İstanbul için iki başucu eser

03 Haziran 2021 - 12:23

Eğer tarih alanında öğrenim görmediyseniz veya Osmanlı tarihine özel bir ilginiz yoksa, Fatih Sultan Mehmed ile ilgili bilgilerinizin sınırlı olduğunu varsayabiliriz. Çok genç yaşta İstanbul’u fethetti, yeni bir çağ başlattı. Cesurdu, akıllıydı. Bilime, sanata, felsefeye, mimariye önem veriyordu. Peki ya başka?

Alanında uzman 28 yazarın katkısıyla hazırlanan Fatih Sultan Mehmed kitabı, İstanbul’un 1453 yılındaki fethiyle “Fatih” unvanını alan Osmanlı İmparatorluğu’nun 7. padişahı II. Mehmed’in yaşam öyküsünü, Fatih’in tahtta kaldığı süre boyunca imza attığı başarılarla ve devlet işleriyle sınırlı tutmayıp sosyal hayattan mimariye, yaşadığı döneme ilişkin pek çok farklı konuyu inceleyen kapsamlı bir çalışma.

Kitapta titizlikle ele alınan konulara dikkat çekici görseller de eşlik ediyor.

Fatih Sultan Mehmed kitabı İstanbul Kitapçısı mağazaları ve istanbulkitapcisi.com adresinden satın alınabilir

"Fatih Sultan Mehmed Biyografisi" bölümünden:

“Tarihimizde çok ünlenmiş olan ‘kanunnamesi’ ile İstanbul’da uyguladığı tüm ekonomik-siyasal-sosyal yaşam modellerini kusursuzca hayata geçirip yöneten Mehmed, fethettiği İstanbul’u dünyanın en gözde ve şöhretli şehri yapmaya âdeta ant içmişti ve bu uğurda da gerçekten arzuladığı hedeflere ulaşmakta önündeki bütün engelleri aşma başarısını elde etmişti. İnşa ettirdiği görkemli Topkapı Sarayı’ndaki köşklerinden, ‘gökyüzünün Uludağ ile sınırlanmış ufkuna’, Osmanlı’nın çok güçlü bir lideri ve ‘yeni Roma imparatoru’ olarak, yüksekten ve gururla bakıyordu!” Haldun Hürel

"İstanbul’un Fethi’nin Slav Dünyasındaki Sonuçları" bölümünden:

“Fatih Sultan Mehmed kendisini Roma’nın tüm eski topraklarının efendisi ve Rum tahtının sahibi olarak görüyordu. Prof. Babinger’in ifadesine göre 6 Ocak 1454’te Roma Katoliklerinin ünlü düşmanı ve halkın çok tuttuğu Georgios Sholarios’a patriklik unvanını verdi. Gennadios adını alan patrik, saraya davet edilmiş ve yemeği Sultan’la yemiştir. Bu büyük bir şerefti. Çünkü Fatih Sultan Mehmed’in Kanunnamesi’nin protokole ilişkin faslında, veziriazamın bile kendisiyle yemek yemesi mümkün değildi ve bu kurala geç devre kadar uyulmuştur. Hükümdar, Gennadios’a patrik asası vermiş ve büyük bir saygı göstermiştir.” İlber Ortaylı

"Fatih Sultan Mehmed Döneminde Devlet Yönetimi" bölümünden:

“II. Mehmed’in Divanıhümayun’a getirdiği en önemli yeniliklerden biri, padişahın toplantılara bizzat katılması âdetini kaldırmasıdır. Fatih Kanunnamesi’ne göre padişah, bir arz odası yapılmasını emretmiş; vezirlerin, kadıaskerlerin ve defterdarların haftada dört gün arza girmesi kuralını getirmiştir. II. Mehmed’den sonra muhtemelen 16. yüzyılın başlarında divanın her gün toplanması geleneği terk edilmiş, toplantı sayısı haftada dörde düşürülmüş, arz günleri ise ikiye indirilmişti.” Doç. Dr. Kerim İlker Bulunur

"Fatih (Avnî) Divanı’ndaki Kültürel ve Estetik Unsurların Toplu Tahlili" bölümünden:

“Fatih Sultan Mehmed’in şairlik yönü ile ilgili bilgilere devrin tezkirelerinde ve nazire mecmualarında rastlandığı gibi, onun yazdığı şiirlerin bir kısmını ihtiva eden yazma bir Divan-ı Sultan Mehmed nüshası da kültür varlıklarımızın en değerlilerinden biri olarak bugün elimizin altında bulunmaktadır. Şiirlerinin tamamı henüz ele geçirilememiş bulunan Fatih’in şiir metinleri ile ilgili bilinen tek nüsha, bugün Fatih Millet Kütüphanesi Yazma Manzum Eserler kısmı No. 305’te kayıtlı, Ali Emirî Efendi’nin bulduğu yazmadır. Umumiyetle gazellerden oluşan bu yazmayı Ali Emirî kendi el yazısı ile iki defa kopya etmiş ve bilim âlemine de bu yazmayı yine kendisi tanıtmıştır.” Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan

Fatih Sultan Mehmed kitabında yer alan bir Bellini çalışması

"Mimarlık" bölümünden:

“Fatih döneminde mimaride asıl önemli yenilik ilk defa yarım kubbe probleminin cesaretle ele alınmasıdır. Yarım kubbe ile genişletilmiş merkezî planla bu dönem mimarisi mekân meselesinde yeni bir çığır açmıştır. Çok büyük ölçüde bir yarım kubbe denemesi ile bu yolda ilk adımın atıldığı eski Fatih Camii, bütün büyük Osmanlı camilerinin bu açıdan gelişimini başlatmıştır.” Dr. Aygün Ülgen

"İtalyan Sanatçılar: Bellini ve Diğerleri" bölümünden:

“Avrupa’daki Rönesans hareketini yakından izlediği anlaşılan Fatih Sultan Mehmed, Venedik yönetiminden, ünlü madalya ustası Matteo de’Pasti’nin İstanbul’a gönderilmesini istemiş, ama siyasi sebepler Pasti’nin gelmesini engellemiştir. Fatih’in zaman zaman, Venedik Doçu’ndan mimar, ressam ve hatta heykeltıraş gibi sanatkârlar istediği bilinmektedir. İşte böyle bir çağrı sonunda Venedik’ten gönderilen Gentile Bellini, Eylül 1479’da geldiği İstanbul’da 1481’in Ocak ayına kadar kalmıştır. Aynı yıllarda Fatih’in hazinedarı olan Gian-Maria Angiolello’nun notlarına göre, Bellini sarayda herkes tarafından büyük ilgiyle karşılanmış, saygı görmüştür. Fatih’in isteğiyle önce bir Venedik peyzajı yaparak hünkâra takdim eden Bellini, uzun çalışmalar sonunda nihayet ünlü portreyi, bazı kayıtlara göre padişahın ölümünden altı ay kadar önce tamamlamıştır.” Hasan Ali Göksoy

İstanbul’un Deprem Gerçeği rehber niteliğinde önemli bir çalışma

İstanbul ve Deprem

İstanbul’un deprem riski sorunu oldukça karmaşık, çok yönlü bir konudur. Ama şunu bilelim ki, biz vatandaşlar deprem riskimizi bu denli artıran unsurların neler olduğunu daha iyi öğrenip çözüm yolları konusunda bilinçlenmedikçe, sorunun çözümünden sorumlu olan yöneticilere yönelik toplumsal talep yaratamıyoruz.

Bu satırlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yayımlanan İstanbul’un Deprem Gerçeği kitabında “Afet Risk Yönetimi: İstanbul Depreme Hazır mı?” başlıklı yazısıyla yer alan Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu’na ait. Ülke ekonomisinin belkemiğini oluşturan, sanayinin, ticaretin, turizmin, kültür sanatın merkezi kabul edilen, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en özel şehirlerinden biri İstanbul. Ve bu özel şehirde gerçekleşmesi beklenen depremin tüm Türkiye’yi sarsacak düzeyde bir etki yaratacağını, yaraların sarılmasının hayal edebileceğimizden daha uzun sürebileceğini hepimiz biliyoruz.

Peki, ne yapacağız? Devlet ve yerel yönetimler bir yana, İstanbul sakinleri olarak bizlerin de bu felakete hazırlıklı olması gerekiyor. Kaderci değil bilinçli olmalıyız. Depreme karşı doğru önlemleri alarak etkilerini en aza indirebilir, İstanbul’u depreme hazır hale hep beraber getirebiliriz. İstanbul’un Deprem Gerçeği kitabının rehberliğinde bu adımları atmak daha kolay olacak.

544 sayfalık kitap, pek çok uzman ismin katkısıyla hayata geçirildi: İstanbul’da depremin 2000 yıllık tarihine ışık tutan yazısıyla Prof. Dr. Kemalettin Kuzucu; kapıdaki Marmara depremine dair yıllardır oluşagelen soru işaretlerine veriler, araştırmalar, haritalar eşliğinde cevap bulmaya çalışan Prof. Dr. Naci Görür; afet yönetimi konusunda şemalar, tablolar ve yine verilerle en üst birimlerden gönüllülere kadar toplumun her kesimini ele alarak bilgi veren Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu; belki de en çok merak edilen ve doğru bilinen pek çok yanlışı barındıran “binalar” konusunda bizleri aydınlatmaya yönelik çok değerli bilgiler sıralayan Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu; depremde atık yönetimini büyük bir titizlikle değerlendiren Prof. Dr. Seval Sözen; doğal tehlike risklerinin azaltılmasında mekânsal planlamanın önemini ve bütünleşik risk yönetimini ele alan Prof. Dr. Azime Tezer; depremin psikolojik etkilerine odaklanan Prof. Dr. A. Nuray Karancı; afetlerin yarattığı etkiyi toplumun farklı grupları üzerinden irdeleyen ve afet konusuna sosyolojik bir değerlendirme sunan Prof. Dr. H. Sibel Kalaycıoğlu; “Deprem ve Ekonomik Etkileri” başlıklı yazısıyla Prof. Dr. Attila Dikbaş; depremin tarihî yapılara etkisini hasar türlerinden hatalı müdahalelere uzanan bir yelpazede ele alan Doç. Dr. Meltem Vatan; “Deprem Hukuku”na dair hepimizin merak ettiği noktaları bir bir aydınlatan Doç. Dr. Cenk Yaşar Şahin, İstanbul’un Deprem Gerçeği kitabı aracılığıyla bilgilerini, araştırmalarını, görüşlerini bizlerle paylaşıyorlar. Kitap, Kemalettin Kuzucu’nun hazırladığı “Türk Şiirinde Deprem İmgesi” bölümü ile son buluyor.

Depremi göz ardı etmek gibi bir lüksümüz yok. İşe ailemizi, evimizi, şehrimizi korumanın yollarını öğrenerek başlayabiliriz. Bu kitap rehber niteliğinde.

Fatih Sultan Mehmed ve İstanbul’un Deprem Gerçeği kitapları İBB Yayınları aracılığıyla okuyucuyla buluşuyor. Kitaplar İstanbul Kitapçısı mağazalarından ve www.istanbulkitapcisi.com adresinden satın alınabilir.

Fatih Sultan Mehmed
Fatih Sultan Mehmet
İstanbul Kitapçısı
İstanbul'un Deprem Gerçeği
Marmara Depremi
Deprem
İstanbul
IBB
Sayı 006

BENZER

Rumeli demiryolu hattının hayata geçirilmesiyle Müslüman ahali tarafından sayfiye yeri olarak keşfedilen eski Rum köyü Yeşilköy, son elli yıldaki beton talandan diğer tüm semtler gibi nasibine düşeni aldı ancak yine de bazı köşklerini ve sayfiye tadını korumayı başardı. Eski adıyla Ayastefanos’u turist rehberi ve yazar Turgay Tuna kaleme aldı.
“Canlı canlı konser ve tiyatro izlemeyi seven, şehir hayatında daha çok yer bulmaya çalışan engelli bir birey olarak bir yandan toplu ulaşımın iyileştirilmesi için çaba harcarken bir yandan da ilgili mekânların iyileşmesi için bir şeyler yapmaya çalışıyorum.”
Memleket, atalarımızın dediği gibi doğduğumuz değil doyduğumuz yerse eğer, neden gazeteci Zafer Arapkirli gibi hem “Londoner” hem de İstanbullu olmayalım; neden dünyanın birden çok şehrinde kendimizi evimizde hissetmeyelim?