Geleceğimizi kurgulayan ofis

Fotoğraf
Serkan Eldeleklioğlu
22 Şubat 2021 - 13:40

Zengini fakiriyle tüm ülkelere dokunan yeni virüsümüz, siyaset terazisinde ağırlığı merkez yönetimlerden alıp halkla dirsek teması halinde çalışmak zorunda olan yerel yönetim kefesine aktardı. Evden çıkar çıkmaz sokakta, semtte, şehirde yaşıyorduk hayatı ve en pratik, en sıradan konular doğrudan belediyeyle aramızdaki meselelerdi. İnsanın gündelik hayatının belediyeler tarafından verilen veya verilmeyen hizmet ve desteklerle doğrudan iyi ya da kötü yönde etkilenebildiğini geçen yıldan beri yaşayarak gördük. Bu gidişatta şehirlerimizin bize gelecek vaat etmediğini de. İstanbul’un pandemiden epey önce faaliyete geçmiş olan ve şehir için yaşanabilir ve sürdürülebilir bir geleceğin ne demek olduğunu, buna nasıl ulaşılması gerektiğini araştırıp kurgulayan, stratejiler üreten uzmanlardan oluşan bir ofisi var: Vizyon 2050. İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) yapı taşlarından biri. Kimler var bünyesinde, nasıl çalışıyorlar, halihazırda tespitleri neler, İPA Genel Sekreteri ve Yüksek Şehir Plancısı Oktay Kargül bilgi verdi.

Vizyon 2050 Ofisi’nin genel hedefi, amacı nedir?

Vizyon 2050 Ofisi nasıl bir İstanbul istediğimize; daha adil, huzurlu, yeşil ve yaratıcı bir kenti 16 milyon İstanbullu ile birlikte nasıl planlayabileceğimize kafa yoran bir yapıya sahip. Genel amaç bu sorulara her kesimi dahil edecek şekilde gerçekten kapsayıcı ve kapsamlı cevaplar bulmak ve bu cevaplar ışığında planlar ve stratejiler üretmek. Bunu yapma sebebimiz, İstanbul’a dair hiçbir gelecek planının veya projeksiyonunun olmaması. İstanbul ölçeğindeki tüm dünya kentleri 2030’a veya 2050’ye çoktan hazırlıklı. Biz de İstanbul’umuzu bu kentlerle aynı dertleri konuşan; ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel olarak aynı geleceği paylaşan bir noktaya getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda temel amaçları, hedefleri ve stratejileri tüm İstanbulluların katılımıyla ortaya çıkaracağız.

Böyle bir çalışma yapma fikri ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

Vizyon 2050 Ofisi, aslında başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun bir seçim vaadi. Hem seçim vaadi olması hem de İstanbul geleceği için yol haritası anlamına gelmesi sebebiyle İstanbul Planlama Ajansı’nın da en önemli yapı taşı olarak konumlanıyor. Göreve gelinen andan itibaren bu yapının stratejik çerçevesi çalışılmaya başlandı. Yapılan arama konferansıyla yüzün üzerinde akademisyenle bir araya gelindi. Diğer vaatler olan Enstitü İstanbul, İstanbul İstatistik Ofisi gibi yapıların da ağa dahil edilmesi ile İstanbul Planlama Ajansı, 12 Şubat 2020’de Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Richard Sennett ve Prof. Dr. Saskia Sassen gibi duayen sosyal bilimcilerin katılımıyla “yerel demokrasi için yeni bir başlangıç” denilerek resmî olarak hayata geçti. Şubat 2020’de başlayan süreç, arama konferansları ve çalışma konularının netleşmesiyle ilerledi. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile de aynı alanlara değecek şekilde toplam 17 çalışma başlığı belirlendi. Bu 17 çalışma başlığı için alanında yetkin isimler ve araştırmacılarla bir uzman kadrosu oluşturduk. Pandemi sebebiyle daha çok dijitalde içerik üretmek durumunda kalan Vizyon 2050 Ofisi, 2021 yılında katılımcı süreç toplantıları ve yayımlanacak strateji belgesi ile daha görünür olacak.

Benzeri var mı?

