toplandığı, müzenin açılış tarihinin henüz kararlaştırılmadığı belirtilir. Sergilenecek eserlerin tedarik edilmediği belirtilir. Millî Mücadele’ye katılan kişilere müracaat edildiği de verilen bilgiler arasında yer alır.

Müzesi komisyonu bir yandan müzede ne tür eserlerin sergileneceği tespitini yaparken diğer yandan koleksiyon oluşturulmaya başlanır. Edinilen ilk eserler Şişli’deki evde muhafaza altına alınır. Cumhuriyet gazetesinin 13 Nisan 1932 tarihli haberinde Şişli’de İnkılap Müzesi olarak düşünülen bina içinde çok kıymetli eser ve kitapların mevcut olduğu yazar. Binanın müze için yeterli olmayacağı, ayrıca kâgir yapının yangına maruz kalması durumunda mevcut eserlerin yangından zarar göreceği ve bu nedenle bazı eserlerin Beyazıt Medresesi’ne taşınmasına karar verildiği de haberde yer alır. Bu eserler hakkında ayrıntılı listeyi Abdülhak Şinasi Hisar 1933 tarihli Ülkü dergisinin 9. sayısında şu şekilde sıralar:

Bir takım tarihi fotoğraflar ve tablolar, Gazi’ye ait yüz kadar fotografi agrandismanı, muharebede ve mütarekede işgal altına alınan memleketlerimizin ve İstiklal harbinden sonra kurtulmuş Türkiye’nin haritaları, Gazi’ye ait bazı elbiseler, şapka İnkılabına ait resimler ve Gazi ile Türk İnkılabı hakkında Türkçe ve yabancı dillerdeki eserler gibi, bir hayli hatıra ve vesikalar toplanmış bulunmaktadır.11

BEYAZIT MEYDANI VE MEDRESE BİNASI, 1930

İnkılâp Müzesi Komisyonu’nda yer alan Osman Nuri Ergin 1933 tarihli İstanbul Belediye Mecmuası’nda “İstanbul Belediyesi’nin On Sene İçinde Yaptığı Başlıca İşler” makalesinde “Hars ve Terbiye İşleri” başlığında sergilenecek eserler hakkında ayrıntılı bilgi sunar. İzmir’in Yunanlar tarafından işgaliyle başlayan Anadolu direnişini ve son olarak Türk ordusunun zaferini gösteren İtalyan ressam Vittorio Pisani12 tarafından yapılan dokuz adet suluboya tablonun koleksiyona katıldığını belirtir.13 Makalenin devamında Osman Nuri Ergin, İnkılap Müzesi için sergi tasarımında İnkılabın büyüklüğünü, iyiliğini ve önemini gelecek nesillere gösterebilmek için bazı mukayese zeminleri düşünüldüğünü iletir. Koleksiyonun sınırlandırıldığı dönem hakkında da şu bilgileri verir: “Tanzimat Devri’nin de Türklerin garplaşmasına başlangıç olamayacağı ve bunun için üçüncü Ahmet ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa devirlerine kadar gidilmesi kararlaştırıldı.”14

İnkılap Müze ve Kütüphanesi'nin açılışı

Medreselerin kapatılmasından sonra Beyazıt Medresesi bir müddet erzak deposu olarak kullanılır. Bazı dönemler ise içine fakir aileler yerleştirilir. Kısa bir süreliğine ise talebe yurdu olarak hizmet verir. Harap bir halde kalan medrese İstanbul Belediyesi tarafından restore edilir. 20 odadan oluşan medresenin yarısı müzeye diğer yarısı ise kütüphaneye ayrılır.15

Osman Nuri Ergin; Beyazıt’ta kurulacak müzeyi Halk Müzesi, Şişli’deki evi ise İnkılap Müzesi olarak isimlendirir. Bu isimlendirmenin nedeniyse 3 Nisan 1930 tarihinde çıkarılan 1580 sayılı belediyeler kanunudur. Bu kanunda geliri 500 bin liradan fazla olan belediyelere halk müzesi ve halk kütüphanesi kurma zorunluluğu getirilir.16

Şişli’de Atatürk’ün evinde biriktirilen ve İnkılaplarla ilgisi olmayan bazı eserler Beyazıt Medresesi’ne taşınır. Medrese içinde bu eserler müze ve kütüphane olarak iki ayrı koridorda tanzim edilir.17 Müze için ayrılan koridorda; resimlerle, mankenlere giydirilmiş Osmanlı Dönemi kıyafetleri sergilenir.18 Medresenin diğer bölümlerinde; günlük kullanım objeleri, zanaatkâr aletleri ve eserleri ile gölge oyunu figürleri, kuklalar ve Eyüp Oyuncakları’na yer verilir.19

