Emeğin şarkıları

Fotoğraf
Murat Meriç Arşivi
25 Şubat 2022 - 12:17

Bahar geldi. Kim bilir kaçıncı kez ve her zaman olduğu gibi yeni umutlarla. Kendi adıma 50. karşılayışım: Baharın ilk gününde, 1 Mart’ta doğmuşum. Çocukluğumdan beri en sevdiğim mevsim. İçimi kıpır kıpır ettiren, hayata tutunma hissi veren, her seferinde yeniden doğmuş gibi heyecanlandıran günler bunlar... Martın yeri ayrı. Nisan, yenilenme zamanı. Mayıs derseniz, “kiraz mevsimi” olarak da tarif edilir; ki Sait Faik, “sevişme vakti” der ve tek şiir kitabına adını veren şiirde onu şu dizelerle selamlar:

"Anlatsam bu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu
"

Para kazanmak şart. Hele ki bu devirde. Emek, her şeyin ötesinde. Baharın bir güzelliği, içinde İşçi Bayramı’nı barındırması. 1 Mayıs, yüzyılın başından beri bu topraklarda emeğin, birliğin, dayanışmanın simgesi. Bu vesileyle bu yazıda işçilerden söz eden, emeği ön plana çıkaran şarkılardan ve marşlardan söz edeceğim.

İşçi sınıfının ortak marşı, “Enternasyonal”. Türkiye’de ilk kez 1922 yılında söylenmiş. “1 Mayıs Marşı”, Sarper Özsan bestesi. 1974 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) tarafından sahnelenen, Bertolt Brecht tarafından Maksim Gorki’den uyarlanan Ana adlı oyun için yazılmış. Çıkış noktası, tekstteki bir cümle: “İşçiler marş söyleyerek girer.” Sarper Özsan, buraya bizzat yazdığı bir marşı yerleştirmiş. Marş, kısa sürede tiyatro sahnesinden alanlara sıçramış; yıllardır kitlelerin katılımıyla söyleniyor:

"Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve ülkelerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider
"

Marşı ilk seslendirenlerden biri, Cem Karaca. 1977 yılında “1 Mayıs Marşı”nı plak yapan bir başka isim, Timur Selçuk. Sonrasında pek çok sanatçı ve topluluk tarafından seslendirildi ama kulaklarda kalan bu yorumlar.

İşçi Şarkı ve Marşları, 1974

Yabancı marşlar, zaman zaman onu tamamlıyor. "Hayat denilen kavgaya girdik / Çelik adımlarla yürüyoruz" dizeleriyle başlayan “Avusturya İşçi Marşı”, “Bandiera Rosa” olarak bilinen “İtalyan İşçi Marşı”, İtalyan partizan türküsü “Çav Bella”, Şili dolaylarından gelen “Venseremos” ve “El Pueblo Unido Jamás Será Vencido” bunlara örnek... Farklı dönemlerde farklı isimlerce Türkçeleştirilen bu marşlar, ilk kez, 1974 yılında Almanya’da yayımlanan İşçi Şarkı ve Marşları başlıklı albümde bir araya getirildi. Avrupa Türkiyeli Toplumcular Federasyonu bünyesinde kurulan ATTF İşçi Korosu tarafından yapılan bu albümün müzik yönetmeni, o dönem politik sebeplerle M. Erdemir adını kullanan Tahsin İncirci. Bu bahiste, 1997 yılında yayımlanan Grup Yorum albümü Marşlarımız’ı anmak elzem.

Sözü uzatmayayım, örneklere geçeyim. Benimki, küçük bir seçme. Almanya bahsine, grevlere, maden işçilerinden söz eden şarkılara değinmedim, zira onlar başlı başına birer yazı konusu.

"İşçi Marşı"
Yeni Türkü

Selim Atakan’ın Can Yücel’in şiirinden bestelediği “İşçi Marşı”, 1979 yılında Ankara’da yayınlanan ilk Yeni Türkü albümü Buğdayın Türküsü’nde yer alıyor. Sadece bu albümle değil, aynı yıllarda yayınlanan Yeni Dünya Korosu imzalı Yeni Bir Dünya İçin başlıklı kaset aracılığıyla yayıldı, o dönemde mitinglerde söylendi:

"Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
Dumanı dağıtacak yıldız poyraz başladı
Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
"

Şiir, 1977 yılında Taner Öngür tarafından bestelenmiş, Cem Karaca’nın Yoksulluk Kader Olamaz adlı albümünde kendine yer bulmuştu. Yıllar sonra Kutup Yıldızı, aynı şiiri farklı bir besteyle ve “Hava Döndü İşçiden Yana” adıyla yorumladı. Memleketin ilk “yerli” marşlarından.

