"Hep üvey evlattık şimdi yüzümüze vurdular!”

25 Mayıs 2022 - 16:10

Çabasız ve samimi görünen birisiniz, müzik üretiminiz plansız ve kendiliğinden görünüyor. Cem Adrian’la Cem arasındaki mesafeyi kısa tutmayı, kendinize yakın durmayı nasıl başardınız?

Cem Adrian’ı bir artist, Cem’i bir prodüktör ve her şeyi yöneten bir menajer olarak gördüğünüzde her şey çok basit...

Ortalıklarda pek görünmeyen birisiniz. Çoğu kişi için “gizemli” bir karaktersiniz. Nasıl başarıyorsunuz kendi dünyanızda kalıp “malzeme” olmamayı?

Bunu çok özel bir durum olarak görmüyorum. Her isteyen müzisyenin yapabileceği bir şey. Hayatta durmayı tercih ettiğiniz yer gibi, medyada ya da sosyal medyada da durmak istediğiniz yeri tercih etmeniz çok kolay. Kaçmazsanız kovalanmazsınız.

İyi bir sanat işçisinin şöhretle işlevsel ve sağlıklı bir ilişki kurmasının yolu nedir?

Şöhret sadece bir yanılsamadır ve durum sizin bir illüzyona ne kadar inandığınızla ilgilidir. Açıkçası ben sırrı çözdüğümü düşünüyorum. Saygının boş hayranlıktan, sevginin de gereksiz ilgiden çok daha değerli olduğunu çok önce keşfettim. Toplum ve şartlar her ne kadar şöhretin getirdiği gereksiz ayrıcalıkları dikte etse de yine söylüyorum buna karşı koymak tamamen kendi elimizde...

Cem Adrian

Üretken bir müzisyensiniz, öte yandan Türkiye’nin dört bir yanında konser de veriyor ve yoğunsunuz. Sizin için şarkı yazma süreçleri ne ifade ediyor; bize bu süreçlerden bahseder misiniz?

Müzik ve şarkı bende gün boyu hatta uykuda bile gerçekleşen bir eylem. Âdeta hayatın bir parçası... Bunu ortaya çıkarmak prodüksiyona ilişkin cihazlara ve zamana bağlı. Pratik olmak ve müzik prodüksiyonu konusunda portatif cihazları doğru kullanmak çok işe yarayabiliyor.

İşle ilgili ya da kendinize ayırdığınız zamanları da hesaba katarak bize klasik bir gününüzü anlatır mısınız?

Kendime ayırdığım özel bir zaman yok açıkçası. Zaten konser programıma ve prodüksiyon takvimime baktığınız zaman bunun pek mümkün olmadığını görebilirsiniz. Ben kabul ettim, benim hayatım bu.

Yapmak istediğiniz her şeyi yaptınız mı? Türkiye’ye ya da dijitalleşme ile sayısız küresel fırsat sunan dünya müzik piyasasına verecekleriniz olduğuna inanıyor musunuz?

Hiçbir zaman müziğin gideceği yere bir hedef koymadım, koymayı da düşünmüyorum. Türkiye’de doğdum, Türkçe müzik yaptım fakat evrensel prodüksiyonlarım uzun zamandan beri beklemekte. Sırası geldiğinde onları da yayınlayacağım ama bu vaktin çok yakın olduğunu söyleyebilirim.

Blok zincir ve NFT; müziğin ya da daha geniş anlamda sanatın geleceğini nasıl yönlendirecek sizce? Bugünden hayali satılan Metaverse gibi yapıların içinde nasıl görüyorsunuz Cem Adrian’ı?

Bu konuda şu ana kadar herhangi bir çalışma yapmadık. Şu an biraz izliyorum. Ben hayatımda elle tutulan, gözle görülen, gerçekten hissedilen her şeyin daha kıymeti bilinir olacağını düşünüyorum; fakat nasıl ki elle tutulmayan, gözle görülebilen sosyal medyada da bir krallığımız varsa gerekirse orada da bir krallık kurarız.

İstanbul’da bugüne dek yaşadığınız semtler var mı ya da hangi semtlerle bağ kurup kendinize yakın hissettiniz? Katlanamadığınız neler var İstanbul’da?

Yıllar önce Beyoğlu’na, Taksim’e, İstiklal Caddesi’ne ilk çıktığımda yaşamak istediğim yerin İstiklal Caddesi olduğunu düşünmüş ve hayatımın bir kısmını da İstiklal Caddesi’nde geçirmiştim ancak şu anda değişen İstanbul vizyonunda kendimi hiçbir yere yakın görmüyorum.

Cem Adrian

Ankara sizin için ne anlama geliyor? Ankara ve İstanbul’u yan yana koyduğunuzda eksileri ve artıları Cem Adrian gözüyle nasıl tartıyorsunuz?

Ankara benim için her yolculuğumdan sonra bana kucak açan şefkatli bir dost gibi. Ankara’da ölmeyeceğime eminim ama bundan sonra hangi şehirde yaşayacağımı inanın bilmiyorum. Sanırım İzmir’le flörtleşiyoruz.

İstanbul’un Ankara’dayken nesini özlersiniz?

İstanbul’da özlediğim harika İstanbul dinleyicisi dışında başka bir şey yok. Ankara’da dostlarım, evim, köpeğim ve Ankara’nın değişmeyen sokak lambaları var.

