Deniz hamamında bir saat

Fotoğraf
Faik Şenol
04 Haziran 2021 - 16:58

Eski tarihlerde İstanbul’un her yerinden denize girilebiliyor; yaz aylarında çok sayıda plaj ve deniz hamamı şehrin farklı kıyılarında halka hizmet veriyordu. Yazın başlarında kurulan deniz hamamları, biten sezonun ardından sonbaharın ilk günlerinde sökülerek bir sonraki yazı bekliyordu.

İşte bu deniz hamamlarından birisi Tophane Salı Pazarı’ndaydı. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümleri olan hamamın bir de gazinosu vardı. Değerli yazar Hikmet Feridun Es, Salı Pazarı Deniz Hamamı’na giderek burada gördüklerini Akşam gazetesinin 17 Temmuz 1930 tarihli sayısında "Alaturka deniz hamamında bir saat" başlıklı yazıyla okurlarına anlattı:

[...] Plajlar tamamile asrileştiği halde deniz hamamlarımızda hâlâ harem selâmlık var. Alaturka deniz hamamında kadın görünmesi gayet müşkül olan esrarengiz hülyavî bir balık halinde...

Ve bu güzel balıkları temaşa etmek için bizim gittiğimiz deniz hamamının kadınlar kısmının tahtadan duvarları etrafında
eski Göksu, Kâğıthane âlemlerini hatırlatan bir sandal kalabalığı vardı.

Sandallardan utla, defle, zurna ile hatta kemanla bir gazel, zeminü zamana uygun bir şarkı yükseldikçe deniz hamamının tahtadan perdelerinden biri aralıklanıyor, dışarıya saçları dağılmış bir kadın başı, yahut mevzun [biçimli], beyaz bir bacak uzanıyordu.. İşte o zaman sandaldakiler büsbütün coşuyorlar, yanık sesler ayyuka yükseliyor. [...]

Deniz hamamı

Hikmet Feridun Es’in burada geçirdiği bir saatte tanıklık ettiği komik olaylardan biri de denizde beline otomobil lastiği geçirmiş biriyle şoför kılıklı bir delikanlının kavgasıydı:

— Vay, diye atıldı, bu benim otomobilin lâstiği.. Ulan sen bunu nereden arakladın da buraya benim lâstikle yüzmeğe geldin? Çıkar bakalım lâstiği...

Öbürü yarı yalvarıyor, yarı tehdit ediyordu:

— Etme yahu.. Boğulursam karışmam ha.. Deniz derya üstünde lâstiğimi belimden çıkarıp da sana nasıl vereyim?

Hikmet Feridun Es’in İstanbul’un kaybolmuş yaz hayatından bir hatırayı anlattığı yazısına gazetede üstat Faik Şenol’un çektiği bu fotoğraf eşlik ediyordu. 

Deniz hamamı
Faik Şenol
IBB
İstanbul
Tarih
Hikmet Feridun Es
Sayı 006

BENZER

Şehrimizin önemli iki iç denize kıyısı var: Karadeniz ve Marmara Denizi. Pencereden denize baktığımızda hiç aklımızdan geçmiyor ama sularımızda, gemilerin balast suyuyla taşınan istilacı türlerle yerli türler arasında ölüm kalım savaşı yaşanıyor her an.
Farklı türlerde üreten sanatçılar olup fark yaratmayı başaran üç kadınla, Melike Şahin, Lil Zey ve Nova Norda'yla yuvarlak masa usulü muhabbet ettik. Türkiye’de kadın müzisyen olmaktan dijital müzik piyasasına ve konserlerin geleceğine, pandemi ve iklim felaketine, oradan İstanbul’a uzandık.
Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, duygusal şiddetten başlayıp cinayete varabilen kadına yönelik şiddet döngüsünü ancak kadınları bilinçlendirerek kırabileceğimizi söylüyor. Bilinçlenmenin yolu duygusal şiddeti tanımak, nereye varabileceğini görmek ve önlem almaktan geçiyor.