Dünyanın farklı yerlerinde, farklı yapılaşmalarla da olsa bu tarz organizasyonlar var. Hollanda’da Amsterdam Enstitüsü, Barcelona’da PEMB ve Fransa’da Paris Bölge Enstitüsü (L’Institut Paris Region), Vizyon 2050 Ofisi gibi metropoliten planlamada stratejik çözüm odaklı çalışan kurumlar. Bununla birlikte yerel yönetim ölçeklerinde vizyon planı çalışan kentler var. Biz bu yapıların tamamıyla iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar Barcelona, Berlin, Londra, Pekin, Seul dahil sekiz kentin planlamasını gerçekleştiren ekiplerle bir araya geldik.

İPA Genel Sekreteri ve Yüksek Şehir Plancısı Oktay Kargül

Tanıtım filminden öğrendiğimiz kadarıyla, stratejileri ve eylemleri belirlemek için ilk iki yıl araştırmaya ayrılmış. Şimdi ilk yılın sonlarındayız. Bu noktada durum değerlendirmenizi rica edebilir miyiz?

Evet, 2050 Strateji Belgesi’nin oluşması için iki yıl gibi bir süre belirledik. Bu belgenin oluşması aslında beş aşama olarak kodlanıyor.

>>İlk başta kentin bir fotoğrafını çekmek istedik ve “Mevcut Durum Analizi”ni çalıştık.
>>Bu çalışmayı nasıl yürütmemiz gerektiğine dair bir plan ortaya koyduk.
>>Üçüncü aşama ise katılımcı sürecin hangi paydaşlarla, hangi düzlemde, hangi zaman planlamasıyla ve hangi araçlarla gerçekleşeceğiydi.
>>17 başlıkta “Paydaş Analizleri” ve yurttaş katılımını sağlayacak metodoloji çalışıldı. Şubat ayının ikinci yarısında bu toplantılar başlayacak. Yaklaşık 3 bin paydaşla 50 toplantı, 20 çalıştay gerçekleşecek. 10 hafta sürecek katılımcı süreç sonrası paydaş görüşleri de planlamaya dahil edilerek strateji belgesinin yazımına başlanacak.
>>Bu belge, esnek bir belge. Yani dünyadaki ve ülkedeki gelişmelerin stratejilere entegre edilmesine açık bir yapıda olacak. Bu sebeple 2021 yılının ikinci yarısında Geri Bildirim Mekanizması da hayata geçecek. Hedefimiz 2022 yılının ilk ayında bu işi tüm İstanbul’a anlatmak ve dünya kent gündemine katkıda bulunmak. Bu belgeyi gün sonunda tüm İstanbul’la birlikte yapmış olacağız. 

Seçilmiş 17 konu başlığınız, BM’nin sürdürülebilir kent tanımından yola çıkılarak belirlenmiş. Sürdürülebilir kentten neyi anlamalı İstanbullular?

Konu başlıkları BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı da kapsayacak şekilde tamamen İstanbul’un ihtiyaçlarına göre belirlendi. Yapılan arama konferansları yardımıyla ve dünya kentlerinin planları, gündemleri de ortaya konularak netleştirildi. Sadece sürdürülebilir değil kapsayıcı ve dayanıklı kent kavramlarını da kapsıyor. Bu sebeple hiçbir başlıkta “sürdürülebilirlik” kavramını doğrudan göremezsiniz. Bu kavram bizim çalışma konularımızı dikine kesen bir gündem. Sürdürülebilir bir İstanbul derken sadece çevresel anlamda, ekolojik duyarlılığı yüksek ve yeşil bir kent anlamamalıyız öncelikle. Bir kentin ekonomik olarak güçlenmesi, sosyal politikalarının gerçek alanlarla buluşturulması ve doğal olarak yoksullukla mücadele, demokratikleşme, kültürel anlamda kentlerin üreten yerler olması, ulaşım ve altyapı gibi sorunlara çözümler üretilmesi de sürdürülebilir bir kentin olmazsa olmazı. Bizim adil, yeşil ve yaratıcı İstanbul söylemimizin temelinde de bu kriterler yatmakta.

Nasıl koordine oluyorsunuz?

