Karagümrük: Süper Lig’in yeni İstanbullusu

Fotoğraf
Karagümrük Spor Kulübü Arşivi, Fethi Aytuna Arşivi, İBB Medya AŞ
26 Kasım 2020 - 12:08

Süper Lig’e bu sezon yükselen Karagümrük, Cumhuriyet döneminde kurulan ilk İstanbul kulüplerinden biriydi. Kurulduktan sonra uzun müddet gayri federe olarak kaldı. Ardından yaklaşık beş yıl süren bir kapatılmanın mağduru oldu. Tekrar faaliyete geçtikten sonra İstanbul amatör kümelerinin en altından başladığı yükselişine İstanbul Profesyonel Birinci Ligi’nde devam etti; bir süre sonra ise Millî Lig’e (günümüzdeki Süper Lig) çıktı. Beş yıllık bu ilk serüvenin ardından, 1983-84’teki ikinci mücadele sadece bir sezon sürdü. 2020 itibarıyla liglerin en üst kademesine üçüncü kez yükselmiş bulunuyor Karagümrük.

1950'li yılların imar faaliyetleri sırasında Karagümrük semti

Kulübün renkleri semtin tulumbacılarından

Semtte iki ayrı takımla faaliyet gösteren gençlerin bir araya gelerek 1926’da kurduğu Karagümrük Spor Kulübü’nün renk seçiminde tulumbacıların izi var. Hikâyenin ayrıntılarını uzun yıllar futbolcu ve yönetici olarak Karagümrük’e hizmet veren Asaf Ayçıl’dan öğreniyoruz: “Her semtte o zamanın sporunu temsil eden tulumbacıların ayrı ayrı renkleri vardı. Karagümrüklü tulumbacılar da kırmızı fanila, siyah paçalı külot giyerlerdi. Bu yüzden yeni kurulan Karagümrük İdman Yurdu’nun forması kırmızı-siyah olarak ittifakla kabul edildi. Kırmızı zemin üzerine siyah çubuklu formalarıyla ilk maçlarını Beyazıt Harbiye Nezareti sahasında (günümüzde İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasının bahçesi), aynı günlerde kurulmuş olan Davutpaşa Kulübü’ne karşı oynadılar. Bu fevkalade heyecanlı maçı Karagümrük 2-1 kazanmıştı.1

Çalışacak saha olmadığı için ilk idmanlar Atikali tramvay durağının bulunduğu mıntıkada yapılıyordu. Bizans döneminin açık hava sarnıçlarından Çukurbostan’ın 1930’ların başında semt sakinlerinin yardımıyla düzeltilmesi sayesinde, kulüp bir futbol sahasına kavuştu. Aynı yıllarda kulübün büyük bir atılım içine girdiğini görüyoruz. Geniş odalara sahip büyük bir binaya geçilince futbol, voleybol, basketbol, atletizm, boks ve bisiklet şubeleri dışında bir de temsil kolu kurulmuş, semt gençlerinin kültürel faaliyetlere katılması sağlanmıştı. Ayrıca odalardan birinde, semt sakinlerine yeni alfabeyle okuma- yazma dersleri veriliyordu. Gençlerin artan ilgisiyle birlikte, çeşitli yaş kategorilerinde sekiz futbol takımı kurulmuştu. Bu takımlara “genç takım, küçükler, B takımı, Muhtarbey’in takımı, Ömerbey’in takımı, Mehmet’in (Çeri) takımı” gibi isimler verilmişti. Lakin Karagümrük henüz federe bir kulüp olmadığı için İstanbul Mahalli Ligi’nde mücadele edemiyor, yalnızca kendisiyle aynı statüde bulunan takımlarla özel maçlar yapıyordu. “Pera (Beyoğluspor), Kurtuluş, Şişli, Taksim, Arnavutköy ve İstanbul’da bulunan Almanların kurdukları Tötonya, İtalyan, Bulgar, Musevilerin Makabi takımlarıyla yapılan karşılaşmalar ekseriyetle müspet sonuçlar veriyordu.2

Bu dönemde Cumhuriyet gazetesinin gayri federe kulüpler arasında düzenlediği Cumhuriyet Kupası maçlarında gücünü ortaya koyan Karagümrük, 1932 ve 1933’te kupayı üst üste kazanmıştı. Bu dönemin bir diğer ilginç olayı, Selanik Muhteliti (Karması) ile yapılan maçlardı. Ayçıl’a göre gayri federe kulüpler arasında ilk defa ecnebi takım getiren, Karagümrük olmuştu. İlk maçta Selanik’i 3-2 yenen Karagümrük, ikinci maçta Karagümrük-Pera muhteliti olarak sahaya çıkmış ve 3-3 berabere kalmıştı.3

Bu yıllarda Karagümrük’ün yetiştirdiği en ünlü futbolcu, ileride futbol tarihimizin unutulmaz isimleri arasında yer alan
Hakkı Yeten’di. Karagümrük formasıyla top koşturduğu 1929 senesinde, Bozkurt takımıyla Halıcıoğlu sahasında yapılan bir maça Haliç’in karşı kıyısından sandalla gelmesi, futbol tarihimizin efsanevi anlatılarından biri haline gelmiştir. Gecikeceğini anlayan “Baba Hakkı”, sandalda soyunmaya başlamış, ancak o sırada maç başlamıştı. Gecikmeye kızan takım kaptanı Sabahattin, Baba Hakkı’nın ilk devre oyuna girmesine müsaade etmemişti. Golsüz biten ilk yarıdan sonra ikinci devre oyuna giren Hakkı’nın attığı gollerle Karagümrük, Bozkurt’u 6-0 yendi.

Milliyet, 7 Temmuz 1958

Kulüp kapanıyor

Karagümrük, 1934-35 sezonundan itibaren federe olmuş ve İstanbul Üçüncü Kümesi’nde mücadele etmeye başlamıştı. Ertesi yıldan itibaren İkinci Küme’de mücadele eden kırmızı-siyahlı takım, 1940-41 sezonu sonunda şampiyonluğu kazanarak Birinci Küme’de oynama hakkını kazandı. Ancak kısa süre içinde yaşanan beklenmedik bir gelişme sonucu kulüp kapandı. Asaf Ayçıl’a göre kulübün kapanması, Çukurbostan sahasını ellerinden almak isteyen Vefalıların bir tertibiydi. Devrin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, İstanbul Emniyet Müdürü Ahmet Demir ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç Vefa Lisesi mezunu olarak bu olayda önemli rol oynamıştı.4 Ayçıl’a göre o sırada çıkarılan Beden Terbiyesi Mükellefiyet Kanunu gereğince semt kulüplerinin birleşmesi, sahasının Karagümrük’ün elinden alınması için  düzenlenmişti.

Asaf Ayçıl bu kanunun Karagümrük’ün kapanması için çıkarıldığını düşünüyordu, zira Vefa ile Karagümrük aynı semtin, hatta aynı ilçenin kulüpleri değildi. Fakat bu kanun vasıtasıyla Altınordu ve Güneş gibi, geçmişte siyasi iktidarların desteğiyle kurulan kulüplerin yanı sıra bazı azınlık kulüplerinin de kapandığını görüyoruz. “Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü’nün teklifi üzerine İstanbul’da bazı kulüplerin birleştirilmesi vekiller heyetince kabul edilmiştir. Bunları bildiriyoruz: Galatasaray, Galataspor (Galatasaray Gençlik Kulübü), FB, Kadıköyspor, Altınordu (FB Gençlik Kulübü), Kalespor, Yeni Şişli ve Güneş (Taksim Gençlik Kulübü), (...) Vefa İdmanyurdu, Karagümrükspor (Vefa Gençlik Kulübü)...5 Fiilen Karagümrük’ün kapanmasıyla sonuçlanan bu birleşmeyi Ayçıl şöyle anlatıyor: “Karagümrük’ten kimse Vefa’ya geçmedi, hatta polis müdürünün tehditleri bile bir kişiyi yerinden kımıldatamadı. Hal böyle olunca birleşme formalitesini tamamlamak için Karagümrük Kulübü’nün eşyalarını Vefa Kulübü’ne taşımak istediler. (...) En son çare olarak kulübe ait levazımı ve kıymetli kupa ve bayrakları aynı çatı altında bulunan bir odaya doldurup kilitledik ve gelen alakalı memurlara da bütün eşyaları Kızılay’a hediye ettik diyerek takibattan kurtulduk.6

Yeniden kuruluş ve Türkiye Şampiyonası'nda final

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte ortaya iki kutuplu yeni bir dünya çıkmış, Türkiye de Batı dünyasının müttefiki olarak bu yeni düzende yerini almıştı. Bunun gereği olarak çok partili siyasi hayata geçildi ve tek parti dönemi fiilen henüz sona ermese de nispi demokratikleşme adımları atıldı. Beden Terbiyesi Mükellefiyeti uygulaması da Danıştay’ın iptal ettiği 1964’e kadar resmen yürürlükte kalmasına rağmen, savaşın sonuyla birlikte 1945’te fiilen sona ermişti.7 Karagümrük semtinin ileri gelenleri bu yeni ortamda bir araya gelerek kulübü 1946 yılında, Karagümrük Gençlik Kulübü ve Beden Hareketleri Yayma Cemiyeti adı altında tekrar kurdular. 14 Temmuz’da kalabalık bir seyirci kitlesi önünde yapılan törenin ardından Beyoğluspor’la yapılan maçı Karagümrük 8-2 kazandı.

Karagümrük Stadı ve Vefa Spor Kulübü’nün bahçesine kurulan dönemin gözde açık hava sineması

1946-47 sezonunda lig maçlarına dönen kırmızı-siyahlı takım, yeniden basamakların en altına inmiş ve Beşinci Küme’de mücadelesine başlamıştı. Alttaki basamakları çabucak tırmanıp 1949-50 sezonunda İkinci Küme’ye yükseldi. Dört sezon bu kademede mücadele eden kırmızı- siyahlı takım 1952-53’te şampiyon oldu ve ertesi yıl İstanbul Birinci Amatör Küme’de oynamaya başladı (İstanbul Profesyonel Ligi’nde yer alan kulüplerin amatör takımları da bu kümede Karagümrük’ün rakipleriydi). Karagümrük bu tırmanış sonunda en büyük başarıya 1954-55 sezonunda ulaştı. Birinci Amatör Küme’de beyaz grubu birinci olarak tamamlayan Kırmızı- Siyahlılar, İstanbul Şampiyonluğu için kırmızı grubun birincisi Elektrik takımıyla karşılaştı. Çok çekişmeli geçen şampiyonluk maçlarının ilki 0-0, ikincisi 1-1 berabere sonuçlandı. 5 Mayıs 1955’te Mithatpaşa Stadı’nda oynanan üçüncü maçın normal süresi de 0-0 bitti. Uzatma dakikalarında Şükrü’nün attığı golle maçı 1 0 kazanan Karagümrük, böylece İstanbul Şampiyonluğunu elde etti ve Türkiye Amatör Futbol Birinciliği için yapılacak grup maçlarına katılma hakkını elde etti. İzmirspor, Adana Demirspor ve Eskişehir Demirspor’la çift devreli lig usulü mücadele eden Karagümrük, oynadığı altı maçın dördünü kazanıp ikisini kaybederek, sekiz puanla grubunu lider bitirdi. Finaldeki rakip, Anadolu grubunu şampiyon olarak tamamlayan Bursa ekibi Acar İdmanyurdu oldu. 24 Temmuz 1955’te Bursa’da yapılan final maçını, Muhtar Tuçaltan ve Halit Deringör gibi tecrübeli futbolculara sahip Acar İdmanyurdu 1-0 kazandı ve böylece Türkiye Şampiyonu oldu.

Kırmızı-Siyahlılar hızlı bir yükseliş yaşadıkları 1950’lerin başından itibaren Türk futboluna pek çok değerli futbolcu kazandırdılar. Uzun yıllar Millî Takım forması da giyen Fenerbahçeli Naci Erdem, Beşiktaş ve Galatasaray’da oynayan Ahmet Berman, Galatasaraylı Ahmet Karlıklı, Galatasaray’da parladıktan sonra Fenerbahçe’ye transfer olan İsmail Kurt bu isimlerden ilk akla gelenlerdi... 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda Amatör Millî Takım’da yer alan ve Adalet takımının eski futbolcusu olan Cahit Candan da uzun yıllar genel kaptan ve yönetici olarak kulübe hizmet etti. Bu dönemin anılması gereken bir diğer futbolcusu ise Ankara Demirspor ve Göztepe’de forma giyen Ali Rıza Odman’dı.

Karagümrük Birinci Lig'de

26 Haziran 1956’da yapılan kongre sonucu kulüp profesyonel oldu. Aynı tarihlerde İstanbul Profesyonel İkinci Ligi kurulmuştu ve 12 takımın mücadele ettiği bu ligde Karagümrük de yerini aldı. 1956-57 sezonunda dördüncü olan kırmızı siyahlı takım, ertesi yıla şampiyonluk iddiasıyla hazırlandı. Bunda en büyük etken, daha önce Adalet Kulübü’nde de görev alan tekstilci İbrahim Sevin’in kulüp başkanı olmasıydı. Ülkemizin ilk yabancı futbolcuları arasında sayılan Arjantinli Oscar antrenör-futbolcu olarak Adalet’ten transfer edildi. Cahit Candan da Adalet’ten yuvasına döndü. Yıllarca Beykoz ve Beşiktaş’ta oynamış millî futbolcu Fahrettin Cansever, tecrübeli isim olarak transfer edildi. Fenerbahçe’nin genç takımından alınan yıldız adayları Aydın Yelken ve Tarık Kutver’le birlikte, tecrübeli ve genç futbolcuların bir arada bulunduğu iddialı bir kadro kuruldu. 1957-58 sezonunda oynadığı 22 maçın 18’ini kazanan Karagümrük, en yakın rakibi Feriköy’ün altı puan önünde şampiyon oldu ve İstanbul Profesyonel Birinci Ligi’ne yükseldi.

İbrahim Sevin yönetimindeki Karagümrük, tarihinde ilk kez yükseldiği Birinci Lig’de kalıcı olabilmek için yeni transferler yapmak istiyordu. Gelgelelim bu transferlerin ilki futbolcu değil yönetim kadrosuna yapıldı. Ellili yılların başından itibaren Adalet Kulübü’nde genel kaptanlık ve menajerlik yapan Fahri Somer, Karagümrük’e geçti. Somer, Adalet’te olduğu gibi, yaptığı flaş transferlerle kırmızı-siyahlı kulübü bir anda spor sayfalarının tepesine oturtmuştu. Millî Takım’ın yıldızı Kadri Aytaç’ın Galatasaray’dan Karagümrük’e geçişi, eski kuşakların bugün bile konuştuğu bir transfer olayı oldu. Aynı günlerde Fenerbahçe’den alınan Orhan Erkmen bu konuda şunları anlatmıştı: “Kadri o zaman 57.500 lira almıştı ki Türkiye’de rekordu. Ben de 37.000 lira aldım. O parayla Suadiye’de oturduğum evi almıştım. İzmir’e döneceğim zaman o evi sattım, parasıyla burada iki tane ev aldım. Yani Karagümrük’ten iyi para kazandık o zaman.8

Yıldızlarla dolu kadronun 1 Ağustos 1958’de Vefa Stadı’nda yaptığı sezon açılışına binlerce seyirci gelmişti. Bu ilgi lig maçlarında da devam etti ve Karagümrük, sadece sahada değil tribünde de Üç Büyükler ile rekabet eden bir takım oldu. Aydın Yelken bu konuda şunları söylüyor: “Eskiden Mithatpaşa Stadı’nda seyirciler yan yana otururdu. Kapalı tribünde Gazhane tarafı Beşiktaş’ın köşesiydi, orta Fenerbahçe’nin, sol taraf Galatasaray’ındı. Bir Karagümrük-Galatasaray maçını ben hatırlıyorum. Galatasaraylıların tribünlerini Karagümrüklüler aldı, öyle seyircimiz vardı bizim. Galatasaraylılar kendi tribünlerinde oturamadılar, Beşiktaş tribününe doğru kaymak zorunda kaldılar.9

İstanbul profesyonel Ligi’nin son sezonunu üçüncülükle kapatan Karagümrük kadrosu

Millî Lig ve düşüş

Karagümrük’ün ilk kez yükseldiği İstanbul Profesyonel Birinci Ligi’nin 1958-59 sezonu, aynı zamanda bu yerel organizasyonun son sezonuydu; zira daha önceden Millî Lig’in kurulması kararlaştırılmıştı. 10 kulübün mücadele ettiği İstanbul Ligi’nde başarılı bir performans sergileyen kırmızı-siyahlı takım, Beşiktaş’ı geride bırakarak üçüncü oldu. Böylece İstanbul’dan sekiz takımın katılacağı Millî Lig’de mücadele etme hakkı rahatça kazanılmıştı. Şubat ortasında tamamlanan mahalli liglerin ardından hiç ara verilmeden, 21 Şubat 1959’da başlayan Millî Lig’de, Karagümrük ilk maçını 25 Şubat’ta Vefa’yla yaparak 1-0 kaybetti. İstanbul dışındaki ilk maçlarını ertesi hafta Ankara’da Demirspor ve Gençlerbirliği’yle oynayan Kırmızı-Siyahlılar bir beraberlik ve bir galibiyetle eve döndüler. Sezonun çok geç başlaması nedeniyle 16 takım iki gruba bölünmüştü ve maçlar çoğunlukla hafta sonu üst üste oynanıyordu. Galatasaray’ın lider olarak tamamladığı grupta dengeli bir performans sergileyen Karagümrük, dört galibiyet, dört beraberlik ve altı mağlubiyetle beşinci sırada yer aldı. Sonraki iki sezonu da orta sıralarda tamamlayan Karagümrük, 1961-62 sezonunda ilk kez düşme tehlikesi yaşadı. 1962-63 sezonunda ise çok sayıda yıldız futbolcunun takımdan ayrılması veya askere gitmesi takımı olumsuz etkilemişti. Sonuçta Karagümrük beş yıl oynadığı Millî Lig’den düştü ve 1963 yazında kurulan Türkiye İkinci Ligi’nde (günümüzdeki TFF Birinci Lig) mücadele etmeye başladı.

1982-83 sezonunda şampiyon olarak Türkiye Birinci Ligi’ne yükselen Karagümrüklüler, dönemin federasyon başkanı Yılmaz Tokatlı ile beraber kupa seramonisinde

Zor yıllar ve yeniden Birinci Lig

Rekabet şartları daha çetin hale gelmiş ve Karagümrük için artık zor yıllar başlamıştı. İkinci Lig kurulunca hemen her vilayette amatör kulüplerin birleştirilmesiyle oluşan şehir takımları bu yarışta yer almaya başlamıştı. Bir şehrin valisinden belediye başkanına ve güçlü iş adamlarına kadar büyük bir desteğe sahip olan Anadolu takımları karşısında büyük şehirlerdeki semt kulüplerinin ayakta durması artık çok zordu. Altı sezon boyunca orta ve alt sıralarda mücadele eden kırmızı-siyahlı kulüp, 1968-69 sonunda Türkiye Üçüncü Ligi’ne düştü. Aydın Yelken, Tarık Kutver ve Cengiz Erkazan gibi eski şöhretler 1970’lerin başında tekrar Karagümrük’te buluşsa da, katkıları takımın düşmesini önlemekten öteye gidemedi. ‘70’lerin ikinci yarısında bu kez Beşiktaşlı Vedat Okyar ve Tezcan Ozan, Bursasporlu Vahit gibi tecrübeli futbolcular kırmızı-siyahlı formayı giydiler. Bunun sonucu Karagümrük uzun bir aradan sonra 1978-79 sezonunda grubunu dördüncü sırada bitirdi. Bu arada Karagümrük’ten yetişen eski futbolcular, kulüp yönetimini üstlendiler. Naci Erdem başkan olarak görev yaparken, Cahit Candan da yönetim kurulunda yer aldı. Ahmet Karlıklı antrenör, İzzet Aksu genel kaptan oldu. Bu ekibin kurduğu kadro başarılı oldu ve kırmızı-siyahlı kulüp 1979-80 sezonu sonunda İkinci Lig’e yükseldi.

İkinci Lig’de de başarısını sürdüren Karagümrük, İlie Datcu-Samim Emek ikilisinin çalıştırdığı 1982-83 sezonunda grubunu şampiyon olarak tamamladı ve yirmi yıl aradan sonra yeniden Türkiye Birinci Ligi’ne yükseldi. Ne var ki, Karagümrük’ün Birinci Lig’deki ikinci serüveni fazla uzun sürmedi. Sezona Datcu-Emek ikilisiyle başlayan kulüp yönetimi, onuncu haftadan sonra yola Metin Türel’le devam etti. Ancak bu değişikliğin de faydası olmadı ve kırmızı-siyahlı takım sezon sonunda ligin son sırasında yer alarak İkinci Lig’e düştü.

Karagümrük teknik heyeti ve futbolcular, 1983-84 sezonu açılış töreninde

İstikrarsızlık yılları, amatör küme ve yeniden yükseliş

Seksenli ve doksanlı yıllarda Abdülkerim Durmaz ve Oktay Derelioğlu gibi yıldız oyuncular yetiştiren Karagümrük, bu dönemde istikrarsız bir seyir izledi ve İkinci Lig ile Amatör Küme arasında gidip geldi. 1996-97 sezonu sonunda Üçüncü Lig’den düşen Karagümrük, böylece kırk yıl sonra profesyonel liglerin dışında kalıyordu. 2000 Mayıs’ında yükselme maçlarında başarılı olan kulüp, 2001-2002’de Üçüncü Lig’de, 2003- 2004’te İkinci Lig B kategorisinde şampiyonluk sevinci yaşayarak eski günlerine dönme müjdesi verir gibi oldu. Ancak İkinci Lig A Kategorisi’nde tutunamayıp aynı yıl geri döndü. Ardından rakiplerin dışında ekonomik zorluklarla boğuşup kayyuma devredildiği 2008-09 sezonu sonunda bir kez daha Amatör Küme’ye düştü. Girdiği ekonomik sıkıntıyı semt dayanışmasıyla atlatmaya başlayan Karagümrük, bu sezondan itibaren sürekli yükselen bir grafik çizdi. Süper Amatör Lig’de grubunu şampiyon bitirerek, o yıl kurulan Bölgesel Amatör Lig’de mücadele etmeye hak kazandı. BAL’de fazla oyalanmadı ve 2011-12 sezonunda şampiyon olarak Üçüncü Lig’e yükseldi. 2013-14’te play-off maçları sonucu İkinci Lig’e çıktı. Bu kademedeki ilk dört yılında zaman zaman düşme tehlikesi atlatan Karagümrük’ün yükselişi, Trabzonspor ve Kayserispor genel menajeri olarak tanıdığımız Süleyman Hurma’nın 2018 Haziran’ında kulübü satın almasıyla devam etti. ‘90’lı yılların başında Karagümrük altyapısını çalıştıran Hurma, kulübü devraldıktan sonra iddialı bir kadro kurdu. Karagümrük 2018-19 sezonunda play-off maçları sonucu Birinci Lig’e yükseldi. Hızlı yükseliş sürdü, 2019-20 sezonunu beşinci sırada bitirerek play- off oynama hakkını elde etti. Önce Akhisarspor’u, ardından Adana Demirspor’u saf dışı bırakan Karagümrük, böylece 36 yıl sonra bir kez daha Türkiye liglerinin en üst kademesine yükseldi.

Amatör Lig’de grubunu şampiyon bitirerek, o yıl kurulan Bölgesel Amatör Lig’de mücadele etmeye hak kazandı. BAL’de fazla oyalanmadı ve 2011-12 sezonunda şampiyon olarak Üçüncü Lig’e yükseldi. 2013-14’te play-off maçları sonucu İkinci Lig’e çıktı. Bu kademedeki ilk dört yılında zaman zaman düşme tehlikesi atlatan Karagümrük’ün yükselişi, Trabzonspor ve Kayserispor genel menajeri olarak tanıdığımız Süleyman Hurma’nın 2018 Haziran’ında kulübü satın almasıyla devam etti. ‘90’lı yılların başında Karagümrük altyapısını çalıştıran Hurma, kulübü devraldıktan sonra iddialı bir kadro kurdu. Karagümrük 2018-19 sezonunda play-off maçları sonucu Birinci Lig’e yükseldi. Hızlı yükseliş sürdü, 2019-20 sezonunu beşinci sırada bitirerek play- off oynama hakkını elde etti. Önce Akhisarspor’u, ardından Adana Demirspor’u saf dışı bırakan Karagümrük, böylece 36 yıl sonra bir kez daha Türkiye liglerinin en üst kademesine yükseldi.

Karagümrük daha önce iki kez liglerin zirvesinde mücadele etmiş, bunların ilki beş, ikincisi sadece bir yıl sürmüştü. Üçüncü kez en üst seviyeye çıktığı bugünlerde, endüstriyel futbolun sonucu olarak artık Süper Lig adını alan organizasyonda eski ve yeni rakipleriyle çekişecek. Bu kez kalıcı olup olmayacağı merak konusu, ancak doğru adımlar atıldığı takdirde semt takımlarının da en dipten zirveye kadar çıkabileceğini şimdiden kanıtlamış durumda.

DİPNOTLAR

1 Asaf Ayçıl, Dünden Bugüne Karagümrük Gençlik Kulübü 1926-1982, Arpaz Matbaacılık, İstanbul 1982, s. 7.

2 age., s. 22.

3 age., s. 26-27.

4 age., s. 42-43.

5 Kırmızı-Beyaz dergisi, sayı 176, 17 Mart 1941, s. 2.

6 Asaf Ayçıl, s. 46-47.

7 Yiğit Akın, Gürbüz ve Yavuz Evlatlar, İletişim Yayınları, İstanbul, s. 170.

8 Orhan Erkmen’le 2014’te yapılan röportaj, ses kaydı.

9 Aydın Yelken’le 2014’te yapılan röportaj, ses kaydı.

Karagümrük
Karagümrük spor kulübü
İstanbul
Süper Lig
Fethi Aytuna
Sayı 004

BENZER

Bu yıl 27 Ekim-8 Kasım arasında Bomontiada’nın yanı sıra çevrimiçi platformda da buluşma gerçekleşecek.
Son senelerde kadın sporcularımız elde ettikleri uluslararası başarılarla hepimizi gururlandırıyor. Bu başarılar Türk spor tarihine altın harflerle kazınırken, bizler kadınların bu sahadaki yüzyıllık mücadelesini maalesef bilmiyor; bu mücadeleye yön veren abide sporcularımızı tanımıyoruz. Oysa varlıkları, fikirleri ve başarılarıyla gelecek kuşakların önünü açan nice sporcu kadın var. Uluslararası ilk kadın binicimiz Melahat Aksel de bu isimlerden biri... İstanbul’a yaptığı eşsiz yatırımlarla bilinen ünlü Süreyya Paşa’nın kızı olan Melahat Aksel’in hayat macerasını Sevecen Tunç kaleme aldı.
Komedi oyuncusu Perran Kutman, gündemi her an değişen toplumumuzun ortak belleğinde sosyolojik değerini koruyan karakterlerle milyonlarca insanı etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Çünkü hayatlarımıza dokundu; dokunmakla kalmayıp sevgi baharatları serpti cömertçe. Bir güldürdü bir ağlattı. Her daim en yakınımızdan biri oldu. Kimi zaman öğretmenimiz, kapı komşumuz, kimi zaman annemiz...