İstanbul’un Roma meydanları

28 Ağustos 2024 - 11:47

“Bir zamanlar” denilerek bir cümleye başlandığında genellikle masal tarzında bir anlatım olacağı tahmin edilir. Ancak “eskiden” kelimesiyle başlayan cümleler belli bir süreci ve o süreçte yaşanılanları da anlatır. İstanbul’un Byzantion Çağı da bu anlatımı içeren bir döneme işaret eder. 

“Meydan” anlamıyla kullanabileceğimiz “forum”lar, kent halkının sosyalleştiği yerlerdir. Latince kökenli bu kelime üzerinde daha fazla durmadan forumların yapısal özelliklerine ve sonra da nasıl kullanıldığına kısaca bakalım. 

Genel itibarıyla forumlar dairesel, elips veya dikdörtgensel bir geometriye sahipti. Merkezinde, kentin adandığı tanrı/tanrıça veya tanrılaştırılan imparatorun heykeli bulunurdu. Dış sınırınıysa revak (sundurma) sırası ve revaklara açılan dükkânlar belirlerdi. Forumun kent içindeki konumuna göre bazen ana aksta devam eden bir yol, bazen de birbirini 90 derece kesen 4 yol forumda buluşurdu. Forum etrafında önemli kamu binaları da yer alırdı. Hatta bu binaların giriş cepheleriyle içlerinde, önemli heykeltraşlara ait, kahraman, şair, mitolojik varlıklar, hayvanlar, tanrı/tanrıça ve devlet görevlilerine ait heykeller sıralanırdı. Bunlar mermerden olabileceği gibi metalden de olabilirdi. Zemin, serbest boy mermerlerle döşenirdi.

Peki Roma döneminde meydanlar nasıl değerlendirilirdi? 

KIZTAŞI ADIYLA BİLİNEN MARKIANUS SÜTUNU’NA AİT ENCÜMEN FOTOĞRAFI, 1935

Yukarıda değindiğimiz gibi forumların çevresinde genellikle önleri revaklı dükkânlar bulunurdu. Dükkânlarda kötü koku veren malların dışında yangın çıkarma potansiyeline sahip yanıcı maddelerin satılması yasaktı. Bununla ilgili esnekliği olmayan, bu nedenle uyulan yasalar bulunmaktaydı. Kent halkı da alışveriş için forumlara gelirdi. Ekonomik özellikleri nedeniyle dikkat çeken bu alanlarda halk, kendi arasında da sosyalleşebilmekteydi. Özgür sanatlardan bazılarıyla diğer bazı sanat kollarının âdeta buluştuğu, en temel yerlerdi forumlar. Mimari, heykel, hitabet, şiir, tiyatro, pandomim bu meydanlarda insanlarla buluşurdu.

Dönemin inanç dünyası içindeki yeri, belki de forumların en dikkat çekici kullanım özelliğidir. Meydana açılan kutsal bir yapı veya adak yeri varsa bu noktalar her zaman önemlidir. Günümüzde Ayasofya Meydanı’nın Roma dönemindeki karşılığı olan Augustaion Forumu’nun iki köşesindeki Tykhe ve Rheia’ya adanan mekânlar, bunun bir örneğiydi. Forumun merkezinde, yüksekçe bir sütunun taşıdığı devasa başlığa yerleştirilen tanrı/tanrıça veya imparator heykelinin önünde saygı ifadesi olarak ilahiler okunur, onun şerefine dans edilir, tiyatral gösteriler düzenlenirdi. Forumların vahşi hayvan dövüştürülmesi gibi bir kullanım özelliği olduğunuysa Ankara’daki Augustus Tapınağı duvarlarına kazınmış Augustus yazıtından öğreniyoruz. Kentimizdeki forumlarda da bu dövüşlerin yapılıp yapılmadığı bilinmiyor. 

