“Fırfır”ı Orhan Veli’yi anlattı

Fotoğraf
Füruzan Yolyapan Arşivi
25 Şubat 2021 - 10:42

Füruzan Yolyapan tam bir Cumhuriyet insanı, 1924 doğumlu. Türkiye’nin en sevilen şairlerinden Orhan Veli’nin kız kardeşi. Onunla geçen sene tanıştım. Orhan Veli’ye olan hayranlığımdan dolayı kendisini dinlemek beni çok mutlu ediyor. İST için yaptığımız bu sohbette Atatürk’ü, Cumhuriyet’in ilk yıllarını, çocukluğunun Beykoz’unu, ailesini ve tabii ki Orhan Veli’yi konuştuk. O dönemin insanlarında hep gördüğüm nezaketin, zarafetin ve duru Türkçenin timsali bir hanımefendi Füruzan Hanım.

Çocukluğunuzdaki Beykoz nasıldı?

O zamanki Beykoz bana göre dünya güzeli bir yerdi. Hâlâ gözümün önüne geliyor o yıllar.

Ne güzel. Beykoz’daki evinizi anlatır mısınız?

Biz Beykoz’da iki evde oturduk, biri yokuş üzerindeki ev, diğeri ise bir yalıydı. Beykoz’da denize doğru inen büyük caddeler vardır. Onlardan bir tanesi de İshak Ağa Yokuşu’dur, bu sokaktaki büyük evlerden bir tanesiydi bizimki. Büyük bahçesi olan bir evdi. Dedem Keresteci Hacı Ahmet Bey ve anneannem İkbal Hanım’la birlikte yaşardık. Anneannem bahçeye çok meraklıydı. Bahçenin büyüklüğünü şuradan anlayabilirsiniz: Orhan Veli’nin tiyatroya büyük bir ilgisi vardı, bahçeye sahne kurup, komşuları davet edip tiyatro piyesleri oynarlardı. Hatta iskemlelerinizi getirin demek zorunda kalırdık çünkü evdeki sandalyeler yetişmiyordu.

Siz de izler, rol alır mıydınız bu piyeslerde?

Hayır, ben küçüktüm, sadece izlerdim.

Veli Bey, Nigar Hanım, Orhan Veli, Adnan Veli

Dedeniz, anneanneniz, anneniz, babanız, iki ağabeyiniz ve siz. Başka kimse yaşar mıydı sizinle birlikte bu evde?

Bir de bakıcımız Sıdıka Hanım. Sıddi derdik biz ona. Sıddi, Orhan Veli’yi çok severdi.

Yaramaz bir çocuk muydu Orhan Veli?

Çok da uslu olduğu söylenemez (gülüyor). Annem Nigar Hanım yemek yapmayı çok severdi ve yemek yapma işini kimseye bırakmazdı. Evde çok güzel yemekler pişerdi. Orhan Veli, köfte, pilav, patates kızartması çok severdi. Eski evlerde maltız [taşınabilir ızgaralı ocak] olur, bilirsiniz. Bir gün maltızda, tavada köfte kızartılıyor. Orhan da köfte çok seviyor, çatalı almış eline, bir köfte almaya teşebbüs ediyor, tam batıracak tava omuzuna doğru devriliyor ve sırtı yanıyor. Sırtında bu yüzden yanık izi vardır.

Bir de de Adnan ağabeyiniz var, ama siz büyük ağabeyiniz Orhan Veli ile çok yakınmışsınız diye biliyorum. “Fırfır” dermiş size.

Evet “Fırfırım” derdi bana. Çok severdik birbirimizi. O benim her şeyimdi. Sadece ağabeyim değil, arkadaşım, dostum, öğretmenim, çok severdim onu.

Çok benziyorsunuz birbirinize.

Evet, küçüklüğümden beri çok benzetirler. Hatta beni tanımayan ağabeyimin arkadaşları “Sen Orhan’ın kardeşi misin?” diye yolda çevirirlerdi.

Bir de yalıda oturduk demiştiniz.

