200 yıllık bisiklet, yeni normalde başrolde

31 Ağustos 2020 - 10:30

Bir kentin bisikletli ulaşım ağı, nicelikten çok nitelik açısından önemlidir. Niteliğini de diğer ulaşım türlerine geçiş ve bağlantı özellikleri belirler. Bisiklet, toplu ulaşım ile birlikte kullanıldığında yolculuk sürelerinin kısalmasını sağlayan en önemli araçtır. İstanbul’da 209 km’lik bir bisikletli ulaşım ağı mevcut. Buna ilaveten 49 km’lik şerit paylaşımlı yol bulunmakta. Bu ağ hem bütüncüllük açısından hem de nüfusa oranladığımızda tabii ki yeterli değil. Ancak salgın dönemi ile birlikte İstanbul’da bisikletli ulaşım adına atılan adımlar hızlandı. İlk örneğini Bağdat Caddesi üzerinde gördüğümüz, Göztepe Parkı’ndan Yoğurtçu Parkı’na kadar uzanan 4 km’lik bir acil durum bisiklet yolu hayatımıza girdi. Benzeri yolların şehrin birkaç noktasında daha yapılacağı İBB tarafından duyuruldu. Ayrıca mevcut bisiklet paylaşım sistemi İsBike’ın da yıl sonuna kadar bisiklet sayısını 1500’den 3000’e, istasyon sayısını da 170’ten 300’e çıkaracağını biliyoruz. Bunun haricinde İstanbul’daki önemli ulaşım noktalarında (Beşiktaş, Sirkeci, Üsküdar, Kadıköy gibi) güvenli bisiklet park yerleri oluşturulması gerekli. Park yerlerinin kapalı ve güvenli olması önemli. 

İstanbul’un, topografik yapısı nedeniyle bisiklete çok uygun bir kent olmadığı söylense de bir ulaşım türü olarak bisiklet İstanbul’da gelebileceği noktaya henüz varmamıştır. Kimsenin aklında İstanbul’dan bir Amsterdam ya da Kopenhag çıkarmak ya da şehri bir baştan bir başa bisiklet ile geçebilmek olmasa da, İstanbul’daki kullanım potansiyelinin ortaya çıkabilmesi için gerekli şartların yerine getirilip bisiklet kültürünün yeşertilmesi amacıyla yapılacak çok şey var.

 

Bisiklet yolları yapmalıyız ki bisikletliler gelsinler (Fotoğraf: Deyiş Yıldıran)

Sen yap, onlar gelecekler

Her kültür, var olabileceği ve gelişebileceği fiziki alana gereksinim duyar. Somutlaştırmak gerekirse klasik müzik ya da operaya uygun konser salonları olmadan buralarda var olmaya dair kültür nasıl kendiliğinden gelişemezse bisiklet yolları olmadan da bisiklet kültürünün yeşermesine imkân yoktur. Bisiklet yolları ile ilgili genel kanı, kullanımın oranı üzerinedir. Oysa bisiklet yolları bisiklete binenler var diye değil, bisiklete binenler olsun diye yapılır.

"Sen yap, onlar gelecekler.” Bu sözün kökeni çok eskilere dayanır. Rivayete göre tufan öncesi Nuh Peygamber kendisine bir gemi yapması için emir geldiğinde, gemide barındıracağı tüm hayvanları nasıl bulacağını sorar. Sorusuna bir ses şöyle cevap verir: “Sen yap, onlar gelecekler!” Aynı söz 1989 yapımı Field of Dreams filminde benzeri şekilde yer alır. Filmin ana karakteri mısır çiftçisi Ray Kinsella (Kevin Costner), mısır tarlasına bir beyzbol sahası yapması için gaipten bir emir alır. Tüm mısırını ve gelirini kaybedeceğini ve eğer sahayı yaparsa kimsenin oraya beyzbol oynamaya gelmeyeceğini düşünen Ray, yine benzeri bir sesin ona şunu söylediğini duyar: “Sen yap, onlar gelecekler!” Sonunda denilen olur; hayvanlar Nuh’un gemisine, beyzbolcular da sahaya akın akın gelirler.

