Bisiklet ve kadın hareketi

21 Şubat 2022 - 13:49

“Kadın isen oy veremezsin!”

Bir an için yukarıdaki cümleyi bütün tarihî bağlamlarından kopartıp düşünelim... Kadın olduğu için oy verememek! Kulağı, daha da önemlisi aklı ve vicdanı nasıl da tırmalıyor değil mi? Oysa yakın zamanlara kadar –Yeni Zelanda (1893), Avustralya (1902), Finlandiya (1906), Norveç (1913) gibi istisnalar hariç– kadınlar dünyanın birçok yerinde oy veremiyordu. Ve bu gayet “normal” karşılanıyordu. Üstelik bu hak birçok ülkede yukarıdan verilen bir şey de olmadı. Deyim yerindeyse kadınlar haklarını söke söke aldılar. 1910’ların başında başlayan Süfrajet hareketi bu mücadelenin en bilinen örneğiydi. İçinde ölümlerin de olduğu çok sayıda eyleme rağmen, İngiltere’de kadınlar eşit ve genel oy hakkına ancak 1928’de sahip oldu. (İtalya, Fransa gibi ülkelerde durum daha kötüydü. Kadınlar seçmek ve seçilmek için 1945’e kadar bekleyeceklerdi.)

Sarah Gavron’un yönettiği Suffragette/The Time is Now filmi İngiltere’de kadınların oy hakkı için verdikleri mücadeleyi anlatır. 2015’te vizyona giren filmde Carey Mulligan, Helena Bonham Carter, Meryl Streep gibi oyuncular rol almıştı.

Oy hakkı için pedal çevirmek

Süfrajet hareketi içinde bisikletin önemli bir yeri vardı. Bunu yıllar sonra dışarıdan bakan bizler değil, hareketin önde gelen isimleri söylüyordu. Mesela Susan Anthony, “Bisikleti yönetmeyi başaran bir kadın, hayatı da yönetmeyi başaracaktır” diyordu. “Dünyadaki kadınların eşit haklara ulaşması yolunda bisikletin yaptığını ne başka bir şey ne de başka bir kimse yaptı” diye ekliyordu. Hareketin önde gelen bir diğer ismi, Amerikalı yazar ve aktivist Elizabeth Stanton ise “Biz kadınlar, oy kullanma hakkına doğru pedal çeviriyoruz” diye hareketin başka bir özetini yapıyordu.

Bisiklet, sadece oy hakkı için değil, diğer haklar söz konusu olduğunda da kadınların yanındaydı. Özellikle 19. yüzyıl sonlarında evrimini tamamlayan ve bugün kullandığımız bisikletlere benzeyen “Safety Bike” adındaki araç, hem binilmesi kolay hem de ulaşılabilir bir nesne olarak tarih sahnesine çıkmıştı. Kadınlar bu devrimci icadı büyük bir hızla benimsedi. Bütün engellemelere rağmen Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da kadınlar yüzyıllardır bu anı beklemiş gibi bisiklete yöneliyordu. Bu ülkelerde yapılan araştırmalar bisiklet pazarının üçte birini kadınların oluşturduğunu gösteriyordu.1 Toplumda radikal bir değişim yaşanıyor, giyilmesi ve taşınması güç kabarık etekler kalkıyor, Türk şalvarından esinlenen “bloomers” diye bir giysi öne çıkıyordu.

1894-95’te “Dünyayı bisikletle dolaşan ilk kadın” unvanını alan Annie Londonderry de etekle başladığı yolculuğunu bloomers ile tamamlamıştı. Simone de Beauvoir gibi feminist düşünürler, kadın özgürlüğü ile bisiklet arasındaki bağa sık sık atıf yapıyordu.

Tersi de doğruydu: Bir yerde kadınlar (ve kız çocukları) özgürlükten ne kadar uzaksa bisikletten de o kadar uzak oluyordu. Bu konuda muhtemelen en iyi örneklerden biri, Türkiye’de de vizyona giren Vecide adındaki Suudi Arabistan yapımı filmdir. Film birçok anlamda ilklere imza atmıştır. Tamamı Suudi Arabistan’da çekilmiş ilk filmdir. Yönetmeni Hayfa el-Mansur ülkenin ilk kadın yönetmenidir. Ama filmi kameranın arkasından değil, kapalı bir minibüsün içindeki monitörden izleyerek ve megafonla direktifler vererek çekmiştir. Film belki bu anlamda da bir ilktir. Vecide, Riyad civarında on yaşında bir kız çocuğunun bisiklete sahip olma ve binme mücadelesini anlatır. İşin ilginci, o mücadelede aşması gereken engellerden biri toplumsal normların yanı sıra, “ikinci sınıf insan” olduğunu içselleştirmiş annesidir.

