Şehrimiz zengin bitki örtüsünü kaybediyor

22 Temmuz 2020 - 13:20

Ilıman iklimi ile birbirinden farklı ekosistemleri İstanbul’un çok zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmasına olanak vermiş. Bu zenginliğin iklim koşulları dışındaki diğer bir nedeni, kentin, bitki göç yolu üzerinde bulunması ve göç esnasında burada yayılan bitkilerin kalıcı olması. Buzul ve buzul arası çağlarda, kuzeyden güneye ya da tersine yaşanan bitki göçlerinde, en önemli göç yollarından biri İstanbul olmuş. Bu yüzden, Balkanlar ve Trakya’da bulunan türlerin çoğu ile Karadeniz, Ege ve Marmara çevresindeki bitkilerin önemli bir kısmına İstanbul’da rastlanıyor. 

İstanbul’un sınırları içerisinde yer alan, bitkisel biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu “Önemli Bitki Alanları” (ÖBA) arasında kumul, sucul ve orman ekosistemlerinin yanı sıra, açık alanlar, kayalık yamaçlar ve makilikler var: Terkos Kasatura Kıyıları, Batı İstanbul Meraları, Ağaçlı ve Kilyos Kumulları, Kuzey Boğaziçi, Ömerli Havzası ile Sahilköy-Şile Kıyıları.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik’in yıllar süren araştırmalarının ürünü olan İstanbul’un Doğal Bitkileri kitabı, kentin zengin bitki çeşitliliğini görselleriyle böylesine detaylı tanıtan ilk eser.

Ümraniye Çiğdemi

İstanbul’un florası, Türkiye’nin toplam bitki çeşidi sayısının beşte biri. Yüzölçümü sadece 5.434,3 kilometrekare olan bir yer için bu epey yüksek bir oran. Endemik bitki oranı düşük ancak, sadece kendine has bitkileri de var. Örneğin, sultan pelemiri sadece Başakşehir çevresinde bulunurken, İstanbul nazendesine orman kenarlarında, çokbaşlı köygöçürene ise açık alanlarda, orman içi ve kenarlarındaki ağaçsız kısımlarda rastlanıyor.

Kitapta yer alan bazı nadir ve endemik bitkiler ne yazık ki yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu kitap en çok bu yüzden önemli. Akkemik, İstanbul’daki aşırı kentleşme, mega projeler ve aşırı nüfus artışına bağlı olarak doğal ortamların üzerinde muazzam bir baskı oluştuğunu ve bazı bitki türlerinin yaşam alanlarının tehlikeye girdiğini vurguluyor: “2006 yılında Bern Sözleşmesi ile, tehlike altında olduğu belirtilen bazı nadir türlerin yaşam ortamlarının korunmasına yönelik karar alındı. İstanbul’un doğal ortamlarında Bern Listesi’nde yer alan türlerden 13 tanesi var ama bunların yaşam ortamları ne yazık ki koruma altında değil."

Akkemik’e göre, İstanbul’un bitkileri yapılaşan alanlarda yok olurken, rekabet gücü yüksek ve istilacı türler daha geniş alanları kaplıyor. Örneğin karahindiba türleri, yapışkan otu, yavşan otu kaldırım kenarları, arsalar ve parklarda yayılıyor. Buna karşılık, Kadıköy çiğdemini Kadıköy’de göremiyoruz artık; ona ancak insan etkisinden uzak Elmalı Baraj havzasında rastlanıyor.

Başka ülkelerden getirilip kentteki park ve bahçelere dikilen bitkilerin İstanbul’un endemik türleri üzerindeki etkisinin yok denecek kadar az olduğunu söyleyen Akkemik, asıl sorunun yapılaşma olduğu vurgusunu yineleyerek, “Endemik bitkilere zarar veren uygulama, ormanlık alanlar ve İstanbul’un doğal alanlarında ‘Tabiat Parkı’ adı altında piknik alanları açılması ve bu alanlarda da beton zeminler gibi doğal olmayan uygulamaların yapılmasıdır” diyor.

Peki ne yapmalı?

İstanbul'un Doğal Bitkileri

"Her şeyden önce, endemik bitkiler doğal alanlarında korunmalı” diyen Akkemik, İstanbul’a özgü nadir bitkilerin bulunduğu alanların tespit edilmesi ve etrafının çevrilerek korunmaya alınması gerektiğini söylüyor. Endemik bitkilerin en yoğun şekilde bulunduğu kumulların korunması gerekliliğine de işaret ederken, “Hatta bununla ilgili olarak Sarıyer Belediye Başkanlığı tarafından Kilyos Kumul Müzesi yapılması için 2016 yılında bir rapor hazırlamıştım. Bir kumul saha ayrılarak bitkileriyle birlikte korunması ve ziyarete açılarak bir açık hava müzesi olmasını önermiştim. Ama sanırım, belediyenin girişimleri o dönemde Büyükşehir Belediyesi’nde pek ilgi görmedi” diyor.

İstanbul’un doğasındaki en hassas bitki gruplarından biri de doğal orkideler. Bunlar sadece doğal alanlarda yaşayabilen bitkiler. Bu yüzden, herhangi bir insan müdahalesi yayılış alanlarına zarar veriyor. Orkidelerin bulunduğu kısımların da insan müdahalesinden uzak tutulması gerekiyor. Akkemik aynı zamanda mutlaka kente ait bir botanik bahçesi kurulması ve burada türlerin koruma altına alınırken farkındalığın da geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.

İstanbul
İstanbul'un bitki örtüsü
İstanbul'un Doğal Bitkileri
Ünal Akkemik
Melis Alphan
Sayı 002

BENZER

Oyuncu ve yazar Bâlâ Atabek, aynı zamanda bir düş avcısı. Geçtiğimiz aylarda yayımlanan dördüncü kitabı En Sevdiğim Şarkı’da (İnkılâp Kitabevi) kent hikâyeleri anlattı. Her hikâyenin ayrı bir şarkısı da vardı. Atabek, ilkbahar gibi geçen 2020-2021 kışının nihayet kışlığını göstermeye başladığı ocak ayı sonlarında, yine kulağında müzik, İST için düş avına çıktı İstanbul’da.
İnsanlar, savaş çıkması gibi herhangi bir günde rastlanma olasılığı düşük olaylara, kendi başlarına gelmez gözüyle bakarlar, oysa en büyük acılara bu o kadar da sık yaşanmayan tecrübeler yol açar. Şu anda hayatımızı kökünden değiştiren COVID-19 belasını birkaç ay önce gündeme getirseler kaçımız ciddiye alırdık? Deprem de böyle. Hazırlıksız yakalanmayalım...
Çok yönlü sanatçı ve akademisyen Cevdet Erek’in Arter’deki Bergama Stereotip sunumu, İstanbul’un bahar ve yaz aylarındaki en dikkat çekici işlerinden biri olmaya aday.