Coğrafi İşaretler ve İstanbul

Fotoğraf
Yavuz Tekelioğlu
23 Kasım 2022 - 15:52

Coğrafi İşaret(ler) (Cİ), tüketicilerce tanınmış ve ünlenmiş ürünlerin kökeni (menşe) ile üretim yöntemlerinin güvence altına alınmasını sağlayan ayırt edici resmî kalite işaretleridir. Eski Mısır’da piramitlerin yapımında kullanılan dayanıklı tuğla ve taşların kökenlerini belirtmek için kullanılan Cİ, Eski Yunan’da ise Thassos Adası şaraplarının kalite işareti olarak oldukça uzun bir tarihî geçmişe sahip. Parmigiano Reggiano ve Comté gibi Cİ’lerin kullanımı 13. yüzyıla kadar iner.

Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre dünyada hâlen yasal olarak korunan 10 binin üzerinde Cİ bulunuyor, bunun %10’u gelişmekte olan ülkelerde yer alıyor. Dünya Cİ’lerinin 1/3’ü Avrupa Birliği (AB) kaynaklı. Cİ, küresel düzeyde 300 milyar dolar, AB’de ise 100 milyar avro’nun üzerinde bir satış değerine sahip. AB Komisyonu’na göre tescilli Cİ, tescilli olmayan benzerlerine göre 2,23 katı daha yüksek fiyattan satılmaktadır.

Cİ’ler ticari markalardan ayrılır. Ticari markalar bireylere veya işletmelere ait olup bir ticari meta olarak alınıp satılabilir ve sadece sahiplerince kullanılabilir. Cİ’ler ise o ürünü üreten tüm üreticilere ait olup kolektif (anonim) bir mülkiyeti temsil eder. Cİ ancak tescil koşullarına uygun üretilerek elde edilen ürünler üzerinde kullanılabilir ve ticari menfaat kazandırabilir.

ŞİLE KESTANE BALI ÜRETİMİ

Coğrafi İşaret nedir? 

Cİ, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir.”

(6769/2017 Sınai Mülkiyet Yasası)

Coğrafi köken yer olarak bir köy ya da kasaba, bir bölge (Florida portakalı, Çukurova pamuğu) ya da ülke (Türk rakısı, Çek kristali, Antigua kahvesi) olabilir. Kısa tanımıyla Cİ bir ürünü gösteren yer adıdır. Bu yer genellikle bir yöre (terroir) olup ürün bu yöre adıyla tanınmış, onunla özdeşleşmiş ve onunla çağrılan bir üründür.

Sınırları belirli bir coğrafi alandan oluşan yöre, iki temel bileşenden meydana gelir. Bunlar, içinde bulundurduğu özel ekosistemle (toprak, iklim) üstün üretim bilgi becerisi ve ustalığına sahip (know how) insan gücüdür. Ekosistem o yörenin dışında aynı kalitede üretilemeyen doğal, tekil ve eşsiz bir tarımsal ürünün üretilmesine olanak verirken (Valensiya portakalı, Malatya kayısısı vs.) tarihî ve kültürel derinliği olan insan varlığı ise yerel kültür ve geleneklere bağlı bir üretim metodundan kaynaklanan tipik ve kaliteli bir gıda ürününün ya da el işi ürünün elde edilmesini sağlar (Mersin cezeryesi, Çorum leblebisi, Devrek bastonu vs.). Bu karşılıklı ilişkilerin sonucunda ortaya çıkan, yörenin coğrafi adıyla özdeşleşmiş, onunla tanınan ve onunla çağrılan bu özgün ve kaliteli ürünler, yöresel ürünler (Local Products, Produits de Terroir) olarak adlandırılmakta olup taklitlerine karşı korunabilmeleri ve haksız rekabete uğramamaları için bütün dünyada yasal düzenlemelerle koruma altına alınmışlardır. Koruma Cİ tescili ile sağlanmakta olup ülkemizde bu konuda yetkili kuruluş “Türk Patent ve Marka Kurumu”dur.

Coğrafi İşaretler neden korunur?