Vecide'nin hikâyesini dijital platformlardan izlemeniz, 2017’de Türkçe basılan Yeşil Bisiklet kitabından okumanız mümkün. (Bu bilgilere ek olarak, Suudi Arabistan’da kadınların halen genel seçimlerde oy hakkı olmadığını, 2015’te yapılan yerel seçimlerde oy verebildiklerini hatırlatıp Türkiye’ye geçelim.)

Fatma Aliye

Türkiye'de kadınlar ve bisiklet

Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkına 5 Aralık 1934’te sahip oldular. 8 Şubat 1935’te yapılan seçimlerde on yedi kadın, milletvekili olarak meclise girdi. Yerel seçimler için bu hak dört yıl önce verilmişti. Söz konusu yıllara ait fotoğraflara baktığımızda ülkenin pek çok yerinde bisiklete binen kadınlar, genç kızlar görürüz. Aslında Cumhuriyet’ten, hatta II. Meşrutiyet’ten önce de bisiklete binen kadınlar vardı.

1895 yılında yayına başlayan Hanımlara Mahsus Gazete’de yer yer bisikletle ilgili yazılar çıkıyordu. 1897 Şubat’ında çıkan yüzüncü sayıdaki “Hanımlara mahsus velosiped” yazısı onlardan biriydi.

Gazetenin yazarları arasında bulunan ve ilk kadın romancımız kabul edilen, bugün 50 liralık banknotlar üstünde yer alan Fatma Aliye Hanım’ın bisikletli fotoğrafı bir başka örnektir. (Bazı araştırmacılar o fotoğraftaki kişinin Fatma Aliye olmadığını, muhtemelen kızlarından biri olduğunu söylüyor. Mümkün... Hatta bisikletin yanında poz vermesi bisiklet kullandığı anlamına da gelmiyor. Öyle olsa bile söz konusu tanışıklık, bir eşiğin geçildiğini göstermesi açısından önemli.)

Bisiklet hakkında yazılan ilk Türkçe şiir de o dönemde yayımlanmıştır. Servet-i Fünûn dergisinin 31 Mayıs 1314 (12 Haziran 1898) tarihli 379. sayısında çıkan şiiri Tevfik Fikret kaleme almış, bisiklet üstündeki bir kadını anlatmıştır.

Muhtemelen arşivlerde henüz keşfedilmemiş daha çok malzeme vardır. Yine de bu tekil örneklere bakıp büyük sonuçlar çıkarmak hatalı olur. Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası ve Hamidiye Modernleşmesi adını taşıyan kitabında Adil Baktıaya, 1873-1944 yılları arasında yaşayan Hayriye bin Ayad’ın genç kız iken bisiklete çok bindiği için ailesinin zabıta tarafından uyarıldığını anlatır

Meşrutiyet

1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet’in ilk zamanlarda toplumda büyük heyecan ve iyimserlik yarattığı bilinir. Bu atmosferden kadınlar ve bisiklet de payını alır. İstanbul, İzmir, Selanik gibi şehirlerde bisiklet süren kadın fotoğraflarının görece arttığını görürüz.

Ama o da küçük bir çevreyle sınırlıdır. Belki Pera’da ya da “Adalarda, Modalarda” bisikletli kadın yadırganan bir şey değildi. Lakin Suriçi’nde durum farklıydı. 1910’da Halley kuyruklu yıldızını merkeze alan romanı Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta Hüseyin Rahmi Gürpınar bu duruma da dokunur. Romanın erkek karakteri İrfan Galip, gizemli bir kadından mektuplar almaya başlar. O mektupların ilkinde şöyle bir şey okuruz:

Bir gün yeldirmemi giyip ağabeyimin bisikletiyle bizim ahır kapısından dışarıya fırladıktan sonra Samatya’ya doğru demiryolunu bir tutturursam iş olur biter... Bu kadın kim? diye kim olduğumu incelerler. Kimin kızı olduğum anlaşılınca da beni almaya bir tek kimse bile cesaret edemez. Ne kadar melek huylu bir kız olursan ol. Herkesin içinde bir kere bisiklete binmek herkesi senden nefret ettirmeye yeter. Aman Yarabbi... ne memleket... ne Betise!..