İnkılap Müzesi ve Kütüphanesi’nin açılışından itibaren koleksiyon geliştirilir. Edinilen eserler için yeni sergilemeler yapılarak farklı bir isimle müze tekrar ziyarete açılır. Bu süreçte eser edinimi dönem gazetelerinde karikatüristlere de konu olur. Akşam gazetesi çizerlerinden Cemal Nadir’in meşhur “Amca Bey” karakteri İnkılap Müzesi için yaptığı tuval üzerine siyah renk tabloda işgal yıllarında İstanbul manzarasını işleyerek eser edinimine modernist bir bakış açısı getirir.

“AMCA BEY”, CEMAL NADİR (AKŞAM GAZETESİ 21 ŞUBAT 1934)

Yeni açılış öncesi tanzim ve teşhir işlerinde 1934 yılında İnkılap Müzesi Müdürlüğü’ne atanan Ahmet Ziya Akbulut’un etkin görev aldığı ve yeni sergileme önerilerinde bulunduğu görülür.

Ahmet Ziya Akbulut’un Beyazıt Medresesi’nde yürüttüğü çalışmalar hakkında 8 Ağustos 1937 tarihinde Tan gazetesinde Selahaddin Güngör’e ait “İnkılap Müzesi Var mı, Varsa Acaba Nerede?” başlıklı bir yazı yayımlanır. Yazıda Beyazıt Medresesi salonu duvarında asılı bazı tablolar, masa üzerinde kitaplar, Ahmet Ziya Akbulut’un bir fotoğrafı ve Mesrur İzzet tarafından yapılmış “Mısır Közleyen Yeniçeri” alçı heykelinin görseli sunulur.20 Haberin ayrıntılarında İnkılap Müzesi’nin nerede olduğuna dair tartışmalara Enver Behnan’dan21 cevap alan yazar Beyazıt Medresesi’ne ziyarette bulunur. Medresede müze müdürü Ahmet Ziya Akbulut tarafından karşılanan yazar ve ekibine ayrıntılı bilgi verilir. Ahmet Ziya Akbulut; kendi çabası ile bazı odaları düzenlediğini, ödeneğin yetersiz olduğunu fakat Muhittin Üstündağ’ın İnkılap Müzesi için yoğun mesai harcadığını belirtir. Gazete haberinin son kısmında ise İnkılaplarla ilgisi olmayan birçok eserin koleksiyona katıldığını, sergilemenin ve müzenin isminin sorunlu olduğunu belirtir.22

Ahmet Ziya Akbulut’un 17 Nisan 1938’deki vefatının ardından İnkılap Müzesi Müdürlüğü’ne kısa süreliğine vekâleten Selim Nüzhet Gerçek getirilir. Daha sonra ise Hüseyin Şemseddin Günören atanır.

BEYAZIT MEDRESESİ GİRİŞİ

Şehir ve İnkılap Vesikaları Müze ve Kütüphanesi

Birçok yazışmada yeni açılacak müzenin adı İnkılap Müzesi olarak geçse de açılışında Şehir ve İnkılap Vesikaları Müzesi23 adı kullanılır. Bu ad ise ilk kez Şubat 1939 tarihli Türkiye Turing ve Otomobil Kulübü belletenindeki Hasan Bedrettin imzalı makalede geçer. Hasan Bedrettin resmi açılışı yapılmadan müze ve kütüphane hakkında ayrıntılı bilgi verir. İstanbul halkının öz malı olduğunu belirttiği müze ve kütüphanenin bütün hazırlıklarının tamamlandığını, birkaç güne kadar müzenin açılacağını müjdeler. Binada yapılan düzenlemelerden de bahseder Hasan Bedrettin. Beyazıt Medresesi’ndeki dershane okuma salonu hâline getirildiği gibi bu okuma salonunun kubbesinin etrafına Yeni Camii kasrından seçilen çerçevelerle salonları tezyin edilir. Müze kısmında ise 12 camekân çeşitli konular üzerine sanatkârların yaptığı şehir sanatlarına ayrılır. Müzenin diğer 12 camekânı ise İnkılap konularına ayrılır. Burada İnkılabın yok ettiği; büyücülük, falcılık, nazarlık, muska gibi hurafeler canlı bir şekilde tebarüz ettirilir. Yine buradaki camekânlarda; İnkılaba ait saz aletleri, musiki ölçüleri, yazı gibi kısımlara da yer verilir.24

10 Temmuz 1939 tarihinde Şehir ve İnkılâp Vesikaları Müze ve Kütüphanesi’nin açılışı vali ve belediye başkanı Lütfi Kırdar tarafından yapılır. Açılışta eski vali ve belediye reisi Muhittin Üstündağ, belediye erkânı, Topkapı Müzesi müdürü Tahsin, maarif umumi müfettişi Fethi, parti idare heyeti azaları ve gazeteciler yer alır.