Her bölüm alanında uzman isimler tarafından koordine ediliyor. Her uzman ekibin en az 10 kişiden oluşan bir temel akademik paydaş kurulu var. Bu kurul, çalışılan konunun kırılımlarına göre belirleniyor. Uzmanlar gerek masabaşı gerekse saha araştırmalarını bir belgeye dönüştürüyor ve belgeyi akademik kuruldan, Vizyon 2050 Ofisi’nin ulusal ve uluslararası danışman kadrosundan, yerel yönetim idaresinden aldığı geri bildirimlerle son haline getiriyor. Her konu başlığında yazılan metinler, bu bahsettiğimiz üçlü geri bildirim yapısından onayı alınca bir sentez ekibi tarafından birleştiriliyor. Sentez ekibinin son aşamada yaptığı işlem daha çok 17 başlığı aynı yerden ve dilden konuşturma üzerine kurulu. Bunlar aşama aşama yapılan işler olduğu gibi geri bildirimlerin süreçlerine göre eş zamanlı olarak da gerçekleşiyor. Bu sebeple ikinci yılın sonuna kalmadan içerikleri bir gövdeye oturtmuş oluyoruz. İkinci senemizde tamamen strateji bazlı yönetim ve görünürlük çalışmaları yapılacak.

İstanbul sürdürülebilir kent kavramına ne kadar yakın?

Sürdürülebilir kent endekslerini raporlayan kurumlara baktığımızda, İstanbul’un sıralaması maalesef ölçeğindeki kentlerden çok geride. Arcadis’in verilerine göre 100 kent arasında 82. sıradayız. Çevresel, ekonomik ve yurttaş bazlı sıralamalara bakıldığında da bu sıralama ancak iki aşağı iki yukarı oynuyor. Bizden sonrakiler Rio, Wuhan, Jakarta gibi kentler. Bu tablo maalesef planlamanın göz ardı edildiğinin, başka gündemlerin kent yönetimini meşgul ettiğinin kanıtı. İstanbul, kentte yaşayanlara çözüm sunmayan ve yaşayanları gündelik endişelerle boğuşturan bir konumdaydı. Değişen yönetimle beraber bu endeksleri etkileyen tüm alanlara çözüm sunmaya çalışıyoruz. Yoksullukla mücadele, ekonomik alandaki yeni modeller, ulaşım ve dayanıklı kent öncelik. Vizyon 2050 Ofisi de bu kapsamda İBB yönetimiyle çok yakın bir çalışma anlayışıyla hareket ediyor.

Diğer metropollerle bağlantıdasınız. Dertlerimiz ne kadar aynı veya ayrı?

klim krizi ve özellikle COVID-19 sonrası dayanıklı ve kapsayıcı kent kavramları ortak dertler olarak konuştuğumuz konular. Tüm dünyada sosyal ve ekonomik yapının yeniden düşünülmesi üzerine tartışmalar var. Bu tartışmalar sadece merkezî hükümetler tarafından tartışılmayacak kadar önem kazandı. Yerel yönetimler son bir yılda çok şey deneyimledi ve daha önceden kendileri için makro sayılabilecek politikaların odağında yer almaya başladı. Sağlık, eğitim, ulaşım, yeşil alanlar, göç ve iklime dirençli olma gibi konuların ortak alanlarda başta geldiğini söyleyebiliriz.

İstanbul Planlama Ajansı
IPA
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Vizyon 2050
Oktay Kargül
İST
İstanbul
Sayı 005

BENZER

Şarkılarda kadın ve anne algısı, geçmişten bugüne farklı zamanlarda, farklı boyutlarıyla karşımıza çıktı. Anne şarkıları, ekseriyetle ona duyulan hasretle perçinlendi, kadın mevzusu farklı yönleriyle işlendi: Kadına yönelik şiddet kimi şarkılarda işlenirken, çalışan kadının sorunlarını anlatan şarkılar literatüre art arda girdi. Bir yandan kadınlık hâlleri, diğer yandan kadının sorunları, bilhassa kadınlar tarafından dile getirildi. Yazık ki erkeklerin söylediği karşı şarkılar da var ama ben, bu yazıda, kadınlardan ve annelerden söz eden kimi şarkıları birbiri ardına sıralayacağım.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı (KEK) kurucu üyesi Aslı Davaz, “Çeşitli ülkelerdeki kadın koleksiyonlarının tarihini daha iyi anlayabilmek için belirleyici gücün o ülkedeki feminist hareket olduğunu unutmamak gerekir” diyor. Dünyada fazla örneği bulunmayan, Türkiye’de ise bir ilk olan KEK, tam da Davaz’ın altını çizdiği gibi, ’80’lerde ivme kazanan feminist hareketin meyvelerinden, ’90’larda başlayan kurumsallaşmanınsa ilk örneklerinden.
24. İstanbul Tiyatro Festivali etkileyici bir programla seyircisinin karşısına çıkmaya hazılanıyor. Biletler 23 Ekim Cuma itibariyle satışa çıkacak.