KENTİN MEYDANLARI VE BİLİNEN İLK FORUMU 

Roma İstanbulu’nun “ana caddesi” olan Regia (Latince adıyla decumanus maximus veya Mese) doğu-batı doğrultusunda kenti katederken bir kol Edirne Kapısı istikametine, asıl kol ise Aksaray’dan Yedikule’deki Altın Kapı’ya bağlanıyordu. Forumlar, bu ana cadde güzergâhına konumlandırılmıştı. 

Roma döneminde kentimizi özel kılan şu forumlar bulunmaktaydı: Forum Augustaion (Ayasofya ve güneyi), Forum Constantini (Çemberlitaş), Forum Tauri (Bayezit-Üniversite), Forum Bovis/ Bous (Aksaray), Forum Amastrianum (Forum Markiani-Kıztaşı), Forum Arcadi (Haseki). Bunlar dışında adını bildiğimiz “Philadelphion”un tam anlamıyla bir forum olup olmadığı konusu şüphelidir. Sarayburnu’ndaki Gotlar Sütunu’nun da bir zamanlar forum özelliğine sahip bir alanın merkezini oluşturup oluşturmadığı bir muamma. “Sultanahmet Meydanı” veya Osmanlı döneminin “At Meydanı”, Roma ve Bizans dönemlerinde meydan değil hipodromdu. Özelliğini tamamen yitirdikten sonra Osmanlı döneminde şenliklerin ve spor karşılaşmalarının yapıldığı bir alana dönüşmüştür.

FORUM CONSTANTİNİ, CONSTANTİNUS SÜTUNU, 1864(FOTOĞRAF: SEBAH & JOAILLIER)

Kentin Roma döneminde 200’lü yılların başlarında düzenlenen ilk forumu Augustaion’du. Bu forum aynı zamanda tören yolunun başlangıcıydı. Forum, “Tetrastoon (dörtlü revak)” adıyla biliniyordu ve Zeuksippos Hamamı, Hipodrom gibi yapılarla çevrelenmişti. Forumla sarayı birbirine bağlayan yolun heykellerle süslendiği, kentin ana caddesinin foruma bağlandığı Chronicon Paschale’den öğrenilmektedir. Aynı kaynaktan öğrenilen önemli bir detaya göre porfir sütun üstündeki Constantinus ve annesi Augusta Helena’ya ait heykeller foruma ismini vermiştir. 

Forum alanının geometrik şekli bilinmemesine karşın dairesel bir düzenlemeye sahip olabileceği Zonaras’ın verdiği bilgilerden anlaşılıyor. Constantinus ve Helena, İmparator Theodosius’un atlı heykeli dışında Forum Augustaion’da çok sayıda heykel bulunmaktaydı. 532’de Nika İsyanı’ndaki yangın sırasında forum alanı tahrip olduğunda meydan ve çevresindeki yapılar yenilenirken dönemin imparatoru Iustinianus, at üzerinde (At, Theodosius Heykeli’ne aitti.) oturur vaziyette kendi heykelini yaptırarak foruma yerleştirtir. Bu heykel, XVI. yüzyılda Topkapı Sarayı’na taşınmış ve sonra da eritilmiştir. 360 yılında Ayasofya forumun içine inşa edilince forum alanının geometrisi de değişmiştir.

BİZANS’IN CÜLUSU 

XIV. yüzyılda İstanbul’u ziyaret eden İbn-i Batuta, forumun içinde kitapçı, eczacı ve yiyecek satan dükkânların varlığından bahseder. Forumun ortasındaki kubbeli bir mekânda başyargıcın ve bazı görevlilerin çalıştığını yazması dikkat çekicidir. Kubbeli mekân, Iustinianus Heykeli’nin yanında olduğunu bildiğimiz kubbeli bir tetrapylon (dört sütunlu) olan Milion Anıtı olmalıdır. 

