Çanakkale Cephesi’nde havacılar da vardı

21 Şubat 2022 - 16:59

18. yüzyılda Fransız Montgolfier Kardeşler’in ilk balonu uçurmalarından sonra, 19. yüzyıl başında görülen ilk hava başarısı paraşütün keşfi ve denenmesi oldu. 19. yüzyıl sonunda Prusyalı mucit Otto Lilienthal planörü yaparak insanlığa havacılığın geniş ufuklarını açtı. 20. yüzyıla gelindiğinde ise Amerikalı Orville ve Wilbur Wright kardeşler tarafından 17 Aralık 1903’te ilk uçuş denemesi başarıyla gerçekleştirilen uçak, bütün dünyada heyecan ve merakla karşılandı. 1905 yılında bu defa Fransız Voisin Kardeşler, Paris civarında ilk uçak fabrikasını açtılar. İlk başlarda hava ulaşımı için henüz bir talep olmadığından sivil havacılık sadece gösterilerle sınırlı kaldı. İlk heveslisi zenginlerdi ve satın aldıkları ya da kendi yaptıkları uçaklarla para kazanmak veya eğlenmek maksadıyla uçtular. Hemen hemen her ülkedeki deniz ve kara kuvvetleri, uçmanın askerî mahiyette sağlayacağı yararları anlamaya başlayınca hava filoları kurulmaya başladı. 1909 yılı ortalarında Amerika Birleşik Devletleri ilk askerî uçağa sahip olurken onu Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri izledi. Bazı ülkeler ötekilere göre daha hevesli ve ileri görüşlü olmakla birlikte, bu evrede yine de herhangi birinin gelecekteki savaşlarda havacılığın oynayacağı rolün büyüklüğünü tam olarak anlayabildiğini söylemek zor.

Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın Tayyare Mektebi'ne ziyareti, Yeşilköy, 26 Nisan 1912

Osmanlı Devleti’nde yabancı pilotlar tarafından Aralık 1909’da birtakım uçuş gösterileri olsa da havacılık faaliyetlerine en büyük ilgi Trablusgarp Harbi sırasında yaşanacaktır. Uçağın ilk defa askerî maksatla kullanıldığı Trablusgarp Harbi’nde İtalyanların 1 Kasım 1912’de uçaktan bomba atmaları, Osmanlı askerî idarecilerinin dikkatlerini uçakların üstüne çekti ve onları havacılıktan askerî bir güç olarak yararlanmanın yollarını aramaya sevk etti. Bu konuda dönemin Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın öncü rolü önemlidir. Nitekim Türk ordusunun ilk havacılık kuruluşu, 1 Haziran 1911’de "Tayyare Komisyonu" adıyla faaliyete geçti. Havacılık tahsili için Avrupa’ya öğrenciler gönderildi, 1912 yılının Temmuz ayında Yeşilköy’de Tayyare Mektebi’nin inşasına başlandı. Haziran 1914 tarihinde de yine Yeşilköy’de Bahriye Tayyare Mektebi kuruldu.

Havacılar Çanakkale'ye geliyor

Türkiye’de tayyareciliğin yeni yeni teşkilatlandığı dönemde tayyare alımından önce pilot ve makinist yetiştirmek gerekiyordu. Bu maksatla ordudan gönüllü subaylar arandı: Kara Kuvvetleri’nden pilot; makinistlik için de Deniz Kuvvetleri’nden deniz makine subayları tercih edildi. Gerekli şartları sağlayanlar Fransa’ya ve İngiltere’ye tahsile gönderildiler. Bu pilot ve rasıtlar almış oldukları kısa eğitime ve uçuş saatlerine rağmen farklı tipteki tayyareleri büyük bir cesaretle ve başarıyla kullanmışlardır.

Savaşın başında Türk tarafının elinde savaş uçağı olarak kullanılabilecek çok az sayıda uçak bulunuyordu. Çanakkale’ye ulaşabilen ilk uçak, Pilot Teğmen Fazıl Bey’in kullandığı Nieuport deniz tayyaresi oldu. Fazıl Bey, 17 Ağustos 1914’te Nara’ya inmeyi başardı. Fakat Çanakkale’ye kara tayyaresinin gelmesi beklendiğinden deniz tayyaresi için gerekli tertibat alınmamıştı; tayyare sahile bağlanıp deniz kenarında bir hangar inşasına girişildi. Müfreze Kumandanlığı’na da Deniz Tayyare Mektebi rasıtlarından Bahriye Yüzbaşı Hüseyin Sedat tayin edildi.