Bu söz bugün dünyada bisiklet yolları için de söylenir hâle gelmiştir. Evet, bisiklet yolları yapmalıyız ki bisikletliler gelsinler. Türkiye’de çeşitli kentlerde bisikletli ulaşım için yapılan anketlerde, güvenli bisiklet yolları olsa bisikleti ulaşım amaçlı kullanabileceğini söyleyenler hep yüzde 50’lerin üzerinde çıkmaktadır. Bu da bize güvenli bisiklet yollarının varlığının önemini göstermektedir.

COVID-19 sürecinde ve iklim krizi bağlamında gelecekte toplumların sahip olması gereken sıfatları bir kez daha hatırladık. Dünyaya borçlu olduğunu bilen, tüketmekten çok yaşatmayı hedefleyen, sürdürülebilirlik bilincini yaşam biçimi haline getirmiş, kolektif akla sahip, kentini, çevresini önemseyen bireylere ve dolayısıyla toplumlara ihtiyaç olduğu aşikâr. Bisiklet de bu toplumsal ihtiyacı gidermede tartışmasız en önemli araçlardan biri.

ECF (European Cycling Federation), yani Avrupa Bisiklet Federasyonu tarafından 2018 yılında yayımlanan “Bisiklete Binmenin Faydaları 2018” (The Benefits of Cycling 2018) raporunda çarpıcı rakamlar yer alıyor:

- AB ülkelerinde işe bisikletle gidip gelmenin 16 milyon ton karbon emisyonunu önlediği tespit edilmiş. Bu miktar Hırvatistan’ın tam bir yıllık emisyon salınım değerine eşit. Hava kirliliğinin AB’de yılda 400 bin ölüme neden olduğu belirtiliyor.

- İşe bisikletle gidenlerin azalttığı hava kirliliğinin değeri 435 milyon avro. Yıllık yakıt tasarrufu miktarıysa 3 milyar litreden fazla.

- İşe bisikletle gitmenin AB ülkelerinde yılda 18 bin 100 erken ölümü önlediği belirtiliyor. Bunun mali değeri yıllık 52 milyar avro. Bisiklete binmenin tıbbi olarak ispatlanmış yararlarından birisi de diyabet (Tip 2), meme kanseri, kardiyovasküler hastalıklar, kolon kanseri ve osteoporoz gibi hastalıklara yakalanma riskini düşürüyor olması. Bu faydalar eklenince sağlık anlamında ortaya çıkan fayda 74 milyar avroyu buluyor, ki bu miktar İspanya’nın yıllık sağlık harcamasından fazla.

Bu faydaların toplamı AB’de, ölçülebilir veriler eşliğinde yıllık 150 milyar avro.

Bisiklet
Bisiklet yolu
İstanbul
İST Dergi 003
Sayı 003

BENZER

Insead Business School Yönetici Koçu ve Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Başkanı Uzman Psikolog Hande Yaşargil, kadınların karşılaştıkları artı zorlukları aşmanın tek çıkış yolunu kız kardeşlik kültüründe gördüğünü, çözümün dayanışmakta olduğunu söylüyor. Gözlemlerini ve düşüncelerini kendi kalemiyle aktardı.
İnsanın hayatının bir döneminde yaşadığı sokağın ismi hayatını, karakterini, ilerde yapacağı seçimleri etkiler mi bilmiyorum, ama ben komediye bayılan bir oyuncu olarak Kadıköy’deki Şakacı Sokak’ta hayatıma başlamışım. 
Koronavirüse ve yol açtığı sonuçlara odaklandığımız bir dönemdeyiz. Bu süreci sağlıklı atlatabilmek, salgının yol açtığı ekonomik ve sosyal zararları telafi edebilmek hepimizin önceliği.