Bisiklete bindiği için Heybeliada’da “Şeytan Arabalı Adam” lakabı takılan büyük yazarın, sonradan adının Feriha Davut olduğunu öğrendiğimiz kadının ağzından aktardığı cümleler, bisikletin gidonuna takılmış toplumsal bir ayna gibidir.

Cumhuriyet 

Halley’den on üç yıl sonra, Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle bisikletli kadın sayısının arttığını söylemiştik. Hatta bu dönemde kadınlar arası yarışlar bile düzenlendiğini görürüz. Fakat günün sonunda, bugün geldiğimiz noktada, bisikletli kadın imgesi istisnalar hariç hayli soluktur. 1950’lerde, ‘60’larda bir canlanma görsek de ‘80’lerden itibaren bisiklet toplumsal hayatın kadrajından çıkmaya başlar. Birkaç istisna hariç, iki binli yıllara kadar bisiklet deyim yerindeyse duraklama devrini yaşamaktadır. O istisnalardan biri Hülya Koç’tur. 20. yüzyılın bitmesine beş kala, bisikletle yaklaşık on ay süren bir Güney Amerika turu yapar. Onun Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Rüzgâr İt Beni adındaki kitabı çok sayıda kadın bisikletçiye ilham olur.

İki binli yıllara girildiğinde Türkiye’de ciddi bir canlanmaya şahit oluruz. Bu canlanmanın denk geldiği konjonktür birçok bakımdan manidardır ve araştırmacılar için hayli zengin sosyolojik malzeme sunar. Bisiklete binen kadın sayısında gözle görülür bir artış yaşanır, o kadınların bir kısmı Türkiye’den çıkıp dünyayı pedallayarak dolaşmaya başlar. Süslü Kadınlar, Bisikletli Kadın İnisiyatifi, Zincir Kıran Kadınlar gibi oluşumlar ortaya çıkar. Sporcu kadınlar kürsülere çıkar. İyi haberler sivil girişimlerle sınırlı kalmaz, kamu kuruluşları da kadınlar ve bisiklet konusunda projeler geliştirmeye başlar.

Şimdi onlara kulak verelim...

Arzu Sağnak

ARZU SAĞNAK
MİLLÎ BİSİKLETÇİ, BİSİKLET MİLLÎ TAKIM ANTRENÖRÜ

"Üyesi olduğum Peloton İstanbul Bisiklet Spor Kulübü’nde yaklaşık otuz sporcu var, kadın olarak altı kişiyiz. Düşük bir oran. Bisiklet sadece bizde değil dünyada erkek egemen bir spor olarak algılanıyor. Ama algı her geçen gün kırılıyor. Tour de France erkekler arasında üç hafta boyunca yapılırken kadınlar için tek günlük bir yarış olarak düzenleniyordu. 2022 için bu süre bir haftaya çıkarıldı. Türkiye’de de kadın bisikleti konusunda ödüllerde adaletsizlik gibi can sıkıcı konular var. Ama değişecek. Toplumda kadın bisikletlilere olumlu yaklaşanların sayısı tersini düşünenlerden çok daha fazla. Ben aynı zamanda eğitim verdiğim için görüyorum: Eğitimlere katılan çok farklı yaş gruplarından kadınlar oluyor."

Instagram: peloton.istanbul
Süslü Kadınlar Turu

PERRAN YALÇIN YAVRU
SÜSLÜ KADINLAR TURU İSTANBUL KOORDİNATÖRÜ

"Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, 2013 yılında İzmir’de bir lisede tarih öğretmeni olan Sema Gür’ün aklından çıkmış bir fikir. Ben turun varlığını Facebook sayesinde öğrendim. SKBT, daha fazla kadını bisiklete teşvik için her yıl eylül ayında Otomobilsiz Kentler Günü’nde düzenlenen bir tur. Yerel yönetimlerin bisiklete daha fazla yatırım yapmaları için farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bisiklete binmekten çekinen insanları cesaretlendirmek, kadının daha görünür olmasını sağlamak, kamusal alanda hak talep edebilmek istiyoruz. Bunun için de süsleniyor ve yollara çıkıyoruz. SKBT, 2021 yılında İstanbul’da iki ayrı yerde yapıldı. Yediden yetmişe yaklaşık 600 kişiydik. Her geçen yıl daha eğlenceli, empati ve barış yüklü bir tur oluyor. Bu dergiyi okuyan bütün kadınları önümüzdeki tura davet ediyoruz."

