Bir Türk tiyatro geleneği

Fotoğraf
İBB Kültür AŞ. Ortaoyuncular Arşivi
27 Kasım 2020 - 09:59

Kel Hasan Efendi’den İsmail Hakkı Dümbüllü’ye geçmişti. Sonra Münir Özkul’a nasip oldu. Özkul sahnelerde kavuklu olarak geçirdiği yirmi üç yıl sonrasında çırağı Ferhan Şensoy’da karar kıldı devir için. Şensoy tam yirmi yedi yıl o gururla oynadı oyunlarını. Kavuk emanetini en son Rasim Öztekin teslim almıştı. Sağlığı el vermeyip aktif tiyatro hayatını sonlandırmak zorunda kalınca, bir anlamda geleneksel Türk tiyatrosunun bayrağı olan kavuğu dördüncü yılında devretmeye karar verdi. Öztekin bize hikâyesini şöyle anlattı:

Kavuk taşımak büyük bir sorumluluk. Doğal olarak, kavuğu aldığım andan itibaren strese girdim. Hatta ustam Ferhan’a da dedim, ya ben ne güzel Beykoz’da rahat rahat oturuyordum, şimdi birdenbire kavuk sorumluluğu taşımaya başladım! Beşinci kavuklusun ve bu sık olan bir şey değil. Yürümeme bile dikkat ediyordum açıkçası. Gelen teklifleri bir kavuklu olarak okuyup inceliyor, ona göre karar veriyordum. Ticari birçok teklif geldi, bir kavuklu olarak yapmamam gerekir diye düşünüp reddettim. Kavuğu genç yaşta Türk tiyatrosuna hizmetlerimden ötürü ustamdan aldım ve yine genç yaşta devrettim. Kavuk, bir nevi beratımdı benim ancak sağlık problemlerim nedeniyle kavuk da ben de alkışa hasret kalmıştık. Diğer bir deyişle, kavuğu devretmek de sorumluluktu. Şevket’in gerekeni yapacağına eminim.

Kavuğun sahibi Kel Hasan Efendi

Münir Özkul’un döneminde Ortaoyuncular Tiyatrosu çatısı altına giren ve orada kalan kavuğu, hak ettiğini düşünerek Şevket Çoruh’a teslim etmeyi uygun görmüştü Rasim Öztekin. Çoruh’un geleneksel Türk tiyatrosuyla güçlü bağları vardı. Elinde avucunda ne varsa Baba Sahne'yi hayata geçirmek için kullandı. Muhalif kimliğiyle öne çıktı. Bu konuda Ferhan Şensoy’un görüşleri şöyle:

"Sanatçının muhalefet alanı sahneyle sınırlı değildir. Sanattan yana tavizsiz tavır tartışılamaz. Sahne iki saat sürer, muhalefet yirmi dört saat. Ortaoyuncular, kırk yıldan beri muhalif bir tiyatrodur. Tiyatronun açılışından hemen sonra Nöbetçi Tiyatro adıyla bir okul açılmış, sınavla öğrenci alınmıştır. Nöbetçi Tiyatro, Ortaoyuncular’a oyuncu yetiştirmektedir. Kavuğu devrettiğim Rasim Öztekin ilk öğrencilerimden biriydi. Şevket Çoruh iyi bir oyuncudur, tiyatrosunda güzel bir kavganın içindedir. Kavuk, Ortaoyuncular çatısı altından çıkmış oldu ve fakat Ses-1885’in fuayesinde Rasim’in yanına asılacak Şevket Çoruh’un kavuklu fotoğrafı. Onun yanına asılacak kavuklunun fotoğrafınaysa Şevket Çoruh karar verecek.

Kavuk, 2016-2020 yılları arasında Rasim Öztekin'de kaldı

Kavuğu devralmanın ve devretmenin nasıl bir his olduğunu, iki duygunun arasında bir fark olup olmadığını sormamak elde değil. Rasim Öztekin duygularını şöyle anlatıyor:

"Ferhan Ustamdan kavuğu almadan önceki görüşmemiz telefonda olmuştu. Şevket’le de telefonla görüştüm. Aşağı yukarı benzer bir konuşma oldu. Demek ki kavuğu alanlar bu şekilde görüşüyor diye düşündüm: Tam eve giriyordum telefonum çaldı; ustam Ferhan Şensoy arıyor. Selamlaştık ve hemen ‘Kavuğu devredeceğim’ dedi. ‘Hayırlı olsun’ dedim. ‘Sana devredeceğim’ dedi ve sonra derin bir sessizlik oldu. Ben kekelemeye başladım. ‘Birazdan seni arayacağım’ dedim ve kapattım. On beş dakika sonra ancak arayabildim heyecandan. Şevket Çoruh’ta da bir benzeri oldu. Şevket’i aradım. ‘Merhaba abi’ dedi. Biz sık görüşen insanlar değiliz kendisiyle, selamlaşırız sadece. Kavuğu devretmeye karar verdiğimi söyledim. ‘Güzel, abi’ dedi. Sana devretmeyi düşünüyorum dediğimde derin bir sessizlik oldu yine. Şevket’le bu görüşme sonrasında tekrar konuştuk. Öğrendiğime göre iki gün ağlamış, bir hafta heyecandan uyuyamamış."

1989'da Münir Özkul kavuğu Ferhan Şensoy'a devretmişti

Ferhan Şensoy, Münir Özkul ve Erol Günaydın’ın Ortaoyuncular’a katıldıkları dönem ve kavuğu Rasim Öztekin’e devrettiği günle ilgili şunları söylüyor:

Küçük Sahne’nin girişinde Kulis Bar vardı. Beyoğlu’nda da bir sürü tiyatro... Oyuncular oyundan sonra orada buluşurdu. Münir Abi ve Erol Günaydın Kulis Bar’da muhabbete girişmişler. ‘Ferhan’a devredeceğim kavuğu!’ demiş Münir Abi. ‘En doğrusu!’ demiş Erol Abi. Birer kadeh daha söylemişler, kavuk devredilmesine tokuşturmuşlar. Kutlamışlar benden habersiz. Devrisi gün elinde naylon bir torbayla geldi kulise Münir Abi: ‘Al bu senin!’ dedi. Ağlamak üzereyim... Ağlamamaya özen gösterdim. ‘Bir tören falan yapılmayacak mı?’ diye sordum. ‘Yapılacak tabii!’ dedi Erol Abi. ‘Sen kavuğu soyunma odana as, tören gecesi verirsin usta!’ dedim. Tören gecesi ağladım. Yıllar sonra Rasim Öztekin’e devrettim kavuğu; ben ağlamadım, Rasim ağladı...

Şevket Çoruh

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen devir teslim törenine ayağındaki ödem nedeniyle katılamayan Ferhan Şensoy, Şevket Çoruh’a nasihat nitelikli bir usta mektubu yollamayı ihmal etmiyor. Şairane ve tamamen küçük harflerle bir metin kaleme alıyor; mektup cep telefonu marifetiyle Rasim Öztekin’e, oradan Çoruh’a ulaştırılıyor:

rasim öztekin’in kavuğu; şevket çoruh’a devretmesinden mutluyum şevket yollar gayet dikenli ama sen temizlersin dikeni yolun açık olsun canım kardeşim kavuk devir törenine önemli katkılar yapan Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyorum."

Şevket Çoruh, bu olanlardan ötürü gururlu: “Beyoğlu’na Ses Tiyatrosu’na giderdim. ‘İlerde’ derdim içimden, ‘Ben de böyle bir şey yapmak isterim’... Türkiye’de birçok usta bunu denedi. Ferhan Abi bu isimlerin başında gelir. 1885’te açılmış ve sonra kaderine terk edilmiş Ses Tiyatrosu’nu otuz küsur senedir yaşatıyor, bu çok önemli. Biz de İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Kadıköy bölgesinde böyle bir salon bularak fabrika ayarlarına getirdik, seyirciyle buluşturduk. Ustaların izinden gittik ve Baba Sahne’ye kavuştuk. Kavuğu bana değil ‘biz’e verilmiş gibi görüyorum. O ‘biz’; bütün bir Baba Sahne olduğu gibi, kapanmak zorunda kalan salonlarına rağmen içlerindeki tiyatro aşkına sarılan, sanatlarını yapmak için mücadele veren binlerce oyuncu meslektaşımdan oluşuyor. Bizim için aldım. Geleneksel Türk tiyatrosunun simgesi kavuğu Rasim Abi’nin elinden devralmak benim için inanılmaz bir duygu. Bu emaneti bir süre ben taşıyacağım tüm tiyatro emektarları adına... Hiç beklemediğim bir anda hiç beklemediğim bir şeydi o telefonu almak. Uzun bir sessizlikten sonra anladım ki Rasim Abi de çok duygulanmıştı...