Lütfi Kırdar açılış günü yaptığı konuşmada kurulum süreci ve koleksiyon hakkında ayrıntılı bilgi verir.25

Lütfi Kırdar’ın konuşmasının ardından müzede yer alan hurufat malzemeleri, kitaplar, müzeye kitaplarını bağışlayan Muallim Cevdet ve Emiroğlu Ziya’nın eserleri, belediye ve müzelerin yayınları, Matbuat Umum Müdürlüğü yayınları, 15. yıl münasebetiyle yapılan yayınlar, İstanbul’un en eski resmi, şehir sanayi, eski gazeteler, musiki alet ve edevatı sergisi incelenir.26

10 TEMMUZ 1939 TARİHİNDE ŞEHİR VE İNKILÂP VESİKALARI MÜZE VE KÜTÜPHANESİ’NİN AÇILIŞINA DAİR ÇIKAN GAZETE HABERLERİNDEN BİRİ

Müzenin açılışı ertesi gün basında önemli bir yer tutar. Gazetelerde açılış hakkında ayrıntılı bilgi verilir.

Şehir ve İnkılâp Vesikaları Müze ve Kütüphanesi, açılış tarihinden itibaren geçici sergiler düzenlenerek İstanbul halkının hizmetine sunulur. Matbaanın kuruluşunun 500. yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan kitap konulu sergi, Namık Kemal’in doğumunun 100. yılını kutlayan sergi ve maket, neşriyat, grafik eserlerden oluşan şehir konulu sergi bunlar arasında yer alır.

1940 yılında İstanbul Belediyesi, Tevfik Fikret’in Aşiyan’da yer alan evini şairin eşi Nazime Hanım’dan içindeki eşyalarıyla birlikte satın alır. Bu girişimle müzecilik faaliyetlerini genişletmek ve burada bir edebiyat müzesi kurmak amaçlanır. Beş yıl süren sergileme çalışmaları ardından Tevfik Fikret’in 30. ölüm yıl dönümünde “Edebiyat-ı Cedide Müzesi” adıyla Türkiye’nin ilk edebiyat müzesi kurulur. 15 Haziran 1942 tarihinde ise Şişli’de Atatürk’ün kurtuluş planlarını hazırladığı ev, “Atatürk İnkılâbı Müzesi” adıyla ziyarete açılır.

Beyazıt Medresesi içinde yer alan müze eserleri 1945 yılında Gazanfer Ağa Medresesi’ne taşınıp “Belediye Müzesi” adını alır. 6 Ekim 1988 yılında ise Yıldız Sarayı içindeki Güzel Sanatlar binasına taşınarak “Şehir Müzesi” adıyla sergilenmeye başlanan koleksiyon 2017 yılına kadar hizmet verir.

2017 yılında kapatılan Şehir Müzesi koleksiyonu Atatürk Kitaplığı eser deposunda muhafaza altına alınır. Bu koleksiyonun Kent Müzesi’nde sergilenmesi için yapılan çalışmalar devam etmektedir. 27

DİPNOTLAR

1 Abdülhak Şinasi Hisar, “Bir İnkılap Müzesi İçin”, Ülkü, 1933, s. 260.

2 Mustafa Oral (2022): “Ankara Etnoğrafya Müzesi İnkılâp Şubesi”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu dergisi, S. 29-30, Mayıs-Kasım 2002, s. 13-17.

3 Mehmed Fuat Köprülü (1927): “İnkılap Terbiyesi”, Hayat II, 29. s. 41.

4 Mehmed Fuat Köprülü (1927): “İnkılap Terbiyesi”, Hayat II, 29. s. 42.

5 “İçinde Vatanın Kurtuluşu Hazırlanan Ev”, Vatan, 17 Temmuz 1925.

6 “İnkılap Müzesi”, Cumhuriyet gazetesi, 12 Temmuz 1929, s. 2.

7 “İnkılap Müzesi İnkılabın Güzel Bir Eseri Olacaktır”, Milliyet gazetesi, 1 Mart 1929, s. 1.

8 “İstanbul İnkılap Müzesi”, Cumhuriyet gazetesi, 1 Mart 1929, s. 1.

9 “İnkılap Müzesi”, Milliyet gazetesi, 9 Mayıs 1929, s. 3.

