19. yüzyılın ünlü modaevi: Botter Apartmanı

20 Ağustos 2021 - 13:35

İstanbul’da Osmanlıların Galata, Batılıların Pera dedikleri semt Türk, Rum, Ermeni, Yahudi tacirlerin oluşturduğu canlı bir pazar yeriydi. Tanzimat’ın bir devlet politikası olarak ilanından sonra (1839), Batılı yaşam tarzının uygulanmasına hizmet veren iş yerleri art arda açılmaya başladı ve Pera küçük bir Avrupa kentine dönüştü. Avrupa malları satan lüks mağazalar, terzi atölyeleri, gömlekçiler, ayakkabıcılar, kuaförler, fotoğrafçılar, pastaneler, bonmarşeler semti şenlendirdi.

Sultan Abdülâziz (1861-1876), bölgede birbiri ardına açılan mağazaları kayda geçirmek üzere Fransızların desteğiyle ticari yıllıkların yayımlanması için harekete geçti ve ilki 1868’de Fransızca olarak yayımlandı. Kayıtlar esnasında mevcut firmaların geçmişleri de araştırıldı ve bu bilgiler de kayda geçirildi.

Padişahların Batılı komutanlar gibi giyindiği pantolon-ceketten oluşan takım elbiselerini diken atölyeleri araştırırken ticari yıllıklara da başvurdum. Topkapı Sarayı koleksiyonundaki üniformalar arasında Sultan Abdülhamit’e (1876-1909) ait olanlar arasında M. Palma-D. Lena-P. Parma etiketine rastladım.

Botter Apartmanı'nın tadilatı sürüyor

Bu atölyenin büyük sipariş defteri rahmetli Sevgi Koç Gönül Hanımefendi (1938-2003) tarafından Çukurcuma’daki bir antikacıdan satın alınmıştı. Benden bu deftere bakmamı rica etti. Defterin üzerinde üç ay kadar çalıştım ve sonucu kısa bir rapor halinde kendisine sundum. Defterde 24 sayfa Sultan II. Abdülhamit ve hanedan mensubunun siparişi vardı. 1897-1902 tarihleri arasındaki siparişleri kapsıyordu ve bunu takip eden ikinci bir defterin daha olduğunu düşündürüyordu. Sevgi Hanım’a teslim ettiğim rapor 1992 yılında Türkçe ve İngilizce küçük bir kitap halinde yayımlandı.

Bu kitap üzerinde çalışırken bir gün ziyaretime araştırmacı-yazar merhum Behzat Üsdiken Bey geldi, çok sinirliydi. “Nereden çıkardınız Parma atölyesinin Sultan Abdülhamit’in terzisi olduğunu? Sultanın tek bir terzisi vardı, o da Botter’di” dedi. Behzat Bey’e defterdeki kayıtları gösterdim, ikna etmeye çalıştım, ilgisi için teşekkür ettim ve gitti. Ama ben de terzi Botter’in padişahın özel terzisi olduğuna inanmaya meylettim ve bu isim aklımı kurcalamaya başladı.

Sevgi Hanım’ın vefatından sonra Ömer Koç Bey’den bir telefon aldım. Parma atölyesine ait bir sipariş defteri satın aldığını ve görmemi istediğini söyledi. Birinci defterle aynı büyüklükteydi ve tahmin ettiğim gibi birincinin devamıydı: 1902-1923 yıllarını kapsıyordu. Birinci ve ikinci defteri birleştirerek yeni bir kitap yapmayı kararlaştırdık. Bu arada terzi Botter’in adı aklımda hep saklı kalarak ikinci defter üzerinde çalışmaya başladım.

Johannes Theodorus Botter’e ait olduğu düşünülen portre (27.04.1845 - 08.06.1917)

Çalışmalar sürerken 2007 yılında Macaristan’da yapılan Türk Sanatları Kongresi’ne katıldım. Orada Teddi Dols adlı Hollandalı genç bir hanımla tanıştık. Erkek arkadaşı Türk’müş, Türkleri daha yakından tanıyabilmek için bizlerle arkadaşlık yapmak istediğini söyledi. Sohbetimiz sırasında aklımdaki Hollandalı ünlü terzi Botter’i tanıyıp tanımadığını sordum, tanımıyordu. Ama konu ilgisini çekti, yıllar boyu bu konuyla çok ilgilendi, birkaç kez İstanbul’a geldi gitti, bu uğurda çok emek harcadı. Botter Apartmanı’nı fotoğrafladı, Botter’e ait Kalamış’ta yan yana iki ev daha bulunduğunu tespit etti. O zarif evler sahip değiştirmiş ve giriş katları kebapçı olmuştu.