2016'da Rasim Öztekin kavuğu 1989'dan beri taşıyan Ferhan Şensoy'dan alırken

Rasim Öztekin kavuğun devri sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan bir müjde almış, heyecanla onu anlatıyor: “Bundan sonra tiyatro sahnesinde olmayacağımı düşünerek devretmiştim ya kavuğu, şimdi beni tekrar heyecanlandıran bir teklif oldu, ondan söz etmek isterim. Belediye başkanımız kavuk heykeli ve etrafında çeşitli alanların bulunacağı özel bir tesis fikrini benimle paylaştı. Şimdi İBB ile toplantılar yapıyoruz. Doğrusu böyle bir teklif gelince ben de biraz şımardım. Daha da ileri giderek bu kavuk tesisinin bir tiyatro kompleksine dönüşmesini istedim. Gençlerin tiyatro kitapları okuyabileceği, tiyatro oyunları sergilenmesinin yanı sıra tiyatro DVD’lerinin de olduğu daha kapsamlı bir tesisten söz ettim İBB yetkililerine. Şimdi, yer arama aşamasındayız. Böyle güzel bir projenin çalışması içine giriyorum, bir kavuklu olarak tiyatroya böyle bir katkıda bulunacağım için de ayrıca seviniyorum.”

Fes ile kavuk yine kavuştu

Fes ile kavuk yine kavuştu

Son kavuk devir teslim hikâyesinin bir güzel yanı, Kel Hasan Efendi’nin sembol fesi ve kavuğunun farklı devir teslimlerle birbirinden değerli oyuncuları dolaştıktan sonra yine tek kişide buluşmuş olması.

İsmail Dümbüllü’nün Kel Hasan Efendi’den devralıp 1968’de Münir Özkul’a devrettiği fes ve kavuk, iki ayrı koldan Türk tiyatro oyuncuları arasında geleneksel törenlerle devredilmekte. Fes ve kavuk bu anlamda Türk tiyatro oyunculuğunun mirasını simgeliyor.

Münir Özkul, Dümbüllü’den aldığı ve tuluat (doğaçlama) sanatının simgesi kabul edilen fesi Müjdat Gezen’e; Müjdat Gezen de bundan üç yıl önce Baba Sahne’nin açılışı sırasında yine Şevket Çoruh’a devretmişti.

Kavuk ise Münir Özkul’dan 1989’da Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğu’nun kurucusu Ferhan Şensoy’a, 2016 yılında Ferhan Şensoy tarafından Rasim Öztekin’e devredilmişti. Rasim Öztekin, 2020 Ağustos’unda tiyatrodan emekli olması nedeniyle kavuğu “Türkiye’de sanat yapmanın zorluklarına karşı, sanatıyla kazandıklarını yine tiyatroya yatırarak Kadıköy’de Baba Sahne’yi kuran” Şevket Çoruh’a devredeceğini açıkladı. 20 Eylül 2020 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Sayın Ekrem İmamoğlu ev sahipliğinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen özel bir devir teslim töreniyle kavuk, Çoruh’a devredildi. Böylece 2020 yılında fes ve kavuk, Münir Özkul’dan bu yana ilk kez yine tek sanatçıda buluşmuş oldu.

Tiyatro
Kavuk
Kel Hasan Efendi
İsmail Dümbüllü
Münir Özkul
Ferhan Şensoy
Rasim Öztekin
Şevket Çoruh
Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğu
Sayı 004

BENZER

İstanbul’un her köşesi, özellikle Osmanlı döneminde, farklı bir amaca hizmet eden tarihî bir taşa ev sahibiydi. Ok için taş, kıble için taş, dua için taş, çamaşır için oluklu taş... Bunların bir kısmı halen aramızda yaşamaya; beton blokların arasında hayata tutunmaya devam ediyor.
Yirmi yıldır evden çalışıyorum, işim için bir bilgisayar ve internet bağlantısı yeterli. Ama sektör ilk zamanlarında bana iş vermeye yanaşmadı. Çünkü engelliydim ve evden çalışmam gerekiyordu. Bu durum o zamanlar kabul edilemez bir şeydi!
Borusan Contemporary, içinde bulunduğumuz süreç ve ruh haliyle örtüşen yeni sergisini yine dönemin ruhuna en uygun şekilde izleyiciye sunuyor. Acı Reçete #2, sanal alemde 7/24 takip edilebilecek.