Çoğu haklı bir üne sahip Cİ korunmazsa değişik ticari istismarlarla karşılaşabilir, yetkisiz kesimlerce sahte kullanımları tüketici ve dürüst üreticiler üzerinde yıkıcı etki yaratabilir. Cİ tecavüzü olarak adlandırılan bu girişimler tüm dünyada çok yaygındır. Bu konudaki en yaygın örnek Antigua kahvesi ve Darjeeling çayıdır. Guetamala’nın Antigua bölgesinde üretilen ünlü Antigua kahvesinin üretim miktarı sadece üç bin ton iken tüm dünyada bu isim altında satılan kahve miktarı 25 bin tona ulaşmaktadır. Hindistan’ın Himalaya Dağları’nda üretilen ve “Çayların Şampanyası” olarak adlandırılan ünlü Darjeeling çayının yıllık üretim miktarı 10 bin ton olmasına rağmen, dünyada aynı isim altında satılan çay miktarı 40 bin tondur. Ülkemizde haksız rekabetin yoğun olduğu Cİ’lerin başında Ezine Peyniri, Erzincan Tulum Peyniri, Gemlik Zeytini ve Ayvalık Zeytinyağı gelmektedir.

ANADOLU ALTINI. AB TESCİLLİ MALATYA KAYISISINDA KURUTMA SÜRECİ

Coğrafi İşaret koruma türleri nelerdir?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunumuzda AB uygulamalarına paralel olarak ikili bir koruma sistemi getirilmiştir. Buna göre Cİ, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilir.

Menşe adı işareti (Protected Designation of Origin, PDO), bütün özelliklerini üretildiği coğrafi alandan alan; üretim, işleme ve hazırlama süreçlerinin tamamının belirtilen coğrafi alanda gerçekleştiği ve aynı kalitede başka yerde üretilemeyen ürünleri tanımlayan işarettir. Bu ürünler tekil ve eşsiz ürünlerdir.

Üretim, işleme ve hazırlama aşamalarından en az biri tanımlanmış coğrafi alanda gerçekleşen ürünler Mahreç İşareti (Protected Geographical Indication, PGI) ile korunurlar. Bu ürünler daha çok el hüneri ve ustalığına dayanan gıda ürünleri olup üretimleri belirtilen coğrafi sınırlar içinde gerçekleştirilmekte ancak kullanılan hammadde başka yerden gelmektedir. Örneğin Mersin cezeryesinin hammaddesi olan havuç Beypazarı’ndan getirilir ancak ürün ismini aldığı coğrafi alanda üretilir. Çünkü bunun için gerekli uzmanlık ve ustalık buradadır...

Geleneksel Ürün Adı koruması (Traditional Speciality Guaranteed, TSG), menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen, geleneksel bir üretim metodu (yapım tarifi) veya geleneksel birleşimden kaynaklanan ya da geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş ürünleri tanımlayan addır. Burada ürünün spesifik özelliği, niteliği tescillenmektedir... Geleneksel ürün adı koruması bir Cİ değildir. Koruma altına alınan köken değil gelenektir.

Coğrafi İşaretlerin faydaları

Cİ, üreticilere ürünlerini yüksek fiyatla (premium price) pazarlama olanağı sağlar. Cİ tescili ile ürünün fiyatı yükselir. Yaratmış olduğu iş olanaklarıyla kırsal nüfusu yerinde tutarak kırsal göçü engelleyen Cİ, aynı zamanda çok önemli bir istihdam kaynağıdır. 

Cİ, tüketicilerin piyasada doğru tercih yapmasını sağlayarak onları yönlendirir. Piyasalardaki bilgi asimetrisinin giderilmesinde önemli işlevleri olan Cİ, aynı zamanda mal piyasalarından daha kazançlı olan niş pazarlara girişi kolaylaştıran gerçek bir pazarlama aracıdır. 

Cİ, aynı zamanda çok önemli bir kırsal kalkınma aracıdır. Söz gelimi İtalya’nın 13. asırdan beri korunan ünlü coğrafi işareti Parmesanın 2018 yılı cirosu 2,4 milyar avro olup değer zincirinde çalışanların sayısı 50 bin kişiye ulaşmaktadır.

Fransa'nın ünlü peyniri Comté de çok başarılı bir kırsal kalkınma örneğidir. Fransa Juralar’ında çiğ inek sütünden üretilen ve çok etkili bir kooperatif sistem içinde örgütlenen Comté peyniri değer zincirinde tam 10 bin kişi çalışmakta, Comté, hayvancılık dışında bir ekonomik faaliyetin yapılamayacağı Masif Juralar ekonomisine can vermektedir.

Cİ, turizmi ve gastronomiyi geliştirir. Günümüzde turistlerin destinasyon tercihleri arasında gastronomi ilk sıralarda yer almaktadır.