Pseudo Kodinos’ta geçtiğine göre imparatorların Ayasofya’daki taç giyme törenleri yapılırken Augustaion’da toplanan askerlere bir senatör tarafından “epikombia” adı verilen para kesesi (Osmanlı’da “cülus”) dağıtılırdı. Taç giyme töreninin bir aşaması olması açısından da forum önemli bir noktaydı.

Kentimizin diğer Roma forumu, Forum Constantini’ydi. Kendi adıyla anılacak kenti kuran Constantinus tarafından yaptırılan forum, günümüzün Çemberlitaş Meydanı’nı içermekteydi. Dairesel veya elipse yakın planlı forumun merkezindeki dokuz kasnaktan oluşan ve yalnızca Mısır’dan çıkarılarak Roma’ya taşınan porfir sütun (sadece İmparator ve ailesinin kullanabileceği erguvan renginde olmasından dolayı kutsal sayılan mermer cinsi) ve üzerinde Güneş Tanrısı görünümünde İmparator Constantinus’un heykeli yer almıştı. Sütunun altı kasnağı ve sonraki bir onarımda üstüne yerleştirilen mermer başlık günümüze ulaşmıştır. Forumun deniz tarafında hilal planlı bir nymphaion1 ile tam karşısında ise dairesel planlı senato binası (belki de İmparator Constantinus için kült yeri) bulunuyordu. İki katlı revaklarla çevrelenen forumun doğu ve batısına açılan kapılar Mese güzergâhının devamıydı. Nymphaionda düğünler de yapılmaktaydı. Bu yönüyle sosyal yönden farklı bir meydan-yapı ilişkisi vardı. Heykellerle donatılmış forumda kazanılan savaşlardan sonra zafer törenleri yapılırdı. Kentin 11 Mayıs 330 yılındaki açılış günü kutlamalarında Constantinus onurlandırılırdı. Forum Arcadi’deki sütun üzerindeki kabartmada forum tasvir edilmiştir. XVI. yüzyılın başlarında yapılan ve meydanın bir köşesini betimleyen resimde bir sirk gösterisi cereyan etmekte ve halk da bu gösteriyi izlemektedir. Arkada da Forum Tauri’deki sütun görülmektedir.

GOTLAR SÜTUNU’NUN KORİNT BAŞLIĞI

Sırayla ilerlediğimizde Forum Constantini’den sonra karşımıza çıkan Forum Tauri, IV. yüzyılın sonlarında İmparator I. Theodosius döneminde (379-395) yapılmıştı. Meydan alanı, Bayezit Meydanı ile Üniversite bahçesine denk gelmektedir. Taurus Forumu önemli pek çok caddenin birleştiği bir noktadaydı. Meydanın Roma döneminde çeşitli saray ve tapınaklarla kuşatıldığı, içinde anıt-heykellerle büyük bir nymphaion olduğu bilinmektedir. Forum Tauri (Taurus, boğa demektir.) adının nereden geldiği çok belirgin değildir. Forumdaki sütun, Roma’daki Traianus Sütunu’nun bir benzeriydi. İçinden sarmal bir merdiven yardımıyla sütunun en üstüne çıkılabilmekte, bir minare şerefesi gibi balkon kısmında dolaşılabilmekteydi. Sütun, dıştan da sarmal forma sahipti ve sarmallar içindeki kabartmalarda barbarlara karşı kazanılan bir savaşın hikâyesi anlatılmaktaydı.

Sütunun üstündeyse Theodosius’un bronzdan bir heykeli yer alıyordu. Bu sütun için Evliya Çelebi, kente hastalık girmesine engel olan bir tılsım olduğunu yazmaktadır. Sütunun üzerinde, bir dönem bir keşişin yaşadığı bile rivayet edilir. 