Savaş öncesinde Boğaz abluka altındayken Çanakkale’ye ulaşabilen ilk Türk tayyaresi, pilot teğmen Fazıl Bey’in kullandığı Nieuport deniz tayyaresi olmuştu.

Fazıl Bey, 1914 Eylül ve Ekim aylarında Bozcaada ve Limni bölgesinde sık sık arıza yapan uçağına rağmen hava keşifleriyle düşman donanması üzerine 150 metreye kadar alçalarak çok önemli bilgiler toplamayı başarmıştır. Fazıl Bey’in bölgeden ayrılmasından sonra 1915 Ocak ayı başında Pilot Üsteğmen Cemal’in (Durusoy) idaresindeki Bleriot tayyaresi (Ertuğrul) Çanakkale’ye gönderilecektir. Bu uçak, savaş sırasında bölgeye gelen ilk kara uçağıdır. İngiliz deniz uçağı ana gemisi Ark Royal ve onun taşıdığı uçaklar bölgeye gelmeden çok önce Cemal Bey, Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanlığı’nın tek tayyaresi olan Ertuğrul tayyaresiyle birçok keşif uçuşu yapmıştır. Ertuğrul, 17 Mart’a kadar en önemli hizmeti görmüş, Çanakkale’deki Türk kıtalarının gözcülüğünü yapmıştır.

18 Mart'a doğru...

1915 yılı Mart ayı ortalarına gelindiğinde her iki taraf savunma ve taarruz için gereken tertiplerini alırken, 17 Mart günü İstanbul’dan bir torpidobot ile Çanakkale’ye gelen Yüzbaşı Serno o dönemde Türk hava teşkilatının başında bulunuyordu 18 Mart sabahı ilk keşif uçuşuna çıktığında rasıt olarak yanında Alman Deniz Kurmay Yarbay Schneider bulunuyordu. Bu görev sırasında Bozcaada’ya kadar uçularak keşifte bulunuldu. Deniz subayı olan rasıt Schneider için gemi tiplerini tanımak zor olmamıştı. Düşmanın Çanakkale Boğazı’na saldırıya geçmek için hazırlandığını kolayca anladı. Bu nedenle zaman kaybetmeksizin Çanakkale’ye dönen ekip, Boğaz Komutanı Amiral von Usedom’a durumu iletti. Hemen ardından aynı rapor, Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bildirildi. Böylece Çanakkale’yi savunan ve muhtemel taarruzu bekleyen birlikler alarm vaziyetine geçtiler.

Boğaz’dan geçişin mayın maniaları ile kesildiği bilindiği için Bozcaada’da demirli İngiliz Ark Royal gemisinin uçaklarına, hava keşifleriyle Boğaz’daki mayınların yerlerinin tespit edilmesi görevi verilmişti. İngiliz havacılar Kilitbahir ile Çanakkale arasında Kepez Koyu’nda Boğaz’ı enlemesine kesen birçok mayının yerini tespit edebilmişlerdi. İngiliz RNAS (Royal Naval-Air Service/Kraliyet Donanma Hava Servisi) uçaklarında görev alan rasıtlar, daha önceden konumlarını bilmedikleri mayınların yerlerini tespit edecek durumda değillerdi. İngiliz resmî harp tarihi 18 Mart deniz harekâtından önce Boğaz’ın, Seddülbahir’deki girişinden en dar yerine yaklaşık yedi kilometre mesafeye kadar dikkatlice incelendiğini yazmaktaydı. Ancak Nusret mayın gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda kıyıya paralel olarak yerleştirilmiş olan mayınların fark edilememesi, rasıt sınıfına gerekli ilgiyi göstermemiş olmalarının bir neticesiydi ve bu da savaşın kaderini kendileri açısından olumsuz yönde etkiledi. Taarruz öncesinde deniz üzerinde keşfe çıkan düşman tayyareleri mayınları fark edememişler ve denizin temiz olduğuna ilişkin rapor vermişlerdi. Denizin hafif dalgalı oluşu da mayınların görülmesini engellemişti.