PROF. DR. YAVUZ TEKELİOĞLU

Avrupa Birliği'nde Coğrafi İşaretler

Coğrafi İşaret’te yasal düzenlemenin ortaya çıkışı Fransa’da kaliteli şarapları taklit edilen Bourgogne ve Bordeaux şarap üreticileri sayesinde olmuştur. Onların yıllardır süren sancılı ve uzun soluklu sendikal mücadelesi 1947 yılında “Köken Adlandırmaları ve Kalite Ulusal Enstitüsü”nün (INAO) kurulmasıyla son bulmuştur. Hâlen Fransa’nın 8 bölgesindeki 24 ünitesinde 270 personeliyle faaliyette bulunan bu Enstitü, Fransa mucizesinin yaratıcısıdır.

Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası’nda Coğrafi İşaret’in korunması Birliğin kalite konusundaki temel yaklaşımlarından birisini oluşturmakta olup AB, bu konuda ortak bir yasal düzenleme getirmiştir. Cİ ve köken adı koruması konusundaki yasal düzenlemeler 1992 ve 2006’da uygulamaya konan tüzüklerle uygulanmıştır. Hâlen yürürlükte olan tüzük 21 Kasım 2012 tarihinde uygulamaya konulan 1151/2012 sayılı tüzüktür.

AB’de hâlen 1626’sı şarap, 1595’i de tarım ve gıda ürünü olmak üzere toplam 3221 kayıtlı Cİ bulunuyor. Sıralamada İtalya başı çekiyor (315). Onu Fransa (259), İspanya (202), Portekiz (143) ve Yunanistan (114) izliyor.

Coğrafi İşaretler AB ekonomisinde de önemli yer tutmaktadır. AB Komisyonu verilerine göre bu ürünlerin 2017 yılı cirosu 77 milyar avro’ya ulaşmaktadır.

HASADI YAPILMIŞ VE KURUMALARI İÇİN SERİLEN AYDIN İNCİRLERİ

Türkiye'de Coğrafi İşaretler

Zengin biyolojik çeşitliliği ve farklı mikro klimaları, derin tarihî kökenlerinden kaynaklanan son derece gelişmiş ve otantik mutfak kültürü ve göz kamaştıran geleneksel el sanatlarıyla Türkiye, eşsiz bir Cİ ülkesi olup sahip olduğu bu zengin potansiyelle kendisine çok önemli ekonomik, sosyal ve kültürel kazanımlar sağlayabilecek ender ülkelerdendir.

Bu nedenle Cİ, Türkiye için hayati ve stratejik bir öneme sahiptir. Gerek tüketici ve üreticilerimizi haksız rekabete karşı koruduğu, ürünlerimize değer kattığı ve istihdam yarattığı için gerekse kırsal kalkınmamız ve Türk turizmi ile gastronomisi için hayatidir. Tarımsal politikalarımız ve uluslararası rekabet için her geçen gün daha da açılan ve tarım ürünleri dış ticaretinin daha da liberalleşmesi eğilimini taşıyan bir dünya ekonomisinde yer alabilmemiz, küreselleşmenin dayatmış olduğu tek yönlü, sağlıksız ve küçük üreticileri yok eden agro-endüstriyel beslenme kalıbına karşı çıkabilmemiz ve nihayet sık sık gıda skandal ve kaoslarının yaşandığı, son olarak da koronavirüs pandemisinin teslim aldığı bir dünyada Türk halkının gıda güvenliğini sağlayabilmek için coğrafi işaretler son derece önemlidir...

Ülkemizde Coğrafi İşaret’le ilgili uygulama 1994, TRIPS Antlaşması’nı takiben 1995 yılında çıkarılan ve AB 2081/1992 sayılı tüzüğünün bir uyarlaması olan 555 sayılı “Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK” ile başlamıştır. Çok eksiklikleri olan bu kararname 10 Ocak 2017 tarihinde yerini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na (SMK) bırakmıştır. SMK beş kitaptan oluşur. İkinci kitap AB 1151/2012 sayılı Konsey Tüzüğü örnek alınarak hazırlanan “Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı” başlığını taşımaktadır.

Tüm Coğrafi İşaret’e tescil hakkı tanıyan SMK’ye göre Türkiye’de tescil edilen Cİ’ler sadece Türkiye sınırları içinde korunmaktadır.

Türkiye’de Ekim 2022 itibarıyla tescillenmiş 1218 Cİ bulunuyor, başvurusu yapılmış 672 Cİ de tescillerini beklemekte. Tescillenen Coğrafi İşaret’in başında gıda ürünleri yer alıyor (733). Onları 250 tescille tarımsal ürünler izliyor. Bu iki ürün grubunu sırasıyla; dokuma ve el sanatları ürünleri (98), halı kilim ve battaniyeler (39) ve diğer ürünler takip ediyor. Gıda ürünleri içinde en çok tescil sırasıyla; yerel yemekler (330), şekerleme, fırın ve pastacılık ürünleri (270) ve peynirlere (34) ait.

