2024 Macar-Türk Kültür Yılı

21 Şubat 2024 - 12:08

Son yıllarda Orta Avrupa turlarının sabit bir durağı hâline gelen, gece hayatı, mimarisi ve diğer nice eşsiz özelliğiyle turistlerin gözdesi başkent Budapeşte ve Macaristan, Türkiye’nin de keşif gündemindeydi. Macaristan’ı ziyaret eden turistlerin sayısı artmadı sadece, çalışmak ya da eğitim için ülkeye giden Türklerin sayısı da ciddi bir artış gösterdi. İki ülke arasındaki çok eskiye dayanan ilişki yeniden canlandı ve bu yıl özel bir dönüm noktasına geldi. 

Macaristan denince ilk akla gelen şey herkes için farklı olabilir fakat Türkiye’de kimse “Orası neresi?” diye sormaz herhâlde. Bazılarının aklına spor ve Lefter’in Macar Altın Takımı’na attığı efsanevi gol ya da büyük takımların parmakla sayılan Macar antrenörlerinden Meszöly direktörlüğünde Bordeux’nun elenmesi geliyor. Bazılarının aklınaysa gulaş çorbası ya da hiç olmazsa Macar salamı… Kültürden bahsedecek olursak da Franz Liszt’in müziğinden Pal Sokağı Çocukları’na (Ferenc Molnár, 1906) kadar birçok unsur var. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyıllarında gitgide yakınlaşan Macar ve Türk halkı arasındaki ilişki I. Dünya Savaşı’ndan önce zirveye ulaşmak üzereydi. İki ülke arasındaki ilişkinin mihenk taşı ise Türkiye’nin Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk uluslararası antlaşması olan Muhadenet Muahedenamesi’nin (Macaristan-Türkiye Dostluk Antlaşması) 18 Aralık 1923 tarihinde imzalanmasıdır.

PANNON FİLARMONİ ORKESTRASI

KÜLTÜR YILI 

18 Aralık 2023 tarihinde yani antlaşmanın tam yüzüncü yıl dönümünde, “Yüzyıllık Dostluk ve İş Birliği” temasıyla her iki ülkede “Macar-Türk Kültür Yılı”nın açılışı gerçekleşti. Kutlamaların açılışı Macaristan’daki Sanatlar Sarayı’nda Macaristan Cumhurbaşkanı Katalin Novák, Başbakan Viktor Orbán ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Türkiye’deki etkinlikler ise her yıl 22 Ocak’ta kutlanan “Macar Kültür Günü”ne denk gelecek şekilde 21 Ocak’ta Pannon Filarmoni Orkestrası’nın AKM’deki konseri ve aynı zamanda açılan “Türkiye’nin İnşasında Macarlar” sergisiyle başladı. Hemen ertesinde Pannon Filarmonik Orkestrası Ankara’da CSO Ada’da da bir performans sergiledi ve “Glassification.hu” sergisi açıldı.

Pannon Filarmoni Orkestrası, Macaristan’ın en ünlü orkestralarından. Konserde Zoltán Kodály ve Béla Bartók’un tanınmış eserlerinin yanı sıra “Türk Kodály-Bartók” Ahmet Adnan Saygun’un “5 No.lu Senfonisi” de seslendirildi. Saygun, Bartók’un sadece arkadaşı değil, aynı zamanda türküler derlemek için geldiği Türkiye’de gezileri sırasında da yoldaşıydı. Etkinliğin ilginç yanlarından biri de “Judit” rolündeki mezzo-soprano Atala Schöck’ün babasının amcası Türkoloji Profesörü Dr. László Rásonyi’nin, bir zamanlar Ankara Üniversitesi Hungaroloji Bölümü’nün başında bulunması ve Bartók’u ülkedeki Türk halk şarkılarını derlemeye davet eden kişi olmasıydı.

Dünya çapında bilinen Macar cam sanatının en teknolojik örneklerini sunan ve bir gezici sergi olma özelliğini taşıyan Glassification. hu ise 2023–2025 yılları arasında dünyanın en prestijli salonlarında olacak. Bu sergi için üretilen yirmi parça iş, Macar ustaların eski ve yeni zanaat tekniklerini gözler önüne seriyor. Birinci sınıf cam ustalarının işleri hem profesyonel hem sıradan ziyaretçilere hitap edecek türden. Türkiye’de Ankara’da açılan sergi, İstanbul’a da gelecek ve 18 Mart’a dek Macar Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gezilebilecek.

