Fotoğraf hikâyeleri çok şey anlatır

Fotoğraf
Koray Berkin
23 Kasım 2020 - 13:28

10 Kasım 2020 Salı günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 82. yıl dönümünde çok özel bir serginin açılışı gerçekleştirildi. Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde kurulan Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi sergisi, Cumhuriyetimizin kurucusu ve bugün sahip olduğumuz özgürlük ve haklarımızın en büyük savunucusu olan Atatürk’e dair özel ve farklı bir içerik sunması itibarıyla ilgiyi hak ediyor.

10 Kasım sabahı Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda Atatürk’ü anmak adına resmî bir tören düzenlendi. Tören, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kurumları adına Cumhuriyet Anıtı’na çelenk bırakmalarıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla son bulan törenin ardından Ekrem İmamoğlu, Yerlikaya ve Avsever’i, Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde kurulan Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi sergisinin açılışına davet etti. Açılış öncesinde ilk konuşmayı İmamoğlu gerçekleştirdi.

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi sergisini farklı kılan özelliklerinden bahsetmekte fayda var. Öncelikle serginin, İBB Kültür AŞ bünyesinde yayımlanan aynı isimli kitabın hayat bulmuş hali olduğunu söylemeliyiz. 18 fotoğrafçının karelerinin yer aldığı kitapta fotoğrafların hikâyesi kronolojik olarak akıyor. Bunlar, Mustafa Kemal’in askerlik yıllarından Çanakkale Savaşı’na, Millî Mücadele döneminden aramızdan ayrılışına farklı zaman dilimlerini belgeleyen kareler...

Atatürk’ün bazı kişisel eşyaları da sergide

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi kitabının proje danışmanı ve serginin küratörü Cengiz Kahraman, sergiyi söz konusu kitabı baz alarak hazırladıklarını anlatırken ikisinin ayrıştığı noktalara da değiniyor. Örneğin sergide kitaptan farklı olarak fotoğrafların tesirini artıran ayrıntılar yer alıyor. Bunlar arasında Atatürk’ün bazı kişisel eşyalarının –çoğunlukla kıyafetleri– yanı sıra fotoğrafların çekildiği orijinal fotoğraf makinelerinden bazıları da var. Müzeolog Burçak Madran da sergiyi hazırlarken en başından itibaren temel motivasyonlarının fark yaratma arzusu olduğunu belirtiyor. Orijinal objelerin fotoğraflara eşlik etmesi bu bakımdan fark yaratan bir ayrıntı. Aynı etkiyi fotoğraflar tek başına da yaratıyor öte yandan. “Ziyaretçilerin fotoğrafların içinde yer almasını istedik” diyor Madran. Fotoğrafların devasa boyutlarda sergilenmesi, Madran’ın bahsini ettiği “içinde hissetme” duygusunu ziyaretçilere yaşatıyor.

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi sergisinin bir diğer özelliği ise Veda Rotası Sanal Sergisi ayağı. Çevrimiçi platformda gezilebilen Veda Rotası, Atatürk’ün cenaze törenine ait fotoğraflar ve bilgiler eşliğinde sizi sanal bir tura çıkarıyor.

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi sergisi, Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde 31 Mayıs 2021 tarihine kadar ziyarete açık olacak. Galeri, haftanın her günü 10.00-19.00 arası ücretsiz ziyaret edilebilir.

Adres: Kocatepe Mah. İstiklal Cad. No: 2, Beyoğlu
Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi, 2020

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi kitabı Dr. Tuna Yılmaz, Tayfun Gönüllü ve Burçak Evren tarafından hazırlandı. Kitabın proje direktörlüğünü Cengiz Özkarabekir, yayın yönetmenliğini Ahmet Bozkurt, proje danışmanlığını ise Cengiz Kahraman üstlendi.

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi, İstanbul Kitapçısı mağazalarından ve istanbulkitapcisi.com online mağazasından satın alınabilir. 

Atatürk Fotoğraflarının Hikâyesi
Kültür AŞ
Atatürk
Sergi
Sayı 004

BENZER

Dolapdere'deki yeni yerinde faaliyet gösteren çağdaş sanat müzesi Arter, kapılarını yeniden açtı ancak müzenin çevrimiçi turlarına katılmak da hala mümkün.
İlkokuldan liseye, üniversiteye kadar sayısız öğretmenimiz olur okul yıllarımız boyunca. Sonra teker teker mezun oluruz; kimisiyle sürer ilişkimiz, kimisiyle bağımız bir süre sonra kopar. Ancak bitmeyen bir okul varsa o da yaşamın ta kendisidir. Bu dünyada nefes aldığımız müddetçe hayat okulunun müzmin öğrencileriyiz. Oyuncu ve yazar Bâlâ Atabek’ten hayatın öğretmenliğine güvenenler; insanlığın, canlıların, doğanın öğretilerini benimseyenler ve böylelikle daha iyi bir insan olma şansını ıskalamayanlar için bir yazı.
1920 kışında İstanbul Rus sığınmacılara kucak açmış, Karadeniz’den gelen insan yüklü onlarca geminin Boğaz’a girişi bütün kenti ayağa kaldırmıştı. Sahil kıyısındaki evlere, gazinolara, kır kahvelerine toplanan insanlar gemileri seyrediyor, dostça mendil sallıyordu... Ruslar bir süre sonra İstanbul’u terk etmiş olsalar da şehrin kültürel yaşamına etkileri uzun yıllar devam etti.