 suslukadinlarbisikletturu.com
Zeynep Araboğlu

ZEYNEP ARABOĞLU
BİSİKLETLİ KADIN İNİSİYATİFİ KURUCUSU, GRAFİK TASARIMCI

"Bisikletli Kadın İnisiyatifi, 2015’te gündelik hayatında bisiklet kullanan kadınlar tarafından kuruldu. Erkeklerin hâkim olduğu bisiklet dünyasında kadınların sayısını ve dayanışmayı artırmak üzere yola çıktık. Kadın odaklı bisiklet etkinlikleri yapmaya başladık. Tamir ve sürüş eğitimleri verdik. Kadınlar için bisiklet kılavuzu hazırladık. İnisiyatiften bir grup arkadaş, Lübnan’da barış amaçlı düzenlenen Follow The Women (Kadınları İzle) sürüşüne katıldı. Açık Radyo’da Trapez Kadro adında bir bisiklet programı yaptık. Benim Bisikletim Benim Şehrim adında Türkiye’nin yedi bölgesindeki yedi şehirde bisikletli kadın buluşmaları organize ettik. Bu buluşmalarda anlatılan hikâyelerden aynı ismi taşıyan bir de film ortaya çıktı. İnisiyatif hakkında daha geniş bilgi almak isteyenler, bisikletlikadin.com sitemizi ziyaret edebilirler."

Elçin Lale Toktay, Zeliha Sarıkaya ve Güllü Kaya

ELÇİN LALE TOKTAY, İSPARK AŞ, İSBİKE PAYLAŞIMLI ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRÜ
ZELİHA SARIKAYA VE GÜLLÜ KAYA, İSPARK AŞ, İSBİKE SAHA DESTEK PERSONELİ

"İBB iştiraki İSPARK AŞ’nin ticari markası olan İSBİKE, İstanbul’da bireysel araç sahipliğine ya da toplu ulaşım araçlarına alternatif olarak vatandaşların kullanabileceği akıllı bisiklet paylaşım sistemi. İSBİKE’ın ‘bisiklet kültürünün gelişmesine yönelik eğitim-aktivitelerde bulunmak’ amacından da yola çıkarak İSPARK tarihinde ilk defa kurulan ve marka olarak da tescillenen İSBİKE Bisiklet Okulu, geçtiğimiz yıl İstanbullulara ücretsiz temel bisiklet sürüş eğitimi verdi. Yaz boyunca toplamda 6702 kişiye 79 gün 632 saat eğitim verildi. Eğitime katılanların yüzde 72’sinin, eğitimcilerimizin de yüzde 50’sinin kadın olması mutluluk verici. Kadın eğitmenlerimizin halihazırda İSPARK bünyesinde çeşitli otoparklarda çalıştıklarını da belirtmek isterim. Kadınlarımızın her alanda varlık göstermeye devam edeceği ve daha çok kadını bisiklet ile buluşturacağımız bir 2022 diliyoruz."

Serra Garipağaoğlu

SERRA GARİPAĞAOĞLU
İBB BİSİKLET ŞEFLİĞİ, İNŞAAT MÜHENDİSİ

"İBB Bisiklet Şefliği, İstanbul genelinde bisikleti kent içi ulaşım sisteminin görünen bir bileşeni haline getirmek için 2019’un son günlerinde kuruldu. Bütün altyapı projelerinde kadınları önemli bir paydaş olarak gözetiyoruz. Bisiklet şefliği olarak kapsayıcılık ilkesine önem veriyor ve tüm projelerimizde trafik sisteminin kırılgan/dezavantajlı gruplarından biri olan kadınları önceliklendirmek için çaba gösteriyoruz. Kentte daha çok kadının bisiklet kullanım alışkanlığı kazanması için bir eğitim programı düzenledik. Hollanda Başkonsolosluğu ve Kadıköy Belediyesi’nin yanı sıra Engelsiz Pedal Derneği’nden Zincir Kıran Kadınlar grubu da bu etkinlikte yer aldı. İsteyen herkes [email protected] adresinden bize her zaman ulaşabilir."