1860’LARIN İKİNCİ YARISINDA PEŞT-BUDA İTFAİYESİ’Nİ KURAN ÖDÖN SZÉCHENYİ, BURADAKİ DENEYİMLERİNİ İSTANBUL’DAKİ ÇALIŞMALARINA AKTARDI, SULTAN ABDÜLAZİZ’İN İZNİYLE İSTANBUL İTFAİYESİ’Nİ KURMA GÖREVİNİ ALDI VE 1880’DE PAŞALIK RÜTBESİNE LAYIK GÖRÜLDÜ

KESİŞME NOKTALARI 

“Türkiye’nin İnşasında Macarlar Sergisi”, yüzüncü yılını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti ile Macaristan’ın önemli kesişim noktalarını ele alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin reform süreçlerine, ülkenin modernleşmesine ve inşasına çok sayıda Macar uzman katkı verdi. Bu dönemin ilişkileri, 1848-49 Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın manevi liderlerinden biri olan Lajos Kossuth’un, padişahın sağladığı korumayla Osmanlı İmparatorluğu’nda Kütahya’ya sığınmasıyla başladı. Onunla birlikte birçok Macar subay da Osmanlı İmparatorluğu’na sığınarak Osmanlı ordusuna katıldı. İleride Osmanlı padişahı II. Abdülhamid’in güvenini kazanacak olan Doğu bilimci, Türkolog ve seyyah Ármin Vámbéry’nin ilk İstanbul seyahati 1857’de gerçekleşti. 1860’tan itibaren Sultan Abdülmecid tarafından -dünyada bir ilk olarak Türkoloji bilim dalını kuracak- Macar bilim adamlarına İstanbul’un kütüphane ve arşivlerinde geçici olarak araştırma imkânı sunuldu. 1867’deki resmî Avrupa gezisi sırasında Sultan Abdülaziz’in Macaristan’ı da ziyaret etmesi ilişkilerin yeni padişah zamanında da devam ettiğini gösteriyor.

1874’te “en büyük Macar” István Széchenyi’nin oğlu Ödön Széchenyi İstanbul’daki görevine başladı. 1860’ların ikinci yarısında büyük gayretlerle Peşt-Buda İtfaiyesi’ni kurmayı başardıktan sonra buradaki deneyimlerini İstanbul’daki çalışmalarına aktarmıştır. Széchenyi, Sultan Abdülaziz’in izniyle İstanbul İtfaiyesi’ni kurma görevini almış ve 1880’de Hristiyan olmasına rağmen paşalık rütbesine layık görülmüştür.

I. Dünya Savaşı zamanında aynı ittifakta yer alan iki ülkenin ilişkileri daha da güçlendi. 1915’te bugünkü Budapeşte’nin merkezinde olan Müze Bulvarı, adını Sultan V. Mehmed’den almış ve bunun karşılığı olarak İstanbul’un tarihî merkezindeki “Macar Kardeşler Caddesi” 1917’de törenle açılmıştır. 1916’da Avrupa’da bir ilk olarak Macar Krallığı’nda İslam resmî din olarak kabul edildi. Aynı sene Macar kültür diplomasisinin yurt dışında kurduğu ilk resmî enstitü olarak İstanbul Macar Bilim Enstitüsü açıldı.

1936’DA TÜRKİYE’YE GELEN MACAR BESTECİ, PİYANİST VE ETNOMÜZİKOLOG BÉLA BARTÓK, OSMANİYE VE ÇEVRESİNDE MÜZİK ARAŞTIRMALARI YAPTI

İlişkiler Cumhuriyet’in erken döneminde de devam etti. 1923’te yeni kurulan Türkiye Güreş Federasyonu, Türk güreşçileri 1924 baharındaki Olimpiyatlara hazırlaması için antrenör olarak Macar Rezső Péter’i göreve aldı. 1925-1935 arasında İmre Zinger ya da Macaristan’da bilinen adıyla “dünya gezgini” Samu Singer, on yıl boyunca Beşiktaş Futbol Takımı’nı yönetti. 1930’da ise Gyula Limbeck futbol antrenörlük kariyerine Galatasaray Kulübü’nde başladı. József Schweng (Svenk) 1932-1947 arasında Fenerbahçe’de antrenörlük yaptı. 1934-36 arasında inşa edilen Ankara Millî Stadyumu’nu da Macar László Kovács ve İtalyan Paolo Vietti Violi tasarlamıştı. 

Bilim alanında 1925-1927 arasında Antal Réthly, Türkiye’de modern Türk meteorolojisinin kuruluşunda önemli rol oynadı. 1928’de Harf Devrimi neticesinde Latin alfabesi için verilen kararda Macar Türkoloji profesörü Gyula Németh’in Türkische Grammatik adlı eserinin de önemli bir rolü vardı. Bilim konusunda mutlaka bahsi geçmesi gereken bir diğer nokta, Ankara Üniversitesi’nde Hungaroloji Bölümü’nün László Rásonyi başkanlığında 1935’te açılmasıdır. Béla Bartók’un 1936’da müzik araştırmaları yapmak için Türkiye’ye gelişiyle bu dönem noktalanabilir.

MACAR CAM SANATÇISI LÁSZLÓ LUKÁCSI’NİN “GLASSIFICATION.HU” SERGİSİNDE YER ALAN PARÇASI

İLK AYLARIN ETKİNLİKLERİ 

6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anmak ve bölgede zor şartlar altında yaşamlarına devam etmeye çalışanlara az da olsa merhem olabilmek için Malatya ve Osmaniye’deki konteyner şehirde birer konser düzenlendi. Macaristan’ın Eger (Eğri) şehrinden gelen, çağdaş ve otantik Macar halk müziği grubu Kerekes Band bu konserlerde sahne aldı. Etkinliğin amaçlarından biri de Macar ve Türk halk müziği transkripsiyonlarını icra ederek iki akraba halkın müzik kültürlerini birbirine yaklaştırmaktı. Kerekes Band üyeleri, kendi ifadelerine göre Türk kültürünü özümsemiş bir şehirde büyüdü. Macar ve Osmanlı Savaşları ile Osmanlı döneminde inşa edilen ve bugün hâlâ ayakta olan binalar grubun müziklerini etkiledi. Grup, albümlerinden birini şehrin Türk hamamlarında kaydetti. 

Macar-Türk Kültür Yılı kapsamında 23 Şubat ve 16 Aralık arasında İstanbul’da, yedi konser ve Masterclass’tan oluşan, dünyaca ünlü Macar besteci Franz (Ferenc) Liszt Piyano Sezonu da dinleyiciyle buluşacak.

Sezona ismini veren efsanevi besteci Liszt, 1847’de İstanbul’a gelmiş, burada beş hafta geçirmiş ve Sultan Abdülmecid’e iki defa konser vermişti. Hayatının sonuna kadar da Padişah ve İstanbul’la ilişkileri devam etti. Sezonun organizatörlüğünü, İstanbul Uluslararası Opus Amadeus Festivalleri sanat yönetmenliğini de yapan, aynı zamanda 2022’de Macaristan Devleti tarafından Macaristan Liyakat Nişanı Şövalye Haçı’na layık görülen Mehmet Mestçi üstleniyor. 

Macarların tarihinde büyük bir önemi olan Tekirdağ’da ise “Sınırların Ötesinde: Macar Çağdaş Sanatına Bir Yolculuk” sergisi açıldı. Macar çağdaş sanatının önemli isimlerinden Frigyes König, Istvan Orosz ve Robert König’in eserlerinin yer alacağı sergi Anadolu’da başka şehirleri de gezecek.

DEVAMI VAR 

1848-49 Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın başlangıcı olan 15 Mart’ın yıl dönümünde Kütahya’daki “Lajos Kossuth Müzesi”nde ve Osmanlı’ya sığınan Macarların Feriköy Protestan Mezarlığı’nda bulunan kabirlerinin başında da bir anma töreni gerçekleşecek. Bu yıl Şubat ayında Macar restorasyon uzmanlarının Feriköy’deki mezarların birçoğunu tadilattan geçirdiğini eklemekte fayda var. Kültür Yılı bahar ayında da hız kaybetmeden devam edecek: Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi’nde Macaristan’dan Türkiye’ye sığınan Macarların sergisi açılacak; en başta söz ettiğimiz Glassification. hu sergisi de Ankara’dan sonra İstanbullularla buluşacak. Kültür Yılı sene boyunca sanat, edebiyat, bilim konferansı, konser, film gösterisi ve benzer etkinliklerle dolu dolu geçecek. Macar-Türk Yılı programlarını www.hungarianturkishyear.com adresinden takip edebilirsiniz. Macar kültürünü merak edenler ve ülkenin tarihiyle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler, yıl boyunca her hafta içi çeşitli sergi, etkinlik ve kütüphanesiyle ziyaretçilerini bekleyen Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi’ne (İmrahor Caddesi, Kâğıthane) yollarını düşürebilir. 2023’te 10. yılını kutlayan Macar Kültür Merkezi’nden haberdar olmak için web sitesini de ziyaret edebilirsiniz: macarkulturmerkezi.com.tr

Macaristan
Türkiye
2024 Macar-Türk Kültür Yılı
Macar Kültür Merkezi
Aron Sipos
Pannon Filarmoni Orkestrası
Kültür
Sayı 017

BENZER

Ediz Hun, büyük sanatçı. Sadece sanatçı değil bir bilim insanı aynı zamanda... Okan Üniversitesi’nin akademik kadrosunda yer alıyor ve bir süredir Agatha Christie’nin On Küçük Zenci kitabından uyarlanan On Kişiydiler adlı oyunda sahneye çıkıyor. 81 yaşında ışıldamaya devam eden Hun’la çocukluğunun İstanbul’unu, yurt dışı macerasını, tiyatro deneyimini ve biraz da siyasi kariyerini konuştuk.
Ahmet Ümit’in yeni romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde heyecanlı bir polisiyenin içinde buluyoruz kendimizi; Berlin-Bergama hattında detaylı bir cinayetin mitolojik ipuçlarını takip ediyor, arkeoloji ve yakın tarihe dair bilgilerin ışığında dev bir yapbozu çözüyoruz... Pandemide Büyükada’ya taşınan usta yazarla son kitabını, polisiyenin inceliklerini ve İstanbul’u konuştuk.
Osmanlı dünyasına yansıyan değişim ve dönüşümler, geleneksel olanın dışına çıkış, yeni arayışlar ilkin yabancılarca "Pera" olarak adlandırılan Beyoğlu’nda kendini göstermiştir. 19. yüzyılda inşa edilen Tepebaşı Tiyatrosu da böylesi bir değişim ve dönüşümün örneklerinden olup İstanbul’un unutulmaz mekânları arasındadır.