Türkiye’nin podcast yayıncılığı hikâyesi

23 Kasım 2022 - 16:55

Podcast sözcüğünün geçmişine dair etimolojik araştırmalar, bizi İngiliz teknolog/gazeteci Ben Hammersley’nin The Guardian’da yayımlanmış 2004 tarihli bir makalesine götürüyor. Sözcüğe ilham veren ürünün geliştiricisi Apple, makaleden bir yıl sonra bu yeni teknolojiyi kullanıcılarına Hammersley’nin yanlışlıkla icat ettiği bu isimle sunuyor. Aradan geçen 17 yılda podcast, dünyanın bazı bölgelerinde, bir teknolojik yenilikten güçlü bir yayın mecrasına doğru evrimini tamamlamış görünüyor. Yayıncılar mecraya özgü yayın ilkeleri belirlerken, etraflarında semiren endüstri de içeriği üretenlere sürdürülebilir gelir modelleri yaratıyor. Bununla birlikte podcast mecrası, 2020 ile birlikte doruğa çıkan aşırı kapitalizasyona direnirken diğer yeni medya kanallarıyla aynılaşmasına yol açabilecek bu tehlikeyle mücadelesinde, podcast ile sıkça yan yana getirilen “özgürlük” ve “bağımsızlık” gibi karakteristik vasıflarını borçlu olduğu yayıncılık kodlarını da koruyor.

Peki, Türkiye bu yayıncılık deneyiminin neresinde? 2022 yılı kapanırken, podcast yayınlarını Türkiye’nin işitsel kültürüne ve yayıncılık hikâyesine eklemlemeyi başarabildik mi? Radyodan tevarüs eden dinleme alışkanlıkları bu yeni mecrada yeniden inşa edilirken ne tür yapısal sorunlarla karşılaşılıyor? Dünyada istikrarlı büyüyen bir endüstri olarak kabul edilen podcast mecrası, Türkiye’de endüstriyelleşebildi mi veya endüstriyelleşmeli mi? Bu soruları Türkiye’nin genç podcast yayıncılığı tarihinin öncü figürlerine yöneltip, onların kılavuzluğunda bir izlek oluşturmak istedik.

NİLAY ÖRNEK

Samimiyet ve yakınlık

2010 öncesinde bu yeni teknolojiye dair tek tük denemeler yapılsa da Türkiye’de kitlelerle buluşan ilk podcast yayınlarının izine 2011 yılında rastlıyoruz. Yıllarca geleneksel medyanın çeşitli kanallarında mesai harcadıktan sonra birçoklarınca Türkiye’nin en etkili basketbol yorumcusu sayılan Kaan Kural, NBA’de maçların lokavt nedeniyle durdurulduğu bir dönemde, spor spikeri/yorumcusu Orkun Çolakoğlu’yla beraber Potacast isimli programı başlatıyor. Aynı yıl içinde teknoloji odaklı bir web sitesi olarak yayın hayatına giren TeknoSeyir de haftalık gündem değerlendirmelerini takipçileriyle her cuma podcast formunda paylaşıyor. Her iki podcast serisi de -ilk yayın tarihinin üzerinden 11 yıl geçmişken- haftalık olarak dinleyicileriyle buluşmayı sürdürüyor. 

Kaan Kural, Potacast’in 10. yaş günü vesilesiyle yazdığı bir yazıda, bu mecrada tanıştığı dinleyici profilini şöyle tarif ediyor: “Potacast dinleyicilerini ilk günden beri sohbetimize dâhil olan, basketbol konuşmayı sevdiğimiz arkadaşlarımız olarak tanımladık. Hem Orkun hem ben bu işi birçok mecrada profesyonel olarak yapmış insanlarız, ancak 10 yıllık Potacast yolculuğunda bizimle beraber olan herkes, dinleyiciden ziyade muhabbete sandalye çekmiş birer arkadaş gibi."

Samimiyet ve yakınlık, podcast sunucusu ile dinleyicisi arasındaki müstesna ilişkiyi anlatmaya çalışırken en sık uğranan sözcüklerden ikisi. 

Şubat 2019’dan bu yana sesli kitap servisi Storytel ile birlikte Türkiye podcast ekosisteminin en popüler serilerinden birine imza atan gazeteci Nilay Örnek, bu makale için görüşlerine başvurduğumda, Nasıl Olunur dinleyicileriyle kurduğu ilişkiyi anlatırken benzer sözcükleri ziyaret ediyor: “Ben podcast dinleyicisinin çok, çok, çok özel bir kitle olduğunu düşünüyorum. Nasıl Olunur dinleyen hemen hemen herkesle kahve içebilir, muhabbet eder ve onlardan çok da şey öğrenirim. Görüntünün ‘gerçek’ dinlemeyi ve ‘duymayı’ engellediğini, kimi zaman konuyu algılamayı olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Podcast, dinleyicinin de emek verdiği bir ürün; bu yüzden dinleyicisi YouTube’daki kitleler kadar kalabalık olmasa da daha rafine bir kitle."

İSMAİL TÜRKÜSEV

2016'da bir radyo programı olarak başladıktan kısa bir süre sonra podcast mecrasına geçiş yapan ve özellikle 18-27 yaş arası gençler içinde podcast bilinirliğini ciddi derecede arttıran O Tarz mı? serisinin yaratıcıları arasında yer almasının ardından, geçtiğimiz yıl podcast yapım ve yayın ağı Castle Media’yı kuran komedyen İsmail Türküsev de bu yeni ifade biçiminin tözünü samimiyet ve sadakat sözcüklerinde aramayı öneriyor: “Podcast birçok dikkat dağıtıcı faktörden uzaklaşabildiğiniz, dinleyiciyle doğrudan kafalarının içinde bir ses olarak iletişim kurma ayrıcalığı yakalayabildiğiniz bir mecra. Bu sayede, gündelik hayata eşlik etmekte diğerlerine göre daha avantajlı. Dinleyiciler, bana kalırsa bu yüzden, sevdikleri programlara karşı daha sadık ve destekleyici davranıyor.”

Geçici bir heves değil

Edison Research’ün 2022’nin ikinci çeyreğine dair yayınladığı ABD podcast raporuna göre komedi kategorisi, podcast platformlarında en çok dinlenen kategori konumunda. Onu uzunca bir süredir haber kategorisi takip ediyor. İlk beş sıradaki diğer kategoriler ise toplum-kültür, gerçek suç/polisiye ve spor.

Geçtiğimiz Ekim ayında ABD’de en çok konuşulan haberlerden biri, müebbet hapis cezasına çarptırılıp hapishanede 23 yıl geçirdikten sonra tüm suçlarından beraat eden Adnan Syed’in davasıydı. Adnan Syed ismini kamuoyunun gündemine yeniden taşıyansa, 2014’te yayınlanan ilk sezonunda bu cinayet davasına odaklanan podcast serisi Serial olmuştu. Kült radyo programı This American Life’ın eski yapımcısı Sarah Koenig ve Julie Snyder’ın hazırladıkları podcast bölümleri, Hae Min Lee cinayetine dair yeni belgeleri su yüzüne çıkarmış ve 100 milyondan fazla indirilen bölümler büyük yankı uyandırmıştı.

ABD’de güncel davaları takip eden gazetecilerin ürettiği Serial gibi araştırmacı-gazetecilik serileri ile kimileri dava dosyalarından ilham alan gerçek suç/polisiye yapımları, başka mecralara taşınması ya da görsel medya kanallarında taklit edilip yeniden yaratılması mümkün olmayan bir etki gücüne ulaşmış durumda. Türkiye’de ise bu yeni ifade biçimine bir şans veren önemli gazetecilerin varlığından söz edebiliyor olsak da henüz nitelikli gazetecilikle gelişmiş prodüksiyon imkânlarını bir araya getiren pek fazla yapıma rastlayamıyoruz.

ÖZGÜR MUMCU VE ERAY ÖZER

Eray Özer’le beraber başlattıkları Yeni Haller serisinde 80 bölümü devirmeye yaklaşan Özgür Mumcu da mecrayı erkenden tecrübe eden ve meslektaşlarına yol açan bu gazetecilerden biri. Kendisine 2020 yılında Yeni Haller'i başlatma kararını alırkenki temel saiklerini sorduğumda şöyle yanıt veriyor: “Geleneksel medya, dünyanın her yerinde dijitalleşme sebebiyle büyük bir altüst oluş yaşadı. Türkiye’de bu altüst oluşa gitgide artan otoriterleşme de eklenince, geleneksel yöntemlerde ısrar etmenin pek anlamı kalmadı. Podcast, öncelikle Eray Özer’in radarındaydı. Ben de podcast’in özellikle yurt dışında hızlı bir ivme kazandığının farkındaydım. Görsel dijital medya, içerdiği kakofoniyle ilk etapta girmeyi pek istemediğim bir alandı. Her şeyin çok hızlandığı bu dönemde daha sakin bir yayıncılık yapmak istiyordum. İçeriğini, frekansını serbestçe belirleyebileceğimiz ve başlangıç maliyeti nispeten düşük bir alan olması da bu kararda etkili oldu. Ama daha başında podcast’i geçici bir heves olarak değil, elimizden geldiğince geliştirmeye devam edeceğimiz bir yayın kanalı olarak görmüştük.”

Özgür Mumcu, Eray Özer ve Nilay Örnek’in yanı sıra Pınar Öğünç, Mirgün Cabas, Nevşin Mengü, Ümit Alan gibi isimler de bu yeni alanı mesken tutan ve podcast dinamikleri içinde farklı denemeler yapan gazetecilerden. Spor gazeteciliğinde ise Socrates Dergi, 2019’dan bu yana podcast alanında istikrarlı bir yayın programı ortaya koyuyor. Peki, bağımsız gazeteciler ve yeni yeni seslerini duyuran bazı podcast girişimleri amatör heveslerle mecrayı yeşertmeye çalışırken, Türkiye’nin 60 yıla yaklaşan radyoculuk tarihinin kurumsal hafızasından yeteri kadar destek alınabiliyor mu?

Birleşik Krallık’ta devlet himayesindeki BBC, ABD’de ise bağımsız NPR (Ulusal Halk Radyosu), toplumu podcast ile tanıştırma evresinde öncü role soyunurken Türkiye’de bu rolün bir benzerini dinleyici bağışlarıyla yayın hayatını idame ettiren ve aslında podcast sözcüğünün literatüre girmesinden çok önce bile farkında olmadan düzenli podcast yayıncılığı yapan Açık Radyo’nun üstlendiğini söyleyebiliriz.

Nilay Örnek, 2019’da başladığı Nasıl Olunur’un ulaştığı başarıda Storytel markasıyla ve şirketin Türkiye müdürü Berk İmamoğlu’yla buluşmasını bir kırılma noktası olarak niteliyor: “Gazetecilik dönemimde bugün çok önemli sayılan, yarın unutulan çok fazla iş yapmak zorunda kaldım. Kendimin patronu olduğum dönemlerde ise ‘zamansız’ yayınlar, yazılar benim için bir takıntıya dönüştü. Nasıl Olunur’u da öyle görüyorum. Bir yandan insan hayatı için çok önemli, damıtılmış bilgiler, öğretiler alıyoruz. Bir yandan da yakın tarihe dair notlar düşüyoruz. Bunu hayata geçirirken Storytel’e rastladığım için çok şanslıyım.”

CANDOST BAYRAKTAR

2020 yılında Candost Bayraktar, Tülin Özen ve Tansu Biçer’in kurdukları Podbee Media da bu mecraya canlılık katmayı amaçlayan ilk girişimlerden biri oldu. Kurucularının arka planına paralel olarak önceleri özellikle kurguya dayalı, radyo tiyatrosunu temel alan anlatılara ağırlık veren Podbee Media bu alanda birçok popüler dizi üretti.

Candost Bayraktar, podcast yayıncılığına başlarken nasıl bir gözlemden yola çıktıklarını şöyle aktarıyor: "Medya ve eğlence endüstrilerinde büyük bir dönüşüm yaşanmakta. 2020 yılının başında, artık daha merkeziyetsiz bir yapıya gidildiğini gözlemlemiştik. Bunun da yaratıcıları ve içerik üreticilerini işin merkezine getireceğini öngörmüştük. Podcast hem yaratıcı endüstri olarak hem de hiç olmadığı kadar hızlanan yaşamlarımızda günün hemen hemen her anına penetre edebilmesiyle, tüketiciler için müthiş bir mecra olarak karşımızdaydı. Podbee Media’yı, söz konusu dönüşümü ülkemizde ses dikeyinde gerçekleştirme motivasyonuyla kurduk."

Yeni bir yayıncılık kültürü inşası

Gazeteciler, komedyenler, yazarlar, sinema eleştirmenleri, spor yorumcuları ve birçok farklı odaktan içerik üreticileri, bugün pek kazançlı görünmeyen podcast mecrasını canlandırmaya devam ediyorlar. Bu içerik havuzundan ilham alarak bir podcast dinleme alışkanlığı kazananlar ise artık Türkçe podcast kataloglarından samimiyet ve yakınlığın ötesine geçen şeyler talep ediyorlar. Örneğin detaycı bir ön hazırlık süreci sonrası titizlikle ortaya çıkarılmış bir kurguyla, sıra dışı bir kürasyon değeri taşıyan bir içerikle, istisnai bir retorikle yahut BBC/NPR standartlarını yakalayan bir prodüksiyon kalitesiyle karşılaştıklarında, beğenilerini paylaşacakları bir kanal arıyorlar.

Özgür Mumcu, podcast dinleyici profilinin bu anlamda da diğer medya kanallarından ayrıştığını vurguluyor: "Daha önce televizyonda ve yazılı basında da çalışma fırsatı buldum. İlk defa, paylaştığınız içeriği gerçekten takip eden, amacı sizi hırpalamak değil eleştiri ve görüşleriyle daha iyiye yönlendirmek olanların büyük çoğunluğunu oluşturduğu bir kitleyle karşılaşıyorum."

2021’de Power FM ve Podfresh ortaklığıyla düzenlenen Power Podcast Ödülleri, hem podcast komünitesini bir araya getirmesi hem de bu alandaki özverinin ve ortaya çıkan çalışmaların geniş çaplı bir değerlendirmeye tabi tutulması yönünden önemli bir adım olarak kayıtlara geçti.

Bu süreçte adayların belirlenmesi için bir seçici jüriyle mesai harcayan Power FM Yayın Sorumlusu Burçin Acer’den, Türkiye’nin podcast yayıncılığı hikâyesinin ilk çıktılarını kalite ve çeşitlilik bakımından yorumlamasını rica ettik ve şu cevabı aldık: "Podcast dünyamızda büyük ilerlemeler kaydedildiğini düşünüyorum. Hâlâ yeteri kadar ‘ses değmemiş’ kategoriler olsa da birçok kategoride yayın sayısı ciddi seviyelerde arttı. Gelgelelim, kalite ve çeşitliliğin aynı ivmeyle arttığını söyleyemeyiz. Bugün Türkiye’de üretilen podcast’lerin büyük çoğunluğu, iptidai koşullarda kaydediliyor. Yüksek standartları yakalayan pek az podcast’e rastlayabiliyoruz. Bu durumda, sektör olma yolunda büyük işlevler taşıyan podcast ağlarının sayılarının artması, kalite ve çeşitlilik açısından da son derece önemli rol oynayacaktır."

Radyoda ve podcast mecrasında içerik ürettiği yılların ardından, öncelikli olarak komedi, spor, toplum-kültür ve kurgu kategorilerinde nitelikli podcast serileri yayınlamayı amaçlayan Castle Media’nın kurucuları arasında yer alan İsmail Türküsev de bu tür yayın ağlarının önemine atıfta bulunuyor: “Bu yeni ekosistemin içinde yer alan, aynı şekilde hisseden ve üreten farklı insanları bir araya getirmek istedik. 2023’e girerken, daha fazla sayıda özgün ve yaratıcı formatla global standartları yakalamayı, hatta bir adım ötesine geçebilmeyi umuyoruz. Bunu yaparken en önemli konulardan biri de mecra içindeki üreticilerin hak ettikleri ilgiyi ve finansal desteği görebilmeleri adına, düzenli gelir modelleri oluşturmak olacak.”

Verilerle Türkiye'de podcast

Ipsos ve Podbee Media’nın yaklaşık 16 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği 2021 tarihli podcast araştırmasının sunduğu verilere göre podcast için hedef kitle kabul edilen 45 yaş altı katılımcılar arasında, Türkiye’deki podcast bilinirliği henüz %16 düzeyinde seyrediyor. Sayıları 2 milyonu bulan aktif podcast dinleyicilerinin %53’ü 25 yaşından küçük ve %43’ü Marmara Bölgesi’nde yaşıyor.

Türkiye’nin podcast mecrasıyla henüz tanışma evresinde olduğunu destekleyen tüm bu verilere rağmen, podcast sözcüğünü günden güne daha sık işitmemizi, öyle sanıyorum ki, yazının girişinde bahsettiğimiz, sunucu-dinleyici arasında var olan o güçlü bağ ile açıklayabiliriz. Mecraya özgü bu hakiki ve yakınlık ihtiva eden iletişim dinamiği, podcast’in Türkiye’de de yurt dışında olduğu gibi istikrarlı bir büyüme göstereceğine işaret ediyor olabilir.

Ulus Baker, “Neden Godard’la Uğraşıyoruz?” başlıklı makalesinde, Giorgio Agamben’den alıntıyla “genelleşmiş bir Tourette sendromu yaşadığımızdan” dem vuruyordu. “Bir imajlar pedagojisine gerçekten ihtiyacımız var. Özellikle TV ve internet aracılığıyla artık kavranamaz- katlanılamaz yoğunluğa ve ebatlara erişmiş olan şu korkunç ‘imajlar bombardımanı’ altında.”

İmajların ve enformasyonun tahakkümünde yorgun düşmüş hafızalarına nefes aldırmak, şu korkunç imajlar bombardımanında biraz kafa dinlemek isteyenlerimiz, bu yeni medyadan çıkan yeni seslere kulak vermeyi deneyebilir.

Podcast
Nilay Örnek
İsmail Türküsev
Özgür Mumcu
Eray Özer
Burçin Acer
Candost Bayraktar
Cem Pekdöğru
Sayı 012

BENZER

Farklı türlerde üreten sanatçılar olup fark yaratmayı başaran üç kadınla, Melike Şahin, Lil Zey ve Nova Norda'yla yuvarlak masa usulü muhabbet ettik. Türkiye’de kadın müzisyen olmaktan dijital müzik piyasasına ve konserlerin geleceğine, pandemi ve iklim felaketine, oradan İstanbul’a uzandık.
İstanbul, Topkapı’da yer alan ve 70’lerde inşa edilen Tercüman gazetesi binasının tasarımında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın klasik romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün etkileri olduğunu öğrenen ve kendisi de aynı zamanda bir mimar olan Cihan Aktaş, binaya dair görüşlerini yazarken romanın baş karakterinin çözümlemesini de yapıyor.
V4 ülkelerinden eşsiz doğa fotoğrafları, İstanbul Macar Kültür Merkezi aracılığıyla ziyaretçilerle buluşmaya hazırlanıyor.