10 “İnkılap Müzesi”, Milliyet gazetesi, 3 Haziran 1929, s. 3

11 Abdülhak Şinasi Hisar, “Bir İnkılap Müzesi İçin”, Ülkü, 1933, s. 263.

12 Vittorio Pisani; İtalyan ressam. Kurtuluş Savaşı’nı 10 adet suluboya ile resimlemiştir. İnkılap Müzesi eser edinme sürecinde dokuz adet tablo koleksiyona katılmış, 2014 yılında Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından 10. tablo satın alınarak koleksiyon tamamlanmıştır.

13 Osman Nuri Ergin, “İstanbul Belediyesi’nin On Sene İçinde Yaptığı Başlıca İşler”, İstanbul Belediye Mecmuası, 1933, s. 72.

14 Osman Nuri Ergin, age., s. 74.

15 Osman Nuri Ergin, age., s. 74. 16 Osman Nuri Ergin, age., s. 75.

17 Reşad Ekrem Koçu (1961): “Belediye Kütüphanesi”, İstanbul Ansiklopedisi Cilt 5, İstanbul: Kültür Bakanlığı Tarih Vakfı.

18 Osman Nuri Ergin, age., s. 74.

19 Osman Nuri Ergin, age., s. 75.

20 S. Güngör, “İnkılap Müzesi Var mı, Varsa Acaba Nerde?”, Tan gazetesi, 8 Ağustos 1937, s. 8.

21 Tarihçi ve gazeteci Enver Behnan Şapolyo (1900-1972) Müzeler Tarihi kitabının ilk baskısını 1936 yılında yapmıştır. Enver Behnan bu kitabında “Müzelerin Nevileri” başlığı altında 7. maddede İnkılap Müzesi’nden bahsetmiştir. 7. maddenin ayrıntılı anlatıldığı kısımda ise İnkılap Müzesi yerine Devrim Müzeleri adını kullanmıştır.

22 S. Güngör, “İnkılap Müzesi Var mı, Varsa Acaba Nerde?”, Tan gazetesi, 8 Ağustos 1937, s. 11.

23 Hasan Bedrettin makalesinde “Şehir ve İnkılap Vesikaları Müzesi” başlığını kullanmış. ‘Kütüphane’ kısmını belirtmemiştir.

24 H. Bedreddin (1939): “Şehir ve İnkılap Vesikaları Müzesi”, Türkiye Turing ve Otomobil Kulübü belleteni.

25 “Şehir ve İnkılap Vesikaları Müze ve Kütüphanesi”, İstanbul Belediye Mecmuası, 1939, s. 139.

26 “İnkılap Müzesi”, Cumhuriyet gazetesi, 11 Temmuz 1939, 1, 11.

27 İBB Şehir Müzesi Koleksiyonu’nda bir adet bordo ve bir adet tirşe renginde olmak üzere iki adet ferace yer almaktadır.

Cumhuriyet
İnkılap Müzesi
İstanbul Belediyesi
Beyazıt Medresesi
Müzecilik
Osman Ocak
Tarih
empty-result-block

BENZER

Tophane semti kıyısında, şehre denizden gelenleri karşılayan, Mimar Sinan’ın son ustalık eserlerinden 442 yıllık Kılıç Ali Paşa Camii görkemli varlığıyla İstanbul’un simgelerinden biri. Yapımında Don Quijote’un yazarı Cervantes’in işçilik yaptığına dair bir şehir efsanesi var. Denizcilerin karaya ayak basmadan avlusuna çıktıkları, kadınların mesire yeri olarak denizi seyrettikleriyse, gerçek.
Otuzlu yılların İstanbul basını, kent yaşamını zenginleştiren ayrıntıları yakalamak ve incelikle işlemekte ustaydı. Şüphesiz mevsimler bu renkli anlatıyı değiştirip dönüştüren birer intikal sahasıydı. Örneğin yaz, İstanbullular için eğlence, deniz hamamı, sayfiye sefası, beklenmedik yağmurlar ve bunaltan sıcaklar anlamına geliyordu.
Sadece 1990’ların değil tüm zamanların en akılda kalan dizilerinden biri Süper Baba. 1994- 1997 arasında çekildi, o güne dek görülmemiş seyredilme oranlarına ulaştı. İstanbul’un bir Boğaz semti Çengelköy dizinin âdeta başrolündeydi; henüz çekimler bitmeden semte geziler, Nihat’ın deniz kenarındaki kahvesine turlar düzenleniyordu. Meydan çeşmesi, ulu çınar ağacı, dar sokakları, ahşap konakları, müstakil evleriyle ünlenmişti Çengelköy.