Bleriot (Ertuğrul) tayyaresinin nakli

Takvimler 18 Mart 1915 Perşembe gününü gösterirken Birleşik Donanma Boğaz’a saldırıya geçti. Ark Royal gemisinden havalanan uçaklar saldırıya iştirak ederken Türk kıyı topçusunun yapılan saldırıya büyük bir güçle mukavemet etmesi donanmanın ileri harekâtını zorlaştırdı. Nitekim kıyı topçusunun ateşinden bunalan gemilerin bir kısmını dinlendirmek için geri manevra yapılması istendiğinde bu gemilerden Bouvet, Ocean ve Irresistible zırhlıları mayınlara çarparak battı, Inflexible ise ağır hasara uğradı. Durumu tespit etmek için saat 16.00 civarında Pilot Üsteğmen Cemal ve Rasıt Osman Tayyar Bleriot (Ertuğrul) tayyaresi ile Boğaz dışına bir keşifte bulundular. Akşamüzeri bu defa Limni bölgesinin ve mevcut vaziyetin keşfedilmesi emredildi. Bu görev, Alman Pilot Teğmen Seidler ve rasıt Deniz Yüzbaşı Hüseyin Sedat tarafından yerine getirildi. Bir saat süren keşif sırasında, Birleşik Donanma’nın tamamen çekildiği anlaşıldı.

Boğaz’ı denizden geçemeyen İtilaf güçlerinin Çanakkale’yi karadan zorlayacağı yine hava keşif görevleriyle anlaşılmıştır. Bu sırada Çanakkale’deki Türk hava gücü bölük seviyesinde teşkilatlanacak ve bu bölük (1. Tayyare Bölüğü) Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine verilecektir. Çanakkale harekâtının bu evresinde İtilaf kuvvetleri de kendi hava kuvvetlerini takviye etmek üzere 25 Mart 1915’te bir nakliye gemisiyle on sekiz kara uçağını Bozcaada’ya göndereceklerdir. Ayrıca Manica balon gemisi ile bir sabit balon acele yola çıkarılarak Çanakkale’ye gelecektir. Daha sonra, Manica gibi ticari gemiden balon gemisine dönüştürülen Hector adlı gemi, Manica balon gemisini desteklemek üzere 9 Haziran 1915’te bölgeye gelmiştir. Bu süreçte üç tayyareden oluşan 1. Tayyare Bölüğü, 27 Mart-17 Nisan günleri arasında Çanakkale Boğazı önündeki adalardan Limni’ye birçok keşif uçuşu yapmıştır. Uçuşlar sırasında yakında bir çıkarma harekâtı yapılacağına dair hareketlilik fark edilmiş, Gökçeada (İmroz) ve Bozcaada’da (Tenedos) İtilaf birliklerinin toplandığı görülmüştür. Nitekim kısa bir süre sonra İtilaf devletleri teşkil ettikleri Akdeniz Sefer Kuvveti’ni harekete geçireceklerdir.

Çanakkale'de Türk tayyare bölüğü

25 Nisan 1915’Ten 6 Ağustos 1915’e hava faaliyetleri 

Çanakkale Cephesi’nde ilk hava muharebesi 2 Mayıs 1915’te yaşandı. Yüzbaşı Serno’nun pilot, Hüseyin Sedat’ın rasıt olarak bulunduğu tayyare (Albatros), Fransız tayyaresiyle (Farman) karşılaşınca Serno ve Hüseyin Sedat, Parabellum tabancalarıyla ateş açarak düşman uçağını kaçırmayı başarmışlardı.

1915 yılının Mayıs ayında Osmanlı Devleti tarafından cepheyi güçlendirmek için Almanya’dan deniz uçakları istenmişti. 1915 Haziran ayında ilk Gotha WD-I deniz uçakları Türkiye’ye geldi. Bu uçaklardan biri eğitim maksadıyla Yeşilköy’de kaldı, diğer üçü Çanakkale’ye gönderildi. Bu safhada Çanakkale’deki küçük hangar büyütüldü, Nara’da ikinci bir hangar yapıldı. Bu üç uçak bundan böyle Çanakkale Boğazı Komutanı Amiral von Usedom’a bağlanmış olan Alman Deniz Tayyaresi Müfrezesi’ni (bölük) oluşturdu. Anadolu tarafında Köse ve Nara burunları arasında konuşlanan Deniz Tayyare Bölüğü’nün asıl görevi, Boğaz dışındaki adalara keşif ve bombardıman uçuşları yapmak, İtilaf filosunun Boğaz önündeki faaliyetini takip etmekti. Çok etkin olmasa bile bölük tarafından yapılan uçuşlar, İtilaf denizaltılarının bölgede pervasızca hareket etmesini engellemişti.