Botter’le aynı yıllarda yaşamış olan Duhani, tam adıyla Johannes Theodorus Botter’i (27.04.1845 - 8.06.1917) Abdülhamit’in İstanbul’daki resmî terzisi olarak gösterir. Ben yaptığım yerel kaynak araştırmalarında Botter’in İstanbul’a ne zaman geldiği ve sarayla ilişkisinin nasıl başladığıyla ilgili bir bilgi bulamadım. Ancak 1881 tarihli ticari yıllıkta, ünlü Mir Frére & Cotterau atölyesinde makasdar olarak çalıştığını gördüm. Bugün Beyoğlu İstiklâl Caddesi’nin Tünel’e yakın tarafında yer alan 475- 477 numaralı Botter Apartmanı 1900 yılında İtalyan mimar Raimond D’aranco tarafından Art Nouveau stilinde inşa edilmişti. Binanın restorasyon planlarını hazırlayan yüksek mimar merhum Afife Batur, Botter zamanında binanın planını şöyle tarif eder: “Yedi katlı binanın giriş katında satış ve teşhir salonu bulunmaktaydı. Salondan çift taraflı, oval merdivenlerle bağlanan ve defile için kullanılan daire planlı bir asma kata çıkılırdı.” Binanın renkli camlarla yapılan vitray pencerelerine bakıldığında, insanı hayrete düşürecek kadar binayı modayla bağlayan ayrıntılar dikkati çeker. Daha binanın dış kapısının renkli camlarında kullanılmış elbise askıları görende moda algısını yaratır. Bütün bu ayrıntılar Botter’in mesleğini ne kadar önemsediğini, müşteri memnuniyetini kazanabilmek için her yolu denediğini gösterir.

Elbise askılarını çağrıştıran ana kapı demirleri

Botter’in, Padişah II. Abdülhamit’le kişisel bir dostluğu vardır. Padişahın 25. cülusunu kutlamalarındaki davete, kendisine bir çanta içinde tuvalet takımı hediye ederek katılmıştı. Parma atölyesinin sipariş defterinde görüldüğü üzere, padişaha dikilen elbisede bir hata olursa derhal Botter’e gönderilirdi. Botter, padişahın izni olmadan Avrupa’ya gidemezdi. Onun bu eşsiz hizmetlerine karşı Sultan Abdülhamit’in de kendisine Botter Evi’nin arazisini bağışladığı belgeler, padişahın ikametgâhı olan Yıldız Sarayı evrakı arasında bulunmuştur.

Hollandalı araştırmacımız Teddi Dods’a döndüğümüzde: Hollanda Millî Arşivi’nde ölümünden sonra tutulmuş bir dosya olduğu, içinde sipariş aldığı defterin sayfalarından birkaç tane bulunduğu bilgisini verdi. Teddi, Botter’in Hollanda’da doğduğu küçük balıkçı köyünü de ziyaret etmiş, ailesine ait fotoğraflar bulmuştu. Hayali, yaptığı araştırma sonuçlarını İstanbul’da bir galeride Botter adına sergileyebilmekti. Bütün çabalarına rağmen sergi açma konusunda başarılı olamadı. Topladığı malzemeyi “Bu konuyu aklıma sen soktun, sen bu konunun annesisin” diyerek bana bırakıp gitti.

Gerçekten, İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, Galata’da moda haftaları düzenlenirken tarihî bir modaevinin bir moda müzesine dönüştürülmesi ne güzel bir yaklaşım olurdu.

Ön cephe onarımından önce Botter Apartmanı

Botter Apartmanı’nda onarım çalışmaları yapan İBB Kültür Varlıkları Projeler Müdürlüğü’nün yetkili ismi Merve Gedik çalışmaların ne yazık ki ön cepheyle sınırlı kalmak zorunda olduğu bilgisini verdi: “Botter Apartmanı’nın mülkiyeti şahsa ait. Ön cephe İstiklal Caddesi’nde olduğundan ve caddedeki tarihî doku İBB’nin sorumluluk alanına girdiğinden, cephe konservasyon çalışması yapılabiliyor ancak. Akademik malzeme raporu doğrultusunda uygun yöntemlerle hassas temizlik; tabaka halinde kopmalara mikroenjeksiyon uygulaması; paslanmış demir aksama antipas uygulaması ile konservasyon ve bakım gerçekleştiriliyor, doğramalar su aldığı için değiştiriliyor.

İstanbul
Tarih
Mekan
Mimari
Beyoğlu
Pera
Botter Apartmanı
Terzi Botter
II. Abdülhamit
Hülya Tezcan
Sayı 007

BENZER

Sayısı 7 bin civarında tahmin edilen Yeşilçam filmlerinin yüzde 80’inde İstanbul rol almış. Eylül ayında yayımlanacak olan Türk Sinemasında İstanbul (İBB Yayınları) kitabı, koordinatörü Tunca Arslan’a göre, gerek kapsadığı konular gerek görsel zenginliğiyle "İstanbulluların ve İstanbul-sinema ilişkisini merak eden herkesin ilgisini çekecek."
Bir zaman makinesi olsa da 40-50 yıl öncesinin (belki daha da eski!) İstanbul’una gitsek dediğiniz olmadı mı hiç? Bazen bu güzelim kentin kıymetini bilemediğimizi düşünüp hayıflandığınız olmadı mı? Kaan Sezyum’un hayal gücü bizi ‘70’lerin İstanbul’una götürüyor; üstelik “elim” bir kaza sonucu geleceğin İstanbul’undan eski İstanbul’a yolu düşen Selim’in hikâyesi ile...
Cumhuriyet İstanbul’unun ilk kulüplerinden biri Karagümrük. İstanbul’un tarihî semtini 95 yıldır futbol sahasında temsil eden Kırmızı-Siyahlılar, bu sezon itibarıyla yeniden liglerin zirvesinde, Süper Lig’de mücadele ediyor. Yüz yaşına merdiven dayamış Karagümrük Kulübü’nün zorluklarla dolu hikâyesini spor tarihi araştırmacısı Fethi Aytuna’dan dinliyoruz.