Her İstanbullunun kendisini bulduğu bir dergiyle buluşuyor olacağız

13 Temmuz 2020 - 14:51

Asya’ya, Avrupa’ya; iki kıtaya oturmuş ve keyifle dünyayı kendine hayran bırakıyor İstanbul. Şehr-i İstanbul iki deniz arasında, boğazı ile tarifsiz bir iz bırakıyor dünyaya, Haliç ile imzasını atıyor, adaları ile eşsiz manzaralar sunuyor. İstanbul doğası, maneviyatı, denizi, havası, suyu, çeşitliliği, inançları, toleransı ile dünyanın en güzel şehridir, enerjisidir, güneşidir, ilham kaynağıdır.

İstanbul’un derinliklerine yolculuk yapmak istiyoruz. Yolculuğumuz bazen binlerce yıl öncesinden olacak. Dünya tarihinin çok değerli bir kesitinin bu şehirde oluştuğunu hissettirmek istiyoruz. Dünya tarihi yazılırken yoğun bir mesainin İstanbul’da verildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ta Neolitik Çağ’dan verilerle medeniyetin öncü kalıntılarıyla komşuluk yapmanın sorumluluğunu paylaşan İstanbul, bu sorumluluğun bilinciyle sayfalarda yer alacak.

Asırlarca farklı medeniyetlere, inançlara başkentlik yapmış olan İstanbul, her milletin, inancın, bireyin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı’ya başkentlik yapan bu kadim kentin, tüm haşmeti ile dünyanın gözdesi, cazibe merkezi olma konumunu muhafaza etmesini sağlayarak İstanbul’da yaşamın, heyecanın yansıdığı derginin bir sonraki sayısını merakla bekleyeceğiz.

1453, yani bir çağ kapanırken yeni bir çağın açılmasını sağlayan, dünyanın gelmiş geçmiş en genç, eğitimli, bilgili, entelektüel hükümdarlarından olan Fatih Sultan Mehmet ile Osmanlı döneminin başlaması... “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu” dedirten bir Doğu-Batı sentezi... Avrupa değişimin etkisiyle sürecin lokomotifi olsa da, her konuda farklı bir medeniyet süreciyle yine tarih İstanbul’dan yazılmaya devam ediyor dedirten tarihsel serüveni bu sayfalardan heyecanla izleyeceğiz.

Cumhuriyet dönemi öncesinde işgal edilen İstanbul, Atatürk’ün önderliğinde bağımsızlık mücadelesi ile yeni bir dönemin Anadolu ve Trakya’da mayalanmasının, gelişmesinin de ilhamıdır. İstanbul’dan alınan ilhamla yolculuğa çıkılması bu şehrin insan zenginliği, kültürel, siyasal birikimiyle de ilgilidir. Gerek İstanbul’un gerekse İstanbul’dan yola çıkılarak verilen mücadelenin izleri, kilometre taşları bu sayfalarda sizinle buluşacak.

Bilinmelidir ki İstanbul’da yaşanan bir değişim Türkiye’yi, Türkiye Mezopotamya üzerinden Ortadoğu’yu değiştirir ve bu değişim dünyayı değiştirir. İşte dönüştürme gücü bu denli belirleyici olan İstanbul, gücünü, kültür-sanat derinliğinden, entelektüel dünyasından, inanç zenginliğinden, zamanın ruhunun bu topraklardaki yansımasından, geleceğe ışık tutan yaratıcılığından alıyor. Bu gücü bu sayfalardan aktarmak istiyoruz.

İstanbul geleceğin kuluçka merkezidir her konuda. İstanbul geçmişten geleceğe en sağlam geçişin tasarlanacağı köprüdür. Hiçbir sayfa eksik kalmaz bu şehirde; herkes, dünyanın her köşesi kendinden bir parça bulur. Her İstanbullunun kendisini bulduğu bir dergiyle buluşuyor olacağız.

İstanbul; hükümdarları, yöneticileri, mimarları, yazarları, şairleri, sanatçıları, düşünürleri ile muazzam bir geçmişe sahip. Bu muazzam deneyimi yarınları hazırlamak sorumluluğunda olan bizler; dünyanın her yerinden bilgi, birikim ve her alanda insan kaynağının aktarımlarıyla birleştirerek İstanbul’un kutsal mührü ile tekrar dünyaya servis etmek için yola çıktık.

Dergimiz, inanıyorum ki, nice yıllar iz bırakacak, çok değerli bir koleksiyona dönüşecek ve rehber bir kaynak olacaktır. İşte bu inançla şimdiden emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve ömrünün uzun, çok özel bir yayın hayatı olmasını diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Ekrem İmamoğlu
İST
ist dergi
İstanbul
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
IBB
Sayı 001

BENZER

Kentleri sular altında bırakan seller, şiddetli fırtınalar, hortumlar yeni normalimiz. Evet, Türkiye’de bile. Bu nedenle iklim krizi, artık yerel yönetimlerin gündemine giriyor.
Hezârfen “bin ilimli insan” demektir. Necip Sarıcı bu sıfatın yaşayan bir timsali: Ses mühendisi; sinema, belgesel film ve müzik yapımcısı; yönetmen, araştırmacı, fotoğrafçı, yazar, sergi küratörü, uzman koleksiyoner ve vakanüvis. Ayrıca birçok müzenin kurulmasına büyük katkıları olmuş bir kültür insanı. Meslek hayatında sayısız ödüle layık görülmüş başarılı bir iş insanı, harika bir aile babası ve tanımın hakkını tam olarak veren bir İstanbul beyefendisi, bir anıt insan.
Fatih Sultan Mehmet şehri fethederken, Cumhuriyet kurulurken, Galata Cenevizlileri göçüp giderken, bayramlar kutlanırken, yüzyıllar geçip giderken o hep buradaydı, yanı başımızda. Tarih içinde farklı görevler üstlendi. Yeri geldi zindan; yeri geldi müze, rasathane, yangın kulesi oldu. Gökhan Akçura, kuleye yaraşır bir ayrıntıcılık ve titizlikle “şehrin 1500 yıllık gözcüsü”nü İST okurları için yazdı.