Havadan düşürülen ilk yabancı uçak

İtilaf kuvvetlerince, 25 Nisan 1915 günü başlatılan çıkarma harekâtı sonrasında gerek Seddülbahir gerekse Arıburnu bölgesinde cereyan eden kanlı muharebelerde Türk savunması İtilaf güçleri tarafından çökertilemedi. Muharebeler süresince her iki taraf tayyareleriyle karadaki birliklerini desteklemeye çalışıyorlardı. Bu dönemde İtilaf güçleri cephedeki sahra hastanelerine; Havuzlar, Ezine, Maydos, Halil Paşa Çiftliği bölgelerindeki hastanelere olduğu gibi Kızılay bayrağı görüldüğü halde Arıburnu kuzeyindeki sıhhiye bölüğü mevkiine ve hastane gemilerine bombardımanda bulunarak uluslararası savaş kurallarını çiğnemiş, pek çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olmuşlardır.

İtilaf hava kuvvetlerinin tayyare sayısı, Ağustos 1915 itibarıyla üstünlüğünü devam ettirmekteydi. Bu yüzden Türk tarafınca istenilen seviyede uçuş icra edilemiyordu. Nitekim İtilaf güçlerinin hazırlıkları, yeni bir çıkarmaya yönelik sürdürdükleri faaliyetler, Türk tarafınca düzenli takip edilememişti. Bununla birlikte 6 Ağustos öncesinde yapılan hava keşiflerinde, düşman kara ve deniz unsurlarının, taşıt gemilerinin Limni ve Gökçeada’da (İmroz) toplandığı tespit edilmiş ve durum 5. Ordu Komutanlığı’na bildirilmişti. Bu keşifler sayesinde her ne kadar İtilaf güçlerinin yeni bir çıkarma harekâtı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış olsa da Liman von Sanders’in kumandasındaki 5. Ordu Komutanlığı düşmanın yeni çıkarmasını Bolayır bölgesinde beklemekte olduğundan üç tümenini Bolayır bölgesinde tutmuştu.

İtilaf güçleri 6-7 Ağustos’taki yeni çıkarma harekâtını başlattıklarında yeni bir uçak filosu daha RNAS filosuna katıldı. İtilaf kuvvetleri bu şekilde uçak sayısını arttırırken Türk tarafı uçakların dağıtımı ve teslim edilmesiyle ilgili sıkıntı yaşamaktaydı. Bomba imali ve el aletlerinin temini Bakırköy’deki depo ve İstanbul’daki zanaatkârlar vasıtasıyla sağlanabiliyordu. Demir ustası olan bu zanaatkârların bazıları pervane ve jig yapmak için görevlendirilmişlerdi.

Anafartalar Grup K. Kur. Alb. M. Kemal, yaveri süvari Teğmen Mehmet Zeki ile Gelibolu Yarımadası’nda

6 Ağustos 1915 günü Suvla Körfezi’nden Anafartalar bölgesine yapılan ikinci büyük çıkarma harekâtı sırasında Türk tayyareleri keşif görevinde bulunamadı. Bu çıkarmadan düşman karaya çıktıktan sonra haberdar olundu. Eylül 1915’te Bulgaristan’ın Almanya’nın yanında savaşa dâhil olmasıyla Türkiye’ye Almanya’dan yapılan askerî sevkiyat daha kolay yapılmaya başlandı. Alman ve Türk pilot ve rasıtlarından oluşan 1. Tayyare Bölüğü, Çanakkale Muharebeleri’nin ilerleyen devresinde 5. Ordu’ya yakın hava desteği sağladı, savaş süresince personelin bir kısmı Çanakkale ile Yeşilköy Tayyare Mektebi arasında yer değiştirmek durumunda kaldı. Bu safhada havacıların keşif raporlarıyla sağladığı istihbarat,
aynı yılın güz döneminde devreye giren fotoğraf makinelerinden çekilen mükemmel görüntülerle iyileştirildi.

Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal komutasında kazanılan Anafartalar ve Conkbayırı Muharebeleri (6-10 Ağustos 1915) sonrasında savaş artık lağım muharebelerine dönüşmüştü. Muharebelerin devam ettiği bugünlerde 27 Eylül günü pilot Teğmen Preusner ve rasıt Üsteğmen Karl Kettembeil, çıktıkları uçuş görevi sırasında Saroz Körfezi üzerinde bir düşman tayyaresini makineli tüfek ateşiyle düşürdü. Bu uçak, havada düşürülen ilk yabancı uçak oldu.