Evet, hemen yokuşun altındaki yalı. Süt gibi, sakin bir denizi vardır. Yalının önünde yüzerdik. Balık tutardık. Ben midye çıkarırdım, midyeleri yem yapardık. Bir de Beykoz Çayırı’na giderdik.

Pikniğe mi?

Pikniğe de giderdik. Kestane toplamaya giderdik, bir de saklambaç oynardık. Kocaman ağaçlar vardı, içleri oyulmuş, onların içine saklanırdık.

Ne güzel bir çocukluk. 

Evet, güzel bir çocukluktu.

Siz Ankara’da da yaşadınız değil mi?

Evet, babamın görevi icabı Ankara’da oturduk. Ankara Kalesi’nin orada Arslanhane Mahallesi’nde otururduk. İlkokulu, ortaokul ve liseyi Ankara’da okudum. Ankara Kız Lisesi’nden mezun oldum. Yazlarımızı Beykoz’da geçiriyorduk.

Beykoz'dan arkadaşları Ekrem (solda), "Fırfır" Füruzan ve Orhan Veli

Babanız çok önemli müzik insanı Veli Bey. Riyaset-i Cumhur Heyeti Bando Şefi. Mustafa Kemal Atatürk’ün yakınında çalışmış bir kişi. Atatürk’ü yakından gördünüz mü?

Evet, çok defa gördüm. Cumhuriyet bayramlarında ya da bazı başka günlerde babam bizi Orman Çiftliği’ne götürürdü mesela. Atatürk’le aynı sofrada otururduk. Öyle bir duruşu vardı ki kelimelerle ifade edemem. Atatürk çok sevilen ve çok değer verilen bir reisicumhurdu.

Siz tam bir Cumhuriyet çocuğusunuz ve devrimleri birebir yaşadınız.

Evet.

Soyadı Kanunu 1934 yılında çıkmıştı, siz o sıralarda 10 yaşında olmalısınız. Kanık soyadını aldınız. Kanık ne demek?

Kanaatkâr demek.

Peki nasıl karar verildi bu soyadına?

Babamla Orhan ağabeyim karar verdi bu soyadına ama annem beğenmedi, “Ben bu soyadını kullanmam!” dedi ama kullandı tabii (gülüyor).

Neden?

“Nedir bu böyle kanaatkâr falan. Siz zaten safsınız, her şeye kanarsınız” dedi. Hepimizi suçladı (gülüyor). Bir de annem Kılık Kıyafet Devrimi ilan edilir edilmez hemen başını açtı ve sokağa çıktı, hiç unutmuyorum. Sonra da çok modern ve şık şapkalar kullandı.

Anne Nigar Hanım ve baba Veli bey (ayakta), Orhan Veli, bakıcıları Sıdıka Hanım, Adnan Veli ve Füruzan (soldan sağa oturanlar)

Veli Bey nasıl bir babaydı?

Bize çok düşkündü. Muhafazakârdı. Orhan ağabeyimin şiirlerini daha başka türlü yazmasını isterdi (gülüyor). Çok disiplinliydi, hatta biraz fazla disiplinliydi ki Türk edebiyatına zararı dokundu diyebilirim.

Nasıl?

Şöyle ki: Orhan ağabeyime Türk müzisyenlerinin hayatlarını yazması konusunda bir teklif gelmişti. Babam biliyor tüm bu müzisyenlerin hayatlarını, ama ağabeyimle beraber çalışamadılar. Babamın yanında sigara içilemezdi, Orhan Veli de sigara içiyor, sigara içerken çalışmaya alışmış. Beraber çalışmaya başlıyorlar, abim sigara içmek için sık sık odadan çıkıyor çünkü dediğim gibi babamın yanında asla sigara içilemez. Sonunda bu çalışmayı yapamadılar. Eğer babam, Orhan ağabeyimin yanında sigara içmesine müsaade etseydi, Türk edebiyatı musiki tarihimiz açısından güzel bir eser kazanacaktı. Babamın hatası oldu.

Babanız sonra “Ah keşke!” dedi mi?

Dedi. Sonradan değil hemen söyledi. “Sen böyle sigara içiyorsun, çalışamıyoruz” dedi ama...