Tülin Hadi

TÜLİN HADİ
İSTANBUL KENT KONSEYİ BAŞKANI, MİMAR

"Bisiklete çocukluğumdan beri biniyorum. Ama eğlence aracından ulaşım aracına dönüşmesi, çocuklarımızın eğitim için Almanya, Hollanda gibi bisikletin çok kullanıldığı ülkelere gitmeleri sayesinde oldu. Ulaşımın amacının yanı sıra, iklim kriziyle mücadelede çorbada benim de tuzum olsun düşüncesiyle, ayrıca hareketlilik ve kendimle baş başa kalmak için bisiklete biniyorum. Bisiklet doğrudan doğruya bir tasarımın konusu olabilir ve ayrıca ulaşım, parklanma gibi şekillerde daima mimari tasarımın konusudur. Mesela, son yıllarda gittikçe daha çok uygulanan sürdürülebilir yapı sertifikasyon sistemlerinde bisiklet ulaşımının ve parklanmasının bir koşul hâline getirilmesi düşünülebilir. İstanbul Kent Konseyi’nin doğrudan bisikletle ilişkilenen bir çalışma alanı olmasa da, spordan turizme, iklim krizinden kent sağlına tüm çalışma grupları bisikletle ilişkilendirilebilir, yurttaş-yurttaş etkileşimini güçlendirmek için bisikletliler grubu kurulabilir."

istanbulkentkonseyi.org.tr
"Zincir Kıran Kadınlar"

HANDE KARACA
ZİNCİR KIRAN KADINLAR İNİSİYATİFİ KURUCU BAŞKANI, İLETİŞİMCİ

"Zincir Kıran Kadınlar, 2019 başından beri kadın dayanışması için faaliyetlerde bulunan bir bisiklet inisiyatifi. Başlangıçta, fiziksel ve psikolojik zorluklarını aşmaları için kadınları birlikte bisiklet yolculuklarına çıkmaya teşvik etmeyi amaçlıyordu. Ancak yolculuklara davet edilen çoğu kadından o kadar iyi bisiklete binmeyi bilmiyoruz, trafikten korkuyoruz gibi geri dönüşler aldık. Bu yüzden odağımıza eğitimi koymaya karar verdik. 2020’den beri Hollanda Konsolosluğu desteği, İBB ve Kadıköy Belediyesi iştirakleriyle Bisiklet Elçileri eğitimlerini ve eğitimlerin sonunda ABD ve Almanya’dan dernek onaylı ücretsiz Bisiklet Elçisi Sertifikası veriyoruz. Bisiklet elçisi, bisikleti diğer kadınları harekete geçirmek, evdeki şiddetten uzaklaştırmak, kendilerini yeniden sevmelerini sağlamak ve kız kardeşlik bağı kurmak için kullanan kadınlara deniyor. Bisikletin güçlü bir kadın hareketinin parçası olmasının tesadüf olmadığının bilinmesini istiyoruz."

Instagram: zincirkirankadinlar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ne ifade ediyor? 

Günümüzde bütün dünyada yaygın olarak kutlanan "Dünya Kadınlar Günü"nün tarihsel köklerinde büyük bir kadın katliamı vardır.

8 Mart 1857’de Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde dokuma işçisi kadınlar çalışma şartlarının iyileştirilmesi için iş bıraktılar. O tarihte kadın işçilerin toplam sayısı 40 bine varmıştı. İş bırakmakla kalmadılar, fabrikaları da işgal ettiler. Patronların talimatıyla fabrikaların kapıları polisler tarafından kilitlendi. Bir fabrikada çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak öldü.

26-27 Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan II. Enternasyonal’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Alman devrimci Clara Zetkin’in önerisiyle “Kadınlar Günü” kabul edildi. Daha sonra Amerika’daki tekstil işçilerinin anısına, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” adı ve tarihi benimsendi.

Türkiye’de ilk kez 1921’de iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nurşivanova’nın öncülüğünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği yapıldı. Bu tarihte İstanbul işgal altındaydı. İstanbul’un düşman işgalinden kurtulmasından sonra yıllar boyunca böylesi kutlamalara izin verilmedi!

1975’te “Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı” ilan edildi. Türkiye de BM’de yer aldığı için 1975 yılında “Kadın Yılı Kongresi” yapıldı. 3 Haziran 1975’te kurulan İlerici Kadınlar Derneği’nin faaliyetleri sayesinde 8 Mart kutlamaları yaygınlaştı. Özellikle Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) örgütlü olduğu fabrikalarda her 8 Mart’ta “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” özüne uygun kutlanır hâle geldi.

12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nden sonra 8 Mart bir kez daha yasaklı döneme girdi.

