İST'in dokuzuncu sayısı yayında!

Fotoğraf
Nihal Gündüz
14 Mart 2022 - 13:05

İstanbul’un yaşam kültürüne adanan İST; kentin zengin ve benzersiz tarihine ışık tutarken sosyal hayattan kültür sanata, mimariden sağlık ve eğitime pek çok alandaki güncel gelişmeleri takip ederek gelecek nesiller için güvenilir bir kaynak olmayı sürdürüyor. 

2022'nin ilk İST'i yine dopdolu.

Beklenen büyük Marmara depremi, İST'in yeni sayısında uzman görüşleri ve istatistikler eşliğinde masaya yatırılıyor. Bizans döneminden bu yana İstanbul'un tarihinde iz bırakan depremler de dosyanın öne çıkan bir başka bölümü. 

İST'te kadın hakları mücadelesinde bisikletin yeri ve önemini tarihten bugüne aktarıyor, "Çanakkale Cephesi'nde havacılar da vardı" diyor, radyonun ülkemize geliş yolculuğunu hatırlıyor, yaklaşan Ramazan'ı mahya geleneğini anlatarak selamlıyoruz. İstanbul'da su sporlarının geçmişine ve bugününe bakıyor, Yedikule bostanlarının bir dönemki şanına eski gazete yazılarıyla şahit oluyoruz. Muhsin Ertuğrul'a ve Sezai Karakoç'a saygı duruşunda bulunuyor, bir süre önce kaybettiğimiz "Türkiye'nin müzik antropoloğu" Hasan Saltık'ı dostlarının sözleriyle anıyoruz. 

Söyleşi maratonunda oyuncu Ahu Türkpençe, yeni neslin büyük bir ilgiyle takip ettiği komedyen Hasan Can Kaya, emektar sanatçımız Metin Akpınar, '90'lardan bu yana dillerden düşmeyen bestelere imza atan Kenan Doğulu ve Yeşilçam'ın yaşayan efsanesi Neşe Yulaç bizlerle. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise nihayet İST'e konuk oluyor ve Osmantan Erkır'ın sorularını Beyoğlu'nda, Aslıhan Sahaflar Çarşısı'nda, kitap kokusu eşliğinde yanıtlıyor.

Hepsi ve çok daha fazlası İST'in bahar sayısında!

İST
ist dergi
dergi
IBB
İstanbul
Kent Yaşamı
Tarih
Kültür Sanat
Eğitim
Mimari
Çevre
Mizah
Sayı 009

BENZER

İstanbul’un son yıllarda Orta Asya, Suriye ve Afganistan’dan aldığı göç, kentin coğrafyasına her şeyiyle yansıyor. Göç, ister iradi ister zorunlu gerçekleşmiş olsun, yeni bir yerde yeni bir yaşam inşa etmeye çalışan insanlar doğal olarak kendilerini cemiyetin parçası gibi hissetmeyi de umuyorlar. Tıpkı geride bıraktıkları memleketlerinde olduğu gibi. Uygur, Özbek, Arap, Türkmen ve Afgan restoranlarının yayılımı ve artışı bize bir şeyler anlatıyor. İstanbul, metropollerin doğasında olan çeşitliliğe ve renge adım adım kavuşurken, buraya göç eden topluluklar kendini “evlerindeymiş gibi” hissetmenin bir yolunu bulmuşa benziyor.
İstanbul’un tarihinde meşhur canavarlar vardır, Kasımpaşa Canavarı Hrisantos, Galata Canavarı Bıçakçı Petri gibi. Bunlar daha çok kabadayılık alt kültürünün tarihiyle alakalı isimlerdir. Bir de İstanbul’un folkloruna ve bu vesileyle tarihine geçmiş canavarlar, dev yılanlar ve ejderhalar söz konusudur ki bu yazıda onlardan bahsedilmektedir.
Galata, çok eskiden beri şehrin favori eğlence merkezlerinden biri. 16. yüzyılda semtte meyhaneler olduğunu, rakı- balık sofraları kurulduğunu biliyoruz. 20. yüzyıla doğru çalgılı meyhaneler dönemine giriliyor. Ondan beridir müziği susmuyor. Murat Meriç, kulüpler, barlar, meyhaneler, balozlar, küplü meyhaneler, konser mekânları, kafeler, şarkılar türkülerle Galata’nın müzikli tarihinin peşinde.