Edirne Kapısı’na devam eden ve Mese adıyla anılan ana yolun yaklaşık 100 metre güneyinde bir anıt sütun daha bulunmaktadır. Forumu süsleyen sütunun üzerinde korint başlığı (kıvrımlı kenger yaprak formu işlenerek yapılan sütun başlığı) üstünde ise heykel bulunuyordu. Osmanlı döneminde ve günümüzde “Kız Taşı” olarak tanınmaktadır. Kaidenin batı yüzündeki Latince yazıttan anlaşılacağı üzere sütun, kent valisi (belediye başkanı) Tatianus tarafından dönemin imparatoru Markianus’un (450-457) onuruna diktirilmiştir. Tek parça hâlinde ve 17 metre yüksekliğinde bir granit sütundan oluşan anıtın kaidesinde kuzey cephesi dışında kalan cephelerde rozet şeklinde İsa monogramı, kuzey cephede zaferi simgeleyen iki Nike kabartması bulunmaktadır. Sütunun taşıdığı mermer başlıkta kartal figürleri işlidir. 1912 yılında yapılan çevre düzenleme çalışmalarında çok sayıda sütun başlığı bulunmuştur. Bu da başlıkların forum etrafındaki revaklara ait olabileceğini göstermektedir. Günümüzde etrafından yol geçen anıt ve çevresi, meydandan ziyade bir kavşakta kalmıştır.

SÖKÜMÜ YAPILMADAN ÖNCE FORUM ARCADI’DEKİ SARMAL SÜTUN’A AİT GRAVÜR

Forum Amastrianon’un (veya “Bous” Forumu) konumu tartışmalıdır. Amastrianon’un meydan olduğu konusunda Kedrenos dışında Bizans dönemi yazarları bilgi vermemektedir. Meydanın adının da aslen Amastris’ten geldiği iddia edilmektedir. Meydanda Zeus, Apollon, Herakles, Byzas ile eşi Phidalia ve çok sayıda hayvana ait heykeller bulunuyordu. Meydanın kuzey kesiminde Zeus ve Selene tapınaklarının olabileceği düşünülmektedir. Bütün bunlar kopyalarını Fatih Sultan Mehmed’in toplattığı, Bizans dönemine ait “Patria” adı verilen yazmalarda geçmektedir. Diğer forumlara göre çok farklı bir işlevi vardı. Devlete karşı suç işleyenlerin idamı, bu forumdaki boğa şeklindeki tunç kazanda infaz edilirdi. 

Arcadius (imp. 383-402) adına düzenlenen Forum Arcadi, günümüzdeki Cerrahpaşa-Haseki arasında kalmaktaydı. Forum Tauri’yle benzer şemalara sahipti. Hatta bu forum, eski bazı kaynaklarda “Forum Theodosi” adıyla anılmaktadır. Forumu, Arcadius adına oğlu Theodosius’un yaptırması veya tamamlatması nedeniyle bu adlandırma yapılmıştır. Dikdörtgen planlı olduğuna inanılan forumun çevresi revaklarla ve elbette dükkânlarla kuşatılmıştı. Daha önceki yüzyıllarda bu noktada Apollon adına bir kutsal alan ve Apollon’un simgesi üç ayaklı bir kazan vardı. Forum yapıldığında kazan da muhafaza edilmiş ve antik dünyaya ait çok sayıda heykel meydanda sergilenmiştir. Forumun içindeki sarmal merdivenle üstündeki dolaşmalık mahalline çıkılan sütununun yalnızca kaide bölümü günümüze ulaşmıştır. İçerideki merdivenin sarmal açılarının dış cepheye yansıtıldığı sütunun üzerinde imparatorun zaferlerinin anlatıldığı yüksek kabartma tasvirler vardı. Sütun, statik durumu iyi olmadığından ve çevre için tehlike arz ettiğinden XVIII. yüzyılın başlarında kaideye kadar söktürülmüştür. Sökülen kabartmalara ne olduğu bilinmese de kullanılabilir durumdaki taşların başka yapı veya duvar inşaatlarında kullanılmasından hareketle XVIII. yüzyılda inşa edilen bir yapının temellerinde hâlâ var olması mümkündür. Osmanlı döneminde ticari açıdan hareketli bir odak hâline gelen forum, “Avrat Pazarı” olarak adlandırılmıştı. 

“Philadelphion” adı verilen meydan veya kavşağın tasarımı ve yeri konusunda pek bir bilgi bulunmamaktadır. Büyük Constantinus’un 337 yılındaki ölümü üzerine hepsi farklı bir yerde sezar olan üç oğlunun İstanbul’da buluşmalarının anısına, babalarının da içinde olduğu “tetrarkhlar” adı verilen dörtlü heykel grubu yapılarak Philadelphion’a yerleştirilmesi, kısıtlı bilgilerden biridir. 

Forumlar, kentimizin en önemli yol güzergâhları üstünde tasarlanmıştı. Bu nedenle kenti birbirine bağlayan birer arter ve odak noktalarıydı. Merkezlerinde bulunan anıt sütunlar, çevrelerini kuşatan kamu yapıları ve dükkânlarıyla forumlar, Roma dünyasının ve sosyal yaşamının örnekleriydi. Tüm bu işlevlerine ek olarak forumlar, zamanla farklı amaçlarla da kullanılmıştı.

DİPNOT 

1 Su perileri olan "nymphe"lerden adını alan ve onlara adanmış kutsal alan veya su yapıları olarak tanımlanabilir. "Gelin" adı da aynı kelimeyle karşılanmaktadır.

KAYNAKÇA 

Chronicon Paschale 224-628 English Version (2007): England: Liverpool University Press. 
Dirimtekin, F. (1969): “Augustaion ve Milion”, Ayasofya Müzesi Yıllığı, s. 13-23. 
İbn Batuta Seyahatnamesi (2000): Çev. A. S. Aykut, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. 
Janin, R. (1964): Constantinople Byzantine. Developpement Urbain et Repertoire topographique, Paris. 
Patria, Scriptores Originum Constantinopolitanarum (The Patria Accounts of Medieval Constantinople (2013): Translated by. A. Berger, England: Cambridge.
Rutrh Macrides/J.A.Munitiz/D.Angelov (2013): Pseudo Kodinos and the Constantinopolitan Court, Offices and Ceremonies, Burlington. 
Sav, Murat (2021): Forum Constantini Çemberlitaş Sütunu ve Meydanı, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları. 
Sav, M. (2023): “Geç Antikçağ Düzenlemesi Işığında Forum Augustaion”, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılına Armağan Sanat ve Gelenek içinde, Edirne, s. 331-358.

Meydan
Meydanlar
İstanbul
Roma meydanları
Tarih
Bizans
Roma dönemi
Murat Sav
Sayı 019

BENZER

Otuzlu yılların İstanbul basını, kent yaşamını zenginleştiren ayrıntıları yakalamak ve incelikle işlemekte ustaydı. Şüphesiz mevsimler bu renkli anlatıyı değiştirip dönüştüren birer intikal sahasıydı. Örneğin yaz, İstanbullular için eğlence, deniz hamamı, sayfiye sefası, beklenmedik yağmurlar ve bunaltan sıcaklar anlamına geliyordu.
Bolşevik Devrimi’nden yüz yıl sonra Ruslar bir kez daha göç yolunda. Rusya- Ukrayna arasında yaşanan savaşın tetiklediği bu göçün sonunda İstanbul ve Antalya’da toplaşan Ruslar, “gündelik hayatın olağan bir parçası” diye nitelendirdikleri edebiyat sevgilerini de beraberlerinde getiriyor, hatta burada da yaşatıyorlar. İstanbul Beyoğlu’nda gerçekleştirdikleri şiir gecesinde onlarla bir araya geldik.
Arada İstanbul’un ünlü sokak tatlarının bize eşlik edeceği gezimizde Ayasofya, Kariye gibi şehrin en bilinen Bizans yapılarını değil de artık aralarda kalmış, az bilinen bazı tarihî yapıların izinde Tarihî Yarımada’nın kaldırımlarını arşınlayacağız.