Feminist hareketin güçlenmesi sonucunda 8 Mart yeniden hayata döndü, giderek yaygınlık kazandı. Yeni dönemin temel farkı; eskiden sadece sosyalist kesimin sahiplendiği 8 Mart’ın, bütün kadın kuruluşlarının yanı sıra âdeta resmî bayram gibi devlet yetkilileri ve kurumları tarafından da kutlanır hâle gelmesiydi. O kadar ki, şirketler de reklam ve pazarlama faaliyetleriyle bu kutlamalara katılmaya başladılar.

1990’larda 8 Mart geniş bir “kabul” yelpazesine ulaşmıştı. Feminist hareketin nitelik olarak sıçrama yapmasıyla kadınlar 8 Mart’ı kendi talepleri doğrultusunda geliştirdiler. 2003 yılından itibaren İstanbul’da Taksim ile Tünel arasında İstiklal Caddesi’nde yapılan “8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü” diğer şehirlere de sirayet etti.

Bu dönemde (27 Mayıs 1995) İstanbul Galatasaray Meydanı’nda gözaltında kaybolan evlatlarının bulunması için nöbete başlayan “Cumartesi Anneleri”, kadınların insan hakları alanındaki en etkili temsilcileri oldular.

1970’lerde fabrikalarda kadın işçilerin ellerinde yükselen “8 Mart” mücadele bayrağı 2000’li yılların ikinci on yılında Türkiye köylerindeki kadınlara geçti. Köylü kadınlar yaşlısıyla genciyle dozerlerin yollarını keserek ormanlarına, derelerine, zeytinliklerine sahip çıkmaya başladılar. Eskiden erkeklerin arkalarında onlara destek amacıyla olarak yürüyen kadınlar 2000’li yıllarda yaşam alanlarını korumak için en önde mücadele eder hale geldiler.

Melisa Filiz

DİPNOT

1 https://www.newstatesman.com/ culture/2021/07/how-bicycle-set- women-free

ÖZET KAYNAKÇA

Galeano, Eduardo, Kadınlar, (çev.: Süleyman Doğru), Sel Yayıncılık, İstanbul, Şubat 2016.

Macy, Sue, Wheels of Change: How Women Rode the Bicycle to Freedom (Değişimin Tekerleri: Kadınlar Özgürlüğe Doğru Nasıl Pedal Çevirdi), National Geographic Society, Washington DC, 2011.

Akçura, Gökhan, Bisiklet Kitabı, Bisiklet Yayınları, İstanbul, Haziran 1993.

Ertan, Esra; Çelik, Aydan, Sele Üzerindeki Kadının Gücü, https://www.cyclistmag. com.tr/2018/03/08/sele-uzerindeki- kadinin-gucu/

Baktıaya, Adil, Bir Osmanlı Kadının Feminizm Macerası ve Hamidiye Modernleşmesi, H2O Kitap, İstanbul, Eylül 2016.

Gürpınar, Hüseyin Rahmi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Yayına Hazırlayan: Sevengül Sönmez, Sadeleştirilmiş Basım, Everest Yayınları, İstanbul, Ekim 2010.

Koç, Hülya, Rüzgâr it Beni, Bigamekibasuyake, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Ekim 1998.

Bisiklet
Kadın
Tarih
8 Mart
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Kadın Tarihi
Kadın Hakları
Fatma Aliye
Süfrajet Hareketi
Bisikletli Kadın İnisiyatifi
Süslü Kadınlar Turu
Isbike
Zincir Kıran Kadınlar İnisiyatifi
İstanbul
Sayı 009

BENZER

Evet, sıkıldık! Üstelik havalar güzelleştikçe evde kalmak ve bireysel tedbirleri harfiyen uygulamak zorlaşıyor. Peki ne yapalım? İBB Bilim Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Melike Yavuz özetle, ne korkuya kapılalım ne karalar bağlayalım ne de boşvermişliği seçip çevremizdeki insanları riske atalım diyor ve başlıktaki uyarıyı yapıyor.
İşgal dönemi İstanbul’una spor üzerinden bakan Mehmet Yüce imzalı Esir Şehirde Spor, okuyucuyla buluşuyor.
Günümüzde Kültür Bakanlığı’na bağlı müze olarak ziyaret edilen Rumelihisarı Kaleiçi, 1953 yılına kadar ahşap evlerde oturan sakinleri, sokaklarında oynayıp çeşmelerinden su içen çocukları, ağaç dallarına tüneyen kuşlarıyla belirginleşen cıvıl cıvıl bir Türk mahallesi kimliğiyle gündelik hayatın içinde yer alıyordu. Yapılışından 500 yıl sonra uğradığı bir dizi değişiklikle bugünkü görünüm ve işlevine kavuştu.