Taksim Meydanı'na hayat öpücüğü

21 Temmuz 2020 - 17:56

İstanbul Büyükşehir Belediyesi geride bıraktığımız şubat ayında İstanbul Planlama Ajansı’nı (İPA) kurdu. Ajansın kurulma amacı, kent yönetiminde benimsenecek yöntemlerin geniş bir katılım ve ortak akılla belirlenmesini sağlamaktı. İlk hedeflerden biri, İstanbulluyla ünlü meydanlarının arasını düzeltmek olarak belirlendi.

"İstanbul Meydanlarına Kavuşuyor” sloganıyla başlatılan yeni düzenleme girişimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun deyişiyle, meydanları bugünkü kimliksiz ve kullanışsız halinden kurtararak hak ettikleri değere yeniden kavuşturmayı hedefliyor. Bunu yaparken de anketler yardımıyla (istanbulsenin.org) halkın görüşlerini toplayarak profesyonellerin bilgisiyle buluşturmak istiyor. İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı mimarlara, şehir ve bölge plancılarına, kentsel tasarımcılara bu doğrultuda çağrı yaptı ve kentsel tasarım yarışmalarını Taksim ile başlattı.

"Geçici strüktür (yapı)” olarak da anılan “Kavuşma Durağı” uygulamasının ilki de Taksim’de hayata geçirilmişti. İnsanların meydanda toplanıp birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak amacıyla kullanılan bu duraklar, aynı zamanda halkın nabzını tutmak için de kullanılıyor ve ziyaretçilere nasıl bir meydan hayal ettikleri soruluyordu.

İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Mahir Polat

Peki, halk gerçekten ne istiyor? İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Mahir Polat bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

"Her şeyden önce şunu gördük, meydanın bu durumundan neredeyse hiç kimse hoşnut değil. Meydanların gündelik yaşamla iç içe, halkın kullanımına uygun ve keyifli yerler olması isteniyor. Yeşil isteği çok belirgin. İstanbul o kadar yeşile hasret ki, meydanların âdeta pastoral alanlar olarak, şehrin tüm beton sertliğine karşı doğal, yumuşak, insancıl odaklar olması isteniyor. İstanbulluların Taksim’i yeşil, sivil, nitelikli ve kültürle iç içe bir alan."

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman

Taksim Kentsel Tasarım Yarışması’nı, bir meydanı meydan yapan özellikleri, yarışmanın ardından izlenmesi planlanan yolu ise jüri üyelerinden İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman’a soruyoruz.

Yarışmaya katılacak tasarımlarda gözeteceğiniz en temel kriterler neler?

Şehircilik açısından, alanın bugün kent içinde üstlendiği rol ile geçmişi arasında kopan bağ, geleceği tasarlarken ele alınması gereken en temel sorunların başında gelmekte. Bugün değişen yüzü nedeniyle anlamını da değiştiren meydanın hâlâ kentin en önemli kamusal mekânı ve açık alanlarından biri olduğunu unutmamak gerek. Geçmişi ile birlikte yeniden ele almak, Taksim Meydanı’na yeniden hayat vermek gerekiyor. Türkiye tarihinde çok önemli olaylara tanıklık etmiş olan, her siyasetin iktidar olduğunda iz bırakmak istediği, işçi sınıfı açısından özellikle 1977 1 Mayısı nedeniyle simgesel bir anlam taşıyan, Gezi nedeniyle bir demokrasi arayışını simgeleyen ve daha birçok tarihî olaya şahit olan bu meydanın çok kimlikli yapısı da bu anlamda önem kazanmakta. Yoğun bir yapılaşmanın, taşıt ve yaya trafiğinin odağında olan Taksim Meydanı’nın bu yapısı ile birlikte ele alınarak yeniden hayata kazandırılması birincil öncelik olacaktır.

Bir meydanı meydan yapan en temel kriterler nelerdir?

Bir kamusal mekân olarak meydanları tanımlayan şey aslında sınırları değil, tarihsel, sosyal ve kültürel değerleri ile kullanıcıları için barındırdığı anlam ve kent içinde oluşturduğu odaklardır. Elbette ortak kullanımları içinde barındırması, insanlar tarafından ulaşılabilir olması da temel kriterler olarak gösterilebilir. Ayrıca kent kimliğine büyük ölçüde katkı yapan bu kamusal mekânların, toplumsal yaşamı beslemesi ve değişen ihtiyaçlara cevap vermesi de oldukça önem arz etmektedir.

Taksim Kentsel Tasarım Yarışması 26 Eylül’de sonlanıyor. Meydanın yeni çevre düzenlemesine kavuşması için nasıl bir takvim söz konusu?

26 Eylül’de yarışma teknik olarak sonlansa bile, farklı bir başlangıç olacak. Üç eşdeğer ödülün halkla beraber seçildiği, projelerin tartışıldığı bir süreç tasarlanıyor. Taksim kullanıcılarının jüri tarafından belirlenen eşdeğer ödüllerden hangisinin uygulanacağına ilişkin eğilimlerini belirlemek için Taksim Meydanı’nda her kullanıcının tek defa oy kullanabileceği bir yöntemle anket yapılacak ve kullanıcıların eğilimleri proje yönetimi ve oy güvenliğinin sağlanması için İstanbul Kent Konseyi tarafından sıralanacak. Sürecin son aşamasında yerel yönetim adına kişi ve kurumlar tarafından sıralama yapılacak ve eğilim belirlenecek. Üç ayrı değerlendirmenin sonunda aritmetik olarak
ilk sırada belirlenen proje uygulanacak ve tüm oylama sonuçları şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılacak. Süreç sonunda ülkemizde ilk kez katılımcı bir yöntemle proje belirlemesi yapmış olacağız. 

Taksim
Taksim Meydanı
İstanbul
IBB
Sayı 002

BENZER

Söylenene göre hiç piyano sahibinin yaşamadığı Balat’ta, 1974’ten bu yana piyano tamirciliği yapıyor Mustafa Bardakçı. Haliyle önceleri bölgedeki varlığı yadırganmış... Ama mekaniği ortalama yedi bin parçadan oluşan piyanoları saat tamircisi gibi sabırla, dikkatle, sevgiyle işleye işleye, neredeyse elli yıldır aynı köşede. Fazıl Say, Anjelika Akbar, İdil Biret, Kerem Görsev, Melih Kibar gibi dünyaca ünlü sanatçıların piyanoları ve tarihî mühim piyanolar hep onun elinde deva buluyor.
Kökeni Bizans dönemine uzanan İstanbul bostanları, Osmanlı döneminde daha da gelişerek, şehrin en önemli hafta sonu etkinliklerinden birine mekân hâline gelerek varlığını sürdürmüş. Marulunun dillere destan olduğu gazetelere yansıyan Yedikule bostanlarının bugüne ulaşması, yapılaşma oranına ve arada alınan “bostanların şehir dışına taşınması” kararlarına bakılırsa tam anlamıyla bir mucize.
İstanbul konulu bilinen ilk harita 1422 senesine tarihlense de Adalar’ın haritalarda arz-ı endam etmesi 16. yüzyılı buluyor. Ancak Adalar, haritacıların gözünde halen müstakil bir konu değil; yalnızca coğrafi bir ayrıntı. “Bakış açısı”nın değişmesi için 20. yüzyılı beklemek gerekiyor. Sanat tarihçisi, gravür ve harita uzmanı Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, Adalar’a işaret eden erken tarihli haritaları incelediği bu yazısında, aynı zamanda İstanbul’un kayıp adası Vordonisi’nin de izini sürüyor.