Türkiye'de alınan alınan tescillerin %85’i TOBB, belediyeler, vilayet ve kaymakamlık gibi üretici olmayan kurumlara ait. Konunun gerçek sahipleri olan üretici ve üretici örgütlerinin ise tescillerdeki payı sadece % 4,5.

Türkiye'nin AB'de tescillenmiş 8 Coğrafi İşaret’i bulunuyor. Bunlar sırasıyla; Antep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı ve Giresun tombul fındığı. Ayrıca başvurusu yapılmış 30 Coğrafi İşaret’imiz de AB Komisyonu’nda tescillerini beklemektedir.

Bu arada yabancı ülkelerin de Türkiye’de tescillenmiş Coğrafi İşaret’i bulunmaktadır. Bunlar da sırasıyla; Parma jambonu, İskoç viskisi, Parmesan peyniri, Grana Padano, Hellim peyniri, Şampanya, Zivanya, Cognac ve Douro’dur. İtalyanların ünlü peyniri Gorgonzola da bekleme listesindedir.

Tescillerde ilk beş kent sıralamasında başı 99 tescille Gaziantep çekmekte, onu 62 tescille Konya izlemektedir. Bu iki kentimizi sırasıyla; Diyarbakır (48), Şanlıurfa (42) ve Afyonkarahisar (40) takip ediyor.

Tescillerde son beş kent sıralamasında ise Ağrı (2), Karaman (2), Bingöl (3), Bitlis (3) ve İstanbul (3) yer alıyor.

KARADENİZ SUYUNDA YIKANDIKTAN SONRA KURUMAYA BIRAKILAN ŞİLE BEZİ

Sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de 1995’ten beri süren Cİ uygulamaları sistemin kurulamayışı nedeniyle kendisinden beklenen sonuçları verememiştir. Bunun da temel nedeni Coğrafi İşaret’in sadece tescilden ibaretmiş gibi algılanmış olmasıdır. Nitekim konunun ana unsurları olan “Cİ Yönetişimi ve Denetimi” konularında hiçbir mesafe alınamamış, sadece katma değer yaratmayan tescillerle oyalanılmıştır. Son yıllardaki hızlı tesciller de kamuoyunda haklı olarak Coğrafi İşaret’in popülizme kurban edildiği endişesini yaratmıştır.

Türkiye uygulamasının en zayıf tarafını Cİ yönetişimi oluşturmaktadır. Tescil sahibi kurumlarımız tescilden sonra ne yapacaklarını bilmemekte, tescil belgeleri duvarlara asılmaktadır. Çünkü yasada tescil sahibinin tescilden doğan hakları belirtildiği hâlde sorumluluklarına ilişkin herhangi bir düzenleme söz konusu değildir. Cİ yönetişimiyle ilgili bu sorunun aşılması ve sisteme işlerlik kazandırılması için tescil sahiplerinin sorumluluklarını belirten bir yasal düzenlemenin ivedilikle yapılması gerekmektedir.

Denetimlerde de durum farklı değil, nitekim Tarım ve Orman Bakanlığı’nca gerçekleştirilen dış denetimler konusunda kaydedilir bir mesafe alınamamıştır.

Bu nedenle dış denetimleri gerçekleştirecek AB standartlarına göre akredite olmuş bağımsız, tarafsız ve donanımlı özel denetim kuruluşlarının ivedilikle yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

Aslında bunların yapılacağı, 21 Kasım 2019 tarihinde bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 3. Tarım Orman Şûrası Sonuç Bildirgesi ile kamuoyuna duyurulmuştur. Nitekim Bildirge’nin 38. maddesi coğrafi işaretlerin yönetişim ve denetleme süreçlerinin gözden geçirilerek mevzuatın tamamlanmasını öngörmektedir. Ancak aradan geçen üç yıla rağmen konuyla ilgili herhangi bir gelişme söz konusu olmamıştır.

Yaşanılan tüm sorunlar mevcut sistemle aşılamamakta, etkin bir kurumsal yapılanma ve yönetişimin gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle mutlaka bir “Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü” kurulmalıdır.

BOĞAZ LÜFERİ, İSTANBUL’UN TESCİL BAŞVURUSU YAPILMIŞ COĞRAFİ İŞARETLER’İNDEN

İstanbul Coğrafi İşaretlerin neresinde?

Üç imparatorluğun başkenti olmuş, çağlar boyu farklı din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı, çeşitli uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan, iklim ve coğrafi yönden sahip olduğu özel konum nedeniyle zengin bir doğal yaşamı olan İstanbul, Cİ konusunda ne yazık ki parlak bir tabloya sahip değil.

İstanbul hâlen tescillenmiş 3 Cİ ile Kırıkkale, Muş, Şırnak, Bitlis, Bingöl ve Tunceli ile aynı sırayı paylaşmaktadır. Alınan tescillerden ikisi Şile’ye, diğeri de Silivri’ye ait. Şile’nin ilk tescili, kadim kültür mirası “Şile Bezi”, ikinci tescili ise adını Nuh’un Ambarı listesine yazdırmış bulunan Şile Kestane Balı’dır.

İstanbul’un 3. tescili ise ülkemiz mandıra yoğurtlarının en ünlüsü olan Silivri Yoğurdu’dur.

İstanbul’un tescil başvuruları yapılmış ve Ankara’da tescillerini bekleyen 4 Cİ bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla Boğaz Lüferi, Celaliye Bamyası, Çatalca Ormanlı Pirinci ve İstanbul Manda Yoğurdu’dur.

Adı geçen İstanbul Coğrafi İşaret’i arasında yemeklerin bulunmaması dikkat çekicidir.

Oysa İstanbul mutfağı eşsiz bir mutfaktır. Üstelik İstanbul mutfağının arkasında zengin saray mutfağı vardır. Bu seçkin mutfak ayrıca kentte yaşayan değişik dinî grupların yemek kültürleriyle de harmanlanmış, böylece yüzyılların birikimini yansıtan muhteşem bir mutfak ortaya çıkmıştır.

Hiç şüphesiz tüm bu vasıflarıyla İstanbul Türkiye’de Cİ potansiyeli en yüksek kenttir. Yapılması gereken, ayrıntılı bir envanter çalışmasıyla Coğrafi İşaretler’in belirlenmesi ve uygun olanlarının tescillendirilmesidir. Bu, İstanbul gastronomisini daha da güçlendirecektir.

Bu arada İstanbul eşsiz gastronomisini de uluslararası bir festivalle taçlandırmalıdır. Peru her yıl Lima’da düzenlediği gastronomi festivaliyle 500 bin kişiyi ağırlamakta ve 1 milyar dolar kazanmaktadır. İstanbul böyle bir festival için olağanüstü bir konuma sahiptir. Gizemli bir kent, yakınlık, gelişmiş insan gücü, güçlü altyapısı ve müthiş şefleri... Son Michelin ödülleri de cabası. Kısaca İstanbul, paralı gastronomi turistlerini çekecek her şeye sahiptir. Böyle bir festival, İstanbul’u bir gastronomi destinasyonu yaparken kente gelir de sağlayacak, en önemlisi Türk mutfağını dünyada hak ettiği yere taşıyacaktır.

Haydi İstanbul...

Coğrafi İşaretler
Coğrafi köken
Yavuz Tekelioğlu
Türkiye
İstanbul
Şile Bezi
Silivri Yoğurdu
Boğaz Lüferi
Sayı 012

BENZER

2021 yılı sonunda kaybettiğimiz Sezai Karakoç, İstanbul’la sevgili kabul edilen şairlerdendir. Karakoç sadece şiirlerinde değil, binlerce sayfayı bulan düzyazılarında ve kitaplaştırılmayı bekleyen hatıralarında da hep şehrimizden bahsetmiştir. Doğduğu “kara” Diyarbakır’dan “deniz” İstanbul’a uzayan hayat yolculuğunda “içinin sesi, rüyasının öfkesi, merhametinin şehri” mertebesine ulaşmıştır İstanbul. Ve sonunda toprakta onunla buluşmuştur. Sezai Karakoç’un İstanbul’unu, yakın çevresinden şair ve yazar Ömer Erdem anlatıyor.
Seyfi Dursunoğlu, sahne ismiyle “Huysuz Virjin” 17 Temmuz 2020 günü yaşama veda etti. On yıl önce ilk ve son Huysuz Virjin belgeselini çeken yönetmen Cengiz Özkarabekir, belgesele sığmayan ve bazıları Seyfi Dursunoğlu’nun “Bunları anlatmamalıyım ama senin insafına bırakıyorum, belki ileride yayımlarsın” notuyla kaydedilen bölümleri İST okuyucularıyla paylaşıyor.
16 milyon insanın yaşadığı İstanbul, gıda ihtiyacını dışarıdan ürün tedarik ederek karşılayabiliyor. Uzun süreli bir sağlık krizi veya afet durumunda kendine yetebilmesi için İstanbul’a lazım olan, gıda tedariğini kent çeperinden kısa tedarik sistemiyle sağlayacak bir dönüşüm.