Gerçekten ilginç bir bilgi... Orhan Veli’nin en iyi arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rifat. Hepsi şiir meraklısı. Sizin eve geldiklerinde anneniz ve babanız nasıl davranırdı onlara?

Soğuk... Bilhassa babam (gülüyor).

Orhan Veli ile annenizin ilişkisi nasıldı?

Annem çok severdi Orhan ağabeyimi, ilk göz ağrım derdi. Orhan ağabeyim de annemi çok severdi. Sokaktan gelir, anneme sarılır “Ak saçlı güzel kız” derdi. Annemin saçları ağarmıştı tabii.

Peki ya anneniz beğenir miydi Orhan Veli’nin şiirlerini?

Hayır!.. “Doğru dürüst şiir yaz” derdi... (gülüyor)

Siz sever miydiniz ağabeyinizin şiirlerini?

Hem de çok.

En çok hangi şiirini seversiniz?

“Kuyruklu Şiir.”

Okur musunuz rica etsem?

(Ezberden okuyor)
Uyuşamayız, yollarımız ayrı,
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi, Senin yiyeceğin kalaylı kapta, Benimki aslan ağzında,
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

Ama seninki de kolay değil kardeşim; Kolay değil hani,
Böyle kuyruk sallamak Tanrı’nın günü.

Ağzınıza sağlık. Ağabeyinizin çıkardığı Yaprak dergisinde de çok emeğiniz var değil mi?

Yaprak dergisini ben idare ettim. İdare etmek derken maksadım şu: Koltuğumun altına alırdım dergileri, İstanbul’da bayileri dolaşırdım. Satışına göre yeni sayıdan 20- 30 adet bırakır, satılmamışları alırdım, parayı toplardım. Tabii bunun derginin çıkmasına katkısı oluyordu.

1 Ocak 1949-1 Haziran 1950 arasında Orhan Veli öncülüğünde çıkan fikir ve edebiyat dergisi: Yaprak

İlgi nasıldı dergiye?

İlgi iyiydi, çıkmasını bekleyenler vardı.

Yaprak dergisinin kapanmasının Orhan Veli’yi çok üzdüğünü okumuştum. Derginin yayın hayatına neden son verildi?

Biraz maddi sıkıntılar, biraz da siyasi ortam diyebilirim. Çok eleştirirdi Orhan Veli siyasi konuları. Gerçekten de üzüldü dergi kapanınca.

Bir hayali var mıydı Orhan Veli’nin, ömrü vefa etseydi gerçekleştirmek istediği?

Tiyatro... Ercüment Behzat Lav ile tiyatro yapmış ve çok sevmişti. Tiyatroya devam etmek istiyordu.

Az önce de bahsetmiştiniz, çocukluğundan beri tiyatroya meraklıymış. Karagöz de oynatırmış değil mi?

Deve derisinden Karagöz’leri vardı. Arkadaşlarımla bizim evde toplanırdık, Orhan ağabeyim de bize Karagöz oynatırdı. “Aman Karagöz’üm bana vurmaya hakkın yok!”, “Al bu yumruğu da burnuna sok kerata!” (gülüyor). Çok şakacı ve çok espritüel biriydi ağabeyim.

Çapkın derler Orhan Veli için.

Hayır, kadınlar çok düşkündü Orhan Veli’ye, musallat olurlardı ona. Ağabeyim evlenmediği için baba evinde, bizimle otururdu. Arkadaşlarım Orhan Veli’yi görmek için bize gelmeyi isterlerdi, hatta ona kahve pişirmek için âdeta aralarında çekişirlerdi. Ama Orhan Veli bir tek kadını sevdi, benim bildiğim: Nahit Hanım. Çok güzel bir kadındı. Çok zeki, kültürlü bir hanımdı. Orhan Veli öldükten sonra ben de yıllarca dostluk yaptım kendisiyle.

​​​​​​​Füruzan Yolyapan

Siz üniversitede iktisat okudunuz ve sonrasında da bankacılık yaptınız değil mi?