Bugün geldiğimiz noktada müzik ve eğlence sektörünün üvey evlat ilan edilmesi hakkında düşünceleriniz neler?

Bence bu sektör her zaman üveydi, sadece üvey olduğunun yüzüne vurulması için bir fırsat çıktı.

Kültürel bir dayatma nedeniyle kısıtlamalar, yasaklar, politik nedenlerle işlere taş konulması söz konusu mu sizce?

Bu söz konusu değil net bir gerçek.

Sizce bir kültür sanat başkenti olarak İstanbul’un en önemli sorunları neler? İstanbul konser potansiyeli açısından küresel anlamda yeterli bir şehir mi?

Ben İstanbul’un konser, konser mekânı ya da konser potansiyeli hakkında bir sorunu olduğunu düşünmüyorum fakat Türkiye’nin genel anlamda böyle bir sorunu var. Yıllardır Türkiye’nin birçok bölgesinde konser vermiş bir insan olarak diğer şehirlerin şartlarını gördüğümde İstanbul’un ne kadar şanslı olduğunu bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türk müzisyeninin dertleri geride bırakmasının bir yolu var mı size göre?

Ürettiğimiz eserlerin ticari bir mal muamelesi ile %18 KDV görmediği; korkunç vergilere maruz kalmadığımız ve köstek değil destek olunan bir zihniyetle bir yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. Ama bu konuda bir umudum yok.

Yeni isimlere destek olduğunuzu da biliyoruz...

Bir prodüksiyon şirketine sahibim ve birçok müzisyene destek oluyorum, olmaya devam ediyorum fakat onlarla hiç ticari bir anlaşmam yok ya da öyle bir konumda olmayı tercih etmiyorum. Sadece manevi anlamda destek olup fikirlerimi paylaşıyorum.

Yeni nesilden ilgiyle, hayranlıkla takip ettiğiniz birileri var mı?

Uzun uzun düşündüğümde böyle bir isim ya da bir şarkı bulamıyorum ama bu kimsenin suçu değil. Bu çok fazla hızlı tüketen ve çok fazla hız talep eden dinleyicinin suçu...

Geçen yıl Mark Eliyahu, Lara Çayan gibi isimlerle iş birliği yaptınız. Bu isimleri siz mi seçiyorsunuz? Öyleyse bu seçimlerde belirleyici olan etkenler neler?

Aslında hem bu isimleri ben seçiyorum hem de o isimler beni seçiyor. Ben bu konuda kendimi zamana ve şansa bırakıyorum. Durup dururken karşıma çıkan dinlediğim ve etkilendiğim müzisyenlere hemen ulaşıp onların müzik dünyasıyla benimkini birleştirip ortaya yeni bir şeyler çıkarmayı ve insanlara bunu sunmayı çok seviyorum.

Bize ne gibi sürprizler hazırlıyorsunuz önümüzdeki günlerde?

Öncelikle önümüzdeki sonbahar Ah isimli yeni albümden şarkılar yayınlanmaya başlayacak, hatta iki şarkısı “Kül” ve “Gül” şu ana kadar yayınlanmış oldu. Sonrasında Solmayan Şarkılar 2, Gökyüzümün Yıldızları 2 gibi konsept cover albümler gelecek. Bunun dışında az önce de söylediğim gibi global bir albüm çalışmam var üzerinde çalıştığım. Onunla ilgili de ilk şarkı önümüzdeki sonbahar-kış aylarında yayınlanmış olacak.

Cem Adrian
Gökyüzümün Yıldızları
Müzik
Ankara
İstanbul
ist dergi
IBB
Sayı 010

BENZER

İngiliz Time dergisi tarafından 2004 yılında “Türkiye’nin müzik antropoloğu” olarak tanımlanıp “Avrupa Kahramanları”ndan biri ilan edilen Hasan Saltık, çok mühim bir müzik yapımcısıydı. Geçen yıl kaybettiğimiz, nadide eserleri bulup ortaya çıkaran ve Anadolu müziğini dünyaya açan Saltık’ın müzik açısından önemini, bir de dillere destan yardımseverliğini dostları anlattı.
İnsanlar, savaş çıkması gibi herhangi bir günde rastlanma olasılığı düşük olaylara, kendi başlarına gelmez gözüyle bakarlar, oysa en büyük acılara bu o kadar da sık yaşanmayan tecrübeler yol açar. Şu anda hayatımızı kökünden değiştiren COVID-19 belasını birkaç ay önce gündeme getirseler kaçımız ciddiye alırdık? Deprem de böyle. Hazırlıksız yakalanmayalım...
Yeni yıla girişi yeni, “tam istediğim gibi” bir ben yaratmaya vesile etme eğilimi vardır çoğumuzda. Her yıl neler yapılacak, neler yapılmayacak diye listeler hazırlamak ne de zevklidir! Herhalde her yıl yenisini yapabilmek için listelerimize hiç uymayız... Sonbaharda bebek kedisini kaybettikten sonra iki ay boyunca günlük yürüyüşlerine çıkmayı, hatta evinden çıkmayı bırakan ama böyle durumlarda her defasında küllerinden doğan Sezyum’dan öneriler istedik. Sabredin dedi Sezyum, kararlarınıza tutunun, şöbiyet sizi gömmesin!