Üsteğmen Ali Rıza Göker (Hava Kuvvetleri Arşivi)

Birinci Dünya Harbi'nde zafer kazanan ilk Türk havacılar

Savaşın sonlarına doğru 1. Tayyare Bölüğü, Yeşilköy’den gelen Albatros C.I ve Albatros B.I tipi uçaklarla donatıldı. 30 Kasım 1915’te pilot Üsteğmen Ali Rıza (Göker) ve rasıdı Teğmen İbrahim Orhan, Albatros C.I tayyaresiyle birlikte keşif uçuşu yaparken Kabatepe üzerinde rastladıkları bir Fransız Maurice Farman tayyaresiyle harbe tutuşmuşlar, meydana gelen çarpışmada Teğmen İbrahim Orhan, makineli tüfeğiyle uçağı düşürmeyi başarmıştı. Böylece bu uçuşta yer alan Pilot Üsteğmen Ali Rıza ve rasıdı Teğmen İbrahim Orhan, Birinci Dünya Harbi’nde hava zaferi kazanan ilk Türk havacılar oldular.

1915 Aralık ayına girildiğinde savaşın sona ereceğine dair Başkomutanlığa ulaşan bilgilerin yanı sıra yaklaşan kış mevsimi bölgedeki uçuşları engellemekteydi. Yağmurlar başlamış, toprak olan Galata Meydanı sular altında kalmıştı. Alandaki uçak hangarları ve personel barınakları yıkılmış, bunların yeniden tesis edilmesi için yürütülen bakım onarım işleri uçuşları aksatmıştı. Deniz uçakları daha sağlam sığınakları sayesinde hava koşullarından daha az zarar görmüş, Marmara Denizi üzerindeki keşif ve gözetleme vazifelerine devam etmişlerdi. Marmara’nın doğusunda düşman denizaltılarının harekâtı, deniz uçaklarının devamlı taarruzlarıyla tesirsiz hale getirilmişti. Yeni yıla girmeden önce Almanya’dan gelen ve 5. Ordu emrine verilen Fokker tayyareleri, savaşın sonuna doğru etkisi en çok görülecek tayyareler olmuştur. Çanakkale’ye geldikten sonra 6. Tayyare Av Bölüğü adını alan Fokker Bölüğü, savaşın son günlerinde İngiliz deniz hava tayyarelerini düşürerek büyük kayba uğratmıştır.

Sonuçta İtilaf güçlerinin Çanakkale Cephesi’nde uğradıkları başarısızlık, artan politik baskılarla birlikte sıkıntıya düşen İngiliz hükümetinin Çanakkale seferinden vazgeçmesini zorunlu kıldı. Nitekim kısa bir süre sonra Fransızlar ve İngilizler artık hiçbir şey yapılamayacağını görerek geri çekilme kararı aldılar ve 12 Aralık’ta Suvla Körfezi’nden tahliyeye başladılar. 19-20 Aralık 1915’te Arıburnu-Anafartalar, 3-9 Ocak 1916’da Seddülbahir bölgesinin tahliyesi tamamlandı. Bu süre zarfında Hector ve Canning balon gemileri henüz bölgede faal olduğundan, Türk hava unsurları da bölgede kalmaya devam etti. Bu filo (2 numaralı RNAS Filosu) ve Fransız Escadrille M.F.98T filosu Gelibolu’yu 9-10 Ocak 1916 günü akşamı terk etmiştir.

Gelibolu Yarımadası üzerinde kara harekâtı başladığında İngiliz savaş keşif uçağından verilen raporda denizin 50 metre açığa kadar kırmızı göründüğü bilgisi yer alıyordu...

KAYNAKÇA

Atabay, Mithat, Birinci Dünya Harbi’nde Tarihi Yapan Fakat Yazmayanlar, Paradigma Akademi Yayınları, 2021.

Avcı, Cenk, Çanakkale Cephesi’nde Hava Savaşları, Genelkurmay Basımevi, Ankara 2009.

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, “Çanakkale Cephesi (25 Nisan 1915-04 Haziran 1915)”, V. Cilt, 2. Kitap, Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2012.

Genelkurmay Askeri Tarih ve Etüt (ATASE) Başkanlığı Arşivi.

Hamilton, Ian, Gelibolu Hatıraları 1915, Örgün Yayınevi, 2. baskı, İstanbul, 2006.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Arşivi.

Hersing, Otto, Çanakkale Denizaltı Savaşı, çev. Bülent Erdemoğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.

Holzhausen, Rudolf, “Çanakkale Havacıları (1915-1916)”, 2. Kitap, çev. Fahri Çeliker, Genelkurmay Basımevi, 1982 (Askerî Tarih Bülteni Eki, Ağustos 1982, sayı 14).

İşcen, Yetkin, “18 Mart Muharebesi Hacıpaşa’dan Yönetilmişti”, Çanakkale 1915, 18 Mart 2010 Özel Sayısı, Çanakkale Valiliği Yayını, 2010.

Kansu, Yavuz; Şensöz, Sermet; Öztuna, Yılmaz, Havacılık Tarihinde Türkler I, Hava Kuvvetleri Basım ve Neşriyat Müdürlüğü, Etimesgut, 1971.

Koçu, Reşat Ekrem, İstanbul Ansiklopedisi, 1958.

Kuruluşundan Günümüze Türk Hava Kuvvetleri (Harekât ve Teşkilatlanma Tarihi 1911-1922), C. I, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yayını, 2020.

Millî Savunma Bakanlığı Arşivi.

Okar, Avni, Türkiye’de Tayyarecilik (1910-1924), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 4. baskı, 2021.

Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharebeleri I, Başbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 2005.

Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharebeleri-I, Başbakanlık Devlet Arşivleri Müdürlüğü Yayını, Ankara, 2005.

Robbins, Keith, I. Dünya Savaşı, Dost Kitapevi Yayınları, Ankara, 2005.

Sarp, İrfan, Türk Hava Kuvvetlerinin Doğuş Yılları, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2010.

Saundby, Sir Robert, İnsanın Göklere Yükselişi, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1979.

Schneide, Karl Stirling, “Aviation in the Dardanelles Campaign, March 1915-January 1916”, Çanakkale Savaşları Sebep ve Sonuçları Uluslararası Sempozyumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1993.

Seçer, Turhan, Destanlaşan Çanakkale Deniz Kara Hava Savaşları, Kastaş Yayınları, İstanbul, 2005.

The Air War, Çanakkale Hava Savaşları, yay. haz. Bülent Yılmazer, Mönch Yayıncılık, Ankara, 2005.

Ünal, Levent, “Çanakkale Savaşı’nda Çıkarma Harekâtı ve Savunma Tertibi”, 100. Yıl Dönümünde Çanakkale Muharebeleri – 15’inci Askerî Tarih Sempozyumu, Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı Yayınları, 2017.

Ünalp, F. Rezzan, “İstanbul-Kahire Seferi ve Ardındaki Tarihî Gerçek”, Türk Hava Kuvvetlerinin 110’uncu Yılında Uluslararası Tarih Sempozyumu Bildirileri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yayını, 2013.

Ünalp, F. Rezzan, “Turkish Air Campaigns During the Battles of Çanakkale March 1915-January 1916”, Airpower in 20th Century and Employment Doctrines National Experiences, ICMH, No. 89, Roma, 2011.

Ünalp, F. Rezzan, “Turkish Air Operations During the Dardanalles Campaign March 1915-January 1916”, Communiques The Joint Turkish- İsraeli Military History Conference I, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayınları, 2000, s. 123.

Whistler, Richard T., “Over The Wine-Dark Sea, Aerial Aspects of the Dardanelles, Gallipoli Campaign, Part: III: Turco-German Aviation”, Over the Front, 1994, USA, Vol. 9 (3).

Whistler, Richard T., “The Defense Of The Bosphorus And The Fokker Staffel”, Over The Front, Vol. 11 (3), USA, 1999.

Wolf, Klaus, Gelibolu 1915, çev. Eşref Bengi Özbilen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014, s. 171-172.

Yurttakal, Ahmet, “Türk Kaynaklarına Göre Çanakkale Muharebeleri’nde Gelibolu Yarımadası’nın Tahliyesi”, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Çanakkale, 2020.

Çanakkale Savaşı
Çanakkale
18 Mart
Tarih
Harp
Savaş
Havacılık
Tayyare Mektebi
İstanbul
Rezzan Ünalp
Sayı 009

BENZER

Kadın işgücünü artırma konusunda emin adımlarla ilerleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Metro İstanbul’dan sıra dışı bir sergi… 31 Mart’a dek yolunuzu mutlaka Mecidiyeköy metrosuna düşürün!
İstanbul'un ve İstanbullunun yaşam kültürü dergisi İST, dördüncü sayısıyla kentin bugününe ve tarihine ışık tutmaya devam ediyor.
Çok yönlü sanatçı ve akademisyen Cevdet Erek’in Arter’deki Bergama Stereotip sunumu, İstanbul’un bahar ve yaz aylarındaki en dikkat çekici işlerinden biri olmaya aday.