İstanbul Üniversitesi’nde iktisat okudum, o sırada Laleli’de oturduk. Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Yapı Kredi’de çalıştım. Çok emeğim geçti. Yaklaşık 30 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum.

Bu süreçte Orhan Veli’nin eserlerine de en güzel şekilde sahip çıktınız ve onların okuyucu ile buluşmasını sağladınız.

Evet, ben meslek hayatıma emek verdiğim kadar ağabeyimin eserlerine de emek verdim. Az önce anlatmıştım, kendisi hayattayken de elimden geldiğince destek olurdum. Yaprak dergisi çıkacak ama para lazım, kâğıt parası, matbaa parası. Ağabeyim hep parasızlık çekti çünkü şiir para etmiyordu. Çok küçük paralar veriyorlardı bir şiiri yayınlanınca.

Anlıyorum... Ben Orhan Veli sevgisinin giderek büyüdüğünü hissediyorum. Ne dersiniz?

Ben öyle düşünmüyorum. Hatta ona yeterince değer verildiğini de düşünmüyorum.

Füruzan Yolyapan yıllar sonra Beykoz Yalıköy'de, ağabeyi Orhan Veli ve ailesiyle birlikte yaşadığı evin önünde

Füruzan Hanım, biliyorsunuz Orhan Veli’nin mezarı Sayın Mahir Polat’ın öncülüğünde İBB tarafından sizden izin alınarak restore edildi.

Evet, orijinal mezar Abidin Dino tarafından tasarlanmıştı, yazılarını Emin Barın yazmıştı. Sonraki yıllarda koruma amaçlı granitle kaplanmış, ama maalesef orijinal hali gitmişti. Şimdi eski orijinal haline getirdiler, çok teşekkür ederim.

Füruzan Hanım sizinle sohbete doyum olmuyor, çok teşekkür ederim. Az önce Beykoz’u öyle güzel anlattınız ki, keşke sizinle beraber Beykoz’a gitsek. Hem oturduğunuz evi hem de Beykoz Çayırı’nı görürüz beraber. Ne dersiniz?

Çok yıllar oldu gitmeyeli... Çok duygulanırım ama çok isterim. Abimin adını o zamanlar yaşadığımız evin üzerine bir levhayla yazmışlar diye duymuştum.

Füruzan Hanım beni kırmadı ve 1930’lu yıllarda Beykoz’da yaşadıkları evin olduğu sokağa gittik beraber. Çok uzun yıllardır gitmemişti Beykoz’a. Anıları canlandı ve tahmin ettiği gibi hem duygulandı hem de mutlu oldu. Benim için hiç unutmayacağım bir anı.

Füruzan Yolyapan
Orhan Veli
İstanbul
Beykoz
Osmantan Erkır
Sayı 005

BENZER

Kimi zaman coğrafi avantajıyla kimi zamansa doğal güzelliklerinden dolayı İstanbul; yabancı sinema yapımcıları için bir cazibe merkezi olmayı başarıyor. Artarak devam eden bu ilgiyi karşılıksız bırakmadık ve mekân olarak İstanbul’u kullanan yabancı filmlerin en çok ses getirenlerini hatırlatalım istedik.
İzmir, Seferihisar merkezli 6,6 şiddetindeki depremin yaralarını sarmaya devam ederken, olay yerinden yüzleri güldüren ve umut veren haberler geliyor. İBB İtfaiyesi’nin de dahil olduğu arama kurtarma ekiplerinin enkazdan çıkardığı minik Elif’in ardından, 91. saatte bir mucize daha gerçekleşti.
Kış uykusundan uyanma vakti... Sahillere, ormanlara, parklara gidip derin derin nefes alma; kış boyu atıl kalan kasları, eklemleri açma; depresif ruh halinden sıyrılma vakti. Şehrin birçok yerinde ücretsiz spor aleti, yürüyüş parkurları, ucuz bisiklet kiralama sistemi varken, bunları değerlendirelim dedik. En etkili ve hatasız sporu nasıl yapacağımızı profesyonel eğitmenlerimize sorduk.