"Nereye Payidar"
Timur Selçuk

1977 yılında yayınlanan Timur Selçuk albümü, işçi şarkılarından müteşekkil. Sanatçı, Nuran Atakır’ın piyanosu eşliğinde “1 Mayıs Marşı”ndan “Türkiye İşçi Sınıfına Selam”a uzanan bir repertuvarı seslendiriyor. Bunlar arasında AST tarafından sahnelenen Bilgesu Erenus imzalı Nereye Payidar oyunu için yapılmış şarkılar da var. Oyunla aynı adı taşıyan şarkının sözleri, Çiğdem Talu imzalı:

"Nereye payidar nereye
Seninkiler direnişte
Bir sen yoksun içlerinde
Çıkmaz bu yol bir yere

Nereye payidar nereye
Gönlün yoksa ezilmeye
Sen de katıl direnişe
İşçilerle el ele...
"

"Tamirci Çırağı"
Cem Karaca

Roman gibi şarkı. Hikâyeyi öyle büyük bir gerçeklikle anlatıyor ki sonunda kahramanın hislerine ortak oluyorsunuz. Filmlerde, romanlarda karşılaştığımız aşk hikâyelerinden biri bu. Farklı sınıflara mensup iki bireyden biri diğerine vuruluyor ama aralarındaki uçurum buna engel. Kadın zengin. Erkek, arabasını getirdiği tamirhanenin çırağı. Gördüğü anda “ayağında uzun etek, dalga dalga saçları”yla gelen kıza vuruluyor. Böylesi bir hikâyeyi “cildi parlak kâğıt kaplı pahalı bir kitap”ta okumuş. Kızın arabasını almaya geleceği gün tulumunu giymiyor, “arkası kuşlu ayna”da saçını tarıyor, beklemeye başlıyor. Kız geliyor, bizim çırak arabanın kapısını açıyor ama hadise hiç ummadığı bir yönde gelişiyor:

"Kalktı hilal kaşları, sordu kim bu serseri?
Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum
Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum...
"

Tam bu noktada ustası devreye giriyor:

"Ustam geldi, sırtıma vurdu, ‘unut’ dedi ‘romanları’
‘İşçisin sen işçi kal, giy’ dedi ‘tulumları’...
"

Cem Karaca’nın anlattığına göre yaşanmış bir hikâye bu. Yıllar sonra, “Kahya Yahya” adıyla devamını da yaptı ve büyük bir otelde kahyalık yapan, gelip giden kızlara gıptayla bakan bir kahramanın hikâyesini anlattı.

"Şişli Meydanında Üç Kız”
Ruhi Su Dostlar Korosu

1977 yılında yapılan kutlamalar, tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen mitinge 500 bin kişi katıldı. Alana giriş sürerken farklı noktalardan açılan ateş sonrası çıkan izdihamda resmî rakamlara göre 34 kişi hayatını kaybetti. Ruhi Su, aynı yıl yayınlanan albümü Sabahın Sahibi Var’da bu katliamdan söz etti:

"Şişli meydanında üç kız
Biri Çiğdem biri Nergis
Vuruldular güpegündüz
Sorarlar bir gün sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler acılar
Sararlar bir gün sararlar

Bin dokuz yüz yetmiş yedi
Unutulmaz yılın adı

1 Mayıs bayramı idi
Sorarlar bir gün sorarlar...
"

"İşçi Kız”
Arif Kemal

Bir dönem çok dinlenen Red Türküleri serisinin ikinci albümünde (1987) karşımıza çıkan bu şarkı, fabrikada çalışan bir başka Ayşe’yi anlatıyor. Bu kez mutlu sonla biten bir aşk hikâyesi bu. Nâzım Hikmet’in tütün işçileri üzerine yazdığı şiirden bestelenmiş.

"Her akşam yorgun işten dönerken
Görürdüm onu yolunda ben
Düşürmüştü gönlüme bir sızı
O üzüm gözlü işçi kızı

Benimle aynı işte çalışan
Genç kızın Ayşe’dir adı
Çok darbe yedik biz patronlardan
Nihayet bir gün grev patladı

Ayşe’yle geçtik grevin başına
Ayşe oldu kavga yoldaşı

Biz işte o gün Ayşe yoldaşla
Grev meydanında nişanlandık
"

"Kaportacı”
Bulutsuzluk Özlemi

Nejat Yavaşoğulları’nın "Tamirci Çırağı"na selam çaktığı şarkı. 1995 yılında yayınlanan Güneşimden Kaç başlıklı albümden. "Yaşı yaklaşık on yedi" olan, "kırık aynada saçını" tarayan "Kaportacı"yı anlatıyor:

"Sabah erken kalkar
Kahvaltısız çıkar
Mavi kartı cebinde
Takılır körüklüye

Dükkân kepengi gacırdar
Simidini yer çay içer
Tulumunu giyer yağlı yağlı
Usta gelir ‘N’aber lan’ der

Çekiç sesleri
Vurur kaportaya...
"

"Çalışan Çocuklar"
Taner Öngür

Taner Öngür, ilk solo albümü Alarm’da (1992), bütün zamanların en büyük dertlerinden biri olan çocuk işçilerin sorunlarına değinmiş. Şarkının sonunda çocukları çalıştıranlara sesleniyor:

"Arkadaş, bırak çocukları, bırak oynasınlar
Umutlar beslesinler, sevinsinler
Bırak ki geleceğimizi tazelesinler
Baştan ölmüş insanlar

Ne sana ne bana yarar getirir
Bırak çocukları, çocuk gibi büyüsünler...
"

"İnsan Pazarı"
Grup Yorum

1989 tarihli Cemo albümünde yer alan “İnsan Pazarı”, Güven Parkı’nda toplanan işçileri anlatan bir diğer şarkı. Sözleri Hasan Hüseyin’e ait şarkının kahramanları; Ayşe’ler, Fatma’lar, Güllü’ler, Hatçe’ler... Sözlerinde isyan barındıran şarkılardan:

"Açlığın dini olmaz
Yoksulluğun vatanı
Kör olasın kahpe devran
"

Melike Demirağ

"Makine Yiyor beni"
Melike Demirağ

Melike Demirağ, 1979 tarihli Şanar Yurdatapan şarkısı “Makine Yiyor Beni”de on üç yaşında makine başına oturtulan Ayşe’nin hikâyesini anlatıyor. Ayşe, “üç beş kuruş uğruna” makinenin kölesi olmuş bir işçi. Bir gün “başını dik tutmayı” öğreniyor ve isyan ediyor:

"İsyan ediyor içim
Niçin Allahım niçin
Daha fazla kâr için
Makine yiyor beni

Gel kardaş gel
Ver elini ver
Ver ki tek kalmayasın
Ver ki ezilmeyesin
"

"Bugün 1 Mayıs"
Ozan Çoban - Güneş Demir

2021 yılında tanıştığımız yeni 1 Mayıs şarkısı. Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) tarafından bulunan Nâzım Hikmet’in kayıp şiiri, DİSK’in girişimiyle Ozan Çoban ve Güneş Demir tarafından bestelendi:

"Bugün Mayıs 1
1 Mayıs’ta İstanbul bizim olmuş gibidir.
"

Geçmişten bugüne devrimci müzik geleneğinin izlerini taşıyan bir şarkı bu. Bir anlamda, bir saygı duruşu. Besteleyenlerin hayali, bu şarkının Taksim Meydanı’nda binlerce insan tarafından söylenmesi. Kim bilir, belki gerçekleşir?

"Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini"
Cem Karaca 

Cem Karaca, “1 Mayıs Marşı”nı 1977 yılında alanda seslendiren Ruhi Su ve Dostlar Korosu’ndan duymuş, plak yapmaya karar vermiş; arka yüzüne, yine Ana oyunundan sözlerini bizzat Brecht’in yazdığı bir başka marşı iliştirmiş: “Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini”. Cem Karaca’nın Türkiye’de yayımlanan son 45’lik plağı bu. Ocak 1978’de Hey dergisinde şöyle tanıtılıyor: “Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt.” Marş, yıllar sonra, 2013 yılının Haziran ayında Gezi direnişiyle yeniden hatırlandı ve Taksim’de kitlelerce söylendi.

"Safinaz"
Cem Karaca 

Memleketteki ilk rock-opera denemelerinden (1978). Cem Karaca, bu 18 dakikalık şarkıda, grubu Edirdahan eşliğinde, bir apartmanda kapıcılık yapan Kasım ve ailesinin hikâyesini anlatıyor. Karısı Asiye’yi temizliğe gönderen Kasım’ın tek derdi kızını okutmak; “okusun tek, taş çekerim sırtımda, kul olmasın ellere” diyor. Orta ikiye geçen Safinaz’ın getirdiği her iyi notta “kasım kasım kasılıyor” ama gün geçtikçe artan fiyatlar, Safinaz’ın okumasına engel oluyor:

"Her şeyin fiyatı artıyordu ancak
Et, süt, bez, tuz ve de yakacak
Ve kitap ve kalem ve defter ve de açacak
Artmayan tek şey aylığıydı Kasım’ın
Artmayan tek şey aylığıydı ancak

Fiyatlar artıyordu Kasım’ın ücreti sabit
Kasım’ın ücreti fiyatlara yetmiyordu
Birkaç ay daha sıktı dişini Kapıcı Kasım
Safinaz artık okula gidemiyordu

Mecburdu Safinaz da çalışmaya
Aile bütçesine katkıda bulunmaya
Okul önlüklerini ağlayarak çıkardı
Daha on dördünde fabrikaya başladı
"

Şarkının sonrası, Safinaz’ın hikâyesi. Zamansız şarkılardan. Tuhaf bir şekilde bugünü de anlatıyor.

"Fabrika Kızı", Alpay, 1988

"Fabrika Kızı"
Alpay

Bora Ayanoğlu imzalı bu şarkı, isimsiz bir işçinin hikâyesini anlatıyor. Memlekette yayımlanmış ezber bozan plaklardan (1988): 

"Gün doğarken her sabah
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur
Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararken de hayal kurar
Bütün insanlar gibi
"

Hayali, mutlu bir yuvada kıt kanaat geçinmek. Ötesini istemiyor. Her gün işe gidip geliyor ama bu, onu daha da yalnızlaştırıyor. Şarkı, bu minvalde ilerliyor.

"Tezgâhtar Nebahat"
Ahmet Kaya

Ahmet Kaya’nın Başım Belada (1991) albümünde tanıştığımız Nebahat, Sağmalcılar’da oturan yedi çocuklu bir ailenin kızı. Babası kötürüm; “içki kumar peşinde boşvermiş” bir abisi ve mahpusta “devlete karşı gelmiş” bir ablası var. Meşhur olma hayaliyle “keşfedilmek için Beyoğlu’nda” geziyor ve duvarına posterini astığı şarkıcıyla bir hayat kurmak istiyor.

"Çırak Aranıyor"
Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli’nin 1979’da Refik Durbaş’ın bir şiirinden besteleyerek söylediği “Çırak Aranıyor”, içinde merakla karışık bir seslenişi barındırıyor:

"Elim sanata düşer usta
Yürek acıya
Ölüm hep bana mı
Düşer usta?
"

Şarkı, 1982’de Maria Faranduri tarafından “O Paragiyos” adıyla Yunanca söylendi. 1984’te Edip Akbayram tarafından yorumlanan “Çırak Aranıyor”, Hümeyra’nın Benim Şarkılarım albümünde “Usta” adıyla ve Esin Engin tarafından yapılan farklı bir besteyle kendine yer buldu.

"Güven Parkı"
Alpay

Alpay’ın 1976 tarihli albümünde karşımıza çıkan bu 11 dakikalık şarkı, Can Arpaç’ın şiirini Müjdat Akgün’ün bestelemesiyle oluşmuş:

"Bu kente Konya asfaltından gelir işçi kızları
Balgat’tan çıkıp dolmuşa biner, Güven Parkı’nda toplanır

Açıksa kısmetleri, kimi çamaşıra, kimi temizlikçi diye
Bir büyük eve kapılanır her biri, gündelikçi diye...
"

Şarkı, çalışmak için kocası ve çocuğuyla “acımasız, kalleş, katı” şehre gelen Fatma Kızın hikâyesini anlatıyor. Üç yılda nüfusları altıya yükselen ailenin yükünün büyük bölümünü üstlenen Fatma Kız, kocası takatten kesilince onun bayrağını
da devralıyor ancak çocuklu olduğu için pek kabul görmüyor. Mutsuz sonla biten şarkılardan. Bir yandan inanılmaz bir belge: Döneminin bütün gerçekliğini önümüze seren ayrıntılı bir fotoğraf gibi.

1 Mayıs
İşçi Bayramı
Emek
Dayanışma
1 Mayıs şarkıları
Cem Karaca
Yeni Türkü
Melike Demirağ
Ahmet Kaya
Alpay
Murat Meriç
Sayı 009

BENZER

Genellikle haksız yere erkek meslektaşlarının gölgesinde bırakılsalar da, bizi çok güldüren kadınlar var. Sayfalarımıza konuk ettiklerimizin her birinin mizah anlayışı başka; kimisi kadının farklı hallerine çeşitli pencerelerden bakıyor, kimisi “kaliteli boş yaparak”, kimisi ise dünyayı gezerken güldürüyor. Ortak özellikleri çok iyi birer gözlemci olmaları.
Taksim'de bulunan Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı’nın yaklaşım tüneli, İBB ve Karşı Sanat iş birliğiyle düzenlenen "İstanbul’da Şifa Bulmak" isimli sergiyle kapılarını açtı.
Dijital sanatın öncülerinden Amerikalı Jonathan Monaghan'ın geniş kapsamlı kişisel sergisi, yaz